(AİHS m. 3, 41, 44) (765 S. K. m. 168) (SELMOUNI - FRANSA DAVASI) (SALMAN - TÜRKİYE DAVASI)
Başkan J.P. Costa, Üyeler, A.B. Baka, Gaukur Jörundsen, K. Jungwiert, V. Butkevych, W. Thomassen ve F. Gölcüklü
Başvuru No: 29484/95
Bu dava, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesindeki görevli polislerin 14 Aralık 1993 tarihinde gerçekleştirdikleri bir tutuklama esnasında, sanığın kötü muamele gördüğü gerekçesiyle, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 3. maddesinin ihlaliyle ilgilidir.
Başvuru sahibi Hakime Esen 1962 doğumludur. 14 Aralık 1993 günü İstanbul'da gözaltına alınmış, 27 Aralık 1993 tarihine kadar da gözaltında kalmıştır. Gözaltı esnasındayken kötü muameleye tabi tutulduğunu iddia etmektedir. Bunun sonucu olarak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 3. maddesinin ihlal edildiği iddiasıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurmuştur.
Mahkeme oybirliğiyle,
1- Sözleşmenin 3. maddesinin ihlal edildiğine;
2- a- Sözleşmenin 44§2 maddesine göre, kararın kesinleşeceği tarihten itibaren 3 ay içinde, davalı devlet başvuru sahibine karar tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası olarak:
i-manevi tazminat olarak 17.718 Euro (on yedi bin yedi yüz on sekiz Euro)
ii-masraf ve harcamalar için 2.500 Euro (iki bin beş yüz Euro) ödemesine; bu tutardan Avrupa Konseyi tarafından adli yardım olarak verilen 616 Euro (altı yüz on altı Euro) düşülmesine;
iii- Bu tutarlar üzerinden gerekli vergiler alınabilecektir.
b- 3 aylık sürenin bitiminden itibaren bu ödemenin yapıldığı ana kadar geçen süre için, bu miktarlara, Avrupa Merkez Bankası tarafından marjinal ödünç kolaylığına uygulanan oranda faizin, yüzde üç oranında artırılarak uygulanmasına;
3- Hakkaniyete uygun daha fazla tazminat isteminin reddine karar vermiştir.
KARARDA ATIF YAPILAN DİĞER DAVALAR
1. Salman v. Türkiye, [GC], no 21986/93, 2000-VII
2. Selmouni v. Fransa, [GC], no 25803/94, 1999-V
3. Berktay v. Türkiye, No 22493/93, 1 Mart 2001
4. Altay v. Türkiye, no 22279/93, 22 Mayıs 2001
PROSEDÜR
1. Bu davanın kaynağında Türk vatandaşı olan Hakime Esen'in Türkiye Cumhuriyetine karşı yaptığı 29484/95 numaralı başvuru bulunmaktadır. Başvuru sahibi, Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlükler Sözleşmesinin eski 25. Maddesi uyarınca 15 Eylül 1995 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Komisyonuna başvurmuştur.
2. Başvuru sahibi, adli yardımdan yararlanmış ve Mahkeme önünde İstanbul'da avukatlık yapan Avukat N. Kaplan Akkuş ve F. Köstek'le Ankara'da avukatlık yapan Avukat Bedia Buran tarafından temsil edilmiştir. Türk Hükümeti Mahkeme önünde görevli memur tarafından temsil edilmiştir.
3. Başvuru, davaya yol açan olayların, Sözleşmenin 3. maddesi gerekleri açısından davalı devletin bir ihmalinin olup olmadığı yönünde bir karar elde etmeye yöneliktir.
4. Başvuru 11 Numaralı Protokolün yürürlüğe giriş tarihi olan 1 Kasım 1998 tarihinde Mahkemeye iletilmiştir.
OLAYLAR
I- DAVAYA YOL AÇAN OLAYLAR
9. Başvuru sahibi 1962 doğumludur.
A- Yakalama ve gözaltına alınma
10. Başvuru sahibi, 14 Aralık 1993 tarihinde İstanbul'da polis tarafından yakalanmış ve 27 Aralık 1993 tarihine kadar İstanbul Emniyeti Terörle Mücadele Şubesi'nde gözaltında tutulmuştur.
11. Başvuru sahibi gözaltında tutulduğu esnada avukatla görüştürülmemiştir.
12. Emniyet Müdürlüğünün 18 ve 23 Aralık 1993 tarihli yazılarında belirtilen talebi üzerine İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcısı gözaltı süresinin 27 Aralık 1993 tarihine kadar uzatılmasına karar vermiştir. Bu yazılarda Emniyet Müdürlüğü gözaltı süresinin 16 Aralık 1993 tarihinde başladığını belirtmiştir.
13. 27 Aralık 1993 tarihinde Emniyet Müdürlüğünün talebi üzerine, başvuru sahibi, Adli Tıp Kurumundan bir adli tabip tarafından muayene edilmiştir. Söz konusu hekimin raporu ilgilinin vücudu üzerinde şu izlerin bulunduğunu belirtmektedir: 3x2cm genişliğinde bir morluk ve sağ kolda omuza yakın küçük bir şişlik. Adli tabip ilgiliye 2 gün istirahat vermiştir.
14. Aynı gün Cumhuriyet Savcısı başvuru sahibinin ifadesini almış ve soruşturmayı yürüten hakimden başvuru sahibinin geçici olarak serbest bırakılmasını talep etmiştir. Savcı başvuru sahibine terörist bir örgüte üye olduğu suçlamasını yöneltmiştir.
15. 27 Aralık 1993 günü başvuru sahibi Devlet Güvenlik Mahkemesindeki nöbetçi hakimin önüne çıkarılmış ve nöbetçi hakim başvuru sahibinin geçici olarak serbest bırakılmasına karar vermiştir.
16. Başvuru sahibi, geçici olarak tutuklandıktan sonra gönderildiği İstanbul Tutukevinin doktoru tarafından 29 Aralık 1993 günü muayene edilmiş ve bir rapor verilmiştir. 17 Ocak 1994 günü Adli Tıp Kurumunun Eyüp Şubesi ve başvuru sahibi bu raporu incelemiş ve şu saptamaları yapmışlardır: boyun ve sırtta ağrılar, omuzda ve sağ kolda ağrı, kolun ön kısmında hareket kaybı, sağ kolda şişlik, göğüs kafesinin alt kısmında ağrı, sağ elde ağır hareket kaybı, tutmada zorlanma. Ayrıca sağ kolun üst kısmında eskiden kalma bir morluk, sağ kolun ön kısmında 0,5 cm genişliğinde kabuksuz bir aşınma, sırtın sol kısmında dal biçiminde 3 ila 4 cm uzunluğunda 0,1 cm genişliğinde morartılı yaralar, el ve bilek hareketleri esnasında ağrılar, sağ kolda his kaybı saptanmıştır. Hekim saptanan bu yaraların başvuru sahibinin hayatını tehlikeye atmadığını belirtmiş ve 7 gün istirahat vermiştir.
17. 4 Şubat 1994 tarihli iddianameyle Cumhuriyet Savcısı, başvuru sahibine PKK'nın terörist faaliyetlerine katıldığı, dolayısıyla da Ceza Kanununun, devlete ve kamu güçlerine karşı suç işleyen silahlı çetelerin oluşumunu yasaklayan 168. maddesini ihlal ettiği suçlamasını yöneltmiştir.
B- Kötü muamele nedeniyle açılan dava
18. Başvuru sahibi, 11 Temmuz 1994 tarihinde, İstanbul savcılığı önünde, gözaltında kaldığı 12 gün boyunca kendisine kötü muamelede bulundukları gerekçesiyle polis memurlarına karşı dava açmıştır. Başvuru sahibi ayrıca ifadesini imzalamaya zorlandığını ileri sürmüştür.
19. Cumhuriyet Savcısı, 11 Ocak 1995 tarihli iddianameyle 2 polis memuruna karşı Ağır Ceza Mahkemesi önünde dava açmıştır. Savcı iddianamesinde söz konusu polis memurlarına, Türk Ceza Kanununun, tutuklunun suçunu itiraf ettirmeye yönelik olarak işkenceyi yasaklayan 243. maddesine aykırı olarak başvuru sahibine kötü muamelede bulundukları suçlamasını yöneltmiştir.
20. İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi delil yetersizliği nedeniyle 13 Temmuz 1995 tarihli kararıyla söz konusu 2 polis memurunun beraat ettirmiştir.
II. İLGİLİ İÇ HUKUK VE UYGULAMA
21. Türk Ceza Kanunu bir kamu görevlisinin herhangi bir kişiye kötü muamele ya da işkence yapmasını yasaklamaktadır (bkz, işkence için 243. madde, kötü muamele için 245. madde).
HUKUKİ BOYUT
I. SÖZLEŞMENİN 3. MADDESİNİN İHLALİ İDDİASI
22. Başvuru sahibi, Sözleşmenin aşağıda metni verilen 3. maddesinin ihlal edildiğini iddia etmektedir:
"Hiç kimse gayri insani ya da onur kırıcı işkenceye, cezaya ya da muameleye tabi tutulamaz".
23. Başvuru sahibi İstanbul Emniyetinin binalarında gözaltında kaldığı 12 gün boyunca işkenceye tabi tutulduğunu iddia etmektedir. Başvuru sahibi bu noktada vücuduna kuvvet kullanıldığını belgeleyen doktor raporuna gönderme yapmaktadır.
24. Türk Hükümeti söz konusu kötü muamele ve işkence iddialarının asılsız olduğunu ve "terörle mücadele eden güvenlik güçlerinin onurlarını kırma" amacıyla kullanıldığını ileri sürmektedir.
25. Mahkeme, tamamen polis kontrolünde olan bir kişinin gözaltındayken yaralanması durumunda bu esnada meydana gelen her türlü yaralanmanın güçlü işkence karinesine yol açtığını hatırlatır (Salman v. Türkiye, (GC), no 21896/93, par. 100, CEDH 2000-VII). Dolayısıyla bu yaralanmaların kaynağına ilişkin ve başvuru sahibinin tıbbi raporla desteklenen iddialarını şüpheye düşürecek ikna edici açıklamayı yapmak Türk Hükümetine düşmektedir (bu konuda bir çok karardan bkz, Selmouni v. Fransa, (GC), 25803/94, par. 87, CEDH 1999-V, Berktay v. Türkiye, 22493/93, par. 167 yayınlanmayan 1 Mart 2001 tarihli karar, ve Altay v. Türkiye, 22279/93, par. 50, yayınlanmamış 22 Mayıs 2001 tarihli karar).
26. Mahkeme bu davada başvuru sahibinin vücudunda tespit edilen izlerin onun gözaltına alınmasından önceki bir döneme kadar uzandığını hiç kimsenin iddia etmediğini ortaya koyar.
27. Mahkeme bu davada 12 gün boyunca gözaltında tutulan ve avukatıyla görüştürülmeyen başvuru sahibinin vücudunda tespit edilen yaralanmaların nedenine ilişkin olarak Türk Hükümetinin hiçbir açıklama yapmadığını gözlemler.
28. Mahkeme, kontrolleri altındaki kişilerin hesap verebilirlik yükümlülüğünü hatırlatarak, polis memurlarının ceza davasında beraat etmiş olmalarının davalı devleti Sözleşme karşısındaki sorumluluğundan kurtarmadığının altını çizer (bkz, yukarıda zikredilen Berktay kararı, par. 168).
29. Mahkeme, takdirine sunulan unsurların tamamından ve Türk Hükümetinin ikna edici bir açıklamasının yokluğundan hareketle, Cezaevi doktorunun ve Adli Tıp Kurumu doktorunun raporlarında tespit edilen izlerin (bkz, yukarıda 13 ve 16. paragraflar) Türk Hükümetinin sorumluluğunu taşıdığı bir muamele sonucu ortaya çıktığı görüşündedir.
30. Dolayısıyla Mahkeme Sözleşmenin 3. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmaktadır.
II- SÖZLEŞMENİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
A. Zarar
32. Başvuru sahibi, maddi zarar için 17.718 Euro, manevi zarar için de 17.718 Euro tazminat talep etmektedir.
33. Türk Hükümeti bu konuda herhangi bir şey söylememektedir.
34. Başvuru sahibi şikayetçi olduğu maddi zararın türünün belirtmediği için Mahkeme bu talebi reddetmekle yetinir. Ancak Mahkeme manevi zarar için talep edilen 17.718 Euro'luk tazminat talebinin yerine getirilmesi gerektiği görüşündedir.
B. Masraf ve harcamalar
35. Başvuru sahibi masraf ve harcamalar için 3.333 Euro talep etmektedir.
36. Türk Hükümeti bu konuda herhangi bir şey söylememektedir.
37. Mahkeme, hakkaniyete ve bu konudaki uygulamaya uygun olarak başvuru sahibine 2.500 Euro verilmesine karar verir. Ancak bu tutardan Avrupa Konseyi tarafından adli yardım olarak verilen 616 Euro düşülecektir.
C. Gecikme faizi
38. Mahkeme, gecikme faizi oranının, Avrupa Merkez Bankası tarafından marjinal ödünç kolaylığına uygulanan orandaki faizin üç puan artırılarak uygulanması üzerine oturtulmasının uygun olacağına hükmeder.
TÜM BU GEREKÇELERLE, MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE
1- Sözleşmenin 3. maddesinin ihlal edildiğine;
2- a- Sözleşmenin 44§2 maddesine göre, kararın kesinleşeceği tarihten itibaren 3 ay içinde, davalı devlet başvuru sahibine karar tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası olarak:
iii-manevi tazminat olarak 17.718 Euro (on yedi bin yedi yüz on sekiz Euro)
iv-masraf ve harcamalar için 2.500 Euro (iki bin beş yüz Euro) ödemesine; bu tutardan Avrupa Konseyi tarafından adli yardım olarak verilen 616 Euro (altı yüz on altı Euro) düşülmesine;
iii- Bu tutarlar üzerinden gerekli vergiler alınabilecektir.
b- 3 aylık sürenin bitiminden itibaren bu ödemenin yapıldığı ana kadar geçen süre için, bu miktarlara, Avrupa Merkez Bankası tarafından marjinal ödünç kolaylığına uygulanan oranda faizin, yüzde üç oranında artırılarak uygulanmasına;
3- Hakkaniyete uygun daha fazla tazminat isteminin reddine karar vermiştir.
Yorum
Hakime Esen v. Türkiye kararı, son dönemde alınan ve gözaltında işkence yapıldığına ilişkin olarak, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin alışıldık kararlarından biri olma özelliğindedir. Bu noktada önceki kararlardan bir sapma bulunmamakta ve tıbbi raporlarda tespit edilen yaralanmaların nedeni konusunda ikna edici bir açıklamanın yapılamaması Türkiye'nin mahkum olması için yeterli bir delil oluşturmaktadır. Bu durum, kararın 29. paragrafında net biçimde ifade edilmiştir.
Bu nokta Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin gözünde oldukça önemlidir. Bu nedenle Mahkeme işkence yaptığı iddia edilen güvenlik görevlilerine karşı açılan ceza davasının Türk Hükümetini bu sorumluluktan kurtarmayacağını açıkça ifade etmiş (bkz, kararın 28. paragrafı) ve Sözleşmenin 3. maddesinin ihlal edildiği yönünde kararını vermiştir.
Full & Egal Universal Law Academy