AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru no. 44512/19
Kazım AVCI / Türkiye
Başkan
Jovan Ilievski,
Hâkimler
Péter Paczolay,
Davor Derenčinović,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Dorothee von Arnim’in katılımıyla 25 Mart 2025 tarihinde Komite olarak toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
1955 doğumlu ve Ankara’da tutuklu bulunan, Mahkeme önünde Ankara Barosuna kayıtlı Avukat F.N. tarafından temsil edilen bir Türk vatandaşı olan Kazım Avcı (“başvuran”) tarafından 20 Ağustos 2019 tarihinde İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesi uyarınca Türkiye Cumhuriyeti aleyhine Mahkemeye yapılan başvuruyu (no. 44512/19),
Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi eski Başkanı Hacı Ali Açıkgül tarafından temsil edilen Türk Hükümetine (“Hükümet”), Sözleşme’nin 3. maddesine ilişkin şikâyetin tebliğ edilmesine ve başvurunun geri kalan kısmının kabul edilemez olduğuna dair kararı,
tarafların beyanlarını dikkate alarak;
Gerçekleştirilen müzakereler sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir:
DAVA KONUSU
1. Başvuru, ağır engelli olan başvuran hakkında beş günlük oda hapsi şeklinde verilen disiplin cezasının infazına ilişkindir.
2. Sol bacağı proksimal femurdan ampute edilen başvuranın, tıbbi raporlarda %68 oranında engelli olduğu tespit edilmiştir. Başvuran, beyanlarına göre, beş kilogram ağırlığında protez kullanmakta ve bu protez eğilme ve diz çökme gibi hareketlerini ve duş alma ve temizlik gibi faaliyetlerini önemli ölçüde kısıtlamaktadır. Başvuran ayrıca hipertansiyon, fıtık ve depresyon gibi çeşitli kronik hastalıklardan muzdariptir.
3. Başvuran, 14 Aralık 2015 tarihinde, terör örgütü üyeliği (Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması) ve cumhuriyeti ve anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs şüphesiyle tutuklanarak Sincan F Tipi Ceza İnfaz Kurumuna yerleştirilmiştir.
4. Başvuran, 26 Nisan 2016 tarihinde, Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesinde (“Numune Hastanesi”) muayene edilmiş ve dokuz doktordan oluşan sağlık kurulu, başvuranın sağlık durumunu değerlendirerek cezasının infazının ertelenmesine gerek olmadığı sonucuna varmıştır.
5. Başvuran, 25 Aralık 2017 tarihinde, tehlikeli mahkûm olarak sınıflandırılmış ve engelli mahkumlar için tahsis edilmiş üç kişilik koğuşa yerleştirilmiştir. Hükümet tarafından sağlanan bilgilere göre, başvuranın tutulduğu oda her katta 25 metrekare olmak üzere toplam 50 metrekare büyüklüğündedir ve 50 metrekare büyüklüğünde bir havalandırma bahçesi vardır. Oda, engelli mahkûmların ihtiyaçları dikkate alınarak tasarlanmış ve başvuranın temel ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için yatağı, banyo ve mutfağın bulunduğu alt kata taşınmıştır. Banyo, tuvalet ve lavabo tekerlekli sandalyeye bağlı kişiler tarafından kullanılabilecek şekilde düzenlenmiştir. Odada ayrıca, basıldığında cezaevindeki sağlık görevlilerini uyaran bir acil durum butonu da bulunmaktadır.
6. Cezaevi idaresi, başvuranın talebi üzerine, 26 Ocak 2018 tarihinde, aynı cezaevinde tutuklu bulunan damadını başvuranın odasına yerleştirme kararı almıştır. Başvuranın engeli ve eşlik eden kronik hastalıkları nedeniyle günlük ihtiyaçlarını ve kişisel bakımını yerine getirmede zorluklar yaşayabileceğini ve damadının kendisine yardım edeceğini beyan ettiğini belirtmişlerdir. Belirtilmeyen bir tarihte, üçüncü bir tutuklu aynı odaya yerleştirilmiştir.
7. Bu süreçte, 18 Ocak 2018 tarihinde, ilaçlarının kendisine verilmesi sırasında cezaevi personeline yönelttiği bazı sözler nedeniyle, cezaevi personelini tehdit ettiği gerekçesiyle başvuran hakkında beş gün oda hapsi disiplin cezası verilmiştir. Başvuran, infaz hâkimliği önünde bu karara itiraz ederek, oda hapsi disiplin cezasının infazının, tek başına tutulması halinde zorluklarla karşılaşabileceği yönündeki cezaevi idaresinin kararıyla çeliştiğini ve sağlık ve yaşam hakkının ihlalini teşkil edeceğini ileri sürmüştür.
8. Ankara Batı İnfaz Hâkimliği, 21 Mart 2018 tarihinde, başvuranın dile getirdiği tehditkâr sözler göz önüne alındığında, disiplin cezasının hukuka uygun olduğu gerekçesiyle başvuranın itirazını reddetmiştir. Ağır Ceza Mahkemesi, 16 Mayıs 2018 tarihinde, başvuranın beyanlarını yineleyerek çevresini temizleyemediğini ve tek başına duş alamadığını eklediği itirazının reddine karar vermiştir.
9. Başvuran, 28 Haziran 2018 tarihinde Numune Hastanesinde sağlık kurulu tarafından muayene edilmiştir. Kurul tarafından hazırlanan sağlık raporunda, başvuranın beş günlük oda hapsi cezasının infazını engelleyecek psikiyatrik bir neden bulunmadığı belirtilmiştir.
10. Başvuranın disiplin cezası 2-7 Temmuz 2018 tarihleri arasında infaz edilmiştir. Hükümete göre, başvuran bu beş gün boyunca kendi odasında kalmış, diğer iki mahkûm ise geçici olarak başka bir odaya nakledilmiştir.
11. Bu süreçte, 29 Mayıs 2018 tarihinde başvuran, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunarak, cezaevi idaresinin, engelinin yalnız kalmasına izin vermediğini kabul etmesine rağmen disiplin cezasının infaz edilmesiyle yaşam ve sağlık hakkının ihlal edildiği konusunda şikâyette bulunmuştur. Anayasa Mahkemesi, 18 Şubat 2019 tarihli kararıyla, başvuruyu kötü muamele yasağı açısından incelemiş ve açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle reddetmiştir. Bu karar, 21 Şubat 2019 tarihinde başvurana tebliğ edilmiştir.
12. Başvuran, disiplin cezasının infazının kötü muamele teşkil ettiğini ve Sözleşme’nin 3. maddesini ihlal ettiğini ileri sürmüştür. Ulusal makamlar, başvuranı beş gün boyunca oda hapsinde tutarak, temel ihtiyaçlarını tek başına karşılamakta zorluk çekeceği yönündeki kendi kararlarına uygun hareket etmemişlerdir. Başvuran, engeli dolayısıyla başka bir kişinin yardımı olmadan duş alamadığı, bel seviyesinin altındaki eşyalara ulaşamadığı ve çevresini temizleyemediği için tek başına kalmak zorunda kaldığı süre boyunca büyük zorluklar yaşamıştır.
MAHKEMENİN DEĞERLENDİRMESİ
13. Hükümet, başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle Mahkemeyi başvuruyu kabul edilemez bulmaya davet etmiştir. Hükümet bu kapsamda, başvuranın 2-7 Temmuz 2018 tarihleri arasında, genel olarak oda hapsi disiplin cezasının infazı için kullanılan izole bir odaya yerleştirilmediğini, daha önce ihtiyaçlarına göre düzenlenmiş olan üç kişilik kendi odasında kaldığını ve kendisiyle birlikte kalan diğer mahkûmların bu beş günlük süre için başka odalara nakledildiğini belirtmiştir. Başvuran, söz konusu süre zarfında herhangi bir sağlık sorunu yaşamamış, eşi, kızı ve avukatı tarafından ziyaret edilmiş ve kendisinin havalandırma bahçesine erişimine izin verilmiştir. Dolayısıyla, somut davadaki maddi koşullar, Mahkemenin engelli tutukluların tutukluluk koşullarına ilişkin önceki kararlarında değerlendirilen koşullarla kıyaslanamayacak kadar iyidir. Ayrıca, sağlık kurulları tarafından düzenlenen raporlarda, başvuranın cezasının ve disiplin cezasının infazının ertelenmesine gerek olmadığı kanaatine varıldığı dikkate alındığında, başvuranın oda hapsi cezası sağlık durumuna uygundur. Son olarak, Hükümet, başvuranın odasının koşulları ve tutukluluğu süresince kendisine sağlanan tıbbi tedavi hakkında ayrıntılı bilgi vererek, başvuranın tutukluluğu için uygun koşulların ulusal makamlar tarafından sağlandığını belirtmiştir.
14. Başvuran, odada tek başına kalmak zorunda olduğu beş günlük süre boyunca, yemeğini yere döktüğünü, etrafını temizleyemediği için bunun kötü kokuya neden olduğunu ve böcekleri çektiğini belirtmiştir. Başvuran ayrıca, protezini çıkarması gerektiğinden duş alırken başka bir kişinin yardımına ihtiyaç duymuştur. Düşmesi halinde oda duvarının üst kısmında bulunan acil durum butonuna ulaşması mümkün değildi. Son olarak, başvuran havalandırma bahçesini günde sadece bir saat kullanabilmekteydi.
15. Mahkeme, başvuranın 3. madde kapsamındaki şikâyetinin sadece bu dönemdeki oda hapsinin engeliyle uyumsuz olduğu iddiasına ilişkin olması nedeniyle, davaya ilişkin değerlendirmesini 2-7 Temmuz 2018 tarihleri arasındaki tutukluluk koşullarıyla sınırlı tutacaktır.
16. Mahkeme, kötü muamelenin Sözleşme’nin 3. maddesi kapsamına girebilmesi için asgari bir ağırlık düzeyine ulaşması gerektiğini yineler. Bu asgari ağırlık düzeyi; muamelenin süresi, fiziksel ve zihinsel etkileri, bazı durumlarda mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık durumu gibi davanın tüm koşullarına bağlıdır (bk. Muršić/Hırvatistan [BD], no. 7334/13, § 97, AİHM 2016).
17. Sözleşme’nin 3. maddesi, tutukluların tutukluluk koşullarının insan onuruna saygıyla uyumlu olmasının, tedbirin infaz şeklinin ve yönteminin, tutukluları tutuklama işleminin özünde var olan kaçınılmaz acı seviyesini aşan bir yoğunlukta sıkıntıya veya zorluğa maruz bırakmamasının ve hapis cezasının uygulama gerekleri dikkate alındığında, tutukluların sağlık ve refahının yeterli bir şekilde güvence altına alınmasının Devlet tarafından sağlanmasını gerektirmektedir. Yetkililerin engelli bir kişiyi tutuklamaya ve sürekli tutmaya karar vermeleri halinde, bu kişinin engelinden doğan özel ihtiyaçlarına uygun koşulların sağlanması konusunda özellikle özen göstermeleri gerekmektedir (bk. Grimailovs/Letonya, no. 6087/03, §§ 150-51, 25 Haziran 2013 ve Asalya/Türkiye, no. 43875/09, § 50, 15 Nisan 2014 bu kararda yer alan diğer atıflar).
18. Oda hapsi cezası şeklindeki disiplin tedbiri tek başına Sözleşme’nin 3. maddesinin gerekliliklerinin ihlalini teşkil etmeyebilir. Yukarıdaki hüküm kapsamında sorgulanabilecek husus, daha ziyade cezanın uygulanmasının orantılılığı ve oda hapsinin koşullarıdır (bk. Ramishvili ve Kokhreidze/Gürcistan, no. 1704/06, § 82, 27 Ocak 2009).
19. Somut davada, başvuranın beş günlük oda hapsi cezasının, ilgili dönemde tutulduğu odada infaz edildiği taraflarca ihtilaf konusu edilmemiştir. Hükümetin beyanlarına göre, odanın alt katı 25 metrekaredir ve havalandırma bahçesine erişim sağlamaktadır. Başvuranın yatağı, mutfağa ve tekerlekli sandalyeye bağımlı tutukluların kullanımı için uyarlanmış olan banyoya yakın bir yere yerleştirilmiştir. Odada ayrıca acil durum butonu da bulunmaktadır. Başvuranın odanın fiziksel koşullarına ilişkin -düşme durumunda acil durum butonuna erişilemeyeceği iddiası dışında- herhangi bir şikâyetinin bulunmaması nedeniyle, Mahkeme bu koşulların tesis edildiği kanaatindedir.
20. Mahkeme, başvuran hakkında uygulanan disiplin cezasından birkaç gün sonra, cezaevi yönetiminin, başvuranın engeli nedeniyle tek başına tutulmasının kendisine bazı zorluklar çıkarabileceğini kabul ederek, başvuranın talebi üzerine damadını aynı odaya yerleştirdiğini göz ardı etmemektedir. İcra hâkimliğinin veya Ağır Ceza Mahkemesinin, başvuranın disiplin cezasına karşı yaptığı itirazları reddederken, disiplin cezasının uygulanması ile idarenin başvuranın durumuna ilişkin yukarıda belirtilen tespiti arasında var olduğu iddia edilen -başvuran tarafından bu mahkemeler önündeki yargılamalarda dile getirilen- tutarsızlığa ilişkin açık bir değerlendirme yapmadıkları doğrudur. Buna karşın, ulusal mahkemeler tarafından belirli bir gerekçe sunulmamasına rağmen, Mahkeme, ulusal makamların başvuranın tıbbi ihtiyaçları karşısında pasif kalmadıklarını ve yukarıda belirtildiği üzere, daha önce ihtiyaçlarına göre uyarlanmış olan kendi odasında cezasının infaz edilmesini sağlayarak engelinin ortaya çıkardığı ihtiyaçlarının giderilmesi için çaba sarf ettiklerini tespit etmiştir (Price/Birleşik Krallık, no. 33394/96, § 25, AİHM 2001-VII ve karşılaştırınız Todorov/Bulgaristan (k.k.), no. 8321/11, §§ 62-70, 12 Şubat 2013).
21. Mahkeme, söz konusu beş günlük süre zarfında, başvuranın duş almakta ve bulunduğu ortamı temizlemekte zorlanmış olabileceğini kabul etmektedir. Bununla birlikte, Mahkeme ayrıca başvuranın söz konusu zorluğun boyutuna ilişkin herhangi bir beyanda bulunmadığını da not etmektedir. Bu kapsamda, başvuran, odasında bulunan ve engellilerin kullanımına uygun hale getirilmiş banyoda, söz konusu dönemde kişisel hijyenini tamamen sağlayamadığını iddia etmemiş, duş almak için başkalarına muhtaç olduğunu ve tek başına duş alması halinde düşme riski bulunduğunu ileri sürmüştür. Başvuran acil durum butonunun duvarda yüksek bir yere yerleştirilmesi nedeniyle erişilemez olduğundan şikâyetçi olsa da, söz konusu beş günlük süre zarfında düştüğünü ve butona ulaşmakta zorluk çektiğini iddia etmemiştir. Başvuran, tuvalet imkânlarına erişimiyle ilgili olarak yaşadığı herhangi bir spesifik zorluğu dile getirmemiştir ( karşılaştırınız Price, yukarıda anılan, § 28 ve Asalya, yukarıda anılan, § 51). Başvuran ayrıca, bu süre zarfında duş alamamasının veya ortamını temizleyememesinin ruhsal veya fiziksel sağlığını etkilediğini veya bu süre zarfında odasında yalnız kalmasının sağlık durumunun bozulmasına yol açtığını da kanıtlayamamıştır (karşılaştırınız Turzynski/Polonya (k.k.), no. 61254/09, § 41, 17 Nisan 2012 ve Todorov, yukarıda anılan, § 69). Mahkeme ayrıca bu bağlamda, başvuranın odasında hareket edebildiğini ve ziyaretçi kabul edebildiği için cezaevinde belirli bir hareket kabiliyetine sahip olduğunu (karşılaştırınız Grimailovs, yukarıda anılan, § 160) ve günde en az bir saat havalandırma bahçesini kullanabildiğini (yukarıda anılan Ramishvili ve Kokhreidze, § 85) gözlemlemektedir.
22. Başvuranın oda hapsi süresince duş alamadığı ve yerleri temizlemek için diz çökememesi nedeniyle biraz kiri kabul etmek zorunda kaldığı farz edilse bile, Mahkeme bu zorlukların beş günlük bir süreyle sınırlı olduğunu ve başvuranın tutukluluğunun geri kalanında sıhhi tesislerin erişilebilirliğine ilişkin herhangi bir şikâyette bulunmadığını belirtmek durumundadır (karşılaştırınız Grimailovs, yukarıda anılan, § 158). Söz konusu sürenin kısa olması, odanın fiziksel koşulları ve disiplin cezasının infazını başvuranın ihtiyaçlarına uygun hale getirmek için ulusal makamlar tarafından yapılan düzenlemeler göz önünde bulundurulduğunda, Mahkeme, başvuranın beş günlük oda hapsi sırasında yaşadığı sıkıntıların Sözleşme’nin 3. maddesinin gerektirdiği ağırlık düzeyine ulaştığının kabul edilemeyeceğini tespit etmiştir.
23. Dolayısıyla, somut başvuru açıkça dayanaktan yoksun olup, Sözleşme’nin 35 §§ 3 (a) ve 4 maddesi uyarınca reddedilmelidir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar, İngilizce olarak tanzim edilmiş ve 2 Mayıs 2025 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Dorothee von Arnim Jovan Ilievski
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan