(Adil Yargılanma Hakkı İhlali İddiası)
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 2. Daire Kararı
Başvuru No: 35070/97
Karar Tarihi: 20 Nisan 2004
(Kararı İngilizce aslından çeviren: Caner Sannav, Komiser Yardımcısı, Polis Akademisi.)
1992 yılında Devrimci Sol adlı bir terör örgütünün üyesi olmak şüphesiyle yakalanan başvuru sahibi daha sonra İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesince mahkum edilmiştir. Başvuru sahibi ise bu mahkemenin adil bir mahkeme olmadığını ileri sürerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurmuştur.
Mahkeme ise, oybirliğiyle;
1. İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsızlığı ve tarafsızlığı ile ilgili şikayete ilişkin olarak, Sözleşmenin 6. Maddesinin 1. Fıkrasının ihlal edildiğine,
2. Sözleşmenin 6. Maddesine göre, başvuru sahibinin diğer şikâyetlerini göz önüne almanın gereksiz olduğuna,
3. Bir ihlal tespitinin kendisinin manevi zarar nedeniyle hakkaniyete uygun bir tazmin için yeterli olduğuna,
4. Davalı Devletin Sözleşmenin 44. Maddesinin 2. Fıkrasına göre kesin hükmün verildiği tarihten itibaren üç ay içerisinde başvuru sahibine masraf ve harcamalarla ilgili olarak 3,000 Euro ve başvuru sahibinin ödediği vergi toplamını ödemesine,
Bu miktarlara uygulanacak faiz oranının Avrupa Merkez Bankası tarafından marjinal ödünç kolaylığına uygulanan faiz oranının % 3 artırılarak tespit edilmesine;
5. Başvuru sahibinin hakkaniyete uygun tazmin ile ilgili diğer taleplerinin reddine karar vermiştir.
KARARDA ATIF YAPILAN DİĞER DAVALAR
1. Özel v. Türkiye.
2. Gençel v. Türkiye.
PROSEDÜR
1. Dava, 23 Ocak 1997'de Ayşe Tezcan Uzunhasanoğlu adlı bir Türk vatandaşı tarafından İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunması Sözleşmesinin eski 25. Maddesine göre Avrupa İnsan Hakları Komisyonuna Türkiye Cumhuriyeti aleyhine sunulan 35070/97 sayılı bir başvuru dilekçesi ile ortaya çıkmıştır.
2. Başvuru sahibi, K. T. Sürek adlı İstanbul'da çalışan bir avukat tarafından temsil edilmiştir. Türk Hükümeti, Sözleşme kurumları önünde davaya katılması için bir Temsilci atamamıştır.
3. Başvuru sahibi, özellikle kendisini yargılayan ve mahkûm eden İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesinin kurulunda askeri bir hâkimin bulunmasından dolayı duruşmanın adil olmadığını iddia etmiştir. Ayrıca, Temyiz Mahkemesinin baskı altında verildiği için şahitlerin reddettiği, polis karakolunda alınan ifadelerine göre verdiği kararını temel almasından şikâyetçi olmuştur. Son olarak, başvuru sahibi, Temyiz Mahkemesinin silahlar eşitliğine saygı gibi ilkelere uymadığını ve duruşma düzenlemediğini iddia etmiştir.
4. Başvuru, Sözleşmenin 11 Sayılı Protokolünün yürürlüğe girdiği 1 Kasım 1998'de Mahkemeye gönderilmiştir.
5. Başvuru, Mahkeme Tüzüğünün 52. Maddesinin 1. Fıkrasına göre Mahkemenin İkinci Dairesine verilmiştir. Bu Daire içerisinde, davayı ele alacak olan Daire 26. Maddenin 1. Fıkrasına göre oluşturulmuştur.
6. Mahkeme, 1 Kasım 2001'de Dairelerinin bileşimini değiştirmiştir. Bu dava, yeni oluşturulmuş İkinci Daireye tahsis edilmiştir.
7. Başvuru sahibi ve Hükümet her biri esasa müteallik düşüncelerini bildirmiştir.
OLAYLAR
9. Başvuru sahibi, 1963'te doğmuştur ve İstanbul'da yaşamaktadır.
10. Başvuru sahibi, 30 Mayıs 1992'de Devrimci-Sol adlı yasadışı bir örgüte yardım ettiği ve örgütle işbirliği yaptığı şüphesiyle polis gözetimine alınmıştır.
11. İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesinin savcısı, 3 Haziran 1992'de Ceza Kanununun 169. Maddesine ve Terörle Mücadele Kanununun 4. ve 5. Maddelerine göre başvuru sahibini yasadışı silahlı bir örgütün üyelerine yardım etmekle ve örgüt üyeleriyle işbirliği yapmakla suçlayarak dava açmıştır.
12. İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi, 7 Eylül 1993'te delil yetersizliğinden dolayı başvuru sahibini kendisi aleyhine yapılan suçlamalardan beraat ettirmiştir.
13. Mahkeme, başvuru sahibinin Devrimci-Sol üyeleri arasındaki iletişimi sağladığını ve evinde örgüt üyelerinin toplantı düzenlemelerine müsaade ettiğini belirtmiştir. Ayrıca, asliye mahkemesinin başvuru sahibinin itiraflarını ve polis karakolunda şahitler tarafından başvuru sahibi aleyhinde verilen ifadeleri göz önüne almadığına karar vermiştir.
14. İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi, 12 Nisan 1994'te ilkinin aynısı olan bir hüküm vermiştir. Mahkeme, başvuru sahibinin polis gözetiminde itirafla ilgili verdiği ifadelerini reddettiğini ve iki şahidin polis karakolunda baskı altında verdikleri için ifadelerini reddettiklerini belirtmiştir. Mahkeme, başvuru sahibini mahkûm etmeye yeterli delilin olmadığını tekrarlamıştır. Başvuru sahibinin beraat ettirilmesi gerektiğine karar vermiştir.
15. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, başvuru sahibini mahkum etmeye yeterli delil olması nedeniyle, İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesinin kararını bozmuştur. Dava, bir kez daha İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesine havale edilmiştir.
16. İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi, 18 Aralık 1995'te başvuru sahibini suçlu bulmuş, onu üç yıl dokuz ay hapse mahkûm etmiş ve üç yıl kamu görevinden men etmiştir. Başvuru sahibi, Temyiz Mahkemesine yargılanmak için talepte bulunmuştur.
17. Temyiz Mahkemesi, 9 Temmuz 1996'da talebin geç sunulduğunu bildirerek başvuru sahibinin duruşma talebini reddetmiştir.
18. Mahkeme, özellikle Özel v. Türkiye ve Gençel v. Türkiye gibi diğer davalarda bildirilen önceki görüşlerden sağlanan iç hukukla ilgili açıklamaya atıfta bulunmaktadır.
HUKUKİ BOYUT
I. SÖZLEŞMENİN 6. MADDESİNİN İHLALİ İDDİASI
19. Başvuru sahibi, Sözleşmenin 6. Maddesinin 1. Fıkrasına göre, kendisini yargılayan ve mahkûm eden İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesinde askeri bir hâkimin bulunmasından dolayı, duruşmanın bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından yapılmadığı hususunda şikâyetçi olmaktadır. Ayrıca, Temyiz Mahkemesinin kararını, baskı altında verildiği için şahitlerin reddettiği ve polis karakolunda alınan ifadelere dayandırdığını bildirmiştir. Başvuru sahibi, son olarak, 6. Maddenin 1. Fıkrasına ve 6. Maddenin 3. Fıkrasının c ve d bendine göre, Temyiz Mahkemesinin silahlar eşitliği gibi ilkelere uymadığını ve duruşma düzenlemediğini iddia etmiştir.
20. Mahkeme, İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesinin bileşimine ilişkin başvuru sahibinin şikâyeti ile ilgili olarak, geçmişte benzer mağduriyetleri incelediğini ve Sözleşmenin 6. Maddesinin 1. Fıkrasının ihlal edildiğini tespit ettiğini belirtmektedir.
21. Mahkeme, bu davada vardığı sonuçlardan farklı bir sonuca ulaşması için hiçbir neden olmadığını bildirmektedir. Yasadışı bir örgüte yardım ettiği ve örgütle işbirliği yaptığı için Devlet Güvenlik Mahkemesinde kovuşturulan başvuru sahibinin muvazzaf bir subay ve askeri mahkeme üyesini içeren bir kurul tarafından yargılanmaktan dolayı tedirgin olması mantıklıdır. Bu nedenle, başvuru sahibi, haklı olarak İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesinin davanın özüyle ilgisi olmayan mülahazalardan etkilenmesinden endişe duymuştur. Diğer bir deyişle, başvuru sahibinin Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsızlığı ve tarafsızlığına ilişkin endişelerinin yerinde olduğu kabul edilebilir.
22. Dolayısıyla, Mahkeme, 6. Maddenin 1. Fıkrasının ihlal edildiğine karar vermektedir.
23. Başvuru sahibinin bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini bildiren tespiti göz önünde tutarak, Mahkeme, başvuru sahibinin 6. Maddenin 1. Fıkrasına ve 3. Fıkrasının c ve d bendine göre yaptığı diğer şikâyetleri incelemenin gereksiz olduğunu düşünmektedir.
II. SÖZLEŞMENİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
24. Sözleşmenin 41. Maddesi aşağıda belirtildiği gibidir:
"Mahkeme işbu Sözleşme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Taraf'ın iç hukuku bu ihlali sadece kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, zarar gören tarafın hakkaniyete uygun bir surette tazminine hükmeder."
A. Zarar
25. Başvuru sahibi, maddi ve manevi zarar nedeniyle toplam 40,000 Euro talep etmiştir.
26. Hükümet, başvuru sahibinin talebine itiraz etmiştir. Tutarın aşırı ve gerekçesiz olduğunu ileri sürmüşlerdir.
27. Maddi zarar ile ilgili olarak, Mahkeme, Sözleşmenin ihlali olmasaydı Devlet Güvenlik Mahkemesindeki davanın sonucunun ne olacağına dair, tahminde bulunamayacağını düşünmektedir. Bundan başka, başvuru sahibinin maddi zarar ile ilgili talebi herhangi bir kanıt ile desteklenmemiştir. Bunun için, başvuru sahibine maddi zarar nedeniyle, tazminat vermek uygun değildir.
28. Manevi zarar ile ilgili olarak, Mahkeme, bir ihlal tespitinin başvuru sahibinin maruz kaldığı manevi zarar sebebiyle tazminat için kendiliğinden yeterli olduğunu düşünmektedir.
29. Başvuru sahibinin 6. Maddenin 1. Fıkrasının yorumu dâhilinde bağımsız ve tarafsız olmayan bir mahkeme tarafından mahkûm edildiğine karar verdiğinde, Mahkeme, en uygun çarenin bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından başvuru sahibinin yeniden yargılanmasının sağlanması olduğunu düşünmektedir.
B. Masraf ve harcamalar
30. Başvuru sahibi, yerel makamlar ve Strazburg kurumları önündeki duruşmalarda maruz kalınan masraf ve harcamalar nedeniyle, toplam 5,000 Euro talep etmiştir.
31. Hükümet, başvuru sahibinin iddiasına itiraz etmiştir. Ayrıca, masraf ve harcamalarla ilgili iddianın belgelendirilmediğini bildirmişlerdir.
32. Mahkeme, masraf ve harcamalar ile ilgili olarak, bu masraf ve harcamaların gerçekten ve zorunlu olarak maruz kalınması ve meblağın makul olması şartıyla hüküm verecektir.
33. Mevcut bilgiye dayalı kendi tahminini yaparak, Mahkeme, masraf ve harcamalara ilişkin olarak başvuru sahibine 3,000 Euro ödenmesine karar vermektedir.
C. Gecikme faizi
34. Mahkeme, gecikme faizinin marjinal ödünç kolaylığına uygulanan faiz oranının % 3 artırılarak hesaplanmasının uygun olacağını düşünmektedir.
BU NEDENLERLE MAHKEME OYBİRLİĞİYLE;
1. İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsızlığı ve tarafsızlığı ile ilgili şikayete ilişkin olarak, Sözleşmenin 6. Maddesinin 1. Fıkrasının ihlal edildiğine,
2. Sözleşmenin 6. Maddesine göre, başvuru sahibinin diğer şikâyetlerini göz önüne almanın gereksiz olduğuna,
3. Bir ihlal tespitinin kendisinin manevi zarar nedeniyle hakkaniyete uygun bir tazmin için yeterli olduğuna,
4. Davalı Devletin Sözleşmenin 44. Maddesinin 2. Fıkrasına göre kesin hükmün verildiği tarihten itibaren üç ay içerisinde başvuru sahibine masraf ve harcamalarla ilgili olarak 3,000 Euro ve başvuru sahibinin ödediği vergi toplamını ödemesine,
Bu miktarlara uygulanacak faiz oranının Avrupa Merkez Bankası tarafından marjinal ödünç kolaylığına uygulanan faiz oranının % 3 artırılarak tespit edilmesine;
5. Başvuru sahibinin hakkaniyete uygun tazmin ile ilgili diğer taleplerinin reddine karar vermiştir.
Full & Egal Universal Law Academy