(Başvuru No: 36215/97)
13 OCAK 2005
Dilan yayınevinin sahibi olan başvuru sahibi Hasan Dağtekin, Diyarbakır'da ikamet etmektedir. 1994 yılında, Rıza Çolpan tarafından yazılan "Xide Naxirvan U Tevkustina Dersim" (Xide Naxirvan ve Dersim soykırımı) isimli Kürtçe kitap Dilan yayınevinde yayımlanmıştır. 13 Aralık 1994 tarihinde ise İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi başvuru sahibi hakkında Türkiye Cumhuriyetinin bölünmez bütünlüğüne ve milli birliğine karşı propaganda yapmak suçlamasıyla dava açarak 14 Kasım 1995 tarihinde 3713 sayılı Terörle Mücadele Yasasının 8§1. maddesi gereğince 100.900.000 TL. para cezasına çarptırmış, ayrıca davalı kitabın tüm nüshalarının toplatılmasını da kararlaştırmıştır. Bunun üzerine, başvuru sahibi, Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlükler Sözleşmesinin 10. maddesinin ihlali iddiasıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurmuştur.
Mahkeme oybirliğiyle,
1- Sözleşmenin 10. maddesinin ihlal edildiğine
2- a) Davalı Devletin Sözleşmenin 44 § 2. maddesine göre, kararın kesinleşeceği tarihten itibaren 3 ay içinde ödeme günündeki kur üzerinden Türk Lirasına çevrilmek kaydıyla başvuru sahibine aşağıdaki meblağları ödemesine
i) Maddi zarar için 1.500 Euro (bin beş yüz Euro);
ii) Manevi zarar için 2.000 Euro (iki bin Euro);
iii) Masraf ve harcamalar için 2.000 Euro (iki bin Euro);
iv) Vergi adı altında istenebilecek her türlü meblağ;
b) Belirtilen sürenin bitiminden itibaren ödeme yapılıncaya kadar geçen süre için Avrupa Merkez Bankasının marjinal ödünç kolaylığına uyguladığı faiz oranının %3 fazlasıyla uygulanmasına;
3- Hakkaniyete uygun daha fazla tazminat talebinin reddine karar vermiştir.
KARARDA ATIF YAPILAN DİĞER DAVALAR
1- İbrahim Aksoy v. Türkiye, no: 28635/95, 30171/96, 34535/97.
2- Yağmurdereli v. Türkiye, no: 29590/96, 4 Haziran 2002.
3- Ceylan v. Türkiye (GC), no: 23556/94, AİHM 1999-IV.
4- Öztürk v.Türkiye (GC), 22479/93, AİHM 1999-IV.
5- Karkın v. Türkiye, no: 43928/98, 23 Eylül 2003.
6- Incal v. Türkiye, 9 Haziran 1998, 1998-IV.
7- Sürek v. Türkiye (no:4) (GC), no: 24762/94, 8 Temmuz1999.
8- Sürek v. Türkiye (no:1) (GC), no: 26682/95, AİHM 1999-IV.
9- Gerger v. Türkiye (GC), no: 24919/94, 8 Temmuz 1999.
10- Karakoç ve diğerleri v. Türkiye, no: 27692/95, 28138/95, 28498/95.
PROSEDÜR
1-3. Davanın temelinde Türkiye Cumhuriyetine karşı verilen 36215/97 sayılı başvuru dilekçesi bulunmaktadır. Söz konusu Devletin uyruğuna tabi başvuru sahibi Hasan Dağtekin, İnsan Hakları ve Temel Özgürlükler Sözleşmesinin eski 25. maddesi uyarınca 21 Ocak 1997 tarihinde Mahkemeye başvurmuştur.
OLAYLAR
I- DAVANIN ÖZEL ŞARTLARI
4. 1959 doğumlu olan başvuru sahibi Diyarbakır'da ikamet etmektedir.
5. Olayların olduğu dönemde başvuru sahibi yayıncıydı ve Dilan yayın evinin sahibidir.
6. 1994 yılında Rıza Çolpan tarafından yazılan "Xide Naxirvan U Tevkustina Dersim" (Xide Naxirvan (özel isim) ve Dersim soykırımı) isimli Kürtçe kitap Dilan yayınevinde yayımlanmıştır.
7. 13 Aralık 1994 tarihli iddianameyle İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi başvuru sahibi hakkında Türkiye Cumhuriyetinin bölünmez bütünlüğüne ve Milli birliğine karşı propaganda yapmak suçlamasıyla dava açmıştır.
8. Devlet Güvenlik Mahkemesi, 20 Aralık 1994 tarihli oturumunda "Xide Naxirvan U Tevkustina Dersim" isimli yayının 15, 84, 200 ve 429 sayılı sayfalarının tercüme edilmesi için Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesinden bir eksper görevlendirmesini istemeye karar vermiştir.
9. Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi eksper (uzman) mütercim olarak Ankara Valiliği Terörle Mücadele Şubesinde görevli Polis Memuru I.Y.'yi görevlendirmiştir.
10. Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesindeki 17 Ocak 1995 tarihli oturumda, söz konusu sayfaların tercümesi için polis memuruna yirmi günlük bir süre verilmiştir.
11. 27 Ocak 1995 tarihinde polis memuru yaptığı tercümeyi ("kitap çözüm tutanağı") Devlet Güvenlik Mahkemesine teslim etmiştir. Tercüme genel olarak, gramer yapısı itibariyle yazının manasını veremeyen cümleler içermektedir. Bununla birlikte "Kürt", "Dersim" ve "Kürdistan" kelimelerinin birçok kez kullanıldığını müşahede etmek mümkündür.
12. Hazırlık dosyasında ayrıca Komiser Yardımcısı M.D. tarafından hazırlanan kitabın özet tercümesi bulunmaktadır. Bir buçuk sayfalık tercümeye göre "Xide Naxirvan ile Dersim'in öldürülmesi" isimli kitap bir otobiyografi olup, roman ile hikâye arasındaki bir stil ile yazılmıştır. Özette şunlar bulunmaktadır:
"Kitap Dersim ayaklanması esnasında gerçekleşen olayları ve Kürt halkının kurtuluşu için verdiği mücadeleyi anlatmaktadır. Kitapta ayrıca Deniz Gezmiş ve Mahir Çayan gibi "Kürt davasının" bazı militanlarının mezarlarına yapılan ziyaretler de anlatılmaktadır. (
) Yazar yüzyıllardan beri Kürtlerin kendi toprakları üzerinde Türklerin, Arapların ve Farsların baskısına maruz bulunduklarını yazmıştır. Kitabın yazarına göre Türk Devleti değişik entrikalarla Kürtleri kandırmakta ve çocuklar dâhil Kürtleri çoğu zaman öldürmektedir (
). Kürt şarkıcılarına baskı yapılarak Türkçe şarkı söylemeleri istenmekte (
) Kürt çocukları "Türküm
" denilen Milli andı söylemek mecburiyetinde bırakılmaktadırlar ". Polis Komiserine göre, " Bu tür kitaplar, 'Kürdistan'da yetişmiş aydınlar' tarafından yazıldığı ve Kürt halkını kültürel olarak aydınlattığı maskesi altında, esasen bir Kürt Devletini hedeflemektedir ve (bu kitapları yayımlayan yayınevleri) bazı merkezler tarafından maniple edilmektedir. Böylece Türk ve Kürt arasında husumete yönlenme provoke edilmekte ve bir sempatizan kitlesinin oluşturulması hedeflenmektedir".
13. Hükümet söz konusu "kitap çözüm tutanağında" geçen terimlerin şu şekilde tercümesini teklif etmektedir:
"
bu kitabı acılarımız için yazdım, bulunduğumuz çevre Kürdistan'dır ve hiçbir yerde iyi bir haber yoktur. Kürdistan her zaman acı çekiyor (
) ırkımız bin yıllardan beri canilerin elinde bulunmaktadır (
) Türk Devletinin elinin altındayız (
) birçok kez Türk ordusu Kürtlere saldırmıştır; yeter artık! Bu bizim kalkınmamızdır, davamızdır, Kürtler Kürdistan'ı kuracaktır, Kürt Devleti var olacaktır (
) Türk Meclisinde Kürt yandaşı bir tandansa sahip bulunmaktayız, Mustafa Kemal Şeyh Sait'e karşı savaşında yüz binlerce Kürdü katletmiştir, Kürtleri ve Alevileri kandırarak aralarında husumet doğurmuştur. Şimdilik Türk Devletiyle dost olmamız mümkün değildir. Türk Devleti kardeşlerimizi ve bizleri katletmiştir".
14. İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi 14 Kasım 1995 tarihli kararıyla, başvuru sahibini bahse konu kitabı yayımlayarak Devletin bütünlüğü aleyhine propaganda yapmaktan, 3713 sayılı terörle mücadele yasasının 8§1. maddesi gereğince 100.900.000 TL. para cezasına çarptırmıştır.
15. Aynı kararla Devlet Güvenlik Mahkemesi davalı kitabın tüm nüshalarının toplatılmasına da hükmetmiştir
16. Kararında Devlet Güvenlik Mahkemesi kitaptan alıntı yapmayarak, kitabın genel olarak incelenmesinden sonra karara varıldığını ifade etmiştir. Mahkeme yine de eksper olarak görevlendirilen polis memurunun yaptığı tercümeye dayanarak yazının içeriğinde Türk topraklarını 'Türkiye' ve 'Kürdistan' olarak ikiye ayıran ifadeler olduğunu ve Türk ordusunun Kürtlerin yaşadığı Kürdistana saldırdığı, Kürtlerin Kürt Kürdistanını kuracakları ve bunun Kürt Devleti olacağı, Mustafa Kemal'in Kürtler ve Aleviler arasında husumeti provoke ettiği gibi ifadeler bulunduğunu bildirmiştir.
17. 4 Aralık 1995 tarihinde başvuru sahibi karara karşı temyiz yoluna başvurmuş ve hakkındaki şikayetleri reddetmiştir. Kürt diliyle ilgili yasakları kaldıran eski Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın durumundan cesaretlenen bir yayımcı olarak kültürün gelişmesine katkı sağlamayı amaçladığını ifade etmektedir. Başvuru sahibi, Mahkemenin temel aldığı kitap tercümesinin hatalı olması gerektiğini savunmuş, binaenaleyh romanın, yazarın yaşadığı bölgedeki bir çobanın hayatını anlattığını ve medyada sıkça rastlanmasına rağmen "Kürt" ile "Kürdistan" kelimelerinin kullanılmasının Mahkemeyi kendisini bölücü propagandadan mahkum etmesine motive etmiş olabileceğini ifade etmiştir.
18. 27 Eylül 1996 tarihinde Yargıtay, Bidayet Mahkemesinin kararını onamıştır.
II- İLGİLİ İÇ HUKUK VE UYGULAMALARI
19. Olayların gerçekleştiği zamandaki ilgili iç hukuk ve uygulamaları, İbrahim Aksoy v. Türkiye, no: 28635/95, 30171/96 ve 34535/97, §§41-42, 10 Ekim 2000 davasında tarif edilmiştir.
HUKUKİ BOYUT
I. SÖZLEŞMENİN 10. MADDESİNİN İHLALİ İDDİASI
20. Başvuru sahibi, cezai mahkûmiyetinin ifade özgürlüğü hakkına bir müdahale olduğundan şikayetçi olmaktadır. Bu doğrultuda Sözleşmenin 10. maddesini dayanak olarak göstermiştir:
"1- Herkes görüşlerini açıklama ve anlatım özgürlüğüne sahiptir. Bu hak, kanaat özgürlüğü ile kamu otoritelerinin müdahalesi ve ülke sınırları söz konusu olmaksızın haber veya fikir almak ve vermek özgürlüğünü de içerir. Bu madde, devletlerin radyo, televizyon ve sinema işletmelerini bir izin rejimine bağlı tutmalarına engel değildir.
2- Kullanılması görev ve sorumluluk yükleyen bu özgürlükler, demokratik bir toplumda, zorunlu tedbirler niteliğinde olarak, ulusal güvenliğin, toprak bütünlüğünün veya kamu emniyetinin korunması, kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın, başkalarının şöhret ve haklarının korunması veya yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının sağlanması için yasayla öngörülen bazı biçim koşullarına, sınırlamalara ve yaptırımlara bağlanabilir."
21. Mahkeme dava konusu mahkûmiyetin, 10§1. maddeyle korunan ifade özgürlüğü hakkına bir müdahale olduğunu hatırlatmaktadır. Ayrıca bu müdahalenin 10§2. maddesinde ifade edildiği gibi yasa tarafından öngörüldüğü ve toprak bütünlüğünü korumak gibi meşru bir amacı olduğu da göz ardı edilmemektedir (Bkz. Yağmurdereli v. Türkiye, no: 29590/96, §40, 4 Haziran 2002). Esasen anlaşmazlık, bu müdahalenin "demokratik bir toplumda gerekli" olup olmadığını bilmekle ilgilidir.
22. Mahkeme, daha önce de mevcut davaya benzer davalara bakmış ve 10. maddenin ihlal edildiğini tespit etmiştir (ayrıca Bkz. Ceylan v. Türkiye (GC), no: 23556/94, §38, AİHM 1999-IV; Öztürk v. Türkiye (GC), 22479/93, §74, AİHM 1999-VI; yukarıda zikredilen İbrahim Aksoy §80; Karkın v. Türkiye no: 43928/98, §39, 23 Eylül 2003; Kızılyaprak v. Türkiye no: 27528/95, §43, 2 Ekim 2003).
23. Mahkeme mevcut davayı, içtihadının ışığında incelemiş ve Hükümetin kendilerini farklı bir sonuca götürebilecek ne bir olgu ne de bir argüman sunmadığını kabul etmektedir. Mahkeme suç konusu kitapta kullanılan ifadeleri özel bir dikkatle incelemiştir. Bu doğrultuda Mahkeme incelemesine sunulmuş davayı çevreleyen şartları, özellikle de terörizme karşı mücadelede karşılaşılan zorlukları, göz önünde bulundurmuştur (Bkz. yukarıda zikredilen İbrahim Aksoy §60 ve Incal v. Türkiye 9 Haziran 1998, 1998-IV, s. 1568, § 58).
24. Dava konusu kitap, bir roman olup, Türk Devletinin tarih boyunca Kürt halkı üzerinde uyguladığı baskıyı anlatmaktadır.
25. Mahkeme, DGM'nin suçlanan makalenin Türk Devletinin toprak bütünlüğünü zedeleyici mahiyette ifadeler taşıdığını kabul ettiğini, ifade etmektedir.
26. Mahkeme, iç hukuktaki kararlarda yer alan motifleri incelemesi üzerine, bunların başvuru sahibinin ifade özgürlüğü hakkına müdahaleyi gerektirecek yeterlilikte olmadığını ifade eder (Bkz. mutatis mutandis, Sürek v. Türkiye (no:4) (GC), no: 24762/94, §58, 8 Temmuz 1999). Ayrıca, kitabın hayli sert olan bazı kısımları Türk Devletinin tarihi hakkında negatif bir tablo çizse de, şiddet kullanmaya, başkaldırıya, silahlı direnişe teşvik edici mahiyeti bulunmamaktadır ve kin güden bir beyanat içermemektedir (Bkz. Sürek v. Türkiye (no:1) (GC), no: 26682/95, §62, AİHM 1999-IV ile Gerger v. Türkiye (GC), no: 24919/94, §50, 8 Temmuz 1999).
27. Buna göre başvuru sahibinin mahkûmiyetinin, hedeflenen amaçlarla orantısız ve aynı zamanda "demokratik bir toplumda gerekli" olmadığı anlaşılmıştır. Buna göre 10. maddenin ihlali söz konusudur.
II. SÖZLEŞMENİNİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
28. Sözleşmenin 41. maddesinin içeriği,
" Mahkeme işbu Sözleşme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder. "
A. Zarar
29. Başvuru sahibi maddi zararının 4.000 Euro olduğunu iddia etmektedir. Bu miktar şu şekilde ayrışmaktaydı: dava konusu kitabın toplatılmasından (yayımlama masrafı ve kazanç kaybı) ve profesyonel gelir kaybından dolayı 2.500 Euro, para cezası için 1.500 Euro.
30. Ayrıca manevi zarar olarak da 15.000 Euro talep etmektedir.
31. Hükümet bu taleplere itiraz etmektedir.
32. Sözleşmenin 10. maddesinin ihlalinden doğan gelir kaybı talebi ile ilgili olarak Mahkeme başvuru sahibinin kazanç kaybı ve yayımlama masrafını kesin olarak tespit ettirecek delilleri sunmadığından bu talep reddedilmiştir (Bakınız aynı doğrultuda, Karakoç ve diğerleri v. Türkiye no: 27692/95, 28138/95, 28498/95, §69, 15 Ekim 2002). Diğer yandan, Mahkeme, başvuru sahibine verilen para cezasının Sözleşmenin 10. maddesinin ihlaliyle doğrudan ilintili olduğunu ifade eder. Bu nedenle başvuru sahibinden alınan para miktarının tamamının geri ödenmesi talimatını vermek yerinde olacaktır ki bu rakam, cezanın ödendiği andaki kur paritelerinin ışığında 1.500 Euro olarak tespit edilmiştir.
33. Manevi zararla ilgili ise, Mahkeme, başvuru sahibinin olayın şartlarından dolayı belirli bir sarsıntı geçirmiş olabileceğini kabul etmektedir. Buna göre hakkaniyetle hükmederek Sözleşmenin 41. maddesi çerçevesinde manevi zararının tazmini olarak kendisine 2.000 Euro ödenmesine karar vermiştir.
B. Masraf ve harcamalar
34. Başvuru sahibi yargılanma sürecinde yaptığı masraf ve harcamalar için de 2.000 Euro talep etmektedir. İspat olarak da ücret sözleşmesi, avukat tarafından fatura edilmiş ücretin ödeme makbuzları ve tercümeyle ilgili makbuzları ibraz etmiştir.
35. Hükümet sessiz kalmıştır.
36. Bunun üzerine Mahkeme, elindeki bilgilerin ve konuyla ilgili içtihadının ışığında, başvuru sahibine tüm masraflar dahil olmak üzere 2.000 Euro ödenmesine karar vermiştir.
C. Gecikme faizi
37. Mahkeme uygulanacak gecikme faiz oranının Avrupa Merkez Bankasının marjinal faiz oranının % 3 fazlası olarak tespit edilmesini uygun bulmuştur.
TÜM BU NEDENLERLE MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE;
1- Sözleşmenin 10. maddesinin ihlal edildiğine
2- a) Davalı Devletin Sözleşmenin 44 § 2. maddesine göre, kararın kesinleşeceği tarihten itibaren 3 ay içinde ödeme günündeki kur üzerinden Türk Lirasına çevrilmek kaydıyla başvuru sahibine aşağıdaki meblağları ödemesine
i) Maddi zarar için 1.500 Euro (bin beş yüz Euro);
ii) Manevi zarar için 2.000 Euro (iki bin Euro);
iii) Masraf ve harcamalar için 2.000 Euro (iki bin Euro);
iv) Vergi adı altında istenebilecek her türlü meblağ;
b) Belirtilen sürenin bitiminden itibaren ödeme yapılıncaya kadar geçen süre için Avrupa Merkez Bankasının marjinal ödünç kolaylığına uyguladığı faiz oranının %3 fazlasıyla uygulanmasına;
3- Hakkaniyete uygun daha fazla tazminat talebinin reddine karar vermiştir.
Full & Egal Universal Law Academy