(Kişi Özgürlüğü ve Güvenliği Hakkı ile Adil Yargılanma Hakkının İhlali İddiası)
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 1. Daire Kararı
Başkan; C.L. Rozakis, Üyeler; P. Lorenzen, R. Türmen, F. Tulkens, N. Vajic, S. Botoucharova, A. Kovler, S. Quesada
Başvuru No: 40518/98
Karar Tarihi: 29 Temmuz 2004
(Kararı İngilizce aslından özetleyerek çeviren: Murat ŞEN, Komiser Yardımcısı, Polis Akademisi Başkanlığı)
Dava, Türk Hükümeti aleyhine Türk vatandaşı, Süleyman Yıldırım tarafından 19 Kasım 1997 tarihinde açılmıştır. Başvuru sahibi, yakalama sonrası en kısa zamanda hakimin karşısına çıkarılmamasının Sözleşmenin 5/3. maddesini ihlal ettiğini ve yargılandığı ve suçlu bulunduğu Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesinde askeri hakim üyesi bulunmasının mahkemenin bağımsızlığını ve tarafsızlığını kaldırdığını ve bunun da Sözleşmenin 6/1. maddesi hükmü gereğince adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini iddia etmiştir. Hükümet, başvuru sahibinin gözaltına alınmasının o dönemdeki yürürlükteki Türk mevzuatına uygun olduğunu ileri sürmüştür.
Neticede Mahkeme oybirliğiyle;
1. Sözleşmenin 5/3. maddesinin ihlal edildiğine;
2. Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesin bağımsızlığı ve tarafsızlığı ile ilgili olarak yapılan şikayete dair olarak Sözleşmenin 6/1. maddesinin ihlal edildiğine;
3. Başvuru sahibinin Sözleşmenin 6/3. maddesi bağlamında ileri sürdüğü iddiaların incelenmesinin gerek olmadığına;
4. Başvuru sahibinin manevi tazminat talebi karşısında, Sözleşmenin 6/1. maddesinin ihlalinin tespitine dair kararın, manevi zararı karşılayacak yeterli bir durum olduğuna;
5.
(a) Sorumlu Hükümetin, başvuru sahibine, Sözleşmenin 44/2. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinde sonra üç ay içinde, Türk Parasına çevirerek;
(i) manevi zararları için 3,500 Euro ödenmesine;
(ii) masraf ve harcamalar için 540 Euro ödenmesine;
(b) Yukarda belirtilen üç ayın geçmesinden itibaren faiz olarak, Avrupa Merkez Bankası tarafından marjinal ödünç kolaylığına uygulanan faiz oranın %3 oranında artırılarak uygulanmasına;
6. Başvuru sahibinin diğer iddiaların reddine karar verilmiştir.
KARARDA ATIF YAPILAN DİĞER DAVALAR
1. Özel v. Türkiye, no; 42739/98, 7 Kasım 2002
2. Nuray Şen v. Türkiye, no; 41478/98, 17 Haziran 2003
3. Özdemir v. Türkiye, no; 59659/00, 6 Şubat 2003
4. De Jong, Baljet ve Van den Brink v. Hollanda, 22 Mayıs 1984
5. Brogan ve Diğerleri v. Birleşik Krallık, 29 Kasım 1988
6. Murray v. Birleşik Krallık, 28 Ekim 1994
7. Aksoy v. Türkiye, 18 Aralık 1996
8. Demir ve Diğerleri v. Türkiye, 23 Eylül 1998
9. Özdemir v. Türkiye, no; 59659/00, 6 Şubat 2003
10. Incal v. Türkiye, 9 Haziran 1998
11. Çıraklar v. Türkiye, 28 Ekim 1998
12. Gençel v. Türkiye, no; 53431/99, 23 Ekim 2003
13. Sawicka v. Polonya, no; 37645/97, 1 Ekim 2002
PROSEDÜR
1-8. Dava, İnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri Korunmasına İlişkin Sözleşme'nin (Sözleşme) eski 25. maddesi uyarınca, Türk Hükümeti aleyhine Türk vatandaşı, Süleyman Yıldırım (başvuru sahibi) tarafından 19 Kasım 1997 tarihinde açılmıştır. Başvuru sahibi, yakalama sonrası en kısa zamanda hakimin karşısına çıkarılmamasının Sözleşmenin 5/3. maddesini ihlal ettiğini ve yargılandığı ve suçlu bulunduğu Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesinde askeri hakim üyesi bulunmasının mahkemenin bağımsızlığını ve tarafsızlığını kaldırdığını ve bunun da Sözleşmenin 6/1. maddesi hükmü gereğince adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini iddia etmiştir.
OLAYLAR
I. DAVANIN ÖZEL ŞARTLARI
9. Başvuru sahibi, 1968'de doğmuştur, halen Batman E tipi Cezaevinde cezasını çekmektedir. Tarafların dava ile ilgili anlattığı olaylar aşağıda özetlenmiştir.
11. 2 Eylül 1997 tarihinde başvuru sahibi, yasadışı PKK örgütünün üyesi olduğu şüphesiyle, üzerinde 4,000 Alman Markı ve 2,600 Amerikan Doları nakitle İstanbul'da yakalanmıştır. İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ndeki sorgulaması süresince, başvuru sahibi, 1992 yılında PKK'ya katıldığını ve yakalanması esnasında üzerinde bulunan para ve sahte pasaportun kendisine PKK tarafından verildiğini ifade etmiştir. Bununla birlikte, Suriye'den geldiğini ve Almanya, Hollanda ve Fransa'daki PKK tarafından yapılan eylemlere katıldığını eklemiştir.
12-14. 3 Eylül 1997 tarihinde, başvuru sahibinin gözaltı süresi İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet savcısının izniyle iki gün uzatılmıştır. 6 Eylül 1997'de, başvuru sahibi, işlediği iddia edilen bazı suçların yargılanmasının yapılabilmesi için Siirt Emniyet Müdürlüğüne teslim edilmiştir. Aynı gün, Siirt Cumhuriyet savcısı, başvuru sahibinin iki gün daha gözaltında kalmasını sağlamıştır. 7 Eylül 1997 tarihinde, Siirt polisi tarafından başvuru sahibinin ifadesi alınmıştır. Başvuru sahibi, İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nde verdiği ifadedeki itirafları aynen kabul etmiştir.
15-16. Daha sonra başvuru sahibi, işlediği iddia edilen bazı suçların yargılanmasının yapılabilmesi için Batman Emniyet Müdürlüğü'ne teslim edilmiştir. Batman'da, başvuru sahibi, doktor tarafından muayene edilmiştir. 7 Eylül 1997'deki doktor raporuna göre başvuru sahibinin vücudunda hiçbir hastalık izine rastlanmamıştır. 8 Eylül 1997'de Batman cumhuriyet savcısının talebiyle ve, kendisinin önüne çıkarılmadan, Batman Sulh Ceza Hakimi'nin kararıyla 12 Eylül 1997 tarihine kadar göz altında tutulmuştur.
17-19. 11 Eylül 1997 tarihinde başvuru sahibi, Batman polisine verdiği ifadede, PKK'nın içine nasıl girdiğini ve örgüt için yaptığı eylemleri ayrıntılarıyla açıklamıştır. Ayrıca PKK'nın yapısı hakkında ayrıntılı bilgiler vermiştir. 12 Eylül 1997 tarihinde, başvuru sahibi, Batman Cumhuriyet Savcısına verdiği ifadede, polise verdiği ifadenin doğru olduğu ve ekleyecek bir şeyinin olmadığını belirtmiştir. Aynı gün, başvuru sahibi, Batman Sulh Ceza Mahkemesi'nin önüne çıkartılmış ve daha sonra tutuklanarak cezaevine gönderilmiştir.
20-22. 2 Ekim 1997'de savcı, başvuru sahibinin Türk Ceza Kanununun 168/2. maddesi ile Terörle Mücadele Kanununun 5. maddesi kapsamında ceza alması talebiyle Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesine iddianamesini sunmuştur. Üç hakim ve birisi askeri hakimden oluşan Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi önündeki soruşturmada, başvuru sahibi polise verdiği ifadesini tekrarlamıştır. 30 Mayıs 2000 tarihinde, mahkemeye sunulan ek iddianamede, başsavcı, başvuru sahibini Devletin ülkesi ve milletin bölünmez bütünlüğünü bozmak ve ulusal bölgeleri Devletin kontrolünden çıkarmak amacıyla eylemlerde bulunmakla suçlamıştır. Mahkemeden Türk Ceza Kanununun 125. maddesi kapsamında da cezalandırılmasını talep etmiştir.
23-24. 2 Kasım 2000 tarihinde, Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi, başvuru sahibini, Ceza Kanununun 125. maddesi bağlamında ölüm cezasına mahkum etmiştir. Başvuru sahibinin, duruşmadaki iyi halini de göz önüne alan Mahkeme, ölüm cezasını ömür boyu hapse çevirmiştir. Başvuru sahibinin temyiz talebi, 22 Mayıs 2001 tarihinde Yargıtay tarafından reddedilmiştir.
II. İLGİLİ İÇ HUKUK KURALLARI VE UYGULAMALARI
25. İlgili iç hukuk kurallarının tüm açıklaması için bakınız: Özel v. Türkiye (no; 42739/98, §§ 20-21, 7 Kasım 2002) ve Nuray Şen v. Türkiye (no; 41478/98, §§ 13-16, 17 Haziran 2003).
HUKUKİ BOYUT
I. SÖZLEŞMENİN 5. MADDESİNİN İHLALİ İDDİASI
26. Başvuru sahibi, yakalama sonrası on gün boyunca hakim karşısına çıkartılmamasının Sözleşmenin 5/3. maddesini ihlal ettiğini iddia etmiştir.
27. Hükümet, başvuru sahibinin gözaltına alınmasının o dönemdeki yürürlükteki Türk mevzuatına uygun olduğunu ileri sürmüştür.
28. Mahkeme, 5. maddenin genel olarak, bireyi, Devletin kişi özgürlüğüne keyif müdahalesinden korumayı amaçladığını hatırlatmaktadır. 5. maddenin 3. fıkrası, keyfiliği önlemeyi ve kişi özgürlüğüne yönelik yapılan idari müdahalelerin adli denetim altına alınması suretiyle hukukun üstünlüğü ilkesini güçlendirmeyi amaçlamaktadır (Sakık ve Diğerleri v. Türkiye, 26 Kasım 1997, par. 44).
29. Sözleşmenin 5/3. maddesine göre, yargısal kontrolün yakalama sonrasında en kısa zamanda gerçekleşmesi gerektiği belirtilmiştir. En kısa zaman, her davanın kendi özel şartları çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir (bkz. De Jong, Baljet ve Van den Brink v. Hollanda, 22 Mayıs 1984, Series A no. 77, pp. 24-25, §§ 51-52). Ancak kısa zaman fikrinin kabul ve yorumunda esnekliğin alanı çok sınırlandırılmıştır (bkz. Brogan ve Diğerleri v. Birleşik Krallık, 29 Kasım 1988, Series A no. 145-B, pp. 33-34, § 62).
30. Mahkeme, terörist suçlamaları ile ilgili soruşturmalarda, yetkililerin olağandışı sorunlarla karşılaştıklarını bazı durumlarda kabul etmiştir (bkz. Yukarda belirtilen Broganve Diğerleri kararı, p. 33, § 61, Murray v.Birleşik Krallık, 28 Ekim 1994, Series A no. 300-A, p. 27, § 58, Aksoy v. Türkiye, 18 Aralık 1996, Reports 1996-VI, p. 2282, § 78 ve Demir ve Diğerleri v. Türkiye, 23 Eylül 1998, Reports 1998-VI, p. 2653, § 41). Ancak, bu durum, Sözleşmenin 5. maddesi kapsamında, şüphelileri sorgulamak için yetkiyi elinde bulunduran soruşturma makamlarının, terörizm kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği belirleyen yerel mahkemelerin ve sonuçta Mahkemenin etkili kontrollerinden ayrı olarak münhasır bir yetkisi olduğu anlamına gelmez (bkz. yukarda belirtilen Murray kararı, 27, § 58).
31. Mevcut davada, başvuru sahibi, 2 Eylül'den 12 Eylül 1997 tarihine kadar on gün boyunca polis tarafından gözaltında tutulmuştur. Mahkeme, amacın toplumu bir bütün olarak terörizmden korumaya çalışmak olmasına rağmen, Brogan ve Diğerleri davasında, polisteki gözaltının herhangi bir yargısal kontrol olmadan dört gün altı saat sürmesinin Sözleşmenin 5/3. maddesini ihlal ettiğini hatırlatmıştır (bkz, yukarda belirtilen Brogan ve Diğerleri kararı, p. 33, § 62).
32-33. Yargılamanın, Hükümet tarafından garanti edildiğini hatırda tutarak, Mahkeme, mevcut davada, başvuru sahibinin on gün süreyle hakim karşısına çıkartılmamasının kabul edilemeyeceğini belirtmiştir. Bu sebeplerle, Mahkeme Sözleşmenin 5/3. maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir.
II. SÖZLEŞMENİN 6. MADDESİNİN İHLALİ İDDİASI
34. Başvuru sahibi, Sözleşmenin 6/1. ve 3-(c) maddesi kapsamında, yargılandığı ve suçlu bulunduğu Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesinin ne bağımsız ne de tarafsız olduğunu ileri sürmüştür. Ayrıca polis nezareti altındayken avukat bulundurma hakkından mahrum edildiğini belirtmiştir. Bu bakımdan, Sözleşmenin 6/1 ve 3-(c) maddesine aykırılık olduğunu iddia etmiştir.
35. Hükümet, devlet güvenlik mahkemelerinin, hukuken Devletin güvenliği ve bütünlüğü ile ilgili davalara baktığını ileri sürmüştür. Mevcut davada, başvuru sahibinin, Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin bağımsızlığı ile ilgili şüpheye düşürecek herhangi bir yasal düzenlemenin olmadığı belirtilmiştir. Ayrıca Hükümet, 1999 yılında yapılan Anayasa değişikliği ile artık devlet güvenlik mahkemelerinde askeri hakimin olmadığını ifade etmiştir.
36-37. Mahkeme, geçmişte, benzer şikayetleri incelemiş ve bunların 6/1. kapsamında ihlal oluşturduğuna karar vermiştir (bkz. Diğer birçok karar arasında, yukarda belirtilen Özel kararı, §§ 33-34, ve Özdemir v. Türkiye, no; 59659/00, §§ 35-36, 6 Şubat 2003). Bu sebeple, Mahkeme, mevcut davada, farklı bir karar vermesini gerektirecek bir nedenin olmadığını belirtmiştir. Bununla birlikte, Devletin bütünlüğünü yıkmayı amaçlayan yasa dışı faaliyetlerde bulunduğuna dair Devlet Güvenlik Mahkemesinde yargılanan başvuru sahibinin, Askeri Yargı üyesi ve muvazzaf asker olan birinin de bulunduğu bir yargılamada, endişeli olmasının anlaşılabilir olduğu belirtilmiştir. Bu sebeple, Devlet Güvenlik Mahkemesinin tarafsızlık ve bağımsızlıktan yoksun olduğuna dair başvuru sahibinin korkuları nesnel olarak savunulabilir (bkz. Incal v. Türkiye, 9 Haziran 1998, Reports 1998-IV, p. 1573, § 72).
38-39. Sonuç olarak, Mahkeme Sözleşmenin 6/1. maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir. Bağımsız ve tarafsız olmayan bir yargılamada adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verildiğinden, Mahkeme, Sözleşmenin 6/3. maddesini ayrıca incelemeye gerek olmadığına karar vermiştir.
II. SÖZLEŞMENİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
40. Sözleşme'nin 41. maddesi aşağıdaki hükmü ihtiva etmektedir:
"Mahkeme işbu Sözleşme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun bir surette zarar gören tarafın tatminine hükmeder."
A. Maddi, Manevi Zarar
41-46. Başvuru sahibi, maddi zararları için 50,000 Euro ve manevi zararları için toplam 25,000 Euro tazminat talep etmiştir. Hükümet, bu iddialara karşı herhangi bir açıklamada bulunmamıştır. Maddi zarar ile ilgili olarak, Mahkeme ilk olarak, davanın sonucunun Sözleşmenin 6/1. maddesi ile bağdaşıp bağdaşmadığına dair bir tartışma yapılmadığını belirtmiştir. Buna ek olarak, başvuru sahibinin maddi zarar ile ilgili talepleri herhangi bir delille kanıtlanmamıştır. Bu sebeple Mahkeme, bu kapsamda tazminat olamayacağına karar vermiştir. Sözleşmenin 5. maddesi bağlamında manevi tazminat bakımından, Mahkeme, yargısal bir müdahale olmadan on gün süreyle başvuru sahibinin gözaltında, korku, endişe ve baskı altında tutulmasının manevi tazminatı gerektirecek bir durum olduğunu belirtmiştir. Bu temelde verilen kararda, 41. maddenin gerektirdiği gibi, Mahkeme, başvuru sahibine toplam 3,500 Euro verilmesine karar vermiştir. Bununla birlikte, Mahkeme, Sözleşmenin 6/1 maddesinin ihlalinin tespitine dair kararın manevi zararı karşılayacak yeterli bir durum olduğunu belirtmiştir (bkz., yukarda belirtilen Incal kararı, p. 1575, § 82 ve Çıraklar v. Türkiye, 28 Ekim 1998, Reports 1998-VII, p. 3074, § 45). Bununla birlikte, Mahkeme, 6/1. madde anlamında bir bağımsız ve tarafsız mahkeme önünde yapılmayan yargılamaların, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme önünde tekrar yargılanmasının temin edilmesinin gerektiğini ifade etmiştir (Gençel v. Türkiye, no; 53431/99, § 27, 23 Ekim 2003). Ayrıca, başvuru sahibinin diğer taleplerinin reddine karar vermiştir.
B. Masraflar ve Harcamalar
47-49. Başvuru sahibi, yerel otoriteler ve Strazbourg'taki birimler önündeki masraf ve harcamaları için toplam 2,491.25 Euro talep etmiştir. Hükümet, gerekli ve güncel olduğu derecede masraflar ve harcamalar ile ilgili olarak başvuru sahibinin masraf ve harcamaları karşılayacağını belirtmiştir (bkz. Sawicka v. Polonya, no; 37645/97, § 54, 1 Ekim 2002). Mahkeme, 660 Euro Avrupa Konseyince adli yardım bağlamında karşılanmak üzere başvuru sahibine 1,500 Euro ödenmesine karar vermiştir.
C. Gecikme Faizi
50. Mahkeme, gecikme faizleri oranın, Avrupa Merkez Bankası tarafından marjinal ödünç kolaylığına uygulanan faiz oranın %3 oranında artırılarak uygulanmasının uygun olacağına karar vermiştir.
BU GEREKÇELERLE MAHKEME OYBİRLİĞİ İLE,
1. Sözleşmenin 5/3. maddesinin ihlal edildiğine;
2. Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesin bağımsızlığı ve tarafsızlığı ile ilgili olarak yapılan şikayete dair olarak Sözleşmenin 6/1. maddesinin ihlal edildiğine;
3. Başvuru sahibinin Sözleşmenin 6/3. maddesi bağlamında ileri sürdüğü iddiaların incelenmesinin gerek olmadığına;
4. Başvuru sahibinin manevi tazminat talebi karşısında, Sözleşmenin 6/1. maddesinin ihlalinin tespitine dair kararın manevi zararı karşılayacak yeterli bir durum olduğuna;
5.
(a) Sorumlu Hükümetin, başvuru sahibine, Sözleşmenin 44/2. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinde sonra üç ay içinde, Türk Parasına çevirerek ;
(i) manevi zararları için 3,500 Euro ödenmesine;
(ii) masraf ve harcamalar için 540 Euro ödenmesine;
(b) Yukarda belirtilen üç ayın geçmesinden itibaren faiz olarak, Avrupa Merkez Bankası tarafından marjinal ödünç kolaylığına uygulanan faiz oranın %3 oranında artırılarak uygulanmasına;
6. Başvuru sahibinin diğer iddiaların reddine karar verilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy