(AİHS m. 11, 41, 44)
Karar Tarihi: 02.10.2001
Başvuru no: 29221/95
USUL
1. Bu dava, Bay Boris Stankov ve İlinden Birleşik Makedonlar Derneği tarafından İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesinin eski 25. maddesi çerçevesinde İnsan Hakları Avrupa Komisyonuna Bulgaristan Cumhuriyetine aleyhine yaptıkları iki başvurudan (29221/95 ve 29225/95) kaynaklanmıştır. Başvurular 29 Temmuz 1994 tarihlidir. 1994 ve 1997 tarihleri arasında ek başvurular yapılmıştır (bk. Komisyonun 21 Ekim 1996 tarihli kısmi ve 29 Haziran 1998 tarihli kabuledilebilirlik kararı).
2. Başvurucular, Sandanskide ikamet eden ve bir dönem başvurucu derneğin başkanlığını yapmış bir Bulgaristan vatandaşı olan Bay I.K. Ivanov tarafından temsil edilmişlerdir. Haziran 1998de Bay Ivanovun kendisi de, Strasburgda avukatlık yapan Bay L. Hinckeri avukat olarak tayin etmiştir. Bay Hincker ilk yazışmasını 19 Haziran 1998de yapmış olmakla birlikte, duruşmaya kadar yargılamaya katılmamıştır (bk. aşağıda parag. 7).
Bulgaristan Hükümeti, Adalet Bakanlığından Bayan G. Samarası temsilci olarak görevlendirmiştir.
3. Başvurucular 31 Temmuz 1994, 22 Nisan, 30 Temmuz 1995 ve 20 Nisan ve 2 Ağustos 1997 tarihlerinde yapmak istedikleri anma toplantılarına yetkili makamların izin vermemiş olmaları nedeniyle Sözleşmenin 11. maddesinin ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.
4. Komisyon kendisine yapılan başvuruları 21 Ekim 1996 tarihinde kısmen kabuledilemez bulmuş, başvuruların kalan kısmının 29 Haziran 1998de kabuledilebilir olduğuna karar vermiştir. Komisyon incelemesini 1 Kasım 1999 tarihine kadar bitirememiş olması nedeniyle dosyayı Sözleşmeye ek 11. Protokolün 5(3) fıkrasının ikinci cümlesine uygun olarak, Mahkemeye devretmiştir.
5. Başvurular, Mahkemenin Birinci Dairesine gönderilmiştir (Mahkeme İçtüzüğü md. 52(1)). Davaya bakacak heyet (Sözleşme md. 27(1)) İçtüzüğün 26(1). fıkrasına uygun olarak, bu Dairenin kendi içinden oluşturulmuştur.
6. 9 Mayıs 2000 tarihli yazıyla, taraflar 30 Haziran 2000 tarihinden önce esas hakkından mütalaalarını sunmaya davet edilmişlerdir.
Başvurucular 22 Haziran 2000 tarihli yazıyla kısaca esas hakkındaki mütalaalarını sunmuşlardır. Hükümet ise savunmasını 25 Temmuz 2000 tarihinde sunmuştur.
7. Duruşmanın 12 Eylül 2000 tarihinde yapılması planlanmış, fakat Hükümetin talebi üzerine ertelenerek 17 Ekim 2000 tarihinde Strazburgda İnsan Hakları Mahkemesi binasında yapılmıştır (İçtüzük 59(2)).
8. 24 Ekim 2004 tarihinde başvurucuların avukatı, duruşmada ileri sürdüğü adil karşılık talepleri hakkında yazılı görüşünü vermiştir. Hükümet buna 29 Aralık 2000 tarihinde cevap vermiştir.
DAVANIN ESASI
I. Dava konusu olaylar
9. Bundan sonra başvurucu veya Ilinden diye geçecek olan Ilinden Birleşik Makedonlar Derneği, Pirin bölgesi veya coğrafi olarak Pirin Makedonyası olarak bilinen Bulgaristanın Güneybatısında kurulmuş bir dernektir.
Bay Boris Stankov 1926 doğumlu bir Bulgar vatandaşı olup, Petrichde yaşamaktadır. Bay Stankov, olayların geçtiği tarihte başvurucu derneğin şubelerinden birinin başkandır.
A. Davanın ardalanı
1) Başvurucu derneğin kuruluşu ve feshi
10. Ilinden Birleşik Makedonlar Derneği 14 Nisan 1990 tarihinde kurulmuştur. Tüzük ve programına göre derneğin amacı, Bulgaristandaki tüm Makedonları bölgesel ve kültürel bir zeminde birleştirmek ve Bulgaristanda Makedon azınlığının tanınmasını sağlamaktır. Tüzüğün 8 ve 9. maddelerinde derneğin Bulgaristanın toprak bütünlüğün saygı göstereceği ve şiddete, kaba güce, gayri insani ve yasa dışı yollara başvurmayacağı belirtilmiştir.
Başvurucuların Mahkeme önündeki savunmalarına göre başvurucu derneğin temel faaliyeti, Bulgaristan Makedonları için önemli tarihsel olayları anılması için anma toplantıları düzenlemektir. Dernek belirli olmayan bir dönemde bir gazete de çıkarmıştır.
11. Ilinden 1990 yılında tescil için başvurmuş, fakat bu talebi reddedilmiştir. Tescil davası sırasında Blagoevgrad Bölge Mahkemesi ile Yüksek Mahkeme, derneğin tüzüğünü, programını ve diğer yazılı belgeleri incelemişlerdir.
12. Bu mahkemeler Temmuz 1990, Kasım 1990 ve Mart 1991 tarihlerinde verdikleri kararlarda, ulusal ve etnik düşmanlığı tahrik eden başvurucu derneğin amaçlarının ulusal bütünlüğüne karşı olduğu ve Bulgaristanın toprak bütünlüğü için tehlikeli olduğu sonucuna varmışlardır. Bu nedenle derneğin tescilinin, o sırada yürürlükte olan 1971 Anayasasının 3, 8 maddeleri ile 52(3). fıkrasına aykırı olacağını düşünmüşlerdir. Derneğin amaçları arasında, özellikle Makedonyanın siyasal gelişmesi ve bağımsız, birleşik bir Makedonya Devleti kurulması gibi amaçlar yer almıştır. Dahası başvurucu dernek Yüksek Mahkemeye yaptığı başvuruda, Makedonya halkının Bulgar, Yunan veya bir Sırp yönetimini kabul etmeyeceklerini ifade etmiştir. Derneğin tüzüğünde yer alan Bulgaristanın toprak bütünlüğüne saygı göstereceği şeklindeki resmi beyanın, derneğin diğer belgeleriyle uyuşmadığı görülmektedir.
13. Yüksek Mahkeme 11 Mart 1991 tarihli kararda, başka şeylerin yanında, şöyle demiştir:
Alt mahkemeler yerinde olarak, başvurucu derneğin tüzük ve programındaki amaçlarının ulusal bütünlüğü karşı olduğunu ortaya koymuşlardır... Dosyadaki belgeler, derneğin Bulgaristan halkı arasında ve özellikle belirli bir bölgede, Makedonyacılık fikirlerini yaymaya çalıştığını göstermektedir. Bu fikirler Bulgaristan halkının milliyetsizleşmesini ve Makedon halkına dönüşmesini öngörmektedir... Dolayısıyla başvurucu dernek ulusal bütünlüğe karşı olup, Anayasanın (1971) 35(3). fıkrasına göre yasaklanmıştır.
14. Başvurucu derneğin söz konusu dönemde başkanlarının değiştiği ve iç çatışmalar yaşadığı anlaşılmaktadır. Derneğin şubeleri veya ayrı bölümleri arasında görüşlerde ve faaliyetlerde farklılıklar olmuştur.
2) Söz konusu dönemden önceki toplantılar
15. Başvurucu dernek ilk toplantısını 22 Nisan 1990da Rozhen Manastırındaki Yane Sandanskinin mezarı başında düzenlemiştir.
16. Başvurucu dernek 20 Nisan 1991 tarihinde Rozhen Manastırnda bir anma toplantısı düzenlemiştir. Toplantıya katılanlar Bulgaristan Cumhurbaşkanına ve Parlamentosuna hitaben bir bildiri kabul etmişlerdir. Bu bildiride şöyle denmektedir:
1. Yoksun bırakıldığımız azınlık haklarımız, azınlıklar hakkında yapılan uluslararası anlaşmalara uygun olarak teminat altına alınmalıdır.
(Taleplerimiz:)
2. Pirin Makedonyasındaki tüm okullarda Makedon dili, tarihi ve kültürü dersleri konulması.
3. Makedon dilinde radyo ve televizyon yayını ...
....
5. Makedon kültürünün yok edilmesine ve asimilasyon uygulamalarına bir son verilmesi.
6. Makedon dilinde yayın yapma hakkı ...
7. ... Makedonya kilisesinin bağımsız olması
8. Pirin Makedonyasındaki bütün Bulgar siyasi partilerinin kapatılmaları veya isimlerinin önüne Makedon kelimesinin koyulması ve Makedon halkının ulusal haklarını savunmaları.
...
14. Pirin Makedonyasına tam ekonomi, kültürel ve siyasal özerklik verilmesi ve Bulgar işgal ordularının Pirin Makedonyasından çekilmeleri ...
...
16. Bulgaristan Hükümetinin taleplerimize olumlu cevap vermemesi halinde, Ilinden Balkanlar ve Avrupadaki barışın devamı ve Bulgar, Sırp, Yunan, Arnavut milliyetçiliği yüzünden ortaya çıkacak bir askeri çatışmanın engellenmesi için Birleşmiş Milletlere, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği (Konferansı)na, Avrupa Parlamentosuna, büyük devletlere, şu taleplerle başvuracaktır: Bulgaristan, Sırbistan ve Yunanistan arasında 20 Nisan 1912 tarihli ayrılıkçı askeri birliğin feshi, ... Makedonyanın Birleşmiş Milletler himayesinde Büyük Devletlerin koruması altında birleştirilmesi .....
17. 1998 yılında bölgedeki bir emniyet müdürü tarafından hazırlanan ve Hükümet tarafından Mahkemeye sunulan bir rapora göre, 22 Nisan 1990 ve 20 Nisan 1991 tarihli toplantılarda şiddetli Bulgaristan karşıtı açıklamalar yapılmıştır. Özellikle 22 Nisan 1990da Makedon azınlığının tanınmasını, kültürel özerklik verilmesini isteyen bir bildiri okunmuştur. Rapor, bu toplantıda herhangi bir olay çıktığından bahsetmemektedir.
Raporda açıklandığı gibi 20 Nisan 1991 tarihinde 300 ile 350 arasında Ilinden taraftarı, 4000 kişinin Yane Sandanskiyi anmak için bir araya geldikleri resmi toplantıya katılmışlardır. Ayrı bir platformda duran Ilinden taraftarları, iddiaya göre polisi yuhalamışlar ve ıslık çalmışlar, Bulgarları barbar, işgalci, köleci olarak nitelendirmişler ve bölgeyi terk etmeye çağırmışlardır. Raporda ayrıca şok edici bir olayın meydana geldiği söylenmektedir: Önde gelen politikacılardan biri olan Bay B.nin yüzüne bira dökülmüştür. Rapora göre polis memuru başka bir sürtüşmenin meydana gelmesini önlemiştir.
Raporda şu sonuca varılmaktadır.
... Ilinden tarafından düzenlenen toplantılar provakatiftir. Olay çıkma riski vardır. Bu nedenle 1992den bu yana bölgedeki idari makamlar genel olarak bu tür toplantıların düzenlemesine izin vermemektedirler. Kanun hakimiyetinin sağlanması amacıyla, polisten ve savcılıktan yardım istenmektedir.
18. Başvurucular, 1990 ve 1994 yılları arasında başvurucu derneğin faaliyetlerini engellemeye çalışan birçok polis operasyonu düzenlendiğini ve bireysel hareketler gerçekleştiğini gösteren fotoğrafların kopyalar, yeminli tanık ifadeleri ve beyanları sunmuşlardır.
Başvurucular ayrıca, Ilindeni Bulgar ulusal sembollerini haksız olarak kullanmakla suçlayan, liderlerini eğitimsiz ve zihinsel hasta olarak gösteren ve Bulgaristanda Makedon bir azınlığın varlığını inkar eden gazete makaleleri sunmuşlardır. Başvurucular bu makalelerin, Bulgaristanda yetkililer tarafından olaylar çarpıtılmak suretiyle oluşturulan kamuoyu düşüncesini yansıttığını iddia etmişlerdir.
B. Söz konusu dönemde toplantı düzenlenmesine karşı yasaklamalar
1) Temmuz 2004de meydana gelen olaylar
19. Bay Stankov başvurucu derneğin Petrich şubesinin başkanı olarak, 1994 yılının Temmuz ayında Petrich mülki amirinden 31 Temmuz 1994 tarihinde Samuilova krepost bölgesinde tarihi bir olayı anma toplantısı düzenlemek için izin istemiştir. Bu izin talebi 13 Temmuz 1994de mülki amir tarafından reddedilmiş, fakat herhangi bir gerekçe gösterilmemiştir. Başvurucu dernek bu karara karşı Petrich İlçe Mahkemesine başvurmuş, bu mahkeme talebi 16 Temmuz 1994 tarihinde başvuruyu reddetmiştir. İlçe Mahkemesi, başvurucu derneğin yasaklanmış bir dernek olması nedeniyle gösterilerin kamu düzenini ve başkalarının hak ve özgürlüklerini tehlikeye sokacağına dair duyulan kaygının sağlam bir temele dayandığını belirtmiştir.
28 Temmuz 1994de başvurucu derneğin temsilcisi Bay İvanov ve diğer bir kişi polis tarafından Samuilova krepostda yapılacak resmi geleneksel fuardan uzak durmaları konusunda uyaran yazılı uyarılar almışlardır. Uyarılarda bunların mevcut yasal düzenlemelere dayandığı belirtilmiştir.
20. 31 Temmuz 1994de başvurucu dernek üyelerinin bir kısmı (başvuruculara göre 120-150 arası), Samuilova krepost bölgesine yaklaşmayı denemişler, fakat ağır silahlı polisler yollarını kesmiştir; ancak yetkililer bu olayı reddetmektedirler.
Hükümet, bölgenin kordon altına alınarak kapatıldığı iddiasının açıkça temelsiz olduğunu savunmuştur.
2) Nisan 1995 olayları
21. Başvurucu dernek 10 Nisan 1995 tarihinde Sandanski mülki amirinden 22 Nisan 1995 tarihinde Rozhen Manastırındaki Yane Sandanskinin mezarı başında ölümünün sekseninci yılı nedeniyle bir toplantı düzenlemek için izin istemiştir.
Bu talep başvurucu derneğin mahkemeler tarafından gerekli şekilde tescil edilmemiş olduğu gerekçesiyle 14 Nisan 1995 tarihinde reddedilmiştir. Başvurucu dernek 15 Nisan 1995 tarihinde, diğer iddialarının yanında Makedon halkının uluslararası hukuk ihlal edilerek kültürel yaşamını geliştirme hakkından bırakıldığı iddiasıyla Sandanski İlçe Mahkemesine başvurmuştur. İlçe Mahkemesi bu başvuruyu hiçbir zaman incelememiştir.
22. 22 Nisan 1995de Sandanski Belediyesi Yane Sandanskinin ölüm yıl dönümünü anmak için resmi bir tören düzenlemiştir. Bu tören bu kişinin Rozhen Manastırındaki mezarı başında yapılmıştır. Tören sabah saat 10:00da başlamıştır.
Başvurucuların iddiasına göre polis, 22 Nisan 1995 günü Rozhen Manastırına giden bir grup taraftardan arabalarını komşu Melnik şehrinde bırakmaları istenmiş ve bu kişiler manastıra yerel otobüslerle nakledilmişlerdir. Burada mezarı ziyaret etmelerine, bir çelenk bırakmalarına ve mum yakmalarına izin verilmiştir. Bununla birlikte taşıdıkları pankartları, bayrakları ve yanlarında getirdikleri müzik aletlerini bölgeye götürmelerine ve mezarda konuşma yapmalarına izin verilmemiştir. İddiaya göre polis, çelenge bağlı olan kurdeleyi yerinden çıkarmıştır. Bunun üzerine katılımcılar, manastırın yanında müziksiz olarak anma toplantısı yapmışlardır.
3) Temmuz 1995 olayları
23. Başvurucu dernek Temmuz 1995de, önceki yılda olduğu gibi Petrich civarında bir tarihi alan olan Samuilova krepost bölgesinde 30 Temmuz 1995de bir anma toplantısı yapmak için izin istemiştir. 14 Temmuz 1995 tarihinde Petrich mülki amiri herhangi bir sebep göstermeksizin bu talebi reddetmiştir. Başvurucu derneğin mahkemeye başvurması üzerine bu karar, 18 Temmuz 1995 tarihinde Petrich İlçe Mahkemesi tarafından onaylanmıştır. İlçe Mahkemesinin göre Ilindenin 30 Temmuz 1995 tarihinde Samuilova krepost bölgesinde yapacağı anma toplantısı, kamu düzenini bozabilir.
4) Nisan 1997 olayları
24. Başvurucu dernek 8 Nisan 1997de, Sandanski mülki amirine ve yerel polise, 20 Nisan 1997 tarihinde Rozhen Manastırında Yane Sandanskinin ölüm yıldönümünü anmak için toplantı hazırlıkları içinde olduğunu bildirmiştir. Başvurucu dernek mülki amire gönderdiği yazıda, Bulgaristanda bir Bulgar ulusal kahramanı olarak kabul edilen Yane Sandanskinin aslında Makedonyanın bağımsızlığı için Türk egemenliğine ve Bulgar zulmüne karşı mücadele eden bir Makedon savaşçı olduğunu ifade etmiştir.
Mülki amir 11 Nisan 1997de başvurucu derneğin izin talebini reddetmiştir. Mülki amir bu red yazısında, 4 Nisan 1995 tarihinde aynı tarihi alanda anma toplantısı yapmak için oranın lise müdürü tarafından izin istenmiş olduğunu ifade edilmiştir. Mülki amir ayrıca, anma toplantısının okul ve idare tarafından ortaklaşa düzenleneceğini ve herkesin bireysel olarak gelebileceğini ifade etmiştir.
25. Ilinden 15 Nisan 1997de mülki amirin red işlemine karşı, ayrı bir etnik topluluk olan dernek üyelerine ulusal kahramanlarının mezarı başında toplantı yapma izni verilmediği gerekçesiyle, Sandanski İlçe Mahkemesine başvurmuştur.
17 Nisan 1997 tarihinde İlçe Mahkemesi başkanı, başvurunun tescil edilmemiş bir dernek adına yapılmış olması nedeniyle, dosyanın esastan incelenmemesine karar vermiştir.
26. Bu kararın başvurucu derneğe tebliğ tarihi belli değildir. Başvurucular önce başvurularına bir cevap alamadıklarını iddia etmişler, fakat daha sonra Komisyona 5 Mayıs 1997de verdikleri dilekçede, bu karardan 17 Nisan 1997 tarihinde haberdar olduklarını belirtmişlerdir.
27. Başvurudaki eksiklikler, yasa tarafından tanınan yedi günlük süre içinde giderilmediğinden, Bölge Mahkemesi Başkanı davanın düşmesine karar vermiştir. Bu karar başvurucu derneğe 13 Ağustos 1997 tarihinde tebliğ edilmiştir.
28. Başvurucuların iddiasına göre polis, 20 Nisan 1997 tarihinde bir grup dernek taraftarının Rozhen Manastırına yaklaşmalarını engellemiş ve iki kişide kötü muameleye uğramıştır. İddialarına göre 20 Nisan 1997 tarihinde oradaki okuldan yalnız otuz öğrenci ve iki öğretmen Rozhen Manastırına gelmişlerdir. Öğrenciler polis eşliğinde bir çelenk bırakmışlar ve iki dakika sonra alanı terk etmişlerdir.
5) Temmuz ve Ağustos 1997 olayları
29. 14 Temmuz 1997 tarihinde Bay Stankov derneğin Petrich şubesinin başkanı olarak, 2 Ağustos 1997 tarihinde Petrich yakınlarındaki Samuilova krepost bölgesinde yapılacak bir anma toplantısı için izin istemiştir. Mülki amir 17 Temmuz 1997de, derneğin yasal bir kuruluş olmadığını belirterek izin talebini reddetmiştir.
30. Başvurucu dernek 20 Temmuz 1997de, yasal olmayan kuruluşların toplantı yapmalarını yasaklayan düzenlemeler olmadığını ve planlanan olayın barışçıl olacağı ve kamu düzenine karşı bir tehlike oluşturmayacağı iddiasıyla, mülki amirin red işlemine karşı İlçe Mahkemesine başvurmuştur.
İlçe Mahkemesi 1 Ağustos 1997 tarihli kararıyla, bu talebi esastan reddetmiştir. Mahkeme başvurucu derneğin ülke yasalarına uygun olarak tescil edilmemiş olduğunu ve dernek namına hareket eden insanların derneği gerçekten temsil etme yetkisine sahip olup olmadıklarını ispat edemediklerini belirtmiştir. Bu nedenle Toplantı ve Gösteri Yürüyuşü hakkındaki Yasanın 9 ve 10. maddeleri gereğince toplantı sırasında meydana gelebilecek olaylardan kimin sorumlu olacağı belirsizdir. İlçe Mahkemesi, halka açık bir olayı düzenleyenlerle ilgili belirsizlik bulunması, kamu düzenini ve başkalarının hak ve özgürlüklerini tehlikeye soktuğu sonucuna varmıştır.
31. Polis 2 Ağustos 1997de başvurucu derneğin taraftarlarından bir kısmının Petrich yakınlarındaki tarihi alana yaklaşmalarına izin vermemiştir.
C. Başvurucu derneğin ve taraftarlarının amaçlarıyla ilgili diğer deliller
32. Davanın tarafları, başvurucu derneğin faaliyetleriyle ilgili fotokopiler ve belgeler sunmuşlardır.
Bunlardan anlaşıldığına göre, Hükümetin iddialarını dayandırdığı belgelerin bir kısmı, başvurucu derneğin şubesine veya kollarına üye kişilerin beyanlarıyla ilgilidir. Bu grupların faaliyetleri ve görüşleri arasında gözle görülebilir bir farklılık mevcuttur.
33. Hükümet iddialarını 20 Nisan 1991 tarihli bildiriye (bk. yukarıda paragraf 16), 1990 ve 1991 yıllarındaki toplantılar hakkında polisin tuttuğu raporlara (bk. yukarıda parag. 17) ve diğer malzemelere dayandırmaktadır.
Hükümetin iddiasına göre dernekle ilgisi olan bazı kişiler, toplantılar sırasında yaptıkları açıklamalarda, medyayla yaptıkları görüşmelerde ve idareye yazılan yazılarda, Bulgaristanın Pirin Makedonyasından çekilmesini istediklerini ifade etmişler ve Balkanlarda Bulgarlar; Yunanlar ve tüm diğerleri Makedonya halkının uluslararası haklarını tanıyıncaya kadar barışın olamayacağı ve böyle bir tanıma gerçekleşmeden hiçbir Balkan ülkesinin demokrasiye ulaşamayacağı yönünde ifadeler kullanmışlardır.
34. Hükümet başvurucu derneğe bağlı fraksiyonlardan birinin yayınladığı Vestnik za Makedonzite v Bulgaria i Po Sveta ve Makedonska poshta adlı bildirilerin birkaç sayısını ve basında yer alan makaleleri sunmuştur. Bu yayınlar başvurucu derneğe bağlı fraksiyonun 28 Eylül 1997de düzenlediği gizli bir toplantı hakkında bilgi içermektedir. İddiaya göre bu toplantıda, Pirin Makedonyası bölgesinin 10 Ağustos 1998de siyasal, ekonomik, ve kültürel açıdan özerk veya bağımsız olacağı beyan edilmiştir. Bunun sebebi, iddiaya göre, söz konusu tarihin 1913 tarihli Bükreş Antlaşmasının 85. yılı olması nedeniyle bu sözleşmeye taraf olan devletlerin, köleleştirildiği iddia edilen Makedon topraklarından çekilmek zorunda olmalarıdır.
Makedonskaposhta ayrıca, bütün Makedonları 3 Ağustos 1998de Sofya sokaklarında yürüyüş yapmaya davet etmiştir. Davet metninde katılımcıların silah taşımayacakları vurgulanmıştır.
35. Başvurucu derneğin Petrich şubesi taraftarları tarafından hazırlan bir el ilanında, Pirin Makedonyasında meşru Bulgar makamlarının kurulmasını engellemek için, 1994 parlamento seçimlerini boykota çağırmıştır. İlanda ayrıca, Birleşik Makedonya Devleti ile bölgenin Grenada, Kuveyt ve Haiti modellerine benzer bir şekilde Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından uluslararası müdahale yapılmasını istemektedir.
36. 1997 seçimlerinin boykot edilmesine yönelik bir çağrıda, Makedonlara azınlık hakların tanınmaması nedeniyle oy vermemeleri istenmiştir.
37. Başvurucu derneğe bağlı bir fraksiyonun Eski Yugoslavya Makedonya Cumhuriyeti basınında yer alan bir bildiride, Bulgar yetkilileri Makedon dilini ve Makedon azınlığı tanımamaları nedeniyle eleştirilmiş ve çeşitli uluslararası teşkilatları bu amaçla Bulgar otoritelerine baskı yapma çağırmıştır.
38. Hükümet, başvurucu derneğin veya ona bağlı bir fraksiyonunun eylemcileri tarafından Birleşmiş Milletlere hitaben yazılmış ve imzalanmış 1 Temmuz 1997 tarihli bir memorandumun bir örneğini sunmuştur. Bu memorandum, tarihi olayların kısa bir özetini, Bulgar otoritelerinin tutumları hakkında yakınmaları ve şu talepleri içermektedir: kollektif azınlık hakları, Bulgar Devlet arşivlerine girme imkanı, el konulan belgelerin iade edilmesi, Bulgar tarihine bakışın gözden geçirilmesi, 1912, 1913 antlaşmalarının gözden geçirilmesi, siyasi polisin kaldırılması, milliyetçi ve şiddet taraftarı parti ve kuruluşların kapatılması, Ilindenin Makedonya Bulgaristanında yasal bir dernek olarak tescil edilmesi, Makedonca radyo yayını, Makedonların karşı işlenen hak ihlallerinin soruşturulması ve ekonomik yardım.
Söz konusu belgede ayrıca şöyle denilmektedir:
... Balkanlarda, Avrupada ve dünyadaki ekonomik ve siyasal gerçeklerin bilincinde olan bizler çatışma, gerilim veya şiddete başvurmuyoruz. Etnik ve tarihsel köklerimizin bulunduğu Bulgaristanda ve Pirin Makedonyasında etnik bir Makedon azınlık olarak haklarımıza barışçıl yollarla ve görüşmelerle elde edeceğiz. ...
Barışçıl ve yasal yollar
bir Makedon azınlığın varlığını inkar eden
yetkili makamların yararınadır. Demokratik yollarımız ise bizim aleyhimizedir: yetkililer siyasi, ekonomik, psikolojik baskı yapabilmekte ve silah kullanabilmektedir.
39. Hükümet Mahkeme önünde, Bulgaristan Anayasa Mahkemesinin 29 Şubat 2000 tarihli, 1999 yılında yetkili mahkemeler tarafından tescil edilmiş olan bir partinin, Ilınden Birleşik Makedonlar Derneği-PİRİN: Ekonomik Gelişme ve Halkın Bütünleşmesi Partisi (UMOPIRIN) anayasallığını incelediği bir kararına dayanmıştır. Anayasa Mahkemesi söz konusu partinin amaçlarının ülkenin toprak bütünlüğüne aykırı olduğu ve bu nedenle partinin anayasal olmadığına karar vermiştir.
40. Anayasa Mahkemesi UMOIPIRINin, başvurucu derneğin halefi ya da devamı olduğuna karar vermiştir. Bu nedenle UMOIPIRINın anayasallığını değerlendirirken büyük ölçüde başvurucu derneğin geçmişi ve faaliyetleri hakkındaki mütalaalarına dayanmıştır.
Anayasa Mahkemesi özellikle derneğin 20 Nisan 1991 tarihli bildirisinde (bk. yukarıda parag. 16) ileri sürdüğü talepleri kaydetmiştir. Yine başvurucu dernek tarafından yayınlanan, Yunan ve Bulgar topraklarının bir kısmının Makedonya toprakları olarak gösterildiği haritaların basıldığını ve tekrarlı olarak otonomi ve hatta ayrılık çağrıları yapıldığını tespit etmiştir. Anayasa Mahkemesi ayrıca, başvurucu derneğin temsilcilerinin Bulgar ulusuna hakaret niteliğinde sözler sarfettiklerini belirtmiştir.
41. Anayasa Mahkemesi bunun sonucunda, başvurucu derneğin ve UMOPIRINin Pirin bölgesini yalnızca geçici olarak Bulgar hakimiyetinde olan ve yakında bağımsız olacak bir bölge olarak gördüklerini tespit etmiştir. Dolayısıyla faaliyetleri ülkenin toprak bütünlüğünü hedef almakta ve bu haliyle Anayasanın 44. maddesinin 2. fıkrasına aykırılık teşkil etmektedir. Ülkenin toprak bütünlüğünü hedef alan bir faaliyetin ulusal güvenliği tehdit ettiğinden şüphe duyulamayacağına göre, bu yasak Anayasanın 11. maddesinin 2. fıkrasına uygundur.
Karar dokuza karşı üç oyla verilmiştir. Karşı oy kullanan yargıçların görüşleri yayınlanmamıştır.
D. Hükümetin başvurucu derneğin üyelerinin bir kısmının silah taşıdığına dair iddiasını desteklemek için sunduğu deliller
42. Hükümet bu konudaki iddiasını desteklemek için iki belgenin kopyasını sunmuştur.
43. Söz konusu olan öncelikle 1 ve 2 Mart 1997 tarihinde Kontinent gazetesinde yer alan bir makalenin kopyasıdır. Gazetede Bay D.P.K.nın polis tarafından işlerinin engellenmiş olması nedeniyle, evlerini bombalamakla polisleri tehdit ettiği için tutuklandığı belirtilmektedir. Tutuklama sırasında polis D.P.K.nın evinde patlayıcı ele geçirmiştir. Kısası bu yazıya göre D.P.K., bir Ilinden yöneticisidir ve bir Makedon eylemcidir.
44. İkinci belge bir bildiri örneği fotokopisi olup, bir örgütün kuruluşunu haber vermekte ve ilgilenenleri buna katılmaya davet etmektedir.
Bildiride yeni kurulan Nova Birleşik Makedonlar Örgütünün, Ilindenin yerine geçmeyi hedeflemediği ifade edilmektedir.
Bildiride yeni örgütün Makedonya Cumhuriyetinin varlığını sürdürebilmesine yardım etmek amacıyla silahlı gruplar oluşturacağını eklemektedir.
45. Hükümet sunduğu belgenin içeriği hakkında yorum yapmamış ve ek bilgi de vermemiştir.
46. Hükümet görevlisi, Mahkeme huzurunda yapılan duruşma esnasında sorulan bir soruya verdiği cevapta, başvurucu derneğin üyelerine karşı herhangi bir cezai takibat yapılmadığını belirtmiştir.
E. Hükümete göre tarihsel sürecin özeti
47. Hükümet bu davaya konu olan olayların anlaşılabilmesi için, Bulgaristanda ve Balkanlardaki mevcut durumun tarihsel bağlamda anlaşılması gerektiğini vurgulamıştır. Hükümetin açıklamaları şu şekilde özetlenebilir:
Tarihsel olarak Bulgar ulusu, aralarında Makedonya coğrafi bölgesinin de yer aldığı birçok coğrafi bölgede bir araya gelmiştir. 1878de Bulgaristan kısmen Türk hakimiyetinden kurtulduğunda, Berlin Barış Antlaşması Makedonya bölgesini Türkiye sınırları içinde bırakmıştır. 1878 ve 1913 yılları arasında Makedonyanın Bulgar halkı Türk hakimiyetinden kurtulup Bulgaristanla birleşmek için beş kez başarısız isyan denemesinde bulunmuştur. Bunu Bulgar anayurduna yapılan kitlesel mülteci göçleri izlemiştir. Yüz binlerce Makedon Bulgarı, Bulgaristana yerleşmiştir.
Makedon ulusu şeklinde bir ifade, ilk kez 1934de Komünist Enternasyonalin bir kararında dile getirilmiştir. Bundan önce güvenilir herhangi bir tarih kaynağı, Bulgarlar dışında bölgede bir Slav topluluğunun varlığından söz etmemiştir. İkinci Dünya Savaşından sonra Yugoslavyadaki komünist yönetim, ayrı bir Makedon ulusunun varlığını ilan etmiştir. 2 Ağustos 1944 tarihli bir kararnameyle bir dil ve bir alfabe yaratılıp kabul edilmiştir. Bunu Yugoslavyada başlatılan zalimce bir kitlesel asimilasyon faaliyeti izlemiştir. Kısa bir süre Bulgar Komünist Partisi, bir Bulgar- Yugoslav Federasyonu kurma fikrinden esinlenerek, aynı şekilde Pirin Makedonyası bölge halkına karşı zorlama yoluyla bir Makedonyalılık kimliği dayatmıştır. 1946 ve 1956 nüfus sayımlarında bu bölgede oturan insanlar kendilerini Makedon ilan etmeye zorlanmışlardır. Bu kampanyadan kısmen halkın kimlik değiştirmeyi reddetmesi nedeniyle, 1963de vazgeçilmiştir.
Makedonya coğrafi bölgenin Yugoslavyada bulunan kısmında, soğuk savaşın iki kutuplu dünyasının gerçekleri, -Yugoslavya ile S.S.C.Bnin kontrolünde bulunan sosyalist blok arasında ilişkilerin gergin olduğu sırada- halkın kötümserliğini ve kızgınlığını ve Bulgaristanın kendisiyle birleşmenin gerçekleşmeyeceğine dair korkularını körüklemiştir. Tito rejimi tarafından gerçekleştirilen zorlama yoluyla Makedon kimliğinin dayatılması bunda belirleyici bir rol oynamıştır.
Bunun sonucunda yeni bir ulus oluşturma süreci meydana gelmiş ise de, Eski Yugoslavya Cumhuriyetindeki Makedonya bölgesiyle sınırlı kalmıştır.
1992 nüfus sayımında yalnızca 3019 Bulgar vatandaşı Makedon olduğunu beyan etmiş ve Makedoncayı ana dili olarak göstermiştir. Diğer 7784 kişi Bulgar ulus bilincinin kanıtı olarak ana dilleri olarak Bulgarcayı göstererek, kelimenin coğrafi anlamında Makedonyalı olduklarını beyan etmişlerdir.
Bulgaristanda kendilerini Makedon olarak görenler, bir ayrımcılıkla karşılaşmamaktadırlar. Kendilerinin Svetlina adında kendi kültürel ve eğitsel örgütleri vardır. Makedon dilinde kitaplar ve gazeteler bulunmaktadır.
II. Konuyla ilgili iç hukuk
48. 1991 Anayasasının toplantı özgürlüğüyle ilgili düzenlemeleri şu şekildedir:
Madde 43
1. Herkes silahsız ve barışçıl toplantılara ve gösteri yürüyüşlerine katılma hakkına sahiptir.
2. Toplantı ve gösteri yürüyüşünün nasıl düzenleneceği kanunda gösterilir.
3. Kapalı yer toplantıları için izin alınması gerekmez.
Madde 44(2)
Ülkenin egemenliğe ya da bütünlüğüne veya ulusun birliğine karşı faaliyette bulunan veya ırksal, ulusal, etnik ya da dinsel nefreti tahrik eden veya başkalarının haklarını ve özgürlüklerini ihlal eden veya gizli ya da paramiliter yapılar kuran ya da amaçlarına şiddet yoluyla ulaşmayı hedefleyen örgütler kurmak yasaktır.
49. Toplantı düzenlemek için uyulması gereken kurallar, 1990 tarihli Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri hakkında Yasada gösterilmiştir. Konuyla ilgili hükümler aşağıdadır:
Madde 2
Toplantı ve gösteri yürüyüşleri bireyler, dernekler, siyasal partiler ya da diğer kuruluşlar tarafından düzenlenebilir.
Madde 6(2)
Bir toplantı ve gösteri yürüyüşünü düzenleyenler veya katılanlar, kusurları nedeniyle olaylar sırasında meydana gelen zararlardan sorumludurlar.
Madde 8(1)
Açık havada düzenlenecek toplantılar için düzenleyiciler, yetkili mülki amiri ya da Belediyeyi toplantının yapılmasından en az 48 saat önce yazılı olarak haberdar ederler ve toplantının yapılacağı yeri ve tarihi belirtirler.
Madde 9(1)
Toplantıyı düzenleyenler, olay sırasında düzenin sağlanması için gerekli tedbirleri alırlar.
Madde 10
(1) Toplantı bir başkan tarafından idare edilir.
(2) Katılımcılar kamu düzeninin korunması amacıyla başkanın verdiği talimatlara uyarlar
5O. Toplantılar hakkındaki yasaklar da Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri hakkında Yasada düzenlenmiştir:
Madde 12
(1) Toplantının yeri veya zamanının veya yürüyüş güzergahının kamu düzenini veya trafik güvenliğini tehlikeye sokacak olması halinde, Belediye Başkanı mülki amir, bu konularda değişiklik yapılmasını isteyebilirler.
(2) Belediye başkanı veya mülki amir, aşağıdaki durumların varlığına dair güvenilir bilgiler bulunması halinde, bir toplantının, gösterinin veya yürüyüşün yapılmasını yasaklayabilir:
1. bu toplantı, gösteri veya yürüyüşün şiddet yoluyla Anayasal düzeni yıkmayı amaçlaması veya ülkenin toprak bütünlüğü bozmayı hedeflemesi halinde;
2. yerel halk arasında kamu düzenini tehlikeye sokacak olması halinde;
...
4. başkalarının hak ve özgürlüklerini ihlal edecek olması halinde.
(3) Yasaklama işlemi, toplantı veya gösteri yürüyüşünün yapılacağı bildiriminin ardından 24 içinde yazılı ve gerekçeli bir kararla verilir.
(4) Toplantıyı, gösteriyi veya yürüyüşü düzenleyenler, bir önceki fıkrada sözü edilen yasaklama işlemine karşı Belediyeye başvurabilirler. Belediye 24 saat içinde karar verir.
(5) Belediyenin bu süre içinde karar vermemesi durumunda, yürüyüş, gösteri veya toplantı yapılabilir.
(6) Başvurunun reddedilmesi halinde, uyuşmazlık yetkili ilçe mahkemesi önüne getirilir ve bu mahkeme 5 gün içinde karar verir. Bu mahkemenin kararı kesindir.
51. Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri hakkında Yasa, henüz 1971 Anayasasının yürürlükte olduğu 1990 yılında kabul edilmiştir. Bu Anayasaya göre yerel idari organlar, ilçe Belediye Yürütme Kurullarıdır. Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri hakkında Yasanın bazı hükümlerinde geçen idari amirler, Belediye Yürütme Kurullarının köylerde ve kasabalardaki temsilcileri olup, Halk Konseylerine bağlı olarak görev yaparlar.
1991 Anayasası Yürütme Kurullarını ortadan kaldırmış ve belediyenin yürütme organı olarak genel oya dayanan ve seçimle iş başına gelen belediye başkanlığı oluşturmuştur (madde 139).
KARAR GEREKÇESİ
I. Hükümetin ilk itirazları
52. Hükümet yakın zamanda meydana gelen gelişmeler ışığında, kabuledilebilirlik aşamasında ileri sürdüğü itirazları yenilemiş ve genişletmiştir. Hükümete göre başvurucuların farklı makamlar önünde yaptıkları açıklamalar arasındaki çelişkiler, bu başvuruların yapılışındaki kötü niyeti göstermektedir. Ayrıca Hükümet, iç hukuk yollarının tüketilmemiş olduğunu ve başvuruların açıkça temelsiz olduğunu ileri sürmıştür.
Hükümet, Komisyonun vardığı sonuca itiraz etmemekle birlikte Komisyonun Ilindenin taraf ehliyeti (locus standi) hakkındaki kararını yorumlarken, 1990 ve 1991 tarihli kararların (bk. yukarıda parag. 11-13) Ilindenin dernek veya kişi topluluğu olarak faaliyetlerinin yasaklanması şeklinde bir hukuki sonuç doğurduğunu söylemiştir. Hükümet temsilcisi Mahkemedeki duruşmada, işte bu sebeple başvurucu derneğin taraf ehliyeti bulunmadığı sonucuna varması istemiştir.
Bay Stankovun taraf ehliyeti tartışma konusu yapılmamıştır. Bununla birlikte Hükümet, Bay Stankovun Mahkeme önünde geçerli bir şekilde temsil edilmediğini, çünkü avukatı Bay Ivanova Bay Hinckere yetki devrinde bulunabilmesi için yetki vermediğini, kaldı ki Bay Hinckerin de Mahkemeye gönderdiği yazıda sadece Ilindenin avukatı olarak kendinden söz ettiğini belirtmiştir. Hükümet ayrıca ilk defa Sözleşmenin 41. maddesi konusundaki mütalaasında, Bay Hinckerin başvurucu derneği temsil yetkisinin geçerliliğine itiraz etmiştir; zira dernek üyelerinin Bay İvanova yetkisini bir başkasına devretme imkanı tanıyan kollektif bir kararı yoktur.
53. Başvurucular Mahkemeden esas hakkında karar vermesini istemişlerdir.
54. Mahkeme, Sözleşmenin 1 Kasım 1998de yürürlükte olan sistem uyarınca, davalı Hükümet tarafından kabuledilebilirlik aşamasında ileri sürülmüş ve incelenmiş olan itirazların tekrarlanması halinde, Mahkemenin sorunun yeniden incelenmesini gerektiren özel bir durumun var olup olmadığını incelemekle görevli olduğunu hatırlatır (bk. Velikova - Bulgaria kararı, no. 41488/98, parag. 57 ve Basic - Avusturya kararı, no. 29800/96, parag. 34).
Yargılamanın herhangi bir aşamasında Mahkemeye bir başvurunun kabuledilebilir olmadığını beyan etme yetkisi tanıyan Sözleşmenin 35(4). fıkrasını son hükmü, davalı devletin daha önce ileri sürmüş olması halinde, yargılamanın herhangi bir aşamasında bir kabuledilebilirlik sorununu ileri sürebileceğini belirtmemektedir (bk. Sözleşmenin 11. Protokolün Açıklayıcı Notu parag. 88 ve Mahkeme İçtüzüğü md. 55).
55. Kuşkusuz, Velikova ve Basic davalarından farklı olarak mevcut davada, kabuledilebilirlik sorunu Sözleşmenin 11. maddesinin yürürlüğe girmesinden önce Mahkeme tarafından değil ama Komisyon tarafından incelenmiştir. Bununla birlikte Mahkeme, Sözleşmenin 11. Protokolünün 5. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, Komisyonun kabuledilebilir olduğuna karar verip incelemesini bitirmemiş olması nedeniyle Mahkemeye devrettiği başvuruları kabuledilmiş başvurular olarak ele alır. Bu tür davalarda Daire kararları, Sözleşmenin 44. maddesinin 2. fıkrası uyarınca nihai karar değildir.
Mahkeme bu nedenle, Sözleşmenin 11. Protokolün 5. maddesinin 3. fıkrasına giren davalarda kabuledilebilirlik sorunlarını, sadece yeniden incelemeyi gerektiren özel durumların varlığı halinde yeniden inceleyeceğini belirtmiştir.
56. Mevcut davada Hükümet, esas itibarıyla daha önce Komisyonun incelediği ve 29 Haziran 1998 tarihli kararıyla reddedetiği kabuledilebilirlik hakkında itirazlarını yeniden ileri sürmüştür.
57. Mahkeme, Komisyonun Hükümetin itirazlarını titizlikle incelediğini ve bu konudaki kararını ayrıntılı olarak gerekçelendirdiğini kaydeder. Mahkeme, Hükümetin yeni gelişmeler ışığında yaptığı yorumlar dahil Hükümetin itirazlarını derinlemesine inceledikten sonra, kabuledilebilirlik sorununun yeniden incelenmesini gerektirecek yeni herhangi bir gelişmenin var olmadığı kanaatindedir.
Bay Stankovun Mahkeme önünde hukuki temsili sorununa gelince Mahkeme, bu kişi ve Bay Ivanov tarafından imzalanan yetki belgelerine dayanarak, Bay Stankovun geçerli olarak temsil edildiği kanaatindedir. Nihayet Mahkeme, Bay Hinckerin Ilindeni temsil yetkisi konusunda şüphe uyandıran hiçbir şey görmemektedir. Mahkeme Hükümetin bu sorunu ilk kez Sözleşmenin 41. maddesiyle ilgili mütalaalarıyla birlikte ileri sürme hakkının düşüp düşmediği sorununu açık bırakmaktadır.
Bu nedenlerle Hükümetin ilk itirazları reddedilmiştir.
II. Davanın kapsamı
58. Hükümet 31 Temmuz 1994, 22 Nisan ve 30 Temmuz 1995 ve 20 Nisan ve 2 Ağustos 1997de yapılan anma toplantılarıyla doğrudan ilgisi bulunmayan delillere dayanmıştır. Hükümet bu tarihlerdeki toplantı yasaklarının, bu toplantılardan ister önce isterse sonra olsun, diğer olayların ışığında incelenmesi ve başvurucu derneğin veya buna bağlı diğer örgütlerin ve kişilerin faaliyetlerinin de dikkate alınması gerektiğini ileri sürmüştür. Hükümet, 1990 ve 1993 tarihleri arasındaki olaylarla ve ayrıca Komisyonun 29 Haziran 1998 tarihli kabuledilebilirlik hakkındaki nihai kararından sonra meydana gelen gelişmeler geniş bilgi sunmuştur.
Başvurucular ayrıca, Hükümet tarafından sunulan materyallerden bazılarının konuyla ilgisine karşı çıkmakla birlikte, davada zaman ve konu bakımından yetki (ratione temporis veya materiae) dışı olaylarla ilgili delillere dayanmıştır.
59. Mahkeme, başvurunun kabuledilebilirliği hakkındaki kararın, önündeki davanın kapsamını belirlediğini hatırlatır. Bu nedenle, Komisyon tarafından kabuledilemez bulunmuş olan 1990 ve 1993 yılları arasında meydana gelen olaylar hakkındaki şikayetler üzerinde karar vermek, Mahkemenin görevi değildir. Yine mevcut davada Mahkemeden 1998, 1999, 2000 tarihli toplatı yasaklamalarının veya Anayasa Mahkemesinin 29 Şubat 2000 tarihli kararının Sözleşmeye uygun olup olmadığı hakkında görüş belirtmesi istenmemiştir (Bu sorular Mahkeme önünde hali hazırda derdest olan Başvuru no. 44079/98 ve Başvuru no. 59491/00 konusunu oluşturmaktadır).
Mevcut davanın konusu, başvurucuların 31 Temmuz 1994, 22 Nisan 1995 ve 30 Temmuz 1995 ve 20 Nisan 1997 ve 2 Ağustos 1997 tarihlerinde yapmak istedikleri toplantıların yetkililer tarafından yasaklanmasıyla ilgili şikayetleriyle sınırlıdır. Mahkeme bu şikayetlerle ilgili oldukları ölçüde başka olaylarla ilgili delilleri de dikkate alacaktır.
III. Sözleşmenin 11. maddesinin ihlali iddiası
60. Başvurucular, Sözleşmenin 11. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir. Bu madde şöyledir:
1. Herkes barışçıl bir biçimde toplanma özgürlüğü ile, kendi çıkarlarını korumak için sendika kurma ve sendikalara girme hakkı dahil, örgütlenme özgürlüğü hakkına sahiptir.
2. Bu hakların kullanılmasına ulusal güvenlik, kamu güvenliği, suçun ve düzensizliğin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlakın korunması, başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amaçlarının dışında, hukukun öngörmediği ve demokratik bir toplumda gerekli bulunmayan hiçbir sınırlama konulamaz.
.
A. Tarafların iddia ve savunmaları
1. Başvurucular
61. Başvuruculara göre, bazı tarihi olayları anmak için düzenlemek istedikleri toplantıların Hükümet tarafından yasaklaması ve yine olaylar sırasında yetkililerin tutumu, barışçıl toplantılarda düşünceleri özgürce ifade hakkını sindirmeyi amaçlamıştır. İşte bu durum, Sözleşmenin 10. maddesine göre özel hüküm (lex specialis) olarak görülebilecek 11. maddesinin kendilerine tanıdığı hakların kullanılmasına bir müdahale oluşturmuştur.
62. Başvuruculara göre bu müdahale hukuken öngörülmüş değildir; çünkü mülki amirler tarafından yasaklama sırasında dayanılan derneğin tescilinin bulunmaması, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri hakkında Yasanın 12. maddesinde gösterileri yasaklama sebepleri arasında yer almamaktadır.
63. Bunun yanında başvurucular, düzenledikleri toplantıların tehlike oluşturduğuna dair Hükümetin iddiasını asılsız bularak reddetmişlerdir. Başvuruculara göre bu toplantılar tamamen barışçıldır; toplantıların amacı Makedon halkının tarihinin önemli bir kısmı olarak görülen bazı tarihi olayları anmaktır. Normal olarak üç saat süren bu toplantılar, her zaman bazı metinlerin okunmasıyla başlamakta ve şiirler, müzik ve şarkılarla devam etmektedir.
64. Başvurucular ayrıca yasaklamaların izlediği amacın meşruluğuna ve haklı kılınmasına da karşı çıkmışlardır.
Başvurucular göre yetkililerin amacı, Bulgaristanda Makedon bir azınlığın varlığı fikrinin yayılmasını engellemeye çalışmaktır. Bulgar halkının büyük çoğunluğunun ülkelerinde bir Makedon azınlığın bulunmadığını düşündükleri doğu olabilir; başvurucuların ifade ettikleri fikirler bu çoğunluğa çarpıcı veya aykırı gelebilir. Bununla birlikte, azınlık fikirlerinin serbesçe ifadesine izin verilmesi, çoğulcu demokratik bir toplumun esaslı unsurlarından biri olup, başvurucuların barışçıl toplantı yapma hakkını teminat altına almak, yetkililerin görevidir.
65. Başvuruculara göre ayrıca, belirli tarihi alanlarla ve belirli günlerle sınırlı olsa da, şikayet konusu yasaklamalar gerçekte başvurucu derneğin toplantılarının genel olarak yasakladığı anlamına gelmiştir; zira başvurucu derneğin düzenlediği hiçbir mitinge izin verilmemiştir. Böylesi bir mutlak yasak, orantısız bir yasaktır.
Hükümetin sunduğu materyaller hiçbir şekilde, başvurucuların Bulgaristandan ayrılmayı istedikleri sonucuna götürmez. Bu yönde şüphe bile olsa, anma toplantılarına getirilen genel bir yasak orantısız bir tepkidir.
2. Hükümet
66. Hükümet, başvurucuların barışçıl toplantılar düzenleme niyetlerinden kuşku duymuştur; zira Hükümete göre dernek üyelerinden bazılarının silahlı olduğuna dair kanıtlar vardır. Hükümet bununla ilgili olarak daha önce sunduğu iki belgeye atıf yapmıştır (bk. yukarıda parag. 42 ve 46). Hükümet ayrıca, 1990dan bu yana Ilindenin toplantılarına hep dernek taraftarları ile diğer kişiler arasıda sözlü veya fiziki kavga ve sürtüşmelerin damga vurduğunu iddia ettikleri delillere dayanmışlardır. Bu toplantılar sırasında kullanılan tahrik edici anti-Bulgar söylemler ve muhalif ifadeler göz önüne alındığında, böyle bir durumun ortaya çıkması kaçınılmazdır.
67. Hükümet ayrıca ulusun birliğine, ülkenin toprak bütünlüğüne veya başkalarının haklarına karşı tehdit içeren posterler veya başka materyaller taşımamaları şartıyla, başvurucu dernek üyelerinin tarihi alanları ziyaret etmelerinin engellenmediğini vurgulamıştır. Dolayısıyla başvurucuların toplantı özgürlüğüne dokunulmamıştır.
68. Başvurucuların Sözleşmenin 11. maddesindeki haklarına bir müdahale bulunduğu düşünülecek olursa, bu müdahale hukuka uygun olup, Anayasanın ve Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri hakkında Yasanın hiç de muğlak olmayan hükümlerine dayanmıştır.
Hükümet, yasaklama gerekçesinin sürekli değiştiğine ve bunun bu konuda açık bir hukuki temelin bulunmadığını ortaya koyduğuna dair başvurucuların görüşüne karşı çıkmıştır. Yasaklamaların gerekçesi hep, başvurucu derneğin ülkenin toprak bütünlüğünü ve ulusal güvenliği tehdit ettiği iddia edilen anayasaya aykırı faaliyet ve beyanları ile kamu düzenini tehlikeye sokacak olayların meydana gelme riski olmuştur.
69. Hükümet, Yüksek Mahkemenin 1990 ve 1991 tarihli kararlarına (bk. yukarıda parag. 12 ve 13) ve Anayasa Mahkemesinin 29 Şubat 2000 tarihli kararına (bk. yukarıda parag. 39-41) dayanarak, başvurucu derneğin faaliyetleri ülkenin toprak bütünlüğüne ve anayasaya aykırı olduğu için bu derneğin kapatıldığını vurgulamıştır. Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri hakkında Yasanın 12(2). fıkrasına göre, bir toplantının ülkenin toprak bütünlüğüne karşı yönelebileceği konusunda güvenilir bilgiler, bir toplantının yasaklanması için geçerli bir neden oluşturabilir (bk. yukarıda parag. 50). Ilindenin kapatılmasıyla ilgili kararlar, bu konuda yeteri kadar bilgi sağlamaktadır. Tescil edilmemiş bir örgüt toplantı düzenlemekte serbest olmakla birlikte, başvurucu derneğin faaliyetleri yasaklanmıştır. Yetkililerin toplantıları yasaklamaya dair kararlarına bu derneğin tescil edilmemiş olmalarını temel almaları hukuka uygundur.
70. Ayrıca şikayet konusu tedbirlerin ulusal güvenliğin ve toprak bütünlüğünün korunması, başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması, yerel düzeyde kamu düzenin korunması ve suçun ve düzensizliğin önlenmesi gibi birkaç meşru amacı vardır.
71. Hükümete göre Ilinden, başkalarının hak ve özgürlüklerini de ihlal etmiştir; çünkü aslında Bulgar ulusundan olan insanlar arasında bir Makedon ulusu yaratma arzusu uyandırmış ve Pirin bölgesinde Bulgar makamlarının kaldırılarak Makedon kimliği ve kurumlarının oluşturulmasını istemiştir. Sayıları 360,000 nüfuslu bir bölgede yalnızca 3,000 olan bu fikrin bir avuç taraftarı, kendilerinde bütün bir halk adına konuşma hakkı görmüşlerdir.
Daha da önemlisi başvurucu dernek, Pirin bölgesini ülkenin tamamından ayırmayı amaçlayan ayrılıkçı bir gruptur. Başvurucu dernek, ulusal güvenliğe ve ülkenin toprak bütünlüğüne karşı doğrudan bir tehlike oluşturmaktadır.
72. Hükümet, Bulgaristan ve Balkanların tarihsel ve güncel durumuna (bk. yukarıda parag. 47) dayarak, Bulgaristanda herkes kültürel ve siyasal haklar dahil bütün hak ve özgürlüklerden tam olarak yararlanabildiği halde, başvurucu derneğin farklılıklar ve kollektif haklar üzerinde ısrar etmesi, amacın Bulgar halkına yabancı bir kimlik dayatmak olduğunu göstermektedir.
Hükümete göre Bulgaristanda Makedon bir azınlık var olsa bile, Ilinden tarafından kullanılan propaganda yöntemleri ve araçları böyle bir azınlığın haklarını korumayı değil, Bulgar halkını Makedonlaştırmayı ve ardından bölgeyi ülkenin tamamından ayırmayı hedeflemektedir.
73. Totaliter rejimden demokrasiye geçişteki zorlu süreç ve buna eşlik eden ekonomik ve siyasal kriz nedeniyle, bölgede bir arada yaşayan topluluklar arasındaki gerilim patlamaya hazır bir haldedir. Eski Yugoslavyadaki olaylar bunun bir örneğidir. Bu şartlar altında yetkililer haklı olarak ayrılıkçı propagandayı ulusal güvenliğe ve bölge barışına karşı bir tehdit olarak görmüşlerdir.
Dahası ulusal yetkililer, böyle bir tehlikenin varlığını değerlendirme açısından daha iyi konumdadırlar. Aynı koşulların başka devletlerde duruma bağlı olarak farklı sonuçlar doğuracağı düşünülebilir. Bununla birlikte mevcut davadaki olaylar, bölgedeki koşulların ışığı altında incelenmelidir.
74. Başvurucu dernek tarafından düzenli toplantılar için seçilen yer ve tarih, bunun için elverişli değildi. Başvurucu derneğin toplantıları, geniş bir kitlenin katıldığı geleneksel tören ve gösterilerle ve hassas sorunlar içeren tarihsel öneme sahip anma toplantılarıyla çakışmaktaydı. Başvurucu derneğin geçmişteki tahrik edici tutumu geçmişte bazı olaylara yol açmış ve halk arasında çok olumsuz tepkilerle karşılanmıştır. Dolayısıyla yetkililer de Ilindenin resmi toplantılarla aynı zamandaki toplantılarına izin vermeme gibi bir uygulama benimsemişlerdir.
Komisyonun bazı kararlarına (bk. 10 Ekim 1979 tarihli, Rassemblement Jurassien ve Unité jurasienne - İsviçre kabuledilebilirlik kararı, Başvuru no. 8191/78, DR 17, s. 93 ve 16 Temmuz 1980 tarihli, Irkçılığa ve Fazişme karşı Hristiyanlık - Birleşik Krallık kabuledilebilirlik kararı, Başvuru no. 8440/78, DR 21, s. 138) atıfta bulunan Hükümet, halk arasındaki gerilimin yetkilileri sürtüşmeler beklemeye ittiği hallerde, yetkililerin kamu düzenini korunmak amacıyla, takdir alanları içinde kalarak toplantıları yasaklayabileceklerini ileri sürmüştür.
75. Hükümete göre şikayet konusu yasaklamalar, izlenen meşru amaçlarla orantılı olup, Sözleşmenin 11. maddesinin ihlal etmemiştir.
B. Mahkemenin değerlendirmesi
1. Uygulanabilirlik hakkında
76. Hükümet başvurucu derneğin düzenlediği toplantıların niteliğinin barışçıl olup olmadığı konusunda şüpheleri olduğunu ifade etmekte ve bu nedenle Sözleşmenin 11. maddesinin uygulanmasına karşı çıkmaktadır.
77. Hükümet, Sözleşmenin 11. maddesinin yalnızca barışçıl toplantı hakkını koruduğunu hatırlatmaktadır. Komisyonun içtihatlarına göre bu kavram, düzenleyicilerinin ve katılımcılarının niyetlerinin şiddet olduğu bir gösteriyi kapsamaz (bk. 06.03.1989 tarihli G.c. - Almanya kabuledilebilirlik kararı, Başvuru no: 13079/87, DR 60, s.256. Irkçılığa ve Fazişme karşı Hristiyanlık - Birleşik Krallık kabuledilebilirlik kararı, Başvuru no. 8440/78, DR 21, s. 138)
78. Mevcut davada Mahkeme, önündeki materyalleri titizlikle inceledikten sonra, yasaklanan toplantıyla ilgili kişilerin şiddet meydana getirme niyetine sahip olmadıkları sonucuna varmaktadır (bk. yukarıda parag. 10, 12, 13, 16, 17, 20, 22, 28, 31, ve 32 ile 46 arası). Bu nedenle Sözleşmenin 11. maddesi uygulanabilir.
2. Bir müdahalenin varlığı
79. Mahkeme, incelediği her olayda yetkililerin her iki başvurucu tarafından planlanan toplantıları yasakladıklarını kaydeder. Aslında bu durum, 1992den bu yana izlenen değişmez bir uygulamadır (bk. yukarıda 17 ve 74). Temmuz 1994de başvurucu derneğin başkanına ve bir diğer kişiye, planlanan anma toplantılarının yapılacağı yerden uzak durmaları için polis tarafından uyarı yazısı çıkarılmıştır.
22 Nisan 1995 tarihli bir olayda, mülki amir tarafından konan yasağa rağmen, başvurucu dernek üyelerinin Yane Sandanskinin mezarına çelenk bıraktıkları ve mum yaktıkları tarihi alana yaklaşmalarına izin verilmiştir. Fakat bu izin, katılımcıların afişlerini birakmaları ve slogan atmamaları şartıyla verilmiştir. Alanda bir konuşma yapmalarına izin verilmemiştir. Kutlama yapmalarına ancak belirli bir mesafe uzaklıkta kalmaları şartıyla izin verilmiştir (bk. yukarıda parag. 22).
Yetkililerin, dernek üyelerinin pankartsız ve slogansız olarak aynı yer ve tarihte, aynı tarihi olayları anmak amacıyla yapılan resmi kutlamalara katılmalarına izin veren bu tutumları, mülki amirin 11 Nisan 1997 tarihli kararında ve Hükümetin Mahkemeye sunduğu mütalaalarında tekrarlanmıştır (bk. yukarıda parag. 24 ve 66).
80. Mahkeme yukarıda anlatılanların ışığında, iki başvurucunun da Sözleşmenin 11. maddesindeki toplantı özgürlüklerine müdahale edildiği görüşündedir.
3. Müdahalenin hukuken öngörülmüş olup olmadığı
81. Mahkeme yetkililer tarafından toplantıların yasaklanmasına dair gösterilen gerekçelerin sağlam ve ayrıntılı olmadığını kaydeder. Gösterilen gerekçelerde tekrar tekar, yürürlükteki mevzuata göre tek başına bir toplantının yasaklanması için haklı bir gerekçe oluşturmayan, derneğin tescil edilememiş olmasından bahsetmektedir. İki kez mülki amirler hiçbir gerekçe göstermemiş ve bu boşluk kendilerine yapılan itirazlar üzerine ilçe mahkemeleri tarafından kısmen doldurulmuştur (bk. yukarıda parag. 19, 21, 23, 24, 29 ve 30).
Bununla birlikte Mahkeme, yetkililerin iç hukukta barışçıl toplantı hakkına müdahale için, haklı gerekçeler arasında yer alan kamu düzenini ihlal riski iddiasına dayandıklarını gözlemlemektedir. Ilindenin tescilinin reddedilmiş olması, kamu düzenine karşı bir tehdidin var olup olmadığının değerlendirilmesinde etkili olduğu görülmektedir (bk. yukarıda parag. 19 ve 30). Bunun yanı sıra, şikayet konusu yasaklamalar, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri hakkında Yasadaki usule uygun olarak, yetkili mülki amirler ve mahkemeler tarafından getirilmiştir.
82. Bu şartlar Mahkeme, başvurucuların toplantı özgürlüklerine müdahalenin hukuken öngörülmüş olduğunu kabul etmektedir.
Yetkililerin kamu düzenine karşı tehlikenin varlığına dair tespitlerinin sağlamlığına başvurucuların itirazları, kendilerinin toplantı haklarına müdahalenin Sözleşmenin 12. maddesi çerçevesinde meşru bir amacının var olup olmadığı ve demokratik bir toplumda gerekli olup olmadıkları sorusu çerçevesinde incelenmelidir.
4. Meşru amaç
83. Hükümete göre Ilindenin anma toplantılarına karşı alınan tedbirlerin birkaç meşru amacı vardır. Bunlar ulusal güvenliğin ve toprak bütünlüğünün korunması, başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması, yerel düzeyde kamu düzenin korunması ve suç ve düzensizliğin engellenmesi.
Başvurucular buna karşı çıkmışlardır. Başvuruculara göre şikayet konusu yasaklamaların üstü örtülü amacı, Makedon azınlığın kollektif haklarının inkarıdır.
84. Mahkeme, Sözleşmenin 10 ve 11. maddelerinde yer alan ifade ve toplantı özgürlüklerinin istisnalarının sınırlı sayıda olduğunu hatırlatır. Bu istisnaların tanımı zorunlu olarak kısıtlayıcı olup, bu istisnalar dar yorumlanmalıdır (bk. 10.07.1998 tarihli Sidiropoulos ve Diğerleri - Yunanistan kararı, parag. 37-39).
Dosyanın içeriğini bütünüyle değerlendiren Mahkeme, müdahalenin Hükümetin saydığı bir veya birden fazla menfaati korumayı amaçladığını kabul etmektedir.
5. Demokratik bir toplumda gereklilik
a) Mahkeme içtihatlarındaki genel ilkeler
85. Mahkeme, Sözleşmenin 11. maddesinin özerk bir role ve özel bir uygulama alanına sahip olmasına rağmen, Sözleşmenin 10. maddesinin ışığında değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatır. Fikirlerin ve fikirleri ifadenin korunması, toplantı ve örgütlenme özgürlüğünü düzenleyen 11. maddenin amaçlarından biridir (bk. 18.12.1999 Özdep - Türkiye kararı, parag. 37).
Bu özellikle de olaydaki gibi yetkililerin bir toplantı ya da derneğe karşı tutumlarının katılımcıların ya da üyelerin açılamalarından kaynaklandığı durumlarda söz konusudur.
86. İfade özgürlüğü, toplumun ilerlemesi ve her insanın gelişmesi için esaslı koşullardan biri olan demokratik toplumun ana temellerinden birini oluşturur. İfade özgürlüğü, 10. maddenin sınırları içinde, sadece lehte olduğu kabul edilen veya zararsız veya ilgilenmeye değmez görülen 'haber' ve 'düşünceler' için değil, ama ayrıca devletin veya nüfusun bir bölümünün aleyhinde olan, onlara çarpıcı gelen, onları rahatsız eden haber ve düşünceler için de uygulanır. Bunlar, çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gerekleridir; bunlar olmaksızın demokratik toplum olmaz (bk. 07.12.1976 tarihli Handyside - Birleşik Krallık kararı, parag. 49; 08.07.1999 tarihli Gerger - Türkiye kararı, parag. 46).
Yine Sözleşmenin 11. maddesi çerçevesinde korunan toplantı özgürlüğü, ortaya koymak istedikleri düşüncelere ve taleplere karşı olan kişileri sinirlendirebileek veya canlarını sıkabilecek bir gösteriyi de korur (bk. 21.06.1988 tarihli Platform Arzte für das Leben - Avusturya kararı, parag. 32).
87. Demokratik toplumda gereklilik kavramı, müdahalenin toplumsal ihtiyaç baskısına karşılık geldiği ve ayrıca müdahalenin izlenen meşru amaçla orantılı olması gerektiğini ima eder.
Sözleşmeci Devletler, böyle bir ihtiyacın var olup olmadığını değerlendirirken belli bir takdir alanına sahiptirler; fakat değerlendirme, hem mevzuatı ve hem de bağımsız mahkemeler tarafından verilmiş olsalar bile mevzuatı uygulayan kararları da kapsayan bir Avrupa denetimiyle el ele yürümektedir. O halde Mahkeme, bir kısıtlamanın Sözleşme tarafından korunan haklarla bağdaştırılabilir olup olmadığı hakkında nihai kararı vermekle yetkilidir (bk. yukarıda geçen Gerger kararı, parag. 46).
Bu yakından denetimi yaparken, Mahkemenin görevi ilgili ulusal makamların görüşlerinin yerine kendi görüşlerini koymak değil, fakat ulusal makamların takdir yetkilerini kullanarak vermiş oldukları kararları, Sözleşmenin 11. maddesine göre denetlemektir. Bu demek değildir ki Mahkeme, davalı devletin takdir yetkisini makul olarak, dikkatlice ve iyi niyetle kullanıp kullanmadığını tespit etmekle yetinir; Mahkeme, şikayet konusu müdahaleye davanın bütünlüğü içinde bakarak, müdahalenin izlenen meşru amaçla orantılı olup olmadığını ve müdahaleyi haklı kılmak için ulusal makamlar tarafından gösterilen gerekçelerin ilgili ve yeterli bulunup bulunmadığını belirler. Mahkeme böyle yaparken, ulusal makamların Sözleşmenin 11. maddesinde yer alan ilkelere uygun olan standartları uyguladıklarına ve ayrıca verdikleri kararları, maddi olayların kabul görülebilir bir değerlendirmesine dayandırdıklarına kanaat getirmelidir (bk. 30.01.1998 tarihli Türkiye Birleşik Komünist Partisi - Türkiye kararı, parag. 47).
88. Siyasal ifadeleri veya kamuyu ilgilendiren meseleler hakkındaki tartışmaları Sözleşmenin 10(2). fıkrasına göre kısıtlama alanı pek dardır (bk. ayrıntılardaki farklılıklarla birlikte 25.11.1996 tarihli Wingrove - Birleşik Krallık kararı, parag. 58).
Demokrasinin başta gelen özelliklerinden biri, bir ülkenin sorunlarını şiddete başvurmadan, sıkıcı olsa bile diyalog yoluyla çözme imkanı tanımasıdır. Demokrasi ifade özgürlüğüyle gelişir. Bu açıdan bakılınca siyasi bir gruba, sırf devletin nüfusunun bir kısmının durumunu aleni biçimde tartışmayı ve demokratik kurallara uygun olarak herkesi tatmin edebilecek çözümleri bulmak üzere siyasal yaşamda yer almayı istediği için engel olunması haklı görülemez (bk. yukarıda geçen Birleşik Komünist Partisi kararı, parag. 57).
89. Bir ülkenin bir bölgesinde yaşayanlar, o bölgenin özelliklerini geliştirmek için örgütler kurma hakkına sahiptirler. Bir örgütün azınlık bilincini ileri sürmüş olması, bu örgütün Sözleşmenin 11. maddesindeki hakkına bir müdahalede bulunmayı kendiliğinden haklı kılmaz (bk. Sidiropoulos ve Diğerleri kararı, parag. 44).
90. Kuşkusuz bir derneğin programında beyan ettiği amaçlardan ve niyetlerinden daha farklı amaç ve niyetlere sahip olduğunu gizleyebileceği gözden uzak tutulamaz. Derneğin amaç ve niyetlerini gizlemediğini doğrulamak için, derneğin programı ile faaliyetleri ve savunduğu görüşlerin karşılaştırılması zorunludur (bk. yukarıdageçen Türkiye Birleşik Komünist Partisi kararı, parag. 58).
Dikkate alınması gereken önemli bir faktör şiddete, ayaklanmaya veya demokratik prensipleri başka bir şekilde reddetmeye çağrı yapılıp yapılmadığı meselesidir (bk. Özgürlük ve Demokrasi Partisi - Türkiye kararı, parag. 40). Bir bireye, bir kamu görevlisine veya halkın bir kısmına karşı şiddete tahrik yapılması halinde, devlet yetkilileri ifade özgürlüğüne bir müdahalede bulunma ihtiyacını incelerken geniş bir takdir alanından yararlanırlar (bk. 09.06.1998 tarihli Incal - Türkiye kararı, parag. 48 ve Sürek (no. 1) - Türkiye kararı, parag. 61).
b) Genel prensiplerin mevcut olaya uygulanması
91. Yetkililer, başvurucu derneğin tescil edilmediğini, çünkü mahkemelerin derneği anayasaya aykırı bulduklarını belirtmişlerdir (bk. yukarıda parag. 11 ve 13).
92. Bununla birlikte Mahkeme, bir derneğin faaliyetlerini inceleyen ulusal mahkemelerin geçmişteki tespitlerinin, hiç kuşkusuz derneğin yapacağı toplantıların yaratacağı tehlikelerin değerlendirilmesinde ilgili unsurlar olduğunu, fakat bir derneğin anyasaya aykırılığının kabul edilmiş ve tescil talebinin reddedilmiş olmasının, barışçıl toplantılarının sistematik olarak yasaklanmasını Sözleşmenin 11(2). fıkrası bakımından haklı göstermeye yetmediğini düşünmektedir.
Bu nedenle Mahkeme, müdahaleyi haklı göstermek için ileri sürülen sebepleri ve bu müdahalenin önemini derinlemesine incelemelidir.
(i) Müdahaleyi haklı göstermek için ileri sürülen sebepler
(a) Silah taşındığı iddiası
93. Hükümet, silahlı gruplar kurulacağını duyuran bir bildirinin fotokopisini sunmuştur (bk. yukarıda parag. 44). Fakat bu bildirinin başvurucu dernek tarafından basıldığı tespit edilememiştir. Hükümet bu konuda ayrıntılı bir bilgi vermediği gibi, bir adamın bazıları özel ticari uyuşmazlıkları ilgilendirdiği anlaşılan bazı suçlardan şüphelenildiğini anlatan bir gazete makalesinin (bk. yukarıda parag. 43) konuyla ilgisini açıklamamıştır.
Mahkemeye göre, eğer silahlı bir hareketin hazırlıkları yapılıyor olsaydı, Hükümet bu konuda daha ikna edici deliller sunardı.
(ß) Kamu düzenini tehdit iddiası
94. Hükümetin iddiasına göre geçmişte derneğin düzenlediği toplantılarda olaylar çıkmıştır; bu olayların yeniden meydana gelmesi muhtemeldir.
Ancak başvurucuların ciddi karışıklara neden olduklarına dair herhangi bir delil yoktur. Küçük çaplı olaylar yaşanmış ve bir dava açılmamıştır (bk. yukarıda parag. 17, 18 ve 46). Mülki amirlerin ve yerel mahkemelerin kararlarında başka herhangi bir detaya yer verilmeden, sadece kamu düzenine karşı farazi bir tehditten bahsedilmektedir.
Bu nedenle küçük olayların meydana gelme riski, Ilindenin toplantılarının yasaklanmasını gerektirmemektedir.
(y) Ilindenin hedeflerinden ve bildirilerinden kaynaklanan tehlikeler bulunduğu iddiaları
Ayrılıkçı fikirler
95. Hükümete göre başvurucu dernek ülkenin bir bölümünün ayrılmasını istemek suretiyle Bulgaristanın toprak bütünlüğünü tehlikeye attığını belirtmiştir.
Başvurucular toplantılarının tek amacının tarihi olayları anmak olduğunu ve herhangi bir ayrılıkçı amaçları bulunmadığını ifade etmişlerdir.
96. Dosyadaki bütün delilleri değerlendiren Mahkeme, olayların yaşandığı sırada yetkililerin başvurucu derneğin bazı liderlerinin veya dernekten türeyen bazı küçük grupların ayrılıkçı tezler geliştirdikleri, Pirin Makedonya bölgesinin özerkliğini ve hatta Bulgaristanın bir bölümünü ayırmayı da içeren bir takvim belirlediklerinden şüphelenmelerinin makul olduğunu tespit etmiştir. Bu liderlerin çeşitli beyanları (bk. yukarıda parag. 16, 33, 34 ve 35) bunu göstermektedir. Mahkeme ayrıca, Yüksek Mahkemenin 1990 ve 1991 tarihli kararlarındaki tespitlerini ve Anayasa Mahkemesinin 29 Şubat 2000 tarihli kararındaki tespitleri (bk. yukarıda parag. 12, 13 ve 39-41) dikkate alır.
Bütün bunlardan Hükümetin anma toplantıları sırasında ayrılıkçı sloganlar atılabileceğini öngörebileceği anlaşılmaktadır.
97. Bununla birlikte Mahkeme, bir grup insanın özerklik çağrısında bulunmalarının veya anayasal ve siyasal sınırlarda değişiklik gerektirecek şekilde bir kısım toprağın ülkeden ayrılmasını istemelerinin, bu kişilerin yapacakları toplantıların yasaklanmasını otomatik olarak haklı kılmadığını hatırlatır. Gösterilerde ve söylevlerde siyasal sınırlarda değişiklik talep edilmesi, toprak bütünlüğü ve ulusal güvenlik aleyhine otomatik olarak bir tehdit oluşturmaz.
Toplanma özgürlüğü ve bu özgürlüğü kullanarak düşüncelerini ifade etme hakkı, demokratik bir toplumun en önemli değerleri arasında yer alır. Demokrasinin özü, açık tartışma yoluyla problemleri çözme kapasitesine sahip olmasıdır. Bazı görüşler ya da kulanılan sözcükler yetkililere ne kadar şoke edici ya da kabul edilemez gelirsen gelsin veya talepler ne kadar gayri meşru olursa olsun, şiddetin tahrik edilmediği veya demokratik ilkelerin inkar edilmediği durumlarda ifade ve toplanma özgürlüğünün kullanılmasını engellemek için önleyici türden genel yasaklar, demokrasiye zarar verir ve demokrasinin varlığını tehlikeye sokar.
Hukukun üstünlüğüne dayalı demokratik bir toplumda, kurulu düzene karşı çıkan ve gerçekleştirilmeleri barışçıl vasıtalarla savunulan siyasal fikirlere toplantı özgürlüğü ve diğer hukuki yollar aracılığıyla kendilerini ifade etme imkanı verilmelidir.
98. Bu nedenle Mahkeme, Ilinden tarafından düzenlenen gösterilerde ayrılıkçı açıklamalar yapma ihtimali bulunmasının, bu toplantılara yasak konulmasını haklı kılmadığı görüşündedir.
Şiddet ve demokratik ilkelerin reddi progandası iddiası
99. Hükümet, Bulgarları Pirin Makedonyasını terke davet şeklinde yorumlanabilecek beyanlardan (bk. yukarıda parag. 16, 17 ve 33) söz etmiş ve Ilindenin bugünü kadar ayrılıkçı amaçlarını açıkça şiddete dayanan bir tarza izlememiş olsa bile, bunun olacağına dair bazı belirtilerin bulunduğunu söylemiştir.
Başvurucular bu iddiaların temelsiz olduğunu söyleyerek reddetmişler ve toplantılarının barışçıl niteliğinin vurgulamışlardır.
100. Belirli bir bölgeden etnik kökene dayanarak başkalarının çıkarılmasını istemek, hiç kuşkusuz demokrasiye tamamen aykırıdır.
Bununla birlikte, 1990 ve 1991 tarihlerinde başvurucu derneğin tescil talebini redden Yüksek Mahkeme kararlarında ve 29 Şubat 2000 tarihli Anayasa Mahkemesi kararında (bk. yukarıda parag. 12, 13 ve 39-41) Ilındenin hedeflerinin ve faaliyetlerinin şiddete teşvik veya demokratik düzenin reddini içerdiğinden söz edilmemiştir. Dahası, Ilindenin üyelerine veya toplantılara katılanlara karşı herhangi bir ceza davası açılmamıştır (bk. yukarıda parag. 46).
101. Ilindenin açıklamalarının ve beyanlarının bir çoğunda, hedeflerinin gerçekleştirilmesi için aleni tartışmaya ve siyasal baskı yapmaya dayanmakta ve şiddeti açıkça reddetmektedir (bk. yukarıda parag. 10, 16, 37 ve 38). Şiddet tahrik veya demokrasinin reddi olarak yorumlanabilecek beyanların, davadaki bütün materyaller karşısında münferit gibi görünmektedir. Dahası, Ilindene bağlı birçok kişi ve grup farklı görüşlere sahip olduğundan, sözü edilen materyalin tümünün, mutlaka başvurucu derneğin gündemine hakim olan görüşleri ve hedefleri yansıtmamaktadır.
102. Mahkeme Incal kararında, bir anma toplantısında bir grup insana, dolayısıyla ulusal güvenlik, kamu düzeni veya ülke bütünlüğü üzerindeki potansiyel etkisini zayıflamış olan ve direnme, mücadale ve kurtulma gibi sözcükleri içeren bir mesajın yüksek sesle okunmasının, mutlaka şiddete, silahlı direnişe ve ayaklanmaya çağrı anlamına gelmeyeceğini belirtmiştir (bk. Incal kararı, parag. 50).
Mevcut davada Mahkeme, Ilindenin yaptığı açıklamalardan bir kısmının, dikkat çekmek amacıyla açıkça bir mübalağa içerdiğini göz önünde tutmaktadır.
103. Mahkemeye göre başvurucu derneğin toplantılarının yasaklanmayı gerektirecek kadar şiddete çağrı ve demokrasinin reddi için bir propaganda platformu haline gelebileceğine dair bir belirti yoktur. Herhangi bir münferit eylemle, bundan sorumlu olanların soruşturulması suretiyle yeterince mücadele edilebilir.
Bulgar halkının Makedonlaştırılması
104. Hükümet, başvurucu derneğin nihai amacı olan Bulgaristandan ayrılmayı gerçekleştirebilmek için, bölgedeki Bulgar halkını Makedonlaştırmayı istediğini ileri sürmüştür.
Başvurucular, Ilindenin Bulgaristandaki Makedonların bir derneği olduğunu savunmuşlardır.
105. Mahkeme Makedonlaştırılmaya çalışıldığı iddia edilenleri korumak amacıyla başvurucuların gösteride bulunma haklarının kısıtlanmasının gerekli olduğu iddiasını kabul etmemektedir.
Kamuoyunun aykırı gördüğü beyanlar
106. Kamuoyunun ulusal sembollere ve kutsal değerlere aykırı gördüğü hakeretler nedeniyle oluşan özel duyarlılığı dikkate alınacak olursa, Ilindenin toplantılarının bir ölçüde gerilim yarattığı görülmektedir (bk. yukarıda parag. 13, 17,18. ve 24 ve 27).
Başvurucular özellikle, ülkede genel olarak kabul edildiğinden farklı bir anlam yükledikleri tarihsel olayları kutlamayı istemişlerdir. Ülkede Bulgar ulusal kahramanları olarak kabul edilen ve resmi törenlerle anılan kişileri onlar Makedon şehitler olarak görmüşler ve dolayısıyla kendi toplantılarını geleneksel resmi törenlerle aynı yerlerde ve saatlerde yapmak istemişlerdir.
107. Eğer bir gösteri sırasında muhalif gruplar arasında her gerilim ve sıcak temas ihtimali gösterinin yasaklanmasını gerektirecek olursa, toplum, çoğunluğun duyarlılığını harekete geçiren bir mesele üzerinde farklı görüşleri duymaktan yoksun kalmakla karşı karşıya bırakılacaktır.
Söz konusu meselenin ulusal sembollere ve ulusal kimliğe dokunan bir mesele olması, Hükümetin görüşünün aksine, kendiliğinden yetkililere daha geniş bir takdir alanı bırakılmasını gerektireceği düşünülemez. Azınlık görüşleri ne kadar beğenilmeyen görüşler olursa olsun, ulusal makamlar azınlıktaki görüşler pahasına ulusal kamuoyu görüşünün korunmamasını sağlamak için özel bir uyanıklık göstermelidirler.
(ii) Müdahalenin önemi
108. Hükümet, yetkililerin Ilinden taraftarlarına pankart taşımamaları ve de konuşma yapmamaları şartıyla tarihsel alanlara yaklaşmalarına izin vermeleri ve başvurucuların toplantılar için başka yerler seçmeleri gerektiği şeklinde gösterdikleri göreceli esneklik vastasıyla adil bir dengenin kurulduğunu ileri sürmüştür.
109. Mahkeme, başvurucuların fikirlerini toplantılarda söylevler ve sloganlarla ifade haklarından yoksun bırakılmalarının, esnekliğin bir delili olarak görülemeyeceği görüşündedir. Gerçekten de yetkililer. Ilindenin toplantılarına genel bir yasak getirme şekilde bir tutum benimsemişlerdir (bk. yukarıda parag. 17 ve 74).
Dahası, toplantı yer ve saatlerinin resmi törenlere katılanlar için olduğu kadar başvurucular için de büyük öneme sahip olduğu görülmektedir. Mahkeme, bu tür durumlarda Hükümetin kullandığı takdir alanına rağmen, ister aynı zaman olusnu isterse bir biri ardına olsun, iki anma töreninin barışçıl bir şekilde yapılmasını sağlamanın imkansız olduğuna ikna olmamıştır.
(iii) Mahkemenin vardığı sonuç
110. Hükümetin de işaret ettiği gibi başvurucu derneğin hepsi de aktif olmayan sadece 3,000 civarında taraftarı bulunmaktadır.
Bununla birlikte yetkililer başvurucuların düzenlemeyi arzu ettikleri toplantılar sırasında fikirlerinin yayılmasını engellemeyi amaçlayan tedbirler uygulamışlardır.
111. Mahkemeye göre, önceden görülebilecek gerçek bir şiddet eylem riski veya şiddete tahrik veya demokratik prensiplerin başka bir biçimde reddi bulunmaması halinde, bu yaklaşım tarzı Sözleşmenin 11(2). fıkrası bakımından haklı görülemez.
112. Özetle Mahkeme, yetkililerin takdir alanlarının sınırını aştıklarını ve başvurucuların anma toplantılarını yasaklayan tedbirlerin, Sözleşmenin 11. maddesi anlamında demokratik gerekli olmadığı sonucuna varmaktadır.
IV. Sözleşmenin 41. maddesinin uygulanması
113. Sözleşmenin 41. maddesi şöyledir:
Mahkeme, Sözleşmenin veya Protokollerin ihlal edildiğini tespit ederse ve ilgili Sözleşmeci Devletin iç hukuku bu ihlali ancak kısmen giderme imkanı veriyorsa, gerekli gördüğü takdirde zarar uğrayan tarafa adil bir karşılık verilmesine hükmeder.
A. Başvurucuların talepleri
114. Komisyon, 29 Haziran 1998 tarihli başvuruları kısmen kabuledilebilir bulan karar uyarınca, başvurucuları Sözleşmenin eski 50. maddesine uygun olarak taleplerini bildirmeye davet etmiştir. Bu davetin amacı, Sözleşmenin eski 32. maddesi uyarınca, Sözleşmenin ihlal edildiğinin bulunduğu ve Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından incelenecek olan başvuruların Bakanlar Komitesi önündeki süreci hızlandırmaktı.
Bay Stankov ve İvanov 25 Ağustos 1998 tarihli bir mektupla, başvurucuların büyük bir maddi ve manevi zarara uğradıklarını ve tazminatın miktarını belirlemeyi Strasburg organlarına bıraktıklarını beyan ederek cevap vermişlerdir. Maddi zararlar toplantı alanına arabalarıyla giden insanlara kesilen cezalar ve 1993 yılında bir arabaya polis tarafından verildiği iddia edilen zarar ve bazı harcamalardan oluşmaktadır. Başvuruculara göre derneklerinin var olduğu koşullarda mali belge düzenlemeleri çok zor olduğu için belge delili sunmaları imkansızdır.
Manevi zarara gelince, başvurucular kendilerine göre Ilindeni saf dışı bırakmaya çalışan yetkililerin eylemleri sonucunda çektikleri eziyetlere karşılık bir tazminat talep etmektedirler.
115. Başvurucuların hukuki yardım almadan hazırlayıp Mahkemeye verdikleri dilekçede adil karşılık konusundaki taleplerini göstermemişlerdir. Başvurucular bunu 17 Ekim 2000 tarihli duruşmada ileri sürmüşler ve kısa bir süre sonra yazılı olarak farklı ayrıntılar bildirmişlerdir.
116. Başvurucular Mahkeme önünde maddi ya da manevi bir zarar uğradıklarını beyan etmemişlerdir. Başvurucular ulusal düzeydeki yargılama sırasında (yerel mahkemelere ulaşım, sekreterlik ve hukuki çalışmalar) için 10,000 Alman Markı, Strasbourg yargılaması için (Bay İvanovun Strasbourgdaki duruşmaya gidiş ve konaklama ve yeme içme ile 5,000 FF çeviri ve 2,000 FF diğer masraflar dahil) 15,000 Alman Markı masraflar için ve avukatlık ücreti için de 35,000 FF geri ödenmesini talep etmişlerdir.
Başvurucular Bay Hinckerle yaptıkları ücret sözleşmesinin bir örneğini Bay Ivanovun uçak biletlerini ve otel faturalarının birer örneğini sunmuşlardır. Diğer masrafları kanıtlayan delilleri sunmalarının mümkün olmadığını zira ulusal mahkemeler ya da Komisyon önünde hukuki olarak temsil edilmediklerini ve bütün harcamalarda derneğin kaynakları kullandıklarını beyan etmektedirler.
B. Hükümetin savunması
117. Hükümet, Ağustos 1998de ileri sürülen taleplere karşı 2 Aralık 1998de verdiği cevapta, Bakanlar Komitesinin konuyla ilgili karar verecek olsaydı, bunları olaydaki sorunla ilgisi ve temelsiz görerek reddeceğini söylemiştir.
Hükümet başvurucuların Ekim 2000 tarihinde masraflarla ilgili taleplerine 29 Aralık 2000 tarihli duruşmada yazılı olarak cevap vermiştir. Hükümet bu taleplerin İçtüzüğün 60. maddesinin 1 ve 3. fıkralarında gösterilen sürelerin dışında yapıldığını ve yeterli belgeyle kanıtlanamadığını ileri sürmektedir.
118. Hükümet iç hukuk yollarına karşılık olarak gösterilen harcamaların orantısız ve suistimal edilmiş olduğunu eklemektedir. Başvurucular her dava için yalnızca hukuki yardım alınmadan hazırlandığı açıkça görülebilen bir adet standart başvuru ve temyiz belgesi örneği sunmuşlardır. Yani hiçbir yargılama masrafı ödenmesi gerekmemekte hiçbir masraf kabul edilmemektedir.
Strasburg organları önünde yapılan yargılamanın karşılığı olarak talep edilen 15,000 Alman Markı hakkında ayrıntı verilmemiştir. Belge sağlamakta zorluk çekildiği iddiası temelden yoksundur.
Hükümetin görüşüne göre avukat ücretinin karşılığı olarak talep edilen 35,000 Fransız Frangı, bu başvurucuların avukatı tarafından gerçekten yapılan hukuki çalışmanın karşılığını oluşturmadığından ve de Taraf Devletteki ekonomik durumun göz alınması gerektiğinden, açıkça fazladır. Avukatın isteği, Bulgaristandaki aylık asgari ücretin yüz kırk altı katı, Fransadaki asgari ücretin altı katıdır.
Hükümetin görüşüne göre Mahkeme adil karşılığa hükmedecekse, Bay Ivanovun duruşmalara gelmek için yaptığı 8,127 FF ve avukat için de 5,000 FF ödemeyi kabul edilebilir.
C. Mahkemenin değerlendirmesi
119. Mahkeme İçtüzüğün 60. maddesinin 1. fıkrasının ilgili kısmı aşağıdaki gibidir:
Sözleşmenin 41. maddesine göre adil bir karşılığa hükmedilmesini isteyen bir başvurucu, Daire Başkanı başka bir şekilde karar almış olmadıkça, bu yöndeki talebini esas hakkındaki görüşle birlikte yazılı olarak veya bu konuda yazıl görüş verilmiş ise, başvurunun kabuledilebilirliği kararından itibaren en geç iki ay için sunmalıdır.
120. Mahkeme, başvurucuların 25 Ağustos 1998de Sözleşmenin eski 32. maddesi çerçevesinde maddi ve manevi zararları ile yaptıkları harcamalara karşılık genel bir tazminat talebinde bulunduklarını kaydetmektedir. Bu talep geri çekilmemiştir.
Başvurucuların avukatının duruşmada yalnızca yapılan masraf ve harcamalara karşılık bir tazminat istediği doğrudur. Bununla birlikte bu yönde yapılan açık bir beyanın yokluğuna rağmen, Mahkeme bu beyanların başvurucuların Bay Hinckerin aracılığı olmadan yaptıkları talebin geri alınması olarak yorumlanamayacağı kanaatindedir.
Hükümetin İçtüzüğün 60. maddesinin 1. fıkrası çerçevesindeki itirazına gelince, Mahkeme başvurucuların hukuki yardım alınmadan hazırlandığını ve oradaki taleplerin yalnızca sunulan masraflarla ilgili olduğunu tespit etmiştir. Açıktır ki bazı ücretler ve masraflar, özellikle de duruşma için yapılanlar önceden ayrıntılı olarak belirtilemez.
Nihayet Hükümet başvurucuların taleplerini ayrıntılı olarak ele alma şansına sahip olmuştur, bunu 1998 ve 2000 Aralık aylarında gerçekleştirmiştir.
Bu şartlar altında Mahkeme maddi ve manevi tazminat ile ücretler ve masrafların karşılığı olarak geçerli bir talep yapılmış olduğuna ve bunların incelenmesi gerektiğine karar vermiştir.
121. Mahkeme başvurucuların toplantı özgürlüğü haklarının ihlal edilmiş olması nedeniyle manevi bir zarar uğradıklarını kabul etmektedir. Mahkeme, hakkaniyet temelinde karar vererek Bay Stankov ve Ilindenin temsilcisi Bay Ivanova müşterek olarak ödenmek üzere başvurucu dernek ve Bay Stankov lehine 40,000 Fransız Frangı manevi tazminata hükmetmektedir.
Maddi zararla ilgili talep temellendirilememiştir ve dolayısıyla reddedilmesi gerekmektedir.
122. İç hukuktaki yargılama sırasında yapılan harcamalarla ilgili olarak Mahkeme de Hükümet gibi başvurucuların bu aşamada hukuki olarak temsil edilmediklerini ve herhangi bir yargılama masrafından bahsetmediklerini kabul etmektedir.
Bunun yanında başvurucuların Strasburg organları önünde yapılan yargılamalar için, yazışmaların ve dilekçelerin çevirisi gibi, bazı masraflar yapmış olmaları gerekmektedir. Hakkaniyet çerçevesinde karar veren Mahkeme, başvuruculara bu çerçevede 3,000 FF ödenmesine karar vermiştir.
123. Bunun yanında Bay Ivanovun Mahkemeye gelebilmesi için yapılan 8,127 FFden oluşan meblağın tamamının karşılanması gerekir.
Avukat ücretiyle ilgili olarak ise Bay Hickerin ancak yargılamanın son safhasında davaya girdiği göz önüne alarak ve hakkaniyete uygun bir karar vererek, bu çerçevede 25,000 FF ödenmesine karar vermiştir.
124. Mahkemenin edindiği bilgiye göre kararın verildiği tarihte Fransadaki uygulanabilir faiz oranı yıllık yüzde 4.26dır.
BU GEREKÇELERLE MAHKEME,
1. Oybirliğiyle, Hükümetin ilk itirazlarının reddine;
2. Bire karşı altı oyla, Sözleşmenin 11. maddesinin ihlaline;
3. Bir karşı altı oyla, davalı devletin Bay Stankova ve Bay Ivanova müşterek olarak, kararın Sözleşmenin 44. maddesinin 2. fıkrası çerçevesinde kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde manevi tazminat olarak 44,000 FF ödemesine;
4. Oybirliğiyle, davalı devletin Bay Stankov ve Bay Ivanova müşterek olarak kararın Sözleşmenin 44. maddesinin 2. fıkrası çerçevesinde kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde 36,127 FF katma değer vergisi olarak gerekli olabilecek tüm meblağın ödemesine;
5. Oybirliğiyle, bu meblağların ödeme için belirlenen sürenin dolmasından sonra yüzde 4.26lık bir faize tabi olmasına;
6. Başvurucuların adil karşılıkla ilgili diğer taleplerinin reddine
Karar Vermiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy