(AİHS m. 3, 37, 38) (765 S. K. m. 243, 245, 354)
Başvuru no: 34382/97
USUL
1. Bu dava Danimarka tarafından, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerinin Korunması Sözleşmesinin eski 24. maddesine dayanılarak 7 Ocak 1997 tarihinde İnsan Hakları Avrupa Komisyonuna Türkiye aleyhine yapılan bir başvurudan (34382/97) kaynaklanmıştır. Başvuru 8 Ocak 1997 tarihinde kaydedilmiştir. Danimarka Hükümeti, Mahkeme önündeki yargılama sırasında Bay Hans Klingenberg ve Bay Tyge Trier tarafından temsil edilmiştir. Türk Hükümeti ise, Bay Münci Özmen ve Bayan Deniz Akçay tarafından temsil edilmiştir.
2. Danimarka Hükümeti 7 Ocak 1997 tarihli başvuruda, aşağıdaki sunumda bulundu:
Danimarka Hükümeti Komisyonun, Danimarka vatandaşı olan Kemal Koçun Türkiyede gözaltında tutulduğu 8 Temmuz 1996dan 16 Ağustos 1996ya kadar Türk makamlarının kendisine yaptığı muameleyi ve özellikle Bay Koçun 8 -9 Temmuz 1996 tarihlerinde tabi tutulduğu muameleyi incelemesini istemektedir.
Danimarka Hükümeti Komisyondan ayrıca, Kemal Koça uygulanan sorgulama tekniklerinin, ağır acı ve ıstırapla, ister suçlandırıcı olsun ister olmasın, ister doğru ister yanlış olsun bir ikrar veya başka bir beyan almak amacıyla, Türkiyede yaygın bir şekilde uygulanan bir pratik olup olmadığının incelenmesini istemektedir.
3. Komisyon Başkanı 9 Ocak 1997de davalı Hükümete bildirimde bulunulmasına ve başvurunun kabuledilebilirliği konusunda gözlemlerini sunmasının istenmesine karar vermiştir. Davalı Hükümet 20 Mart 1997 tarihinde, ekleri ile birlikte gözlemlerini sunmuştur.
4. Başvurucu Hükümet 25 Mart 1997de, cevaba cevap için kendi gözlemlerini sunmaya davet edilmiştir. Bu amaçla saptanan zaman süresinin bir kez aşılmasını takiben, başvurucu Hükümet 12 Haziran 1997 tarihinde ekleri ile birlikte gözlemlerini sunmuştur.
5. Davalı Hükümet 27 Haziran 1997de ek gözlemlerini sunmuştur.
6. Komisyon 10 Temmuz 1997 tarihinde yargılamanın vardığı aşamayı değerlendirmiş ve davalı Hükümeti kabuledilebilirlik ile ilgili ek gözlemler sunmaya davet etmiştir. Davalı Hükümet 29 Eylül 1997de ekleri ile birlikte ek gözlemlerini sunmuştur. Diğer gözlemler de 16 Nisan 1998 tarihinde sunulmuştur.
7. Başvurucu Hükümet 28 Nisan 1998 tarihinde, yanıt olarak gözlemlerini veya yorumlarını sunmaya davet edilmiştir. Başvurucu Hükümet ekleri ile birlikte bu gözlemleri 29 Haziran 1998de sunmuştur.
8. Davalı Hükümet 10 Eylül 1998de, ek yorum ve gözlemleri sunmuştur.
9. Komisyon 17 Eylül 1998de, yargılamanın ulaştığı durumu değerlendirmiş ve başka bir usul işlemi yapılmamasına karar vermiştir.
10. Sözleşmenin 11 Nolu Protokolünün 5(2) fıkrası uyarınca, başvuru bu Protokolün 1 Kasım 1998de yürürlüğe girdiği tarihte İnsan Hakları Avrupa Mahkemesine gönderilmiştir.
11. Mahkeme (Birinci Bölüm) 19 Ocak 1999 tarihinde yargılamanın ulaştığı durumu değerlendirmiş ve başvurunun kabuledilebilirliği ile ilgili olarak tarafların sözlü savunmalarını dinlemeye karar vermiştir. Buna göre, duruşma için 27 Nisan 1999 tarihi saptanmıştır.
12. Saptanan tarihte yapılan duruşmayı takiben, Mahkeme 8 Haziran 1999 tarihinde başvuruyu kabuledilebilir bulmuştur.
13. Danimarka Hükümeti temsilcisi 30 Mart 200de, Türk Hükümeti temsilcisi ise 31 Mart 2000de, bu davada dostane çözüme ulaştıklarını belirten resmi birer beyan sunmuşlardır.
DAVANIN ESASI
14. Mahkeme, Kemal Koçun Temmuz ve Ağustos 1996 tarihlerinde Türkiyede bulunmasıyla ilgili olarak, Bay Koçun kardeşinin cenazesi için 5 Temmuz 1996 Cuma günü Ankaraya geldiğini hatırlatır. Bay Koç havaalanına geldiğinde, Türk makamları tarafından arandığı gerekçesiyle birkaç saat sonra gözaltında tutulmuştur. Bay Koç, havaalanında ve Çubuk karakolunda yapılan bazı araştırmalardan sonra, başka şartların yanında, Pazartesi günü polise gelmesi şartıyla serbest bırakılmıştır. Bay Koç, 8 Temmuz Pazartesi günü Çubuk karakoluyla temas kurmuş, polis memurları kendisini bulunduğu yerden almışlar ve Ankara Emniyet Müdürlüğüne götürmüşlerdir. Başvurucu Hükümet, Bay Koçun bundan sonra işkence ve diğer kötü muamele biçimlerinin uygulandığı sorgulama tekniklerine tabi tutulduğunu iddia etmiştir. Davalı Hükümet bunu reddetmektedir.
15. Bay Koç Emniyet Müdürlüğünde sorgulandıktan sonra, 9 Temmuz 1996da tutuklanmıştır. Bay Koç hakkında 11 Temmuz 1996 tarihli iddianameyle, Türk Ceza Kanununun 169. maddesine aykırı olarak PKK üyelerine yardım etmek suçundan, Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesinde dava açılmıştır.
16. 15 Ağustos 1996da Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından salıverilmesine karar verilen Bay Koç, 16 Ağustos 1996 tarihinde Danimarkaya geri dönmüştür.
17. Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi 12 Haziran 1997 tarihli kararla, Bay Koçu hakkındaki suçlamalarda suçlu bulmuş ve 4.5 yıl hapis cezası vermiştir. Bu karar 25 Mart 1998 tarihinde Yargıtay tarafından onanmıştır.
18. Bay Koç, aleyhindeki ceza davası devam ederken, 23 Aralık 1996 tarihinde bir şikayette bulunarak, 8 ve 9 Temmuz 1996 tarihlerinde gözaltında tutulduğu sırada ve Emniyet Müdürlüğünde sorgulama sırasında kendisine polis tarafından kötü muamelede yapıldığını iddia etmiştir. Bay Koç Türk Ceza Kanununun 243. maddesine dayanmıştır. Ankara Cumhuriyet Savcısının yaptığı soruşturmanın ardından, iki polis memuru hakkında Türk Ceza Kanununun 245. maddesini ihlal etmekten 19 Mart 1997 tarihli iddianameyle bir ceza davası açılmıştır. Ankara Ağır Ceza Mahkemesi 30 Aralık 1998 tarihli kararla, polis memurları hakkında beraat kararı vermiştir.
19. Bay Koçun avukatı 4 Ocak 1999da, yukarıdaki kararı Yargıtayda temyiz etmiştir. Davanın hala devam ettiği anlaşılmaktadır.
20. Başvurucu Hükümet, Bay Kemal Koça uygulanan sorgulama tekniklerinin, Türkiyede yaygın bir şekilde uygulanan bir pratik
olup olmadığının incelemesi konusunda, çeşitli kurumların, özellikle İşkencenin ve İnsanlık Dışı veya Aşağılayıcı Muamele ve Cezalanın Önlenmesi Avrupa Komitesinin, Birleşmiş Milletler İşkenceye Karşı Komitenin, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komitesinin, Uluslararası Af Örgütünün ve Human Rights Watchun raporlarına dayanmıştır.
KARAR GEREKÇESİ
21. 31 Mart 2000 tarihinde Mahkeme taraflardan gelen aşağıdaki beyanları almıştır:
DANİMARKA - TÜRKİYE BAŞVURUSUNDA (BAŞVURU No. 34382/97) DOSTÇA ÇÖZÜM
8 Temmuz 1999da İnsan Hakları Avrupa Mahkemesinin Birinci Dairesi, 34382/97 numaralı Danimarka - Türkiye başvurusunu kabuledilebilir bulmuştur. Bu başvuru bir Danimarka vatandaşının Türkiyede tutulduğu 8 Temmuz-16 Ağustos 1996 tarihleri arasında, Türk makamlarının Sözleşmenin 3. maddesinin ihlalini oluşturan kötü muamelede bulundukları iddiasının incelenmesi ve bu Danimarka vatandaşına uygulandığı iddia edilen sorgulama tekniklerinin Türkiyede yaygın olarak uygulanan bir pratik olup olmadığının incelenmesi ile ilgilidir.
8 Haziran 1999da Mahkeme, Sözleşmenin 38(1)(b) bendi gereğince dostane çözüm sağlamak amacıyla, taraflara yardımcı olmuştur. Bundan başka Mahkeme, taraflardan herhangi birinin bir çözüme ulaşmak amacıyla sunmak istediği herhangi bir teklifin memnuniyet verici olacağını belirtmiştir.
Tarafların birbirleriyle yaptıkları görüşmelerden sonra, davacı Hükümet ve davalı Hükümet temsilcileri, 34382/97 numaralı Danimarka - Türkiye başvurusunun dostane çözümüne ilişkin önerilen ortak bir çerçeveyi Mahkemeye sunmuşlardır. Varılan çözüm aşağıdaki şekildedir:
1. Davalı Hükümet, başvurunun ilk bölümü üzerinde anlaşabilmek için, olayla bağlantılı hukuki masrafları da içeren 450,000 Danimarka Kronunu başvurucu Hükümete ödemeyi kabul etmiştir.
2. Başvurucu Hükümet, bu dostane çözümün ayrılmaz bir parçasını oluşturan davalı Hükümetin ekli bildirimini memnuniyetle kaydeder.
3. Başvurucu Hükümet davanın ilk bölümü ışığında, Türkiyede ara sıra ve münferit olarak meydana gelen işkence ve kötü muamele olayları hakkında davalı Hükümet tarafından ifade edilen kabul ve üzüntüyü memnuniyetle karşılar.
4. Başvurucu Hükümet 7 Ocak 1997de başvurunun yapılmasından bu yana, işkence ve kötü muamele ile mücadele etmek için Türkiye tarafından atılan adımları memnunlukla karşılar.
5. Başvurucu Hükümet ve davalı Hükümet, uygun olmayan polis sorgulama tekniklerinin uygulanmasının Sözleşmenin 3. maddesinin ihlalini oluşturduğu ve bu tekniklerin uygulanmasının önlenmesi gerektiği konusunda anlaşırlar. Bu iki Hükümet bu hedefe ulaşmanın en iyi yolunun eğitim olduğunu kabul ederler.
Bu amaçla, başvurucu Hükümet ve davalı Hükümet, Avrupa Konseyinin üye ülkelerdeki polislerin temel, hizmet içi ve yönetim eğitimleri kapsamında yeniden yapılandırılmasını amaçlayan kapsamlı bir proje başlattığını hatırlarlar. Başvurucu Hükümet ucu açık bu projeye davalı Hükümetin gönüllü olarak katılmasını memnuniyetle kaydeder. Projenin unsurlarından biri, soruşturma yapan polisin eğitilmesidir. Bu proje Türkiyenin ve diğer Avrupa Konseyi üyelerinin mali desteğine bağlıdır. Başvurucu Hükümet Avrupa Konseyinin bu projesine önemli miktarda bir mali katkıda bulunacaktır.
Bundan başka, başvurucu Hükümet iki taraflı bir projeyi finanse edecektir. İki taraf arasındaki anlaşmaya bağlı olan bu proje, Türk polis memurlarının insan hakları alanında bilgilerinin ve uygulama yeteneklerinin arttırılmasını sağlamak için eğitilmelerini amaçlayacaktır.
6. 26 Kasım 1999da Danimarka Dışişleri Bakanlığı ile Türkiye Dışişleri Bakanlığı arasında Kopenhagda kabul edilen Danimarka ve Türkiye Arasındaki İkili İlişkilerin Geliştirilmesi İçin Eylem Planı temelinde, Danimarka Hükümeti ve Türk Hükümeti iki taraflı sürekli bir siyasi diyalogun kurulmasına karar vermişlerdir.
Bu diyalog belli alanlarda insan hakları durumunun iyileştirilmesi görüşüyle insan hakları konularına odaklanacaktır. Taraflar, işkence ve kötü muamele olayları dahil olmak üzere bireysel olaylar kadar, Türk Hükümetinin Bildiriminde belirtilenler gibi genel konuların da bu diyalog çerçevesinde her iki tarafça gündeme getirilebileceği konusunda uzlaşmışlardır.
TÜRK HÜKÜMETİNİN BİLDİRİMİ
Türk Hükümeti, kararlı tutumuna ve mevcut hukuki ve idari düzenlemelere karşın, ara sıra ve münferit olarak meydana gelen işkence ve kötü muamele olaylarından üzüntü duymaktadır. Yeni hukuki ve idari denetim ve cezalandırmaya ilişkin düzenlemeler kabul edilmiş ve bunların sonucu olarak bu bireysel olaylar esaslı bir şekilde azalmıştır.
Geçen yıl içinde, Türk Ceza Kanununun 243, 245 ve 354. maddeleri, uluslararası sözleşmelere uygun olarak işkence ve kötü muameleyi yeniden tanımlamak ve önlemek için değiştirilmiş ve bu suçlardan dolayı verilen ceza arttırılmıştır. TCK 354. madde değişikliği, işkence ve kötü muamele olaylarında gerçeğe aykırı rapor vermekle suçlanan doktorlar ve diğer tıbbi personelin yargılanacağını belirtmektedir.
1 Ekim 1998de yürürlüğe giren Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği uygulanmakta olan usulleri, İşkenceye ve İnsanlık Dışı veya Aşağılayıcı Muamele veya Cezaya Karşı Sözleşme ile İşkencenin Önlenmesi Avrupa Sözleşmesinde (CPT) bulunan standartlarla aynı düzeye getirmiştir. 25 Haziran 1999da insan haklarına artan saygı ile ilgili bir Başbakanlık Genelgesi, yukarıda belirtilen Yönetmeliğin bütün ilgili kamu makamları tarafından etkili bir şekilde uygulanmasını sağlamak için tedbirler ve güçlendirilmiş bir uygulama denetimi getirmektedir. Genelge Valilerin, Bölge Valilerinin, Savcıların, Müfettişlerin ve soruşturmayla yetkili diğer görevlilerin, Jandarma Komutanlarının ve Polis Müdürlerinin rasgele denetim ve inceleme yapmakla yetkili olduklarını belirtmektedir. Genelge aynı zamanda bu incelemeler süresince saptanan eksikliklerin hızla giderilmesi için gerekli tedbirlerin alınacağını ve kusurlu bulunan görevliler için gerekli soruşturmaların başlatılacağını da belirtmektedir. Ek olarak, Adalet ve İç İşleri Bakanlıkları, 1 Ocak 2000 tarihinden itibaren, bu denetim ve soruşturmalara ilişkin hazırlanan raporların sonuçları ile ilgili olarak Başbakanlık İnsan Hakları Koordinasyon Yüksek Kuruluna her üç ayda bir yazılı bilgi sunacaklardır.
Son olarak, 2 Aralık 1999da TBMM tarafından kabul edilen ve yürürlüğe giren Memurların ve Diğer Görevlilerin Yargılanmasına İlişkin Kanun, kamu görevlileri hakkında soruşturma başlatılmasını ve yargılanmalarını kolaylaştırmaktadır.
Bu kapsamda, memurların görevleriyle bağlantılı olarak işledikleri suçlardan dolayı savcıların soruşturma başlatmasına izin verilmesi talepleri, temyiz başvurusu dahil, 4.5 ayda tamamlanmak zorundadır. Yeni kanun kamu görevlilerinin yargılanması, soruşturma yapmakla yetkili makamların saptanması konularında birçok noktayı açıklığa kavuşturmakta ve ilk incelemeleri ve hazırlık soruşturmalarını yürütmekle yetkili makamları belirtmektedir.
İşkence ve kötü muamele iddiaları Türk makamları tarafından alınan tedbirlerin bir sonucu olarak son iki yılda önemli bir şekilde azalmıştır. Bu gelişme, Türkiyenin taraf olduğu İşkencenin Önlenmesi Sözleşmesi çerçevesinde faaliyet gösteren İşkencenin Önlenmesi Komitesi (CPT) tarafında da 1997den bu yana belirtilmektedir.
Bu reformlarının sürekliliğini sağlamak için, Hükümetimiz, insan hakları alanında, özellikle işkence ve kötü muamele olaylarının meydana gelmesiyle ilgili olarak, daha fazla iyileştirmeler yapmayı üstlenecektir.
Türkiye, taraf olduğu uluslararası insan hakları belgelerindeki uluslararası organlar ve mekanizmalarla, özellikle İşkencenin Önlenmesi Komitesi (CPT) ile işbirliği yapmaya devam edecektir. Türkiye, ilgili kurallara ve usullere uygun olarak bu alanda aldığı yasal ve idari tedbirlerin uygulanması konusundaki gelişmeleri, bu organlara ve mekanizmalara bildirmeye devam edecektir.
Ekler:
1. 26 Ağustos 1999 tarihli Türk Ceza Kanununun 243, 245 ve 354. maddelerini değiştiren Kanun.
2. Ağustos 1999 tarihinde yürürlüğe giren Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliğinin Bazı Maddelerini Değiştiren Yönetmelik ile değiştirilen, Ekim 1998 tarihli Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği.
3. Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği etkili bir şekilde uygulanması ve uygulanmasının titizlikle takip edilmesi ile ilgili 25 Haziran 1999 tarihli Başbakanlık Genelgesi.
4. Aralık 1999da kabul edilen Memurların ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun.
22. Taraflar 30 ve 31 Mart 2000 tarihli yazılarla, davayı Büyük Daireye götürmemeyi kabul ettikleri konusunda da Mahkemeyi bilgilendirdiler.
23. Mahkeme, taraflar arasında ulaşılan dostane çözümü kaydeder. Yukarıdaki anlaşmanın, diğerleri arasında, başvurucu Hükümete belli bir miktar para ödenmesini hüküm altına aldığını, davalı Hükümetin Türkiyede ara sıra ve münferit olarak meydana gelen işkence ve kötü muamele ile ilgili üzüntüsünü belirten bir ifadeyi içerdiğini, Avrupa Konseyi polis eğitim projesine Türkiyenin devam eden katılımına atıfta bulunarak, Türk polis memurlarının eğitiminin önemini vurguladığını ve buna ek olarak, bu alanda iki taraflı yeni bir projenin kurulmasının kayıt altına aldığını gözlemlemektedir. Bundan başka, yine insan hakları konularına odaklanacak ve ortaya çıkabilecek bireysel olayların içinde olduğu sürekli bir Danimarka - Türk siyasi diyalogunun kurulmasına karar verilmiştir.
24. Mahkeme, davalı Hükümetin aynı zamanda, özellikle işkence ve kötü muamele olaylarının meydana gelmesi ile ilgili olarak insan hakları alanında daha fazla iyileştirmeler yapma yükümlülüğü ve uluslararası insan hakları organlarıyla, özellikle İşkencenin Önlenmesi Komitesi ile işbirliğine devam etmesi kadar, işkence ve kötü muamele olaylarına yanıt olarak Türkiyede kabul edilen hukuki ve idari çerçevedeki değişiklikleri gözlemlemektedir.
25. Mahkeme, yukarıdaki ard alan karşısında bu anlaşmanın, Sözleşme ve Protokollerde tanımlanan insan haklarına saygıya dayandığına kanaat getirmiştir (Sözleşmenin 37(1). fıkrası /son ve Mahkeme İçtüzüğü md. 62(3) fıkrası).
26. Sonuç olarak, bu davanın düşmesine karar verilmedir.
bu gerekçelerle mahkeme OYBİRLİĞİYLE,
1. Davanın düşmesine;
2. Tarafların davayı Büyük Daireye götürmemeyi kabul ettiklerinin kaydedilmesine
karar vermiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy