(AİHS m. 3, 41, 44) (765 S. K. m. 168, 243) (İnsan Hakları İhlalleri İle İşkence Ve Kötü Muamele İddialarına İlişkin Soruşturmalar Hakkında Genelge METİN) (SELMOUNI - FRANSA DAVASI) (SALMAN - TÜRKİYE DAVASI)
Başkan J.P. Costa, Üyeler, A.B. Baka, Gaukur Jörundsen, K. Jungwiert, V. Butkevych, W. Thomassen ve
F. Gölcüklü
Başvuru No: 29485/95
Bu dava, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesindeki görevli polislerin 11 Aralık 1993 tarihinde gerçekleştirdikleri bir tutuklama esnasında, sanığın kötü muamele gördüğü gerekçesiyle, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 3. maddesinin ihlaliyle ilgilidir.
Başvuru sahibi Oya Yaz 1969 doğumludur. 11 Aralık 1993 günü İstanbul'da gözaltına alınmış, 27 Aralık 1993 tarihine kadar da gözaltında kalmıştır. Gözaltı esnasındayken kötü muameleye tabi tutulduğunu iddia etmektedir. Bunun sonucu olarak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 3. maddesinin ihlal edildiği iddiasıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurmuştur.
Mahkeme oybirliğiyle,
1- Sözleşmenin 3. maddesinin ihlal edildiğine;
2- a- Sözleşmenin 44§2 maddesine göre, kararın kesinleşeceği tarihten itibaren 3 ay içinde, davalı devlet başvuru sahibine karar tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası olarak:
i-manevi tazminat olarak 32.000 Euro (otuz iki bin Euro)
ii-masraf ve harcamalar için 2.500 Euro ( iki bin beş yüz Euro) ödemesine; bu tutardan Avrupa Konseyi tarafından adli yardım olarak verilen 616 Euro (altı yüz on altı Euro) düşülmesine;
iii-Bu tutarlar üzerinden gerekli vergiler alınabilecektir.
b- 3 aylık sürenin bitiminden itibaren bu ödemenin yapıldığı ana kadar geçen süre için, bu miktarlara, Avrupa Merkez Bankası tarafından marjinal ödünç kolaylığına uygulanan oranda faizin, %3 oranında artırılarak uygulanmasına;
3- Hakkaniyete uygun daha fazla tazminat isteminin reddine karar vermiştir.
KARARDA ATIF YAPILAN DİĞER DAVALAR
1 Salman v. Türkiye, [GC], no 21986/93, 2000-VII
2. Selmouni v. Fransa, [GC], no 25803/94, 1999-V
3. Berktay v. Türkiye, No 22493/93, 1 Mart 2001
4. Altay v.Türkiye, no 22279/93, 22 Mayıs 2001
PROSEDÜR
1. Bu davanın kaynağında Türk vatandaşı olan Oya Yaz'ın Türkiye Cumhuriyetine karşı yaptığı 29485/95 numaralı başvuru bulunmaktadır. Başvuru sahibi, Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlükler Sözleşmesinin eski 25. Maddesi uyarınca 15 Eylül 1995 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Komisyonuna başvurmuştur.
2. Başvuru sahibi, adli yardımdan yararlanmış ve Mahkeme önünde İstanbul'da avukatlık yapan Avukat N. Kaplan Akkuş ve F. Köstek'le Ankara'da avukatlık yapan Avukat Bedia Buran tarafından temsil edilmiştir. Türk Hükümeti Mahkeme önünde görevli memur tarafından temsil edilmiştir.
3. Başvuru, davaya yol açan olayların, Sözleşmenin 3. maddesi gerekleri açısından davalı devletin bir ihmalinin olup olmadığı yönünde bir karar elde etmeye yöneliktir.
4. Başvuru 11 numaralı Protokolün yürürlüğe giriş tarihi olan 1 Kasım 1998 tarihinde Mahkemeye iletilmiştir.
OLAYLAR
I- DAVAYA YOL AÇAN OLAYLAR
8. Başvuru sahibi 1969 doğumludur.
A- Yakalanma ve gözaltına alınma
9. PKK üyesi olduğundan şüphelenilen ve bu örgüte yardım ve yataklık eden başvuru sahibi, 11 Aralık 1993 tarihinde İstanbul'da polis tarafından yakalanmış ve 27 Aralık 1993 tarihine kadar İstanbul Emniyeti Terörle Mücadele Şubesi'nde gözaltında tutulmuştur.
10. Emniyet Müdürlüğünün 18 ve 23 Aralık 1993 tarihli yazılarında belirtilen talebi üzerine İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcısı gözaltı süresinin 27 Aralık 1993 tarihine kadar uzatılmasına karar vermiştir.
11. Başvuru sahibi gözaltında tutulduğu esnada avukatla görüştürülmemiştir.
12. 27 Aralık 1993 tarihinde Emniyet Müdürlüğünün talebi üzerine başvuru sahibi Adli Tıp Kurumundan bir adli tabip tarafından muayene edilmiştir. Söz konusu hekimin raporu ilgilinin vücudu üzerinde herhangi bir güç kullanım izine rastlanmadığını belirtmektedir.
13. Aynı gün Cumhuriyet Savcısı başvuru sahibinin ifadesini almıştır. Başvuru sahibi bu ifadesinde gözaltındayken kötü muamele gördüğünden şikayetçi olmuş ve itiraflarının yer aldığı ifadesinin polis tarafından hazırlandığını iddia etmiştir. Başvuru sahibi bu ifadesinde suçsuz olduğunu ve ifadesinin yer aldığı tutanağı zorla imzaladığını ileri sürmüştür.
14. 27 Aralık 1993 günü başvuru sahibi Devlet Güvenlik Mahkemesindeki nöbetçi hakimin önüne çıkarılmış ve nöbetçi hakim başvuru sahibinin geçici olarak serbest bırakılmasına karar vermiştir.
15. Başvuru sahibi, geçici olarak tutuklandıktan sonra gönderildiği İstanbul Tutukevinin doktoru tarafından 30 Aralık 1993 günü muayene edilmiş ve bir rapor verilmiştir. 14 Ocak 1994 günü Adli Tıp Kurumunun Eyüp Şubesi ve başvuru sahibi bu raporu incelemiş ve şu saptamaları yapmıştır: omuzlarda, boyunda ve sırtta ağrılar, kavrama hareketinde azalma, göğüs kafesinin sağ kısmında sulu şiş, ayakların alt kısmında sulu şiş ve morluklar, ellerde, kollarda ve bacaklarda aşınma. Ayrıca doktor, omuz ve parmaklarda ağır his kaybı, özellikle sol kısımda deri üzerinde yaralar tespit etmiştir. Hekim saptanan bu yaraların başvuru sahibinin hayatını tehlikeye atmadığını belirtmiş ve 10 gün istirahat vermiştir.
16. 4 Şubat 1994 tarihli iddianameyle Cumhuriyet Savcısı, başvuru sahibine PKK'nın terörist faaliyetlerine katıldığı, dolayısıyla da Ceza Kanununun, devlete ve kamu güçlerine karşı suç işleyen silahlı çetelerin oluşumunu yasaklayan 168. maddesini ihlal ettiği suçlamasını yöneltmiştir.
B- Kötü muamele nedeniyle açılan dava
17. Başvuru sahibi 11 Temmuz 1994 tarihinde İstanbul savcılığı önünde, gözaltında kaldığı müddet boyunca kendisine kötü muamelede bulundukları gerekçesiyle polis memurlarına karşı dava açmıştır. Başvuru sahibi ayrıca ifadesini imzalamaya zorlandığını ileri sürmüştür.
18. Cumhuriyet Savcısı 14 Şubat 1995 tarihli iddianameyle 2 polis memuruna karşı Ağır Ceza Mahkemesi önünde dava açmıştır. Savcı iddianamesinde söz konusu polis memurlarına, Türk Ceza Kanununun, tutuklunun suçunu itiraf ettirmeye yönelik olarak işkenceyi yasaklayan 243. maddesine aykırı olarak başvuru sahibine kötü muamelede bulundukları suçlamasını yöneltmiştir.
19. İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesi delil yetersizliği nedeniyle 5 Haziran 1995 tarihli kararıyla söz konusu 2 polis memurunun beraat ettirmiştir.
20. Başvuru sahibi ayrıca 27 Mart 1995 tarihinde İstanbul Emniyet yetkililerine ve terörle mücadele şubesine karşı da bir dava açmıştır. Başvuru sahibi bu başvuruda gözaltı süresinin 15 gün olduğunu ileri sürmüştür.
21. 2 Haziran 1995 tarihinde Savcı bu başvuruyla ilgili olarak takipsizlik kararı vermiştir. Gözaltı süresinin yürürlükte olan mevzuata uygun olduğunu ve polis memurlarına karşı açılan davanın Ağır Ceza Mahkemesi önünde görülmekte olduğunu belirtmiştir.
22. Başvuru sahibi 28 Haziran 1995 tarihinde bu takipsizlik kararına karşı Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı nezdinde itirazda bulunmuş, ancak Başkan kendisine sunulan dosya üzerine 24 Temmuz 1995 tarihinde başvuru sahibinin itirazını reddetmiştir.
II- İLGİLİ İÇ HUKUK VE UYGULAMA
23. Türk Ceza Kanunu'nun 243. maddesi şu biçimdedir (...)
HUKUKİ BOYUT
I. SÖZLEŞMENİN 3. MADDESİNİN İHLALİ İDDİASI
24. Başvuru sahibi, Sözleşmenin aşağıda metni verilen 3. maddesinin ihlal edildiğini iddia etmektedir:
"Hiç kimse gayri insani ya da onur kırıcı işkenceye, cezaya ya da muameleye tabi tutulamaz".
25. Başvuru sahibi İstanbul emniyetinin binalarında gözaltında kaldığı 15 gün boyunca kötü muameleye, hatta sistematik olarak işkenceye tabi tutulduğunu, ve kendisinin savunacak birisinin yardımından mahrum bırakıldığını iddia etmektedir. Başvuru sahibi bu noktada özellikle "filistin askısı", yumruk, tekme, elektrik verme gibi birçok işkence gördüğünü, kendisine hakaret edildiğini, ölüm ve ırzına geçme tehditleriyle aşağılandığını iddia etmektedir.
26. Türk Hükümeti söz konusu kötü muamele ve işkence iddialarının asılsız olduğunu ileri sürmektedir.
27. Mahkeme, tamamen polis kontrolünde olan bir kişinin gözaltındayken yaralanması durumunda bu esnada meydana gelen her türlü yaralanmanın güçlü işkence karinesine yol açtığını hatırlatır (Salman v. Türkiye, (GC), no 21896/93, par. 100, CEDH 2000-VII). Dolayısıyla bu yaralanmaların kaynağına ilişkin ve başvuru sahibinin tıbbi raporla desteklenen iddialarını şüpheye düşürecek ikna edici açıklamayı yapmak Türk Hükümetine düşmektedir (bu konuda bir çok karardan bkz, Selmouni v. Fransa, (GC), 25803/94, par. 87, CEDH 1999-V, Berktay v. Türkiye, 22493/93, par. 167 yayınlanmayan 1 Mart 2001 tarihli karar, ve Altay v. Türkiye, 22279/93, par. 50, yayınlanmamış 22 Mayıs 2001 tarihli karar).
28. Mahkeme bu davada, başvuru sahibinin vücudunda tespit edilen izlerin onun gözaltına alınmasından önceki bir döneme kadar uzandığını hiç kimsenin iddia etmediğini ortaya koyar.
29. Mahkeme bu davada 15 gün boyunca gözaltında tutulan ve avukatıyla görüştürülmeyen başvuru sahibinin vücudunda tespit edilen yaralanmaların nedenine ilişkin olarak Türk Hükümetinin hiçbir açıklama yapmadığını gözlemler.
30. Mahkeme, kontrolleri altındaki kişilerin hesap verebilirlik yükümlülüğünü hatırlatarak, polis memurlarının ceza davasında beraat etmiş olmalarının davalı devleti Sözleşme karşısındaki sorumluluğundan kurtarmadığının altını çizer (bkz, yukarıda zikredilen Berktay kararı, par. 168).
31. Mahkeme, takdirine sunulan unsurların tamamından ve Türk Hükümetinin ikna edici bir açıklamasının yokluğundan hareketle, Cezaevi doktorunun ve Adli Tıp Kurumu doktorunun raporlarında tespit edilen izlerin (bkz, yukarıda 13 ve 16. paragraflar) Türk Hükümetinin sorumluluğunu taşıdığı bir muamele sonucu ortaya çıktığı görüşündedir.
32. Dolayısıyla Mahkeme Sözleşmenin 3. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmaktadır.
II. SÖZLEŞMENİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
A- Zarar
34. Başvuru sahibi, maddi zarar için 42.250 Euro, Manevi zarar için de 42.250 Euro tazminat talep etmektedir.
33. Türk Hükümeti bu konuda herhangi bir şey söylememektedir.
34. Başvuru sahibi şikayetçi olduğu maddi zararın türünün belirtmediği için Mahkeme bu talebi reddetmekle yetinir. Ancak Mahkeme manevi zarar için talep edilen 32.000 Euro'luk tazminat talebinin yerine getirilmesi gerektiği görüşündedir.
B- Masraf ve harcamalar
35. Başvuru sahibi masraf ve harcamalar için 4.149 Euro talep etmektedir.
36. Türk Hükümeti bu konuda herhangi bir şey söylememektedir.
37. Mahkeme, hakkaniyete ve bu konudaki uygulamaya uygun olarak başvuru sahibine 2500 Euro verilmesine karar verir. Ancak bu tutardan Avrupa Konseyi tarafından adli yardım olarak verilen 616 Euro düşülecektir.
C- Gecikme faizi
38. Mahkeme, gecikme faizi oranının, Avrupa Merkez Bankası tarafından marjinal ödünç kolaylığına uygulanan orandaki faizin %3 oranında artırılarak uygulanması üzerine oturtulmasının uygun olacağına hükmeder.
TÜM BU GEREKÇELERLE, MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE
1- Sözleşmenin 3. maddesinin ihlal edildiğine;
2- a- Sözleşmenin 44§2 maddesine göre, kararın kesinleşeceği tarihten itibaren 3 ay içinde, davalı devlet başvuru sahibine karar tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası olarak:
i-manevi tazminat olarak 32.000 Euro (otuz iki bin Euro)
ii-masraf ve harcamalar için 2.500 Euro ( iki bin beş yüz Euro) ödemesine; bu tutardan Avrupa Konseyi tarafından adli yardım olarak verilen 616 Euro (altı yüz on altı Euro) düşülmesine;
iii-Bu tutarlar üzerinden gerekli vergiler alınabilecektir.
b- 3 aylık sürenin bitiminden itibaren bu ödemenin yapıldığı ana kadar geçen süre için, bu miktarlara, Avrupa Merkez Bankası tarafından marjinal ödünç kolaylığına uygulanan oranda faizin, %3 oranında artırılarak uygulanmasına;
3- Hakkaniyete uygun daha fazla tazminat isteminin reddine karar vermiştir.
Yorum
Oya Yaz v. Türkiye kararı, tıpkı Hakime Esen v. Türkiye kararı gibi son dönemde alınan ve gözaltında işkence yapıldığına ilişkin olarak, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin alışıldık kararlarından biri olma özelliğindedir. Bu noktada önceki kararlardan bir sapma bulunmamakta ve tıbbi raporlarda tespit edilen yaralanmaların nedeni konusunda ikna edici bir açıklamanın yapılamaması Türkiye'nin mahkum olması için yeterli bir delil oluşturmaktadır. Bu durum, kararın 31. Paragrafında net biçimde ifade edilmiştir.
Bu nokta Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin gözünde oldukça önemlidir. Bu nedenle Mahkeme, işkence yaptığı iddia edilen güvenlik görevlilerine karşı açılan ceza davasının Türk Hükümetini bu sorumluluktan kurtarmayacağını açıkça ifade etmiş (bkz, kararın 30. paragrafı) ve Sözleşmenin 3. maddesinin ihlal edildiği yönünde kararını vermiştir.
Full & Egal Universal Law Academy