(AİHS m. 10, 41, 44) (2709 S. K. m. 26, 28) (765 S. K. m. 312) (3713 S. K. m. 8) (1412 S. K. m. 86) (5680 S. K. Ek m. 2) (CASTELLS - İSPANYA DAVASI) (ÖZTÜRK - TÜRKİYE DAVASI) (SCHARSACH VE NEWS VERLAGSGESELLSCHAFT - AVUSTURYA DAVASI) (SÜREK - TÜRKİYE DAVASI) (ÖZTÜRK - TÜRKİYE DAVASI) (İNCAL - TÜRKİYE DAVASI) (GERGER - TÜRKİYE DAVASI)
(İfade Özgürlüğü İhlali İddiası)
Başkan: J.P. Costa; Üyeler. A.B. Baka, Gaukur Jörundsson, L.Loucaides, C. Birsan, M. Ugrekhelidze ve F. Gölcüklü, Zabıt Katibi: Bayan S. Dolle
Başvuru No: 27214/95
Karar Tarihi: 4 Mart 2003
Çeviren ve Özetleyen: Güven Alınca, Komiser, Emniyet Genel Müdürlüğü
Başvuru sahibi, Merkezi İstanbul'da bulunan limitet bir yayım şirketidir. Başvuru sahibi şirket 2 Şubat 1995'te "Türkiye'de ifade özgürlüğü" isimli kitabın 51-64 ve 65-78 sayfalarında "Türkiye Üzerindeki Karabulut" ve "Baskın artsın" isimli iki makaleyi yayınlamıştır. Bu makaleler daha önce yurt dışında yayınlanmış ve kitap Türk otoritelerinin Cumhuriyetin kuruluşundan beri "Kürt problemi" ile ilgili yürüttükleri politikayı yorumlayıp eleştiren bir çok yazarın makalelerini toplamıştır. Kitabın önsözünde 20 yazar ifade özgürlüğünün korunması amacı ile Türk hükümetini terörle mücadele yasasına yenilikler getirmeye davet etmiştir.
Bunun üzerine aynı tarihte İstanbul DGM Cumhuriyet Savcısı adı geçen eserin toplatılmasını talep etmiştir. Kitabın 51-64 ve 65-78 sayfalarında yer alan 2 makalenin "Halkı ırk ve soy ayrımcılığına davalı kin ve nefrete yönlendirdiği"ni ifade etmiş ve DGM'den kitabın toplatılması kararını almıştır.
Başvuru sahibi iç hukuk yollarını tükettikten sonra kararın Sözleşmenin 10. Maddesine aykırı olduğu iddiası ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurmuştur.
Mahkeme yapmış olduğu değerlendirmeler neticesinde oybirliği ile;
1. Sözleşmenin 10. Maddesinin ihlaline,
2. İhlalin tasdikinin başlı başına yeterli bir manevi zarar tazmini olduğuna,
3.
a) Sözleşmenin 44/2. Maddesi uyarınca savunma tarafı Devletin kararın kesinleştiği tarihten itibaren 3 ay içerisinde davacı şirkete Ulusal para birimine çevrilecek olan 1500 Euro ödemesine
b) 3 aylık sürenin sonundan itibaren ödemenin yapıldığı güne kadar meblağın Avrupa Merkez Bankasının o günkü faiz oranının 3 rakam fazlasıyla faiz uygulanmasına.
4. Hakkaniyetli tatmin talebini reddine karar vermiştir.
Madde 10- İfade Özgürlüğü
Mahkeme 10. Maddeyle ilgili içtihadından doğan temel prensiplerine istinat etmektedir (Bkz., diğerleri arasında Castells v. İspanya, 23 Nisan 1992, A serisi no:236, &46, s. 23; Fressoz ile Roire v. Fransa (GC), no: 29183/95, &45, AİHM 1999.I; Öztürk v. Türkiye (GC) no:22479/93, &64, AİHM 1999.IV; Nilsen ile Johnsen v. Norveç (GC), no:23118/93, &43, AİHM 1999.VIII; ve News Verlags GmbH&CoKG v. Avusturya, no:31457/96, & 52, AİHM 2000.I).
İfade özgürlüğü demokratik bir toplumun başlıca temellerinden birini, ve bu toplumun gelişmesi için gerekli vazgeçilmez şartlardan birini oluşturmakta. 10 Maddenin 2. fıkrası saklı kalması koşuluyla, "ifade özgürlüğü, sadece hoşa giden ya da insanları incitmeyen veya önemsemeyen "bilgi" ve "düşünceler" için değil, aynı zamanda Devleti veya toplumun herhangi bir kesimini inciten, şok eden veya rahatsız eden bilgi ve düşünceler için de geçerlidir. Demokratik toplumun olmazsa olmaz koşullarını oluşturan çoğulculuk, hoşgörü ve açık görüşlülük bunu gerektirir.
Ayrıca Sözleşmenin 10/2. Maddesinde, siyasi konuşmalar ve genel menfaat sorunları alanlarında ifade özgürlüğü sınırlamalarına yer olmadığını ifade etmektedir. (Bkz. Wingrove v. İngiltere, 25 Aralık 1996 tarihli karar, Recueil 1996.V, s. 1957, &58). Üstün ve baskın olma durumu Hükümetin, özellikle de karşıtlarının haksız eleştiri ve saldırılarına farklı yollarla cevap verme imkanı varsa, adli yolu kullanırken ölçülü olmasını gerekli kılmaktadır. Şüphesiz kamu düzeninin koruyucusu olarak Devletin ilgili birimlerinin benzeri durumlarda hakkaniyete uyarak adli tedbirler almalarına da imkan vardır (Bkz. Incal v. Türkiye, 9 Haziran 1998 tarihli karar, Recueil 1998.IV, s. 1567, & 54). Sonuç olarak suç unsuru konuşmalar bir şahsa, Devlet görevlisine veya bir zümreye karşı zor kullanılmasını gerektiriyorsa Ulusal otoriteler, ifade özgürlüğünün icrasının ihlal gerekliliğini incelemede geniş bir kanaate sahiptirler.
10. Maddenin 2. Fıkrasında yer alan "gerekli" tabiri "önemli bir sosyal ihtiyacı" zorunlu kılıyor. Genel olarak ifade özgürlüğünün icrasının ihlal "gerekliliği" ikna edici bir şekilde oluşmuş olmalıdır. Şüphesiz, bu ihlalin haklılığını ispat etmek lüzumunun olup olmadığına karar verme konusunda geniş bir inisiyatif öncelikle Ulusal otoriteye aittir. İkinci olarak yasa ve yasadan doğan kararlar üzerinde Mahkemenin kontrolü vardır.
KARADA ATIF YAPILAN DİĞER DAVALAR
1. Vereniging Weeklbad Bluf v. Hollanda, 9 Şubat 1995
2. Sunday Times v. İngiltere, no: 9615/81
3. UW v. Almanya, no: 21128/92
4. Sürek v. Türkiye, no:26682795
5. Castells v. İspanya, 23 Nisan 1992
6. Fressoz ile Roire v. Fransa, no: 29183/95
7. Öztürk v. Türkiye, no:22479/93
8. Nilsen ile Johnsen v. Norveç, no:23118/93
9. News Verlags GmbH&CoKG v. Avusturya, no:31457/96
10. Wingrove ve İngiltere, 25 Aralık 1996
11. İncal v. Türkiye, 9 Haziran 1998
12. Lingens v. Avusturya, 8 Temmuz 1986
13. İbrahim AKSOY v. Türkiye, 28635/95, 30171/96 ve 34535/97
14. Gerger v. Türkiye, no: 24919/94
15. Comingersoli SA. v. Portekiz, 35382/97
16. Nikolova v. Bulgaristan, no 31195/96
17. Zubani v. İtalya, no: 14025/88
18. Elsholz v. Almanya, 25735/94
PROSEDÜR:
1-8. Davanın temelinde C.S.Y. isimli yayın evinin (başvuru sahibi), Türkiye'nin (Hükümet) Sözleşmenin 10. Maddesine ihlal ettiğine dair iddia vardır (no: 27214/95). Başvuru sahibi, 24 şubat 1995 günü Avrupa İnsan Hakları komisyonuna başvurmuştur. Mahkeme başkanı başvuru sahibinin kimliğinin gizli tutulması isteğini kabul etmiştir. (Tüzüğün 47/3 maddesi).
OLAYLAR
1. DAVANIN ŞARTLARI
9-10. Başvuru sahibi, Merkezi İstanbul da bulunan limitet bir yayım şirketidir. Başvuru sahibi şirket 2 Şubat 1995'te "Türkiye'de ifade özgürlüğü" i simli kitabın 51-64 ve 65-78 sayfalarında "Türkiye Üzerindeki Karabulut" ve "Baskın artsın" isimli iki makaleyi yayınlamıştır. Bu makaleler daha önce yurt dışında yayınlanmış ve kitap Türk otoritelerinin Cumhuriyetin kuruluşundan beri "Kürt problemi" ile ilgili yürüttükleri politikayı yorumlayıp eleştiren bir çok yazarın makalelerini toplamıştır. Kitabın önsözünde 20 yazar ifade özgürlüğünün korunması amacı ile Türk hükümetini terörle mücadele yasasına yenilikler getirmeye davet etmiştir.
11. 2 Şubat 1995 tarihinde İstanbul DGM Cumhuriyet Savcısı adı geçen eserin toplatılmasını talep etmiştir. Kitabın 51-64 ve 65-78 sayfalarında yer alan 2 makalenin "Halkı ırk ve soy ayrımcılığına davalı kin ve nefrete yönlendirdiği"ni ifade etmiştir. Bu suçun tanımı Ceza Kanununun 132/2. Maddesinde yer almaktadır.
12. 2 Şubat 1995 günü DGM oturum hâkimi "Türkiye de ifade özgürlüğü" isimli kitabın el konulması için talimatname çıkarmıştır. Bu kararda Hâkim ayrıca şunları vurgulamıştır:"(...) suç isnat edilen makalelerin her birisinin içeriği incelenip değerlendirildiğinde el koyma kararının yasaya uygun olduğu müşahede edilmiştir. Makalelerin incelenmesinde, halkı ırk ve soy ayrımcılığına dayalı kin ve nefrete yönlendirme suçunun gerçekleştiği görülmektedir.
13-14. Yine 2 Şubat 1995 günü 2 Polis Memuru el koyma müzekkeresi ile birlikte davacı firmaya giderek kitaba el koymak istemişlerdir. Ancak 2000 adet kitap dağıtıldığından bunlara el koyamadan geri dönmüşlerdir. 8 Şubat 1995 günü hukuki prosedür doğrultusunda davacı firma ve makalelerin yazarı 2 Şubat 1995 tarihli müzekkereye DGM önünde itiraz etmişler ve Mahkeme 10 şubat 1995 tarihli bir karar ile bu itirazı reddetmiştir.
15. "Baskın Artsın" isimli makalenin bazı kısımlarının 10 Ocak 1995 tarihli Milliyet gazetesinde yayınlanması üzerine Cumhuriyet Savcısı yayın şirketi adına yayın yönetmeni ve suçu teşkil eden makalelerin yazarı hakkında suç isnadında bulunmuştur. Savcının suç isnadına TCK'nun 312/2. Maddesi ile Terörle Mücadele yasasının 8/1. Maddesi temel teşkil etmiştir.
16. 1 Aralık 1995 tarihli bir kararla DGM başvuru sahibini ve makalelerin yazarını sözkonusu isnatlarından beraat ettirmiştir. Mahkeme özetle, bu makalenin Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşundan beri başa gelen yöneticilerin Sosyo-ekonomik politikalarının bir eleştirisi mahiyetinde olduğu ve suçun temel unsurlarının oluşmadığını beyan etmiştir.
17-19. 21 Aralık 1995 tarihli bir suç iddiası üzerine cumhuriyet savcısı başvuru sahibi ve yazar hakkında TCK'nun 312/2. Maddesi ile Terörle Mücadele Kanunu'nun 8. Maddesine istinaden yeni bir suç isnadı için işlem başlamıştır. 7 Mart 1996 tarihinde, DGM "Türkiye üzerindeki kara bulut" isimli makaleden dolayı Ceza Kanunu'nun 312 md. sine göre başvuru sahibini ve yazan suçlu bulmuştur. Mahkeme başvuru sahibini 3.491.666 TL'lik bir cezayı ödemeye mahkum etmiştir. 18 Ekim 1996 günü Temyiz Mahkemesi 2'ye karşılık 3 oyla kararı onamıştır.
II. İÇ HUKUKTAKİ UYGULAMALAR
20-23. Ceza Kanununun 312. Maddesi; "suça teşvik", Ceza Kanununun 36/1. Maddesi, Anayasanın 26. Maddesi, Anayasanın 28/5. Maddesi metinlerine atıf yapılmıştır.
24-25. CMUK'un 86. Maddesi gereğince, yasa tarafından belirlenen bir suça konu olan yayınlar hâkim kararıyla toplatılabilir ve el konulabilir. 5680 numaralı basın yasasının ek 2/1. Maddesinde TCK.'nun 312. Maddesince belirlenen suç basın yoluyla işlenirse mahkeme suç unsuru makalenin yayınlandığı yayın organım (gazete, dergi, kitap gibi) 3 gün ile 1 ay kapatılmasına karar verebilir.
HUKUKİ BOYUT
I. SÖZLEŞMENİN 10. MADDESİNİN İHLALİ
26. Başvuru sahibi şirket "İfade özgürlüğü ve Türkiye" isimli kitabın toplatılmasının Sözleşmenin 10. Maddesinde ifade edilen ifade özgürlüğü hakkının ihlali olduğunu iddia etmiştir.
A. İhlalin varlığı:
27. Anayasanın 28 ve CMUK'un 86. Maddeleri gereğince yapılan kısıtlama, "İfade özgürlüğü ve Türkiye" kitabının yayıncısı olan davacı şirketin ifade özgürlüğü hakkının icrasının "ihlalini" teşkil ediyordu (ayrıca bkz: Vereniging Weeklbad Blufv. Hollanda, 9 Şubat 1995, A serisi no: 306, s. 12, &27, mutatis mutandis; Sunday Times v. İngiltere, no: 9615/81, 5 Mart 1983 tarihli Komisyon kararı. Karar ve rapor (DR) 32, s. 231; UW v. Almanya, no: 21128/92, 11 Ocak 1995 tarihli Komisyon kararı, DR 80, s.94) ki Hükümet buna itiraz etti.
B. İhlalin tasdiki
28. Buna benzer fiiller 10. Maddeyi ihlal eder, ancak 2. Paragraftaki şartların varlığı istisnai durum oluşturur. Bu halde ihlalin "yasa tarafından öngörüldüğü"ne, paragrafta yer alan bir veya birden fazla haklı gerekçeyle demokratik bir toplumda gerekli olduğunun tespit edilmesi gerekiyor.
1. "Yasa tarafından öngörülen"
29. Bu muvacehede dava konusu sınırlama tedbirinin Türk Anayasasının 28. Maddesi ile CMUK'un 86. Maddesi gibi yasal temelleri olduğunu ve Sözleşmenin 10/2. Maddesi gereğince "yasa tarafından öngörüldüğünü" hiç kimse inkar etmiyor. Mahkeme farklı bir sonuç için hiçbir sebep göremiyor.
2. Haklı Gerekçe
30. Başvuru sahibi şirket, ihlalin Sözleşmenin 10. Maddesinin 2. Paragrafındaki haklı gerekçelerden herhangi birini gözettiğini inkar etmektedir.
31. Hükümet, dava konusu ihlalin Ulusal Güvenlik ve Kamu Emniyetinin korunması ve toprak bütünlüğünün muhafazası gibi haklı gerekçelerinin olduğunu savunmuştur.
32. Terörizmle mücadelenin hassas yönüne ve şiddeti artırması muhtemel eylemlere karşı otoritelerin müteyakkız olmalarına bakarak Mahkeme sözkonusu ihlalin Sözleşmenin 10/2. Maddesiyle uyumlu iki amacı güttüğünü farz etmektedir: Birlik ve Ulusal Güvenlik ile Toprak Bütünlüğü (örn. Bkz. Sürek v. Türkiye (no:1) (GC), no:26682795, &52, AİHM 1999.IV)
3. "Demokratik bir toplumda gerekli"
33. Mahkeme için bilinmesi gereken son soru, davacı şirkete karşı alınan tedbirlerin bu amaçlara ulaşmak için demokratik bir toplumda gerekli olup olmadığıdır.
a) Tarafların Gerekçeleri.
i) Hükümet
34-35. Hükümet, kitabın toplatılmasının suç işlenmesini önlemek amacını güden ve Anayasanın 28. Maddesinde açıkça ifade edilen önleyici bir tedbir olduğunu savunmaktadır. Hükümet ayrıca "Türkiye üzerindeki karabulut" isimli kitabın siyasi iktidarı veya mevcut hükümeti eleştirmekle kalmayıp, Türkiye Cumhuriyetini kuruluşundan beri topyekün olarak yargılayarak "ırkçı ve insanlık için en kara leke olarak" nitelemektedir. Böylesi ifadeler Türk vatandaşını "ya ırkçı bir Devleti eleştiren, ya da bu Devlete başkaldırtan" tamamıyla haksız ve kışkırtıcı bir dilemmaya sokacaktır. Adı geçen makalenin yazarı kitaptaki yazarlardan en tanınmışı olduğundan böylesi bir hitabın muhatapları yüz binlere ulaşabilir.
ii) Başvuru Sahibi Şirket
36-37. Başvuru sahibi şirket, Hükümetin tezlerinin aksini savunmaktadır; başvuru sahibine göre kitaba el konması hakkaniyete uygun değildi. Hükümetin önleyici tedbirlerin uygulanmasını açıkça gerekli kılan ve adli işlemlere sebebiyet veren gerekçeler kabul edilebilmesi mümkün değildir. Başvuru sahibi, suç konusu makalelerin Cumhuriyetten beri yöneticiler tarafından "Kürt sorunu" ile ilgili uygulanan politikaların eleştirisi mahiyetinde olduğunu savunmaktadır.
b) Mahkemenin Değerlendirmesi
38. Mahkeme 10. Maddeyle ilgili içtihadından doğan temel prensiplerine istinat etmektedir (Bkz., diğerleri arasında Castells v. İspanya, 23 Nisan 1992, A serisi no:236, &46, s. 23; Fressoz ile Roire v. Fransa (GC), no: 29183/95, &45, AİHM 1999.I; Öztürk v. Türkiye (GC) no:22479/93, &64, AİHM 1999.IV; Nilsen ile Johnsen v. Norveç (GC), no:23118/93, &43, AİHM 1999.VIII; ve News Verlags GmbH&CoKG v. Avusturya, no:31457/96, & 52, AIHM 2000.I).
39. İfade özgürlüğü demokratik bir toplumun başlıca temellerinden birini, ve bu toplumun gelişmesi için gerekli vazgeçilmez şartlardan birini oluşturmakta. 10 Maddenin 2. fıkrası saklı kalması koşuluyla, "ifade özgürlüğü, sadece hoşa giden ya da insanları incitmeyen veya önemsemeyen "bilgi" ve "düşünceler" için değil, aynı zamanda Devleti veya toplumun herhangi bir kesimini inciten, şok eden veya rahatsız eden bilgi ve düşünceler için de geçerlidir. Demokratik toplumun olmazsa olmaz koşullarını oluşturan çoğulculuk, hoşgörü ve açık görüşlülük bunu gerektirir.
40. Mahkeme ayrıca Sözleşmenin 10/2. Maddesinde, siyasi konuşmalar ve genel menfaat sorunları alanlarında ifade özgürlüğü sınırlamalarına yer olmadığını ifade etmektedir. (Bkz. Wingrove v. ingiltere, 25 Aralık 19% tarihli karar, Recueil 1996. V, s. 1957.& 58). Üstün ve baskın olma durumu Hükümetin, özellikle de karşıtlarının haksız eleştiri ve saldırılarına farklı yollarla cevap verme imkanı varsa, adli yolu kullanırken ölçülü olmasını gerekli kılmaktadır. Şüphesiz kamu düzeninin koruyucusu olarak Devletin ilgili birimlerinin benzeri durumlarda hakkaniyete uyarak adli tedbirler almalarına da imkan vardır (Bkz. İncal v. Türkiye, 9 Haziran 1998 tarihli karar, Recueil 1998.IV, s. 1567, & 54). Sonuç olarak suç unsuru konuşmalar bir şahsa, Devlet görevlisine veya bir zümreye karşı zor kullanılmasını gerektiriyorsa Ulusal otoriteler, ifade özgürlüğünün icrasının ihlal gerekliliğini incelemede geniş bir kanaate sahiptirler.
41. 10. Maddenin 2. Fıkrasında yer alan "gerekli" tabiri "önemli bir sosyal ihtiyacı" zorunlu kılıyor. Genel olarak ifade özgürlüğünün icrasının ihlal "gerekliliği" ikna edici bir şekilde oluşmuş olmalıdır. Şüphesiz, bu ihlalin haklılığını ispat etmek lüzumunun olup olmadığına karar verme konusunda geniş bir inisiyatif öncelikle Ulusal otoriteye aittir. İkinci olarak yasa ve yasadan doğan kararlar üzerinde Mahkemenin kontrolü vardır.
42. Ayrıca bu dava, bir kitapta yayınlanan yazılarla ilgili olduğu için, bir demokrasinin iyi işlemesinde yazılı basının oynadığı bariz rolün ışığında incelenmesi gerekir (Bkz. Diğerleri arasında, Lingens v. Avusturya davası, 8 Temmuz 1986, A serisi no: 103, s. 26, & 41 ve daha önce zikredilen Fressoz ile Roire, &.45). Her ne kadar basının Ulusal Güvenlik veya toprak bütünlüğü gibi Devletin hayati menfaatlerini zedeleyecek sınırları aşması gerekse de, hiç değilse siyasi sorunlarla ilgili ve özellikle toplumu görüş olarak bölen konularla ilgili bilgi, haber ve yorumlan yayınlamalıdır. Basın özgürlüğü, yöneticilerin fikir ve tutumlarını kamuoyuna tanıtan en iyi kaynaklardan biridir (Zikredilen Lingens davası s. 26, && 41,42)
43. Mahkeme bu kontrolünü uygularken Ulusal yargı organlarına uymak durumunda değildir. Ancak bu organların kararlarını yani ihlalden doğan "kısıtlama" veya "ceza"ların 10. Maddede yer alan ifade özgürlüğü ile bağdaşıp bağdaşmadığını incelemek durumundadır.
44. Mahkeme suç unsuru makalelerde kullanılan tabirleri özel bir dikkatle inceleyecektir. Bu açıdan Mahkeme kendisine sunulan olayları çevreleyen unsurlara, özellikle de terörle mücadelenin doğurduğu zorluklara önem verecektir (Bkz. İbrahim AKSOY v. Türkiye davası, 28635/95, 30171/96 ve 34535/97, & 60, 10 Ekim 2000; ve daha önce zikredilen İncal davası, s. 1568, &58)
45. Mahkeme İstanbul DGM Hâkiminin "Türkiye üzerindeki karabulut" ve "Baskın artsın" isimli iki makalenin yer almasından dolayı "ifade özgürlüğü ve Türkiye" isimli kitabı toplatma kararı aldığını kaydetmektedir. Devamında 1 Aralık 1995 tarihinde DGM davacı şirketi ve yazarı "Baskın artsın" isimli makalenin suçlamasından beraat ettirmiştir. 7 Mart 1996 tarihinde DGM "Türkiye üzerindeki karabulut" isimli makaleden dolayı Ceza Kanununun 312. Maddesinin ihlali gerekçesiyle davacı şirketi 3.491.666 T.L. tutarında bir para cezasını ödemeye mahkum etmiştir.
46. İçerikleri ve kullanılan tabirler açısından suç konusu makaleler siyasi bir söylem niteliğindedir. Sol içerikli terminoloji kullanan, Türkiye ve dünyada tanınan yazar, ülkenin Güneydoğusundaki askeri harekatları eleştirmiştir. Otoritelerin, Kürtlerin kültürel otonomileriyle kimlik mücadelelerini kırmak ve Kürtleri topraklarından kovmayı amaçlayan politikalarını da eleştirmiştir.
47. Mahkeme, makalelerde kullanılan tabirlerin belirli oranda şiddet ve öfke içeren duygusal bir vurgu içerdiğini kayıt altına almıştır; bazı bölümler özellikle iğneleyici olup Türk otoritelerini olumsuz tanıtan düşmanca bir tarzda yazılmıştır.
Mahkeme, yine de bu durumun şiddete yönlendirme amacından ziyade anlaşmazlık yaşayan taraflardan birinin uzlaşmaz tavrının bir göstergesi olduğunu değerlendirmektedir. Bu halde bütünüyle ele alındığında makalelerin içeriğinin şiddet kullanmaya teşvik olarak, orduya karşı koyma ve başkaldırı olarak nitelendirilemeyeceğini; bu durum ise Mahkemenin göz önünde bulundurması gereken temel bir unsurdur (Bkz. Gerger v. Türkiye davası (GC), no: 24919/94, & 50, 8 Temmuz 1999). Ayrıca makaleler "Kürt sorununu çözmek için barışı gözeten bir yol izlenmeli" mesajını vermektedirler.
48. Sonuç olarak Mahkeme, toplatma kararının "Demokratik bir toplumda gerekli" olmadığına hükmetmiştir. O halde Sözleşmenin 10. Maddesinin ihlali söz konusudur.
II. SÖZLEŞMENİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
49. Sözleşmenin 41. Maddesi
"Mahkeme Sözleşmenin ve protokollerinin ihlal edildiğini açıklarsa ve Sözleşmeye taraf ülkenin iç hukuku bu ihlalin olumsuz sonuçlarını bertaraf edemiyorsa, Mahkeme, şayet imkan varsa mağdur tarafa dostane çözüm önerir".
A. Zarar
50. Başvuru sahibi şirket kitabın satışından kazanacağı geliri kaybından dolayı 10.000 Euro ve manevi tazminat olarak 10.000 Euro talep etmektedir.
51. Hükümet Sözleşmeye herhangi bir uyumsuzluk olmadığından hiçbir düzeltmenin gerekli olmadığını savunmaktadır. Hükümet şirketin iddia ettiği kaybı ispat edemediğini ve Mahkemenin içtihadına göre ticari bir şirketin manevi zarar tazmini talep edemeyeceğini bildirmiştir.
52. Mahkeme, otoritelerin kitabı toplamaya başlamadan önce bütün baskıların satılmak üzere dağıtıldığını hatırlattı (yukarıdaki 13. Paragraf). Bu durumda Mahkeme davacının maddi zarar iddiasını reddetti.
53. Manevi tazminata gelince, Mahkeme içtihadı gereğince, tüzel bir kişi, ticari bir şirket bile, maddi zarar haricinde bir zarara uğrayabilir ve bu maddi olmayan zarar parasal bir cezayı doğurabilir (Bkz. Comingersoli S.A. v. Portekiz davası (GC), 35382/97, AİHM 2000-IV, && 31-37). Bu durumda Mahkeme, davanın şartları göz önüne alındığında, 10. Maddenin ihlal edildiğinin kabul edilmesinin manevi tazmin yerine geçeceğini değerlendirmektedir.
B. Masraf ve Harcamalar
54. Masraf ve harcama olarak başvuru sahibi şirket tercüme, fotokopi ve kırtasiye masrafı olarak 5.000 Euro ve avukat masrafı için 12.000 Euro talep etmiştir.
55. Hükümet, masraf ve harcamalar için istenen meblağın ispat edilmediği ve aşırı olduğunu değerlendirmektedir.
56. Mahkeme, Sözleşmenin 41. Maddesi gereğince makul olmakla birlikte gerçekten de gerekli olduğunun ispatlanması durumunda masrafları tazmin edeceğini hatırlatmaktadır (Bkz. Diğerleri arasında Nikolova v. Bulgaristan davası (GC), no 31195/96, & 79, AİHM 1999-II). Kaldı ki Tüzüğün 60/2. Maddesi gereğince Sözleşmenin 41. Maddesine göre gündeme gelen her talep rakamsal olarak ayrıntılarıyla belirtilmeli ve belgelendirilmelidir, aksi taktirde Mahkeme, talebi kısmen veya tamamen reddedebilir (Bkz. Zubani v. İtalya davası (GC) (hakkaniyetli tazmin), no: 14025/88, & 23, 16 Haziran 1999). Bu zaviyede Mahkeme davacıya yalnızca Sözleşme organları nezdinde değil, Ulusal adli organlar nezdinde de yaptığı masrafları karşılayabilecektir (Bkz. Elsholz v. Almanya davası (GC), 25735/94, & 74, AİHM 2000-VIII).
57. Daha önce zikredilenlerin ışığında ve konuyla ilgili Sözleşmenin organlarının uygulamaları çerçevesinde Mahkeme 1.500 Euro tutarındaki meblağı uygun görmüştür.
C. Faiz Oranı
58. Mahkeme faiz oranını Avrupa Merkez Bankasının kredi faiz oranının % 3 fazlası olarak belirlemiştir.
BU GEREKÇELERLE, MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE,
5. Sözleşmenin 10. Maddesinin ihlaline,
6. İhlalin tasdikinin başlı başına yeterli bir manevi zarar tazmini olduğuna,
7.
c) Sözleşmenin 44/2. Maddesi uyarınca savunma tarafı Devletin kararın kesinleştiği tarihten itibaren 3 ay içerisinde davacı şirkete Ulusal para birimine çevrilecek olan 1500 Euro ödemesine,
d) 3 aylık sürenin sonundan itibaren ödemenin yapıldığı güne kadar meblağın Avrupa Merkez Bankasının o günkü faiz oranının 3 rakam fazlasıyla faiz uygulanmasına.
8. Hakkaniyetli tatmin talebini reddine karar vermiştir.
Full & Egal Universal Law Academy