(AİHS. m. 3, 8, 13, 25, 35, 41, 44) (SELMOUNI - FRANSA DAVASI)
İngiliz uyruklu bir şahıs olan Bay A. B. (başvuru sahibi), 8 Mayıs 1996'da New York (ABD)'da tutuklanmış ve zimmet ve sahtekarlıkla suçlandığı Hollanda Antiller makamlarının iade talebine dayanarak gözaltında tutulmuştur. 30 Mayıs 1996'da Hollanda Antiller'e iade edilmiş ve St. Maarten Adası'ndaki Pointe Blanche Cezaevi'ne konulmuştur. 13 Ocak 1998'de başvuru sahibi, sağlık nedenleriyle Çuraçao adasındaki Koraal Specht Hapishanesi'ne transfer edilmiştir.
11 Aralık 1996'da, Hollanda Antiller Asliye Mahkemesi, başvuru sahibini zimmetine para geçirmek ve sahtekarlıktan suçlu bularak 3 yıl 9 ay hapse mahkum etti. Hem başvuru sahibi hem de savcı Hollanda Antiller ve Aruba Birleşik Adalet Mahkemesine temyiz başvurusunda bulundu.
7 Ekim 1997'de, Birleşik Adalet Mahkemesi, başvuru sahibini zimmetine para geçirmek ve sahtekarlıktan suçlu bularak 3 yıl hapisle cezalandıran 11 Aralık 1996 tarihli kararı bozdu. Başvuru sahibi, 13 Ekim 1997'de Hollanda Temyiz Mahkemesine bir temyiz başvurusunda bulunmasına rağmen, daha sonra bu başvuruyu geri çekmiştir. Sonuç olarak, Birleşik Adalet Mahkemesinin 7 Ekim 1997 tarihli kararı, son karar oldu. 27 Şubat 1998'de cezasını çektikten sonra başvuru sahibi hapishaneden serbest bırakılmıştır.
Başvuru sahibi Avrupa İnsan Hakları Komisyonu'na yaptığı başvurunun temel gerekçeleri, Hollanda'nın Antiller Hapishanesi yetkililerinin kendisinin avukatı, yakın çevresi ve ulusal ya da uluslararası resmi kurumlarla serbestçe haberleşmesini kısıtlayarak Sözleşmenin 8. maddesinden kaynaklanan haklarını ihlal edecek bir şekilde haberleşmesine müdahale ettikleri, gözaltı şartlarının kötü olması nedeniyle Sözleşmenin 3. maddesinin ihlal edildiği ve 3 ve 8. maddelerle bağlantılı olarak Sözleşmenin 13. maddesi bağlamında etkili hukuk yolları imkanına sahip olmadığıdır.
Mahkeme oybirliğiyle,
1. Hükümetin ilk itirazının reddine;
2. Başvuru sahibinin, Avrupa İnsan Hakları Komisyonu ve temsilcisi Bay Gebhardt ile haberleşmesine müdahale edilmesi bakımından Sözleşmenin 8. maddesinin ihlal edildiğine;
3. Başvuru sahibinin bu maddeye ilişkin diğer şikayetleri bakımından Sözleşmenin 8. maddesinin ihlal edilmediğine;
4. Sözleşmenin 13. maddesinin ihlal edildiğine;
5. (a) davalı Devletin, Sözleşmenin 44 § 2 maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden itibaren 3 ay içerisinde 3,500 (üç bin beş yüz) EURO'yu uygulanabilecek KDV ile birlikte başvuru sahibine ödemesine;
(b) yukarıda belirtilen 3 aylık sürenin aşılmasından ödemenin ifasına kadar geçecek süre için yıllık %8 basit faiz uygulanmasına karar vermiştir.
1. Madde 35 - Hükümetin Ön itirazı
İç hukuk yollarının tüketilmesine ilişkin ilgili prensipler, diğer bir takım şeylerin yanı sıra, Mahkemenin 28 Temmuz 1999 tarihli Selmouni v. France (no. 25803/94, §§ 74-77, ECHR 1999-V) Davasında verdiği kararda ortaya konulmuştur: Sözleşmenin 35(1) maddesinin amacı, Taraf Devletlere kendilerine karşı iddia olunan ihlalleri, bu iddialar Sözleşme kurumlarının önüne getirilmeden önce önleme ya da düzeltme fırsatı yaratmaktır. Mamafih, tüketilmesi gereken iç hukuk yollan, sadece etkili olanlarıdır, ilgili hukuk yolunun söz konusu zamanda teori ve uygulamada etkili bir hukuk yolu olduğu hususunda Mahkemeyi ikna etmek yükümü, iç hukuk yollarının tüketilmediği iddiasında bulunan Hükümete düşer.
Bu ispat yükümü bir kez yerine getirildiğinde, Hükümet tarafından geliştirilen hukuk yolunun gerçekte tüketildiğini ya da bazı sebeplerden dolayı bunun yetersiz ve davanın özel şartlan altında etkisiz olduğunu ya da kendisini bu gereklilikten müstesna bırakan özel şartların bulunduğunu ortaya koymak başvuru sahibine düşer. Böyle bir durum, ciddi suiistimal ya da Devlet ajanlarının neden olduğu zarar-ziyan iddiaları karşısında, örneğin bir mahkeme emrini yerine getirmeyi ihmal etme gibi, ulusal makamları tamamen pasif bırakır. Bu tür durumlarda ispat yükümü, bir kez daha yer değiştirir, öyle ki, şikayet konusu olan sorunların ağırlığı ve ciddiyetine cevap olarak ne yaptıklarını göstermek davalı hükümete düşer.
Mahkeme bu kuralların uygulanmasının, hususiyeti olan davaların kapsam ve özel şartlarında, yerine getirilmesi gereken bir karşılık olduğunu vurgulayabilir. Binaenaleyh (Mahkeme), 35(1). maddenin bir dereceye kadar esnek bir şekilde ve aşın şekilci olmaksızın uygulanması gereğini kabul etmektedir, (par.69)
Ne var ki başvuru sahibi, söz konusu şikayetleri bakımından ilgili hukuk yolundan kendisini yararlandırmamıştır. Bu hususta Mahkeme, açıkça değersiz olmayan belirli bir hukuk yolunun basan ihtimali ile ilgili olarak önemsiz şüphelerin bulunmasını, iç hukuk yollarının tüketilmesinin ihmal edilmesi için geçerli bir gerekçe olmadığını hatırlatmaktadır (cf. Van Oostenvijck v. Belgium judgment of 6 November 1980, Series A no. 40, p. 18, § 37). Bununla birlikte, Hükümet tarafından öne sürülen hukuk yolunun değerlendirilmesinde Mahkeme, bunun (söz konusu hukuk yolunun) Hollanda Antiller hukuk sisteminde sadece mevcut olmasını değil; ayrıca başvuru sahibinin özel durumları yanında işlediği genel yasal ve siyasal şartlan da hesaba katmalıdır, (par.73)
2. Madde 8 - Özel Hayatın ve Aile Hayatının Korunması (Temsilcisi ile Haberleşmesi Bağlamında)
Mahkeme, Hükümetin başvuru sahibinin Avrupa İnsan Hakları Komisyonu ve Komisyondaki işlemleri yürüten temsilcisi ile haberleşmesine hapishane yetkililerinin müdahale ettikleri hususuna itiraz etmediğini belirtmektedir (bkz.: yukarıdaki 22 - 28. paragraflar), (par.81)
Başvuru sahibinin Sözleşmenin 8. maddesinden kaynaklanan 'haberleşmesine saygı gösterilmesi hakkına müdahale, ancak bu maddenin ikinci paragrafındaki şartlar karşılandığında, yani "hukuka uygun" olup olmaması, meşru bir amaca yönelik olması ve bu amacı gerçekleştirmek için demokratik bir toplumda gerekli olması durumunda haklı görülebilir (cf. Di Giovine v. Italy, no. 39920/98, 26.7.2001, § 24). (par.82)
Tartışma konusu müdahale, Hapishane Yönetimi'ne ilişkin Ulusal Kararnamenin 46. maddesi ve Hapishane ve Tutukevleri Nizam ve Disiplin Tüzüğü'nün 67 - 69 maddeleri yoluyla yasal bir zemine sahipti. Bununla birlikte, meşru amaç ve müdahale gereği ile ilgili olarak; başvuru sahibinin Sözleşmenin bir kurumu ile gizliliğine saygı gösterilmesi gereken haberleşmesinin kontrol edilmesini haklı kılacak hiçbir gerekçe açıklanmamış ya da ortaya konulmamıştır (cf. Peers v. Greece, no. 28524/95, 26.4.2001, § 84). Bu tür gerekçelerin yokluğunda müdahale, Sözleşmenin 8(2) maddesi bağlamında haklı sayılamaz, (par.83)
3. Madde 8 - özel Hayatın ve Aile Hayatının Korunması (Üçüncü Şahıslarla Haberleşmesi Bağlanımda) Mahkeme, başvuru sahibinin Hollanda Antiller savcılık yetkilileri, İngiliz Konsolosu ve özel şahıslarla haberleşmesine müdahale iddiasının; söz konusu zamanda yürürlükteki hapishane kuralları gözönünde tutulduğunda, bu tür haberleşmelerin yetkililer tarafından denetime tabi tutulabileceğine de işaret etmekle birlikte, tamamen asılsız olduğunu tespit etmiştir, (par.89)
4. Madde 13 - Etkili Başvuru Hakkı
Mahkeme, Sözleşmenin sağladığı hak ve hürriyetlerin özünün uygulanması bakımından Sözleşmenin 13. maddesinin, iç hukuk düzeni içerisinde hangi şekilde güvence altına alınabilecekse, ulusal düzeydeki o hukuk yollarını garanti ettiğini hatırlatmaktadır. Bu nedenle 13. maddenin etkisi, her ne kadar Taraf Devletlere bu maddedeki yükümlülüklerine ne şekilde uyum sağlayacaktan konusunda bir dereceye kadar takdir yetkisi verilmiş olsa da; bir iç hukuk yolu hükmünün, Sözleşmeye göre 'tartışılabilir bir şikayetin özü ile ilgilenmesini gerektirmek ve uygun çözüm yolunu sağlamaktır. 13. maddedeki yükümlülüğün kapsamı, başvuru sahibinin Sözleşmeye göre yaptığı şikayetin niteliğine bağlı olarak değişir. Bununla beraber; 13. maddenin gerektirdiği hukuk yolu, hukukun yanı sıra uygulamada da "etkili" olmalıdır. Özellikle de, (bu hukuk yolunun) uygulaması davalı Devletin yetkilileri tarafından eylem ya da ihmalleriyle haklı bir gerekçe olmaksızın engellenmemelidir (cf. İlhan v. Turkey (GC), no. 22277/93, ECHR 2000-VB, § 97). (par.96)
5. Madde 41'in Uygulanması
Mahkeme, başvuru sahibinin gerçekten de bir ihlal tespit edilerek tazmin edilemeyecek miktarda manevi bir zarar gördüğüne karar vermiştir. Mahkeme, hakkaniyet esasına göre başvuru sahibine 3,500 EURO'nun uygulanabilecek KDV ile birlikte ödenmesine ve yasal faiz oranının %8 olarak uygulanmasına karar vermiştir. (par.103-104)
KARARDA ATIF YAPILAN DAVALAR
1. Campbell v. Birleşik Krallık kararı (Series A no. 233)
2. Selmouni v. Fransa (28 Temmuz 1999, no. 25803/94)
3. Van Oosterwijck v. Belçika, 6 Kasım 1980.
4. Di Giovine v. İtalya, no. 39920/98, 26 Temmuz 2001. 5. Peers v. Yunanistan, no. 28524/95, 26 Nisan 2001.
DAVANIN ESASI
PROSEDÜR
1. Bu dava, İngiliz uyruklu bir şahıs olan A. B.'nin (başvuru sahibi), 18 Mart 1997 tarihinde İnsan Hakları ve Temel Hak ve Hürriyetlerin Korunmasına Dair Avrupa Sözleşmesi (Sözleşme)'nin önceki 25. maddesine göre Hollanda Krallığı aleyhine Avrupa İnsan Hakları Komisyonu (Komisyon)'na yaptığı başvurudan (no. 37328/97) kaynaklanmıştır.
2. Hollanda hükümeti (hükümet), vekili Dışişleri Bakanlığı'ndan R. Böcker tarafından temsil edilmiştir. Başvuru sahibi ise, ilk önce D. Bay Gebhardt tarafından temsil edilmiştir. 10 Ocak 1999'da başvuru sahibi Mahkemeye Bay Gebhardt tarafından artık temsil edilmek istemediği hususunu bildirmiştir. Daire Başkanı da başvuru sahibine kendi davasını sunması için izin vermiştir (Mahkeme İçtüzüğü'nün 36(4)(b) maddesi). Daire Başkanı ayrıca, başvuru sahibinin isminin açıklanmaması ricasını da kabul etmiştir (Mahkeme İçtüzüğü'nün 47(3) maddesi).
3. Başvuru sahibi Komisyona, diğer bir takım iddiaların yanı sıra, Hollanda'nın Antiller Hapishanesi yetkililerinin Sözleşmenin 8. maddesinden kaynaklanan haklarını ihlal edecek bir şekilde haberleşmesine müdahale ettiklerini iddia etmekte ve Sözleşmenin 3 ve 8. maddeleriyle bağlantılı olarak Sözleşmenin 13. maddesine dayanarak, gözaltı şartlan ve haberleşmenin denetlenmesi bakımından etkili hukuk yollan imkanına sahip olmadığını iddia etmektedir.
4. Başvuru, Sözleşmeye ek 11. Protokolün 1 Kasım 1998 tarihinde yürürlüğe girmesiyle (Komisyon tarafından) Mahkemeye gönderilmiştir (11. Protokolün 5(2) maddesi).
5. Başvuru, ilk önce Mahkemenin 1. Dairesi'ne gönderilmişti (Mahkeme İçtüzüğü Madde 52(1)). Bu Daire içinde davayı görecek olan Mahkeme heyeti (Sözleşmenin 27(1) maddesi), Mahkeme İçtüzüğü'nün 26(1) maddesinde belirtilen şekilde teşekkül ettirilmiştir.
6. 31 Ağustos 1999 tarihli bir kararıyla Mahkeme, başvurunun 'kısmen kabul edilemez olduğunu açıkladı ve başvurunun geri kalan kısmının incelemesini ertelemiştir. Mahkeme, başvurunun geri kalan kısmının kabul edilebilirliği ve esasına ilişkin olarak tarafların görüşlerini aldıktan sonra, 5 Eylül 2000'de başvurunun bu kısmının 'kabul edilebilir' olduğunu açıklamıştır.
7. Hükümet, esasa ilişkin görüşlerini ihtiva eden bir dosya hazırlamıştır. Fakat başvuru sahibi bu tür dosya sunmamıştır (Tüzük S9(l)). Mahkeme de taraflarla istişare ettikten sonra, esasa ilişkin duruşma yapılmasına gerek olmadığına karar vermiştir (Tüzük 59(2) son), taraflar başvuru sahibinin yararına olabilecek son yazılı görüşlerini teslim etmeye çağrılmıştır.
8. Mahkeme Dairelerinin 1 Kasım 2001'den itibaren yeniden yapılandırılmalarının ardından (Mahkeme içtüzüğü Madde 25(1)) başvuru, Mahkeme'nin yeni oluşturulan ikinci Dairesi'ne gönderilmiştir (Tüzük, Madde 52(1)).
OLAYLAR
I. DAVANIN ÖZEL ŞARTLARI
A. Başvuru sahibine karşı cezai işlemler
9. Başvuru sahibi, 8 Mayıs 1996'da New York (ABD)'da tutuklanmış ve zimmet ve sahtekarlıkla suçlandığı Hollanda Antiller makamlarının iade talebine dayanarak gözaltında tutulmuştur. 30 Mayıs 1996'da Hollanda Antiller'e iade edilmiş ve St. Maarten Adası'ndaki Pointe Blanche Cezaevi'ne konulmuştur.
10. Başvuru sahibinin imzasını taşıyan 18 Haziran 1996 tarihli bir belgede, başvuru sahibinin D. Bay Gebhardt'ı "kendi adına, yerine ve namına tasarrufta bulunmak üzere gerçek ve yasal avukatı olarak atadığı belirtilmektedir:
"Bu balomdan Hollanda Antiller'deki ceza davama ilişkin olarak aşağıdaki yetkilerin herhangi birisini ya da tamamını kullanabilir Avukatları atamak ya da azletmek, belgeleri almak ya da elde etmek, talepte bulunmak, dava açmak, tazmin ettirmek, ceza davama ilişkin gerekli olan bütün belgeleri toplamak ve almak, herhangi bir kararı temyiz etmek, şikayette bulunmak vb. şeyler. Bahsi geçen avukatıma, bu vekalet feshedilene kadar tüm yetki ve vekaletimi veriyor ve devrediyorum."
11. 11 Aralık 1996'da, başvuru sahibinin, davanın avukatı olarak atanan yerel yasal yardım avukatı R. tarafından temsil edildiği ve karşılıklı iki tarafın bulunduğu yargılama usullerini müteakip Hollanda Antiller Asliye Mahkemesi (Gerecht in Eerste Aanleg), başvuru sahibini zimmetine para geçirmek ve sahtekarlıktan suçlu bularak 3 yıl 9 ay hapse mahkum etti. Hem başvuru sahibi hem de savcı Hollanda Antiller ve Aruba Birleşik Adalet Mahkemesi (Gemeenschappelijk Hof van Justitie)'ne temyiz başvurusunda bulunmuşlardır.
12. 7 Ekim 1997'de, başvuru sahibinin yerel avukat J. tarafından temsil edildiği ve karşılıklı iki tarafın bulunduğu dava işlemlerini müteakip Birleşik Adalet Mahkemesi, başvuru sahibini zimmetine para geçirmek ve sahtekarlıktan suçlu bularak 3 yıl hapisle cezalandıran 11 Andık 1996 tarihli kararı bozdu. Başvuru sahibi, 13 Ekim 1997'de Hollanda Temyiz Mahkemesi (Hoge Raad)'ın bir temyiz başvurusunda bulunmasına rağmen, daha sonra bu başvuruyu geri çekmiştir. Sonuç olarak, Birleşik Adalet Mahkemesinin 7 Ekim 1997 tarihli kararı, son karar oldu. 27 Şubat 1998'de cezasını çektikten sonra başvuru sahibi hapishaneden serbest bırakılmıştır.
B. Başvuru sahibinin gözaltı şartları
13. Başvuru sahibi, 21 Eylül 1996 tarihinde, St. Maarten Asliye Mahkemesi yargıçlarından ve Ceza ve Tutukevleri Denetleme Kurulu (Commissie van Toezicht Gevangeniswezen en Huizen van Bewaring) üyesi olarak yetkili olan bir yargıca hapsedildiği Point Blanche Cezaevi'ndeki gözaltı şartlarına ilişkin bir şikayet mektubu göndermiştir.
14. Bu mektupta başvuru sahibi, diğer bir takım şeylerle birlikte, bu yargıçla 20 Eylül 1996'da yaptığı karşılıklı konuşmaya atıfta bulunarak, mahkumların günde 21 saat hiçbir şey yapmaksızın hücrelerine kilitlendiklerini, bir mahkuma Point Blanche'de 10 günlük bir gözaltından sonra, takip eden Cumartesi günü en fazla 4 sayfa kağıt ve 4 adet zarfa müsaade edildiğini, önceden haber verilmiş 15 dakikayı geçmeyen ve (dışarıdan) gelen aramaların dışında telefon etme imkanlarının olmadığını, mahkumların elbise ve yatak takımlarını kendilerinin tedarik etme zorunda olduklarım, çamaşırlarını dinlenme esnasında duşlarda ya da ilkel lavabolarda yıkamak zorunda kaldıklarım, tuvaletlerin sularının akmadığını ve duşların musluk ve borularının su sızdırdığını anlatmaktadır. Bu mektupta başvuru sahibi, bu sorunlara pratik çözüm önerileri sunmakta ve bu çözümlerin ilgili herkes için yararlı olacağını belirtmektedir.
15. 13 Ocak 1998'de başvuru sahibi, sağlık nedenleriyle Çuraçao adasındaki Koraal Specht Hapishanesi'ne transfer edildiği ve orada revire kabul edildiği hususunda Avrupa İnsan Hakları Komisyonu (Komisyon)'na bilgi vermiştir. Başvuru sahibi, banyonun dışında revirin de güneşin batmasından sonra ışıklarının olmadığı ve mahkumların günde 23 saat kilitli kaldıklarını ifade etmiştir.
16.5 Şubat 1998 tarihli mektubunda başvuru sahibi, 31 Ocak 1998'de revirden hücresinde gözaltında tutulduğu yaklaşık 5 metre uzunluğunda ve 3 metre genişliğinde eski revir binasına transfer edildiğini Komisyona bildirmiştir. Bu hücreyi diğer. 3 kişiyle paylaşmıştır. Bunların ikisi geçici yataklarda, diğer ikisi de zemin üzerinde uyumuşlardır. Kendisine sünger bir yatak verilmiştir. Çarşaf ve battaniye verilmezken, kişisel eşyalarından kendi çarşaflarını almasına da müsaade edilmemiştir. Bir havluyu yorgan olarak kullandığını ifade etmektedir.
C. Başvuru sahibinin ve daha sonra da temsilcisinin Komisyon ile haberleşmesi
17. Başvuru sahibini başlangıçta Komisyondaki daha sonra da Mahkemedeki dava işlemlerinde temsil eden D. Bay Gebhardt, Point Blanche Hapishanesi Müdürü'ne yazdığı 7 Nisan 1997 tarihli bir mektupla, başvuru sahibi de dahil olmak üzere oradaki mahkumlara gönderdiği mektupların, üzerlerinde 'avukattan müvekkile' yazılı olmalarına rağmen açıldıkları ve hapishane yetkilileri tarafından alıkonulduktan şikayetinde bulunmuştur. Bay Gebhardt, Müdürün dikkatini Mahkemenin 25 Şubat 1992 tarihli Campbell v. Birleşik Krallık kararı (Series A no. 233)'na çekmiştir. Müdüre geçmişte alıkonulan bu önceki mektupların adreslerine ulaştırılması ve müvekkillerine kendisiyle haberleşmeleri için resmi nitelikli mektup kağıtları sağlanması ricasında bulunmuştur.
18. Bay Gebhardt, Point Blanche Hapishanesi Müdürü'ne yazdığı 7 Nisan 1997 tarihli mektubun bir nüshasını da ekleyerek, Point Blanche Hapishanesi Müdürü'nü Hollanda Antiller Valisi'ne (Gouvemeur) 9 Nisan 1997 tarihli mektubuyla şikayet etmiştir. Bay Gebhardt, bu Müdürün faaliyetlerine ilişkin genel problemlerden ayrı olarak, Point Blanche hapishanesi yetkililerinin, başvuru sahibinin savunma avukatının kendisine verdiği bir nüsha yoluyla dava dosyasının içeriğini öğrenebilmesini sınırladıklarından şikayet etmiştir. Bu sınırlamalar üzerine, avukat - müvekkil ayrıcalığı garanti edilmediği için avukat belgeleri geri almıştır. Bay Gebhardt Vali'den Point Blanche Hapishanesi Müdürü'ne gerekli talimatları vererek, avukat ve müvekkilleri arasındaki mahremiyet esasına saygı duyulmasının sağlanması ricasında bulunmuştur.
19. 22 Temmuz 1997 günü, Vali'nin Kabinesi Bay Gebhardt'a Vali'nin Adalet Bakanı'ndan bu sorunlara ilişkin bir rapor aldığını ve 13 Haziran 1997'de Bakan'dan Bay Gebhardt'ın mektubunu cevaplaması ricasında bulunduğunu bildirmiştir. 25 Eylül 1997 günü, Bay Gebhardt'ın mektubunun cevaplanması hususunun Adalet Bakanı'na hatırlatıldığını Vali'nin Kabinesi Bay Gebhardt'a bildirmiştir.
20. 1 Eylül 1997 günü Bay Gebhardt, Hollanda Antiller Valisi'ne Adalet Bakanı'ndan henüz herhangi bir yanıt almadığını bildirmiştir. Bay Gebhardt ayrıca, başvuru sahibinin kendisini Komisyon Önündeki işlemlerde temsil etmek üzere atadığını, bu bağlamda başvuru sahibinin Komisyon Sekreterliği tarafından Bay Gebhardt'a gönderilecek bir vekaletnameyi imzalaması gerektiğini ifade etmiştir. 9 Nisan 1997 tarihli mektubuna referansla Bay Gebhardt, hapishane yetkililerinin, Sözleşmenin 8. maddesine aykırı olarak kendisinin başvuru sahibine ulaşmasını engellediklerini de belirtmiştir. Bay Gebhardt, bu nedenle Vali'den, başvuru sahibinin Komisyonun standart yetki tezkeresini almasının ve geri göndermesinin sağlanmasını rica etmiştir.
21. Kendisine Bay Gebhardt'ın 1 Eylül 1997 tarihli mektubu iletilen St. Maarten savcısı, Bay Gebhardt'a 27 Eylül 1997 günü başvuru sahibi tarafından imzalanmış bir vekaletname göndermiştir.
22. Bay Gebhardt'ın, başvuru sahibine ulaşmada güçlüklerle karşılaştığı hususunu Komisyon Sekreterliği'ne bildirmesi üzerine Komisyon Sekreterliği, 1 Ekim 1997 tarihinde Komisyondaki yasal işlemlerini takip etmek üzere Bay Gebhardt'ın kendisini temsil etmesi için doldurup imzalayarak geri göndermesi ricasıyla doğrudan başvuru sahibine bir vekaletname tezkeresi göndermiştir.
23. 28 Ekim 1997 günü Komisyon Sekreterliği, doğrudan başvuru sahibi tarafından doldurulmuş ve imzalanmış bir yetki belgesi almıştır. Mektup, St. Maarten hapishanesi yetkilileri tarafından mühürlenmiştir ve üzerinde hapishane görevlisinin onay imzası görünümünde, kırmızı mürekkepli bir kalemle el yazısıyla yazılmış, okunması mümkün olmayan bir yazı vardır. Ek mektupta ise başvuru sahibi, Komisyonun 1 Ekim 1997 tarihli mektubunu hapishane yetkililerinin açtıkları konusunda Komisyonu bilgilendiriyordu.
24. 14 Kasım 1997 tarihli mektupla Komisyon Sekreterliği, başvuru sahibinden, Komisyonun 1 Ekim 1997 tarihli mektubunun açılması ve başvuru sahibi ile Komisyon arasındaki haberleşmenin hapishane yetkilileri tarafından kontrol edilmesi işlemi hakkında daha ayrıntılı bilgi vermesi ricasında bulunmuştur.
25. 12 Aralık 1997'de Komisyon, başvuru sahibinin Komisyondan gelen 14 Kasım 1997 tarihli mektubu da hapishane yetkilileri tarafından açıldıktan sonra aldığını ifade eden cevabını almıştır. Mektup kendisine verilirken, yanlışlıkla açıldığı ve okunduktan sonra da mühürlenmediği söylenmiştir. Başvuru sahibi, Komisyonun 1 Ekim 1997 tarihli aynı mührü taşıyan ve üzerinde yetki formu niteliğinde kırmızı yuvarlak uçlu kalemle yapılmış bir işaret olan orijinal mektubu ve üzerinde herhangi bir pul ya da işaret bulunmayan 14 Kasım 1997 tarihli orijinal mektuptan teslim etmiştir.
26. Mektubunda başvuru sahibi, Komisyona yazdığı mektupların üzerindeki hapishane mührünün, kendisi mektubu yazmadan önce boş kağıt üzerine vurulduğunu açıklamıştır. Bu mektubu, sadece Avrupa Komisyonu Başkanına hitaben yazılan mektuplar hapishane yetkilileri tarafından kontrolden muaf tutuldukları ve bu sebeple mahkumların kendileri tarafından mühürlenebildikleri için, Avrupa Komisyonu Başkanı'na hitaben yazmıştır ve zarfı kendisi mühürlemiştir. Ayrıca, avukatına gönderdiği postanın kendisi tarafından mühürlenmesine müsaade edilmediğini de ifade etmiştir.
27. 20 Andık 1997'de Bay Gebhardt, oradaki bir takım tutuklularla haberleşmesi bakımından Point Blanche Hapishanesi'ndeki problemler hakkında, St. Maarten Savcılığı'na şikayette bulunmuştur. Başvuru sahibi, tutukluların listesini bu şikayete delil olarak eklememiştir. Bay Gebhardt, Sözleşmenin 8. maddesine atıfta bulunarak savcıdan, Point Blanche Hapishanesi yetkililerinin tutuklular ve Komisyon ve de tutuklular ve kendisi arasındaki herhangi bir haberleşmenin mahremiyetine dikkat etmelerinin sağlanması ricasında bulunmuştur.
28. 5 Şubat 1998 tarihli mektubunda ise başvuru sahibi, 20 Ocak 1998'de avukatından açılmış bir mektup aldığı hususunu Komisyona bildirmektedir.
D. Bay Gebhardt tarafından başvuru sahibi adına üstlenilen diğer işler
29. 10 Haziran 1997'de Bay Gebhardt, başvuru sahibinin davasına ilişkin bir mektubu Hollanda Kraliçesine göndermiştir. 24 Temmuz 1997 günü ise Bay Gebhardt, Hollanda'nın Antiller ve Aruba işlerinden sorumlu bakanı tarafından, 10 Haziran 1997 tarihli mektubun bu Bakanlığa iletildiği konusunda bilgilendirilmiştir. Başvuru sahibinin davası mahkeme önünde hala görülmekte (sub iudice) olduğundan, Bakan aşağıdaki husustan ifade etmiştir:
"Antiller adli makamları, müvekkilinize yapılan muameleye atıfta bulunduğunuz savunmanızı hala değerlendirmek zorundadır. Ben, bu makamların kararlarına tam anlamıyla itimat etmekteyim."
Bay Gebhardt ayrıca, sorunun Adalet Bakanı'nın dikkatine sunulmasını rica eden mektubunun bir nüshasının, Hollanda Antiller Valisi'ne gönderildiğini de bildirmiştir.
30. 26 Ağustos 1997'de Bay Gebhardt, başvuru sahibinin serbest bırakılmasını rica eden ve başvuru sahibinin İnsanlıkdışı şartlarda hukuka aykırı bir şekilde alıkonulduğunu ileri süren bir dilekçeyi Hollanda Kraliçesi'ne göndermiştir.
31. 5 Aralık 1997'de Bay Gebhardt, başvuru sahibinin gözaltında bulunduğu esnadaki sağlık durumuna ilişkin ve diğer şeylerin arasında yetkililerin bu problemlere duyarsızlığından şikayet eden bir mektubu Hollanda Kraliçesi'ne göndermiştir. Kraliçeden, başvuru sahibine tedavi amaçlı şartlı tahliye için devreye girmesi ricasında bulunmuştur.
32. 23 Aralık 1997'de Bay Gebhardt, Hollanda'nın Antiller ve Aruba işlerinden sorumlu bakanını, 24 Temmuz 1997 tarihli mektubunu ne Hollanda Antiller Valisi'nin ne de Adalet Bakanı'nın cevaplamadığını bildirmiştir.
II. İLGİLİ İÇ HUKUK VE UYGULAMA
a. Ceza usul yasası ve hapishane mevzuatı
33. Hollanda Antiller'in ilgili zamanda yürürlükte olan önceki Ceza Usul Yasası (Wetboek van Strafvordering)'nın 50. maddesine göre, "Hollanda Antiller ve Aruba Birleşik Adalet Mahkemesine kayıtlı olarak çalışan her avukat, Hollanda Antiller'de hakkında suç isnat edilen bir kimseyi cezai takibatlarda temsil etme bakımından salahiyetlidir. Mutlak zorunluluk halinde ("volstrekte noodza-kelijkheid"), yabancı avukatlar gibi diğer uygun şahısların da dava vekili olarak hareket etmelerine müsaade edilebilir."
34. Söz konusu zamanda yürürlükte olan Hapishane Yönetimi'ne ilişkin Ulusal Kararnamenin 46. maddesi (Landsbesluit - Hollanda Antiller Resmi Bülteni (PB) 1958 no. 18) ve Hapishane ve Tutukevleri Nizam ve Disiplin Tüzüğü'nün 67 - 69 maddelerine uygun olarak tutuklular, Pazar günleri mektup yazma hakkına ve her zaman da mektup alma hakkına sahip bulunuyorlardı. Hapishane müdürü tutukluların, sadece cezaevi makamları tarafından ücretsiz olarak sağlanan materyallere yazılabilen, mektuplarının gecikmeksizin postalanmasını sağlıyordu. Hapishane makamları, ayrıca posta masraflarını da ödüyorlardı. Mahkumların Hollanda Antiller Valisi, Adalet Bakanı, Hapishaneler ve Tutukevleri Denetleme Kurulu, Asliye Mahkemesi, Birleşik Adalet Mahkemesi, savcı, Genel Savcı ve Vali Yardımcısı (gezaghebber)'na hitaben yazılmış mektuplar dışındaki bütün haberleşmeler, hapishane makamlarının kontrolüne tabi idi.
35. Hapishane ve Tutukevleri Nizam ve Disiplin Tüzüğü, 13 Ağustos 1999'da yürürlüğe giren yeni bir 'Hollanda Antiller'deki Hapishanelere Dair Ulusal Nizamname (Landsverordening Beginselen Gevangeniswezen)' ile değiştirilmiştir. Yeni Hapishane Yönetmeliği (Gevangenismaatregelen) ve Cezaevi İçtüzüğü (Huishoudelijke Reglementen) halen hazırlanmaktadır.
36. Söz konusu zamanda yürürlükte olan 29 Aralık 1962 tarihli Ulusal Kararname (Landsbesluit) (PB 1962 no. 160), Hapishaneler ve Tutukevlerini Denetleme Kurulu'nu kurmuştur. Bu Kurul, özellikle, mahkumlara yönetmeliklere uygun olarak muamele edilmesi başta olmak üzere, ceza kurumlarına ilişkin bütün sorunların denetlenmesinden sorumlu idi. Bununla birlikte, bu Ulusal Kararnamenin kurduğu sisteme göre tutuklular, resmi şikayet hakkına sahip değillerdir.
37. Bu durum, tutuklulara sınırlı şikayet hakkı getiren ve hürriyeti bağlayıcı cezaların infazını denetleme, mahkumların şikayetlerinin incelenmesi ve gözaltında bulunan şahıslar tarafından yapılan diğer şikayetlerin değerlendirilmesini 'Hapishaneler ve Tutukevlerini Denetleme Kurulu'nun yetkilerine dahil eden yeni 'Hollanda Antiller'deki Hapishanelere Dair Ulusal Nizamnamenin yürürlüğe girmesiyle değişmiştir. Yeni Ulusal Nizamnamenin 44(6) maddesine göre, Denetleme Kurulu'nun bir şikayeti kısmen ya da tamamen gerçeklere dayanır bulması halinde tazminat bahsedilebilir.
38. Söz konusu zamanda yürürlükte olan sisteme göre, tutukluluk şartlarına ilişkin problemler, Genel Savcılığa da ayrıca rapor edilebilir. Hapishane içerisinde kabul edilemez davranışların vuku bulması halinde Genel Savcı, Ulusal Suç incelemeleri Şubesi (Landsrecherche)'ne bir soruşturma yapılmasını emredebilir.
39. Önceki 'Hollanda Antiller Ceza Usul Yasasının 50. maddesinin ilk paragrafı, ilgili olduğu kadarıyla, aşağıdaki şekildedir:
"Dava vekili, hukuka uygun bir şekilde gözaltında tutulan şüpheliye serbestçe ulaşma hakkına sahiptir, gizlilik ortamında onunla konuşabilir ve diğerleri okumaksızın karşılıklı mektup alış-verişinde bulunabilir."
40. Önceki 'Hollanda Antiller Ceza Usul Yasasının 250. maddesinin ikinci paragrafına göre, savcı ya da gerektiğinde olayı soruşturan yargıç (rechter-commissaris), hazırlık soruşturması esnasında (voorbereidend onderzoek) ve soruşturmanın selameti açısından şüpheli ve avukatı arasındaki görüşmelere sınır koyabilir; yani şüpheliye ulaşmasının engellenmesi, özel ortamda olmayan danışma ya da haberleşme ve/veya diğer belgelerin kısıtlanması gibi. Bu tür sınırlama emri, sadece en fazla 6 gün için verilebilir ve 250(3)'e uygun olarak Birleşik Adalet Mahkemesinin incelemesine tabidir.
41. 1 Ekim 1997'de yürürlüğe giren Hollanda Antiller Ceza Usul Yasasının 70. maddesinin ifade tarzı, önceki Ceza Usul Yasasının 250. maddesiyle hemen hemen aynıdır.
b. Özel hukuk hükümleri
42. İdare hukukunda kanun yollarının olmaması halinde Hollanda Antiller hukuk mahkemeleri, idareye karşı mağduriyetin telafi ettirilmesine geleneksel olarak yetkilidir. Bu yetki, 'Adliye Örgütü'ne Dair Tekbiçimli Ulusal Nizamnamenin 2. maddesine dayanmaktadır:
"Özel hukuk davalarında yargılama yetkisi, medeni haklar ve borç iddiaları konusundaki bütün ihtilaflarda duruşma yapmayı gerektirir."
43. Hollanda Temyiz Mahkemesinin 31 Aralık 1915 ve 18 Ağustos 1944 tarihli emsal kararlarında (Nederlandse Jurisprudentie (NJ) 1916, p. 407, ve NJ 1944/45, no. 598), Hollanda Adliye Teşkilatı Kanunu (Wet öp de Rechterlijke Organisatie)'nun benzer bir maddesine ilişkin tespit ettiği gerçeklere uygun olarak Hollanda Antiller mahkemeleri, 'medeni haklar' kavramını geniş bir şekilde yorumlama konusunda kendilerine imkan tanımaktadırlar. (Özel) Hukuk mahkemelerinin yargı yetkisini, taraflar arasındaki ilişki değil; başvuru sahibi tarafından talep edilen hak belirler (Antiller Birleşik Adalet Mahkemesi, Dirksz v. the Netherlands Antilles, 28 Haziran 1955 tarihli karar). Bu da özel hukuk mahkemelerinin, kamu hukukunda olduğu gibi, bir medeni hakkın aranması şartıyla, özel hukuk bağlamındaki ihtilaflarda da duruşma yapmaya yetkili oldukları anlamına gelir.
44. Bununla birlikte, idarenin eylemlerinin hukuka uygunluğuna dair özel hukuk mahkemelerinin yetkisi, adil bir yargılama usulü için yeterli güvenceler sağlayan bir hukuk yolunun, yazılı idare hukukunda mümkün olduğu hallerde sınırlıdır. Prensipte mevcut olan yetkiye rağmen hukuk mahkemeleri, daha üst bir makama (idari) başvuruya açık olan idari bir eylem ya da kararın hukuka uygunluğunu denetlemekten çekineceklerdir. Bununla birlikte üst makamlara idari başvuru, adil bir yargılama/inceleme usulü için yeterli güvenceler sunmadığı takdirde, bu tür eylem ve kararların hukuka uygunluk denetimi dışında bırakılamaz.
45. Bu temelde Hollanda Antiller hukuk mahkemeleri, idarenin eylemleri gözaltındaki bir kişiye ilişkin ya da yönelik olduğunda, bu eylemlerin hukuka uygunluğu konusunda hüküm vermede kendilerini yetkili saymaktadırlar.
46. İdareye karşı hukuk mahkemelerinde ileri sürülen iddialar, genel olarak konuştuğumuzda, Aruba ve Hollanda Antiller Medeni Kanunu (Burgerlijk Wetboek)'nün 1382. maddesinin anlam ve yorumu içerisinde 'haksız ful davası' (onrechtmatige daad) olarak açılır, idarenin herhangi bir eylemi, uluslararası ya da iç hukukun başvuru sahibinin çıkarlarını korumayı amaçlayan herhangi bir hükmüne veya Hollanda Antiller'de idarenin uymak zorunda olduğu, büyük bir kısmı yazılı olmayan hukuk standartları niteliğindeki 'doğru-dürüst yönetim' (algemene beginselen van behoorlijk bestuur) genel prensiplerine aykırı olduğunda, 1382. madde çerçevesinde hukuk dışıdır ve 'haksız fiil' teşkil eder. Hukuk mahkemelerinin yetkili oldukları yerde, mahkemeden geçici tedbir almasını talep etmek basit medeni usul hükümleri (kort geding) içerisinde mümkündür.
47. Ulusal mahkemelerin içtihat hukukuna göre Hollanda Antiller hukuk düzeni içerisinde doğrudan uygulanabilir nitelikte olan Sözleşme, idarenin eylemlerinin hukuka aykırı olduğu iddialarının incelenmesinde hukuk mahkemeleri tarafından sıklıkla kullanılmaktadır.
48. 17 Temmuz 1991'de alınan bir kararda, Koraal Specht Hapishanesi'ndeki 23 mahkum tarafından açılan davada basit medeni usul hükümleri içerisinde Curaçao Asliye Mahkemesi, diğer hususların yanı sıra (inter alia) Sözleşmenin 8. maddesi bağlamında 'sınırsız haberleşme hakkına ilişkin bir iddiayı da yeniden incelemiştir (Rietwijk et al. v. the Netherlands Antilles, KG 209/1991). Bu iddiaya ilişkin olarak:
"Hapishane Yönetimi'ne ilişkin Ulusal Kararnamenin 46. maddesi ve Hapishane ve Tutukevleri Nizam ve Disiplin Tüzüğünün 67 - 69 maddelerinin sağlamış olduğu yetkiyle 'haberleşmesine saygı gösterilmesi' temel hakkına müdahalenin, Sözleşmenin 8. maddesinin ikinci paragrafında belirlenen sınırlan aşağı şimdilik tespit edilmemiştir. Tutukluların özel durumu, bu müdahaleyi gerekli kılmaktadır.
Hapishane yönetiminin, Hollanda Antiller'den olan tutuklulara haftada iki, yabancı ülkelerden olanlara ise haftada üç mektuptan fazla yazmalarına izin vermediği tespit edilmiştir. Ayrıca, her yıl ücretsiz iki ve maliyeti kendileri tarafından karşılanmak üzere 10 adet yılbaşı kartı gönderebilmeleri de bütün tutuklular için bir kuraldır.
Bundan başka, bu sınırlamaların değerlendirilmesinde tutukluların özel durumları da dikkate alınabilir. Gelen ve giden bütün mektupların sansüre tabi tutulmasını gerektiren haller, uygulanan sınırlamalar için haklı gerekçe teşkil eder. Ulusal Kararnamenin 46(1) maddesi sayesinde Müdür, bu bakımdan temel hakkı sınırlamaya yetkili kılınmıştır. Sonuçta dava reddedilmiştir."
Bununla birlikte Asliye Mahkemesi, diğer bir takım iddialarında tutukluların lehine karar vermiştir: Davalıya, her tutuklu için haftalık 30 dakikalık ziyaretlere izin vermesini, hapishane avlusundaki açık bir lağım çukurunu kapatmasını ve haftada en az 15 saatlik sağlık hizmetlerinin sağlanmasını emretti. Ayrıca, davalıyı tutukluları iki haftadan daha fazla ceza hücresinde tutmaktan resmen men etmiştir. Bu tür hücreler her halükarda güneş ışığı alacak ve su imkanı sağlanacaktır.
49. 6 Aralık 1995'de alınan bir kararda, açıkça Sözleşmeye dayanmayan iki mahkumun açtıkları davada Curaçao Asliye Mahkemesi, basit medeni usul hükümleri içerisinde, Rio Canario'daki tutukluların duruşma öncesi gözaltında tutuldukları (voorlopige hechtenis) polis hücrelerindeki şartlan belirlemiştir. Bu şartlar karşılanmadığından, davalıyı iki davacıdan birisini (diğeri zaten transfer ediliyordu) bu kompleks içerisinde tutmaktan men eden bir geçici önlem tezkeresi yayınlamıştır. Bu şahsın 6 saat içerisinde Curaçao Tutukevi'ne transferini, bunun mümkün olmaması halinde ise, serbest bırakılmasını emretmiştir (Balentien and Geertruida v. the Netherlands Antilles, KG 568/94).
50. 9 Şubat 1996'da alınan bir kararda, basit medeni usul hükümleri çerçevesinde bir mahkumun açtığı davada Curaçao Asliye Mahkemesi, bir kimseyi yaklaşık Uç gün boyunca - diğer bir şahısla birlikte - üç metrekarelik sıhhi olmayan ve açık havada egzersiz imkanı bulunmayan bir polis nezarethanesinde gözaltında tutmanın (inverzekeringstelling), Sözleşmenin 3. maddesine aykırı olduğuna hükmetmiş ve davacının derhal serbest bırakılmasını emretmiştir (Moesquit v. Hollanda Antiller, KG 66/1996).
51. 14 Kasım 1997'de alınan bir kararda, basit medeni usul hükümleri çerçevesinde altı mahkumun açtığı davada (Damon et al, v the Netherlands Antilles, KG 426/97) Curaçao Asliye Mahkemesi, aşağıdaki hususlara hükmetmiştir:
1. Davacılar... davalıya - Hollanda Antiller makamlarına - karşı iddia etmektedirler ki;
- dava dilekçelerinde tanımlanan altı emir, Hollanda makamlarına karşı beş davacının açmış oldukları dava sonucu, Asliye Mahkemesinin 23 Eylül 1996 (AR 1464/93 tarihli kararıyla daha önce yayımlanmış bulunan emirlerle benzer nitelikte olup, bütün bu emirler temel hijyenik imkanlar ve insanın tabiatına ilişkindir,
- ziyaret ve postaların ya da kantin imkanlarının engellenmesi şeklinde, toplu cezalandırma uygulamalarının yasaklanması;
- özellikle 'hücrelerde kötü muamele' (kringmishandelingen) ve "soultrain" (tutukluların kendilerine joplarla vuran iki sıra gardiyanların arasından elleri arkadan bağlı sürünerek geçmeleri) olmak üzere tutuklulara karşı fiziksel cezalandırmanın yasaklanması;
- bütün bunlar, Hollanda Antiller makamlarının bu emirlerden ya da yasaklardan, davacılardan birine ilişkin olarak ihlal ettikleri her biri için, her bir başvuru sahibi için en fazla 250.000 NAR olmak üzere, günlük 10,000 Hollanda Antiller guldeni (NAF) kusur cezası,
4.1. Hollanda Antiller makamlarına, 26 Eylül 1996 tarihli mahkeme kararını müteakip uygulamaları emredilen insani ve sağlık imkanlarının hiçbirisinin gerçekleşmediği tespit edildi. Davacılar da haklı olarak Hollanda Antiller makamlarına bir kez daha bunları yapmalarının emredilmesini talep etmektedirler.
4.2. Gerçekten de:
- Bir yıldan daha fazla bir zaman öncesinden mevcut obuası gereken beslenme planlarının, bir diyetisyen tarafından yapılması gerektiği tartışılmadığı gibi ortaya da çıkmamıştır. Bu durum, yemek mönüsünün uygulanabilir ve yürütülebilir olmasından kaynaklanmadığı için; diyetisyenin son faaliyetleri de durumu değiştirmemiştir.
- Hücrelere hamamböceği ilaçları yerleştirmek suretiyle yeterli bir haşere mücadelesinin yapıldığı ileri sürülmekle birlikte, şimdiye kadar (somut olarak) ortaya konulamamıştır.
- Hollanda Antiller makamları, ziyaret odalarının sayısının henüz üçe çıkarılamadığını ve bunun için gerçekçi bir sebebin olmadığını kabul etmektedirler; güvenlik gereklerinin bu artışı zahmetli ve zaman alıcı kuması anlaşılabilir, fakat bir yıl sonra bunun tamamlanması gerekirdi;
- Hollanda Antiller makamları, ilgili tutukluların ön duruşma yapılmaksızın ceza hücresine konulduğunu inkar etmemektedir; duruşma talimatına saygı gösterilmediğinde bu yaptırımlara başvurulabilir olması, bir tür cerh (yanlışlığını ispat) teşkil etmez;
- Hollanda Antiller makamları, cezalandırma hücrelerinde artık yeterli doğal ışık ve havanın olduğunu söylemektedirler; fakat bu makul değildir ve mahkeme, eğer durum gerçekten böyle ise, davacıların bu amaçla niçin iddiada bulunacaklarını ve ilaveten, bu nedenle kusur cezasına ilişkin bir emrin Hollanda Antiller makamlarına niçin zarar verebileceğini anlayamamaktadır,
- Hollanda Antiller makamları, cezalandırma hücrelerinin yatak-yorgan, masa ve sandalye gibi şeylerle donatılmadığını ya da sadece kısmen donatıldığını gerçekte inkar etmemektedirler.
5.1. Bedensel ve fiziksel cezalandırma uygulamasının yasaklanması ricası da ayrıca emir haline getirilmiştir.
5.2. Hollanda Antiller makamları, toplu cezalandırmaların olduğunu inkar etmemekle birlikte, olağanüstü bir durumun olabileceğini belirttiler. Paylaşılan hücrelerde kimin cezai takibat yapılabilir bir suç işlediğinin anlaşılmasının bazen imkansız olması, ilgili herkesin cezalandırılmasını haklı kılmaz; bu şekilde masum insanlar bile bile cezalandırılmaktadır ve bu da kesinlikle savunulamaz.
5.3. Bundan başka, bedensel ceza verildiği sadece duruşma esnasında az tartışılan beyanlardan değil; ayrıca Paula Raporu'ndan da tespit edildi (kapsamı tartışılmadı. Bedensel cezalar, geleneksel hukuk hükümleri tarafından yasaklanmıştır).
6.1. Bu nedenle iddialar, onaylanacaktır. Yasaklamanın niteliği göz önünde tutulursa, bedensel cezalandırmaya ilişkin olarak, kusur cezasının üst sının olmayacaktır.
6.2. Bu bağlamda Mahkeme, ayrıca, davacıların çıkarlarının çoktan işlenmiş suçlara ilişkin iddialarının kabul edilmesinde değil; bu suçların tekrar işlenme ihtimalinin gerçek olması nedeniyle bunların önlenmesinde yattığını düşünmektedir.
7.1. Bir kusur cezasının bu kurala bağlanıp bağlanmaması gerektiği sorusu hala durmaktadır.
7.2. Hollanda Antiller makamlarının savunması, onların gönüllü olarak yargısal karar uyacaklarının güvenilemeyeceğidir, Hollanda Antiller makamları, 23 Eylül 1996 tarihli kararda yer alan emirler hakkında görünüş itibariyle hiçbir şey yapmamışlardır. Bu da kusur cezası verilmesini kabul etmektir.
7.3. ... Koraal Specht Hapishanesi'ndeki kaygı verici yanlışlıklara ilişkin bir şeyler yapmak hususunda Hollanda Antiller makamlarını hiçbir şey ikna edememiştir. Ülkenin tamamı ve Krallık'da, hapishanenin uluslararası düzeyde tanınmış ve anlaşmalarla belirlenmiş kurallarla bağdaşmadığına ilişkin tam bir ittifak vardır. Hollanda Antiller makamları da ayrıca, bakanları vasıtasıyla bunu daima kabul etmekte, fakat hiçbir şey olmamaktadır.
7.4. Hollanda Antiller makamları, fiziksel güvenliği ve tutukluların zihinsel ve fiziksel sağlıklarını güvence altına almak için çok çeşidi tedbirlerin gerektiği ni anlarlarsa; ... daha sonra mahkeme kararı alırlar ve derhal yapmaları gereken şeyi yine de yapmayı ihmal ederler, ortaya çıkan soru da kusur cezasının herhangi bir yardımı olup olmayacağıdır.
8. Bununla beraber, mevcut basit takibe dayalı yargılama usulü çerçevesi içerisinde kusur cezası tanzim etme sebebi, diğer zorlayıcı önlemlerin mevcut olmaması ve davacının kendisine bahşedilen emirlerin uygulanmasını, şimdi sağlamaya çalışma haletinin inkar edilememesidir..."
Bütün iddialara ilişkin olarak Asliye Mahkemesi, davacının lehinde karar verdi ve davacılardan bilisinin zararına neden olacak biçimde, emirlerden ya da yasaklardan herhangi birine saygı göstermede ihmalden dolayı, her başvuru sahibi için 250,000 NAF'ı aşmayacak bir şekilde her gün için 10,000 NAF; ve yine davacılardan herhangi birine ilişkin olarak, bedensel cezalandırma yasağına saygı gösterilmemesi nedeniyle, her sefer için 50,000 NAF kusur cezası tayin etti.
52. Curaçao'daki Koraal Specht Hapishanesinde 14 Temmuz 1998'de vuku bulan bir şiddet olayını müteakip (aşağıdaki 57. paragrafa bakınız) beş tutuklu, Hollanda makamlarına karşı haksız fiil davası açmıştır. 6 Aralık 1999 tarihli kararında Curaçao Asliye Mahkemesi, davacıların Sözleşmenin 3. maddesine aylan muameleye tabi tutulduklarına karar verdi ve bu şahıslara 10,000 NAFdan 22,500 NAF'a değişen miktarlarda tazminat ödenmesine hükmetmiştir (Arrindel v. the Netherlands Antilles, A.R. nr. 1598/99, Thodl v. the Netherlands Antilles, A.R. nr. 1599/99, Bart v. the Netherlands Antilles, A.R. nr. 1600/99, Jops v. the Netherlands Antilles, A.R. rir. 1601/99, and Dovale v. the Netherlands Antilles, A.R. nr. 1696/99).
III. İLGİLİ ULUSAL VE ULUSLARASI MATERYALLER
53. 18 Ocak 1997 tarihli raporunda 'İşkence ve İnsanlıkdışı Muamelenin Önlenmesi Avrupa Komitesi' (CPT - The European Committee for the Prevention of Torture and Inhuman Treatment), Hollanda Antiller'e 26-30 Aralık 1994 tarihlerinde yaptığı ziyaretinde, Koraal Specht Hapishanesi'ndeki gözaltı şartlarının İnsanlıkdışı ve onur kırıcı muamele sınırına vardığına karar verdi. Bu karar, CPT heyetini 10 Ağustos 1994'de Adalet Bakanı'na oradaki gözaltı şartlarının düzeltilmesi için alınması gereken bir takım acil önlemleri içeren bir mektup yazmaya yöneltmiştir.
54. Bu rapora göre Koraal Specht Hapishanesi yönetmelikleri, mahkumların telefonları kullanmaları için hükümler ihtiva etmemekte ve uygulamada, Curaçao Adası'nda ikamet eden mahkumların haftada bir kez, yabancı uyruklu mahkumların ise ayda bir kez telefon edebildikleri anlaşılmaktadır. Telefon görüşmeleri ise, görünüş itibariyle yaklaşık 10 dakika ile sınırlı olup, hapishane personeli tarafından izlenmektedir. Ziyaret olanaklarına gelince, CPT, olağan ziyaretler için daha açık düzenlemelerin yapılması amacıyla bunların tamamen yeniden gözden geçirilmesini önermiştir.
CPT ayrıca, gün aşın bir şekilde sadece ekmek ve su vermek suretiyle cezalandırma hücrelerine yerleştirmenin, halihazırda mevcut bir uygulama olduğunu gözlemlemiş ve Hollanda Antiller'e, mahkumların ekmek ve su üzerine kurulmuş bir diyet ile cezalandırma hücrelerine konulmalarının yasaklanması için acil tedbirler almalarım önermiştir. Bundan başka CPT, iki pratisyen hekimin hapishanede, geçirdikleri zamanın - ki 500 civarındaki mahkum için haftada 15 saat - yetersiz olduğunu tespit etti.
55. CPT, 07-11 Aralık 1997 tarihlerinde Hollanda Antiller'e yaptığı ikinci ziyarete ilişkin olan ve Curaçao Asliye Mahkemesinin, 14 Kasım 1997 tarihli kararından da bahseden (bkz.: yukarıdaki 51. paragraf), 10 Aralık 1998 tarihli raporunda, Koraal Specht Hapishanesi'ndeki maddi gözaltı şartlarının memnuniyet vermeyen bir şekilde aynen sürdüğü sonucuna varmış ve Hollanda Antiller makamlarını, Koraal Specht Hapishanesinde şiddetin bütün biçimleriyle mücadele etmek için kapsamlı bir strateji belirlemeye ve bu stratejinin gecikmeksizin kararlı bir şekilde uygulanması için acil adımlar atmaya çağırmıştır. Ayrıca, Hollanda Antiller makamlarına, diğer bir takım şeylerin yanı sıra (inter alia), aşırı kalabalığın azaltılmasını ve gözaltı alanlarının baştan sona tamir edilerek iyileştirilmesini (sağlık imkanları da dahil olmak üzere) de tavsiye etmiştir. CPT ayrıca, her mahkuma geceleri birer adet yatak tedarik edilmesi için acil adımların atılmasını da önerdi.
56. CPT heyeti tarafından, özellikle telefon edebilme imkanındaki düzelmeler ve bazı mahkumlara gözetim altında açık ziyaret imkanlarının sağlanması gibi, mahkumların dış dünya ile irtibatlarına ilişkin belirli olumlu gelişmeler fark edilmiştir. Bununla beraber, bir telefona ulaşma imkanı sağlanmadan önce geçen uzun zaman ve bu tür imkanlara ulaşma olanağının keyfi olarak reddedilmesine ilişkin olarak mahkumlardan birçok şikayet dinlenmiştir; ayrıca haberleşmenin dağıtımı ve/veya iletilmesindeki gecikmeler hakkında da şikayetler varid olmuştur.
57.CPT'nin, 25 - 29 Ocak 1999 tarihleri arasında Hollanda Antiller'e yaptığı üçüncü ziyarete ilişkin olan 25 Mayıs 2000 tarihli Raporu, 1997'de olduğu gibi, sağlık personelinin bir çok şiddet olayını rapor etmemekte ısrar ettiği ve bu durumun, görünüş itibariyle, şiddet olaylarının gerçek kayıtlanılın tutulması çabalarını, 1998'in ikinci yansında azalttığım kaydetmektedir. Rapor ayrıca, 14 Temmuz 1998'de Koraal Specht Hapishanesi'nde vuku bulmuş bir olaydan da bahsetmektedir. CPT heyeti tarafından toplanan bilgi, polis memurlarının zaten kontrol altına alınmış olan mahkumları dövdükleri; mahkumları çırıl çıplak soyduktan ve arkadan kelepçelediklerini söylemektedir. Sorun, hapishane personeli tarafından hiyerarşik üstlerine (hapishane müdürüne) ya da Ulusal Suç Araştırmaları Şubesi'ne derhal rapor edilmemiş ve 6 aydan fazla bir süre sonra, bu olaya karışan polis memurları ve hapishane görevlilerin eylemlerine ilişkin soruşturmalar, hala başlangıç aşamasındadır. Ayrıca, bu polislerin bazılarının burada tutulmasına hala devam edildiği de görülmektedir.
58. CPT ayrıca, 2 Kasım 1998 tarihli bir Kararname ile, özgürlüğünden mahrum bırakılan şahısların fiziksel bütünlüklerinin güvence altına alınması ve vuku bulabilecek suiistimalleri soruşturulması için bağımsız bir Komisyonun kurulduğuna ("the Kleinmoedig Commission") işaret etmektedir.
59. CPT bundan başka, kurumun uygun ve güvenli bir şekilde fonksiyon görmesi için hapishane binalarında bulunması gereken görevlilerin, gerekli olan sayıdan oldukça daha az sayıda bulunmaları ile sonuçlanan 'hapishane personelinin yetkisiz bir şekilde vazife başında bulunmaması' problemine yönelik olarak benimsenen tedbirlerin başarısız olduğunu; bu önlemlerin güçlendirilmesi için herhangi bir tarihin hedeflenmediğini ve görünüş itibariyle alternatif politikaların düşünülmediğini gözlemlemektedir.
60. Koraal Specht Hapishanesi'ndeki gözaltı şartlan ile ilgili olarak CPT, maddi çevreyi düzeltmeye yönelik çabaların olduğunu gözlemlemekle birlikte; aynı zamanda, hapishanenin aşın kalabalık sorununa katlanmaya bir dereceye kadar devam ettiğini, mahkumlara düzenli zamanlarda yeterli yiyecek sağlama ve her an suya ulaşma konusundaki problemlerin hala sürmekte olduğunu ve yine sağlık bakım hizmetlerinin Aralık 1997'deki ikinci ziyarete kıyasla daha da kötü olduğunu gözlemlemektedir.
61. CPT'nin üçüncü ziyaretine ilişkin raporuna verdiği cevapta Hollanda Antiller makamları, 14 Temmuz 1998'de meydana geldiği iddia olunan karışıklıklara ilişkin olarak, bir adli hazırlık soruşturmasının başlatıldığını ve bu soruşturma kapsamında bir kaç tanığın soruşturma yargıcı tarafından dinlenildiğini doğrulamıştır. CPT ayrıca, (tazyik yetersizliğinden kaynaklanan) su probleminin çözüldüğü, yemek teminine ilişkin düzenlemelerin yeterli olduğunu ve şimdi yatak sıkıntısı probleminin olmadığını bildirmektedir. Cevap ayrıca, sağlık hizmetlerinin, 1 Nisan 1999'da CPT'nin tavsiyelerine uygun olarak yeniden yapılandırıldığını ifade etmektedir.
62. 10 Şubat 2000 tarihinde, 756/JAZ nolu Kararnameye uygun olarak, gözaltı şartlan da dahil olmak üzere son CPT raporunda yer alan birkaç hususu, soruşturmak için bir Soruşturma Komisyonu kuruldu. Bu Komisyona o zaman Hollanda Antiller'in Adaletten sorumlu Devlet Bakanı olan Bay M. Gumbs başkanlık etmiştir. Faaliyetleri boyunca Soruşturma Komisyonu, Point Blanche Hapishanesine bir ziyaret gerçekleştirmiştir.
Komisyon raporunda; Point Blanche Hapishanesi'ndeki mahkumların, adli makamların yanısıra, mahkumlara hapishane infaz memurları tarafından hala kötü muamele olaylarının olduğunu işaret ettiklerini kaydetmektedir. Bunun hakkında bir şikayet, dosyaya geçirilerek aynı anda savcıya (Officier van Justitie) iletilmiştir. Adli makamlar, Komisyona, kötü muamelenin gerçekten de vuku bulduğu hususunda ciddi şüphelerinin olduğunu işaret etmişlerdir. Komisyon ise, kötü muamelenin önlenmesi için ne yapılmakta olduğunun açık olmadığını belirtmektedir. Ayrıca, mahkumların yazılı bir şikayet dosyası hazırlayarak hapishane müdürü vasıtasıyla savcıya iletebileceklerini de belirtmektedir.
Mahkumlar Komisyona, tutuklular için eğitim ya da boş zaman etkinliği (eğlence, vs.) kabilinden programların olmadığını, bu yüzden de tutukluların bütün gün boş durmaya zorlandıklarını işaret etmişlerdir. Tutuklulara göre, kendileri ile ilgili bir şeyin yapılıp yapılmaması, hangi hapishane memurunun görevde olduğuna bağlıydı.
Komisyon, iyi durumda olan boş zaman etkinliklerine ilişkin odalarda, bir mahkum tarafından müzik derslerinin verilmesi gibi muhtelif etkinliklerin gerçekleştirildiğini gözlemlemektedir. Ayrıca, bilgisayar kullanılabilmekte ve masa tenisi oynama ve televizyon izleme olanağı bulunduğunu da belirtmektedir. Faaliyetleri geliştirmek için personel ve araç yetersizliği nedeniyle atölyeler (sadece bir personel), sadece sınırlı olarak kullanılabilmektedir.
Komisyon, Point Blanche Hapishanesi'nin en fazla 120 kişilik bir kapasiteye sahip olduğunu ve sürekli olarak dolu olduğunu kaydetmektedir. 32 kişilik bir personel kadrosu olmasına rağmen, uygulamada sadece 16'sı günlük olarak mevcuttur. Oldukça fazla olan bu vazife başında olmama alışkanlığının sebebi ise, söylendiğine göre, personel sorunlarıyla (fazla mesai ücretleri, çocuk zammı, maaş intibakı, görev tazminatı, bakım maliyeti, vs.) yeterince çabuk ilgilenilmesindeki başarısızlıktır. Personel, bu sorunlarla ilgilenilmesini zaten yıllardır beklediğinden, bu durum hemen düzelmediği takdirde eylemlerle tehdit edici olmaktadırlar.
Hücrelerin çoğunda - her biri 12.8 m-lik bir yüzeye sahip olup, 1-3 kişi için tasarlanmıştır - sandalye, masa ve yatak gibi eşyalar ya eksik ya da kötü şartlarda bulunmaktadır ve sağlık imkanları berbat bir halde ve bakımsızlıktan harap olmuş durumdadır, öyle ki bazen mahkumlar duş almak için ve tuvalet sifonları yerine kova kullanmak zorunda kalmaktadırlar. Tuvalet sifonlarının, duş başlıklarının ve muslukların tahrip edilemez materyallerle değiştirilmesi önerilmektedir. Rapor ayrıca aşağıdaki ifadeleri içermektedir:
"(doğal) havalandırma çok iyi durumdadır. Kasırga esnasında ve yılın belirli dönemlerinde mahkumlar, kuvvetli rüzgara ve yoğunluktan kaynaklanan rutubete karşı (kasırgadan) kendilerini korumak zorunda kalmaktadırlar. Bu amaçla yatakların etrafına mukavva kutular asılmaktadır."
Soruşturma Komisyonu ayrıca, Point Blanche Hapishanesinin günlük 120 yemeğin hazırlandığı mutfağının, sıçanlar da dahil olmak üzere haşaratların serbestçe girmelerine uygun olmasının yaraşıra, kabul edilemez bir şekilde berbat bir halde ve bakımsızlıktan harap olmuş durumda olduğunu tespit etmiştir. Diğer bir takım şeylerin yanısıra, teknik nedenlerden dolayı (tamir ihtiyacı) iki soğuk-depo odasının sırasıyla 2 ve 6 yıldır kullanım dışı olduğu ve çok daha küçük bir soğuk-deponun kullanıldığı ve bunun sonucu olarak da sadece sınırlı yiyecek erzakının depolanabildiğine işaret edilmektedir. Bu durum, adanın fırtınaya uğramasından sonra problemlere neden olmakta ve yiyecek bulmayı zorlaştırmaktaydı. Bütün alet ve edevatıyla tam teşekküllü bir mutfakla değiştirilmesi önerilmektedir.
HUKUKİ BOYUT
I. HÜKÜMETİN İLK İTİRAZI
63. Hükümet, Sözleşmenin 35(1) maddesi tarafından gerekli kılınan, 'iç hukuk yollarının tüketilmesi şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle, başvurunun reddedilmesi gerektiği esası üzerine kurulu ön kabul edilebilirlik tartışmasını sürdürmüştür. Sözleşmenin 35(1) maddesi şöyledir:
"Uluslararası Hukukun genel olarak kabul edilen prensiplerine göre, ancak iç hukuk yollarının tüketilmesinden sonra ve kesin karardan itibaren altı aylık süre içinde Mahkemeye başvurulabilir."
64. Hükümet, başvuru sahibinin Sözleşmenin 35(1) maddesinin maksadı açısından Ceza ve Tutukevleri Denetleme Kurulu'na, Vali'ye, Genel Savcıya, Adalet Bakanı'na ya da hapishane müdürüne bir şikayet dosyası sunmasının gerekmeyebileceğim kabul etmektedir.
65. Bununla birlikte, kabul edilebilirlik işlemleri esnasında ileri sürülmemiş olan iç hukuk içtihatlarına istinaden hükümet, haksız fiil iddialarına dayalı basit medeni usul hükümlerinin, Sözleşmenin idare tarafından gerçekleştirildiği iddia edilen ihlallerine karşı Hollanda Antiller'de etkili bir hukuk yolu olduğunu ve bu tür usullerin cezaevi sorunlarında dahi etkili ve hızlı olduğunu iddia etmektedir.
66. Hükümet, başvuru sahibinin Sözleşmeye dayanan şikayetlerini basit usuller çerçevesinde hukuk mahkemesine getirmekte serbest olduğu düşüncesindedir. Başvuru sahibini, yasal temsilin zorunlu olmadığı ve her olayda kendisine ücretsiz yasal yardımın mevcut olduğu basit usul hükümleri içerisinde, geçici tedbir aramaktan alıkoyan hiçbir şey yoktur. Üstelik başvuru sahibi, bu imkanın tamamen farkındadır, zira Point Blanche Hapishanesi'ndeki diğer dört mahkumla birlikte St. Maarten Asliye Mahkemesinde, Hapishanede mahkumlar birliği kurma hakkının olduğu iddiasının yanı sıra; Koraal Specht Hapishanesi'ndeki mahkumlara, aşın kalabalık gerekçesiyle tanınan ceza indiriminden, aynı şekilde yararlanma iddiasıyla medeni usul hükümleri çerçevesinde dava açmıştır. Bu dava, 18 Nisan 1997 tarihli bir kararla sonuçlanmış ve diğer bir takım şeylerle birlikte, Sözleşmenin 11. maddesi temelinde mahkumların demek kurma hakkı talep edebilecekleri ve sonuç olarak, tamamen makul bir şekilde ve amaçlanan birliği resmileştirmek maksadıyla, mahkumların temsilcisinin ve noterin Point Blanche Hapishanesi'ne girmesinin reddedilemeyeceğine karar verilmiştir. Bu nedenle (Mahkeme), Hollanda Antiller makamlarına noterin kurum içerisine girmesine izin vermesini emretmiştir. Bununla birlikte başvuru sahibi, anlaşılmayan nedenlerden dolayı bu hukuk yolundan yararlanmayı ihmal etmiştir.
67. Başvuru sahibi, hapishane makamları o zaman yürürlükte olan kural ve yönetmeliklere göre hareket ettikleri için, hükümetin bu usullerin etkili olduğu yönündeki sunumunu çürütmüştür. Verilen sözlere rağmen Hollanda Antiller makamları, gerekli değişiklikleri başlatmak ve yerine getirmek hususunda başarısız olmuşlardır. Böylece hukuk mahkemeleri, yeterli tazmin sağlayamamıştır. Üstelik hapishane yetkilileri, Adalet Bakanlığı tarafından hafifletilmemiş olan kuralların ihlalinden dolayı bir mahkuma, mahkemeye gitme imkanı sağlamakta istekli olmamıştır.
68. Başvuru sahibi, 18 Nisan 1997 tarihli kararla sonuçlanan ve hükümet tarafından atıfta bulunulan usullere başvurduğunu doğrulamaktadır. Bununla birlikte (başvuru sahibi), bu davanın yakın zamanda gelmiş ve mahkumların davasını destekleyen iyi niyetli bir avukat tarafından açıldığını; fakat (bu avukatın) sadece bir grup adına ve mahkumların bireysel olarak karşılayamayacakları bir ücret karşılığı dava takibi yapmaya hazır olduğunu ileri sürmektedir. Bu miktar, davanın toplam maliyeti içerisinde nispi obuasına karşın; bir çok mahkum için hala oldukça fazla bir miktarı ifade ediyordu. Bu nedenle başvuru sahibinin görüşü, mahkemelere Ücretsiz ve kolay ulaşma anlayışı, davalı hükümet tarafından ileri sürüldüğü gibi, gerçeği yansıtmamaktadır. Sonuç olarak (başvuru sahibi), mahkemeler bir karar verdiğinde dahi, idarenin bunu yerine getirmekte yeterince çabuk olmadığını gösterecek yeterli delil olduğunu iddia etmektedir.
69. İç hukuk yollarının tüketilmesine ilişkin ilgili prensipler, diğer bir takım şeylerin yanı sıra, Mahkemenin 28 Temmuz 1999 tarihli Selmouni v. France (no. 25803/94, §§ 74-77, ECHR 1999-V) Davası'nda verdiği kararda ortaya konulmuştur: Sözleşmenin 35(1) maddesinin amacı, Taraf Devletlere kendilerine karşı iddia olunan ihlalleri, bu iddialar Sözleşme kurumlarının önüne getirilmeden önce önleme ya da düzeltme fırsatı yaratmaktır. Mamafih, tüketilmesi gereken iç hukuk yolları, sadece etkili olanlarıdır, ilgili hukuk yolunun söz konusu zamanda teori ve uygulamada etkili bir hukuk yolu olduğu hususunda Mahkemeyi ikna etmek yükümlülüğü, iç hukuk yollarının tüketilmediği iddiasında bulunan Hükümete düşer.
Bu ispat yükümlülüğü bir kez yerine getirildiğinde, Hükümet tarafından geliştirilen hukuk yolunun gerçekte tüketildiğini ya da bazı sebeplerden dolayı bunun yetersiz ve davanın özel şartlan alanda etkisiz olduğunu ya da kendisini bu gereklilikten müstesna bırakan özel şartların bulunduğunu ortaya koymak başvuru sahibine düşer. Böyle bir durum, ciddi suiistimal ya da Devlet ajanlarının neden olduğu zarar-ziyan iddiaları karşısında, örneğin bir mahkeme emrini yerine getirmeyi ihmal etme gibi, ulusal makamları tamamen pasif bırakır. Bu tür durumlarda ispat yükümü, bir kez daha yer değiştirir, öyle ki, şikayet konusu olan sorunların ağırlığı ve ciddiyetine cevap olarak ne yaptıklarını göstermek davalı hükümete düşer.
Mahkeme bu kuralların uygulanmasının, hususiyeti olan davaların kapsam ve özel şartlarında, yerine getirilmesi gereken bir karşılık olduğunu vurgulayabilir. Binaenaleyh (Mahkeme), 35(1). maddenin bir dereceye kadar esnek bir şekilde ve aşın şekilci olmaksızın uygulanması gereğini kabul etmektedir.
70. Mevcut davanın maddi gerçekleri bakımından, Sözleşmenin 35(1) maddesi ile ilgili olarak Mahkeme, Hollanda Antiller hapishane binalarındaki hala devam etmekte olan dununun önemli, ciddi ve yapısal problemler olduğunun çeşitli raporlardan baştan beri görüldüğünü belirtmektedir.
71. Mahkeme, davalı Hükümet tarafından sunulan çeşitli mahkeme kararlarının, hukuk mahkemelerinde bir hukuk yolunun bulunduğunu gösterdiğini gözlemlemektedir. Bu hukuk yollarından yararlanmak suretiyle mahkumlar, idari eylemlerin Sözleşmeden doğan Hakları ile uygunluğuna ilişkin bir yargı kararı ve gerekli olduğu takdirde içtinap emri elde edebilirler.
72. Ne var ki başvuru sahibi, söz konusu şikayetleri bakımından bu hukuk yolundan kendisini yararlandırmamıştır. Bu hususta Mahkeme, açıkça değersiz olmayan belirli bir hukuk yolunun basan ihtimali ile ilgili olarak önemsiz şüphelerin bulunmasını, iç hukuk yollarının tüketilmesinin ihmal edilmesi için geçerli bir gerekçe olmadığını hatırlatmaktadır (cf. Van Oostenvijck v. Belgium judgment of 6 November 1980, Series A no. 40, p. 18, § 37). Bununla birlikte, Hükümet tarafından öne sürülen hukuk yolunun değerlendirilmesinde Mahkeme, bunun (söz konusu hukuk yolunun) Hollanda Antiller hukuk sisteminde sadece mevcut olmasını değil; ayrıca başvuru sahibinin özel durumları yanında işlediği genel yasal ve siyasal şartlan da hesaba katmalıdır.
73. Bu bağlamda Mahkeme; Curaçao Asliye Mahkemesinin, Hollanda Makamlarının hapishane binalarındaki temel hijyen ve insani şartlara ilişkin oldukça ciddi yapısal eksikliklerin giderilmesini içeren altı içtinap emrini yerine getirmekte bir yıldan fazla bir sure tamamen pasif kaldıklarının açıkça ortaya çıktığı, 14 Kasım 1977 tarihli kararındaki bulgulardan etkilenmiştir. Bundan başka Mahkeme, diğerlerinin yanı sıra, CPT'nin söz konusu zamanda Hollanda Antiller'deki gözaltı şartlarına ilişkin çeşitli raporlardaki bulgulan da göz önünde bulundurmaktadır. Hükümetten, bu raporlarda eleştirilen yapısal problemleri gidermek üzere gerekli tedbirleri makul bir süre içerisinde alma ve daha önce bahsedilen mahkeme kararlarını yerine getirmedeki başarısızlığına ilişkin olarak ikna edici açıklamaların yokluğunda Mahkemenin, söz konusu zamanda başvuru sahibinin Hükümet tarafından öne sürülen iç hukuk yollarını tüketme yükümlülüğünden muaf olmasını sağlayan özel şartların olduğu sonucuna varmaktan başka yapacak bir şeyi yoktur.
74. Bu sebeple Mahkeme, Hükümetin ilk itirazını reddetmiştir.
II. SÖZLEŞMENİN 8. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
75. Başvuru sahibi; Hollanda Antiller'de gözaltında bulunduğu esnada hapishane yetkililerinin, avukatı, Avrupa İnsan Hakları Komisyonu, Avrupa İnsan Hakları Komisyonundaki işlemlerde kendisini temsil eden Bay Gebhardt, Hollanda Antiller savcılık yetkilileri, İngiliz Konsolosu ve özel şahıslarla haberleşmesine müdahale ettiklerini iddia etmiştir. (Başvuru sahibi) Mektuplarının hapishane görevlileri tarafından açılarak okunduğunu ve mektup yazma ve telefon olanaklarının kendisine aşın derecede sınırlı olması nedeniyle, hapishanenin dışarısıyla irtibat kurmasının engellendiğini iddia etmektedir. (Başvuru sahibi) Sözleşmenin 8. maddesine dayanmaktadır:
"1. Herkes özel hayatına, konutuna ve haberleşmesine saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.
2. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu otoritesinin müdahalesi, ancak ... düzensizliğin ya da suç işlenmesinin önlenmesi için... demokratik bir toplumda gerekli ölçüde ve yasayla öngörülmüş olmak koşuluyla söz konusu olabilir."
76. Hükümet, hapishane görevlilerinin başvuru sahibinin haberleşmesine müdahale ettiklerini ve söz konusu zamanda yürürlükte olan kuralların, mahkumların avukatlarını ya da Sözleşme kurumlarını özel olarak muaf tutmadığını reddetmediği halde; genel olarak konuştuğumuzda, bu tür haberleşmenin mahrem niteliğine saygı gösterildiğini ileri sürmektedir. Bundan başka, Hapishanelere Dair yeni Ulusal Nizamnameye göre, imtiyazlı kişi ya da organlar kategorisi şunları içermektedir: "Hollanda Antiller hukukuna göre şikayetleri dinleme ya da bir şikayetle başlayan davaları muhakeme etme yetkisi olan şahıslar".
77. Başvuru sahibinin Bay Gebhardt ile haberleşmesi bakımından Hükümet, Point Blanche hapishane personelinin, Bay Gebhardt'ın başvuru sahibinin Komisyon önündeki işlemlerde dava vekili olarak hareket eniğinin farkında olmadıklarını söylemektedir. Başvuru sahibi kendisine karşı yürütülen ceza tahkikatında, Bay Gebhardt'ın dışında, resmen Hollanda Antiller'de kayıtlı diğer iki avukat tarafından temsil olunmuştur. Bundan başka Bay Gebhardt, hapishane personeli tarafından Point Blanche Hapishanesi'ndeki eski bir mahkum olarak bilinmekte ve o zaman yürürlükte olan hapishane kuralları ise eski mahkumlarla haberleşmeyi yasaklamaktadır. Sözleşmenin 8. maddesi bağlamında taraf devletlerin takdir alanına dayanan Hükümet, hapishane personeli ve diğerlerinin emniyet ve güvenliği için gerekli olan şeylerin, yetkilileri haklı olarak, başvuru sahibi ve eski bir mahkum arasındaki haberleşmenin kontrole tabi tutulması gerektiğine karar vermelerine yol açtığını iddia etmektedir.
78. Başvuru sahibinin Avrupa İnsan Hakları Komisyonu ve temsilcisi dışındaki şahıslarla olan haberleşmesine müdahale edildiği iddiası ile ilgili olarak Hükümet, bu iddianın mesnetsiz olduğunu iddia etmektedir.
79. Hükümet, tutukluların dış dünya ile ilişkilerine yönelik söz konusu zamanda yürürlükte olan kuralların, Sözleşmeye uygun olduğunu ileri sürmektedir. Bu noktada Hükümet, bir mahkumun haberleşmesine saygı gösterilmesi hakkının sınırlanabileceği hallerin yanı sıra, mahkumların mektup, telefon ve ziyaretler vasıtasıyla dış dünya ile ilişkilerine dair yönetmelikleri içeren 'Hapishanelere Dair yeni Ulusal Nizamnamenin, Sözleşmenin 8. maddesinin gereklerini tamamen karşıladığını iddia etmektedir.
80. Başvuru sahibi ise, Komisyona başvurusuna ilişkin haberleşmesinden ayrı olarak, hapishane görevlilerinin ayrıca konsoloslukla ilgili postalarına da müdahale ettikleri ve hapishane yetkilileri tarafından gönderilmeyen mektupların da kendisine hiçbir zaman iade edilmediklerini söylemektedir. Başvuru sahibi ayrıca, karısı, İngiliz Konsolosu ve kendisi tarafından, diğer şeylerin yanı sıra, denizaşırı ziyaretçilere (bu ziyaretlerin) seyrek olması nedeniyle daha uzun bir süre müsaade edilmesi gerektiği gerçeğine rağmen, başvuru sahibi ile buluşmalarının kısalığına ilişkin olarak hazırlanan şikayet dosyalarına da atıfta bulunmaktadır.
a. Başvuru sahibinin Avrupa İnsan Hakları Komisyonu ile haberleşmesine müdahale
81. Mahkeme, Hükümetin başvuru sahibinin Avrupa İnsan Hakları Komisyonu ve Komisyondaki işlemleri yürüten temsilcisi ile haberleşmesine hapishane yetkililerinin müdahale ettikleri hususuna itiraz etmediğini belirtmektedir (bkz.: yukarıdaki 22 - 28. paragraflar).
82. Başvuru sahibinin Sözleşmenin 8. maddesinden kaynaklanan 'haberleşmesine saygı gösterilmesi haklarına müdahale, ancak bu maddenin ikinci paragrafındaki şartlar karşılandığında, yani "hukuka uygun" olup olmaması, meşru bir amaca yönelik olması ve bu amacı gerçekleştirmek için demokratik bir toplumda gerekli olması durumunda haklı görülebilir (cf.Di Giovine v. Italy, no. 39920/98,26.7.2001, § 24).
83. Tartışma konusu müdahale, Hapishane Yönetimi'ne ilişkin Ulusal Kararnamenin 46. maddesi ve Hapishane ve Tutukevleri Nizam ve Disiplin Tüzüğünün 67 - 69 maddeleri yoluyla yasal bir zemine sahipti. Bununla birlikte, meşru amaç ve müdahale gereği ile ilgili olarak; başvuru sahibinin Sözleşmenin bir kurumu ile gizliliğine saygı gösterilmesi gereken haberleşmesinin kontrol edilmesini haklı kılacak hiçbir gerekçe açıklanmamış ya da ortaya konulmamıştır (cf. Peers v. Greece, no. 28524/95,26.4.2001, § 84). Bu tür gerekçelerin yokluğunda müdahale, Sözleşmenin 8(2) maddesi bağlamında haklı sayılamaz.
84. Sonuç olarak Mahkeme, Sözleşmenin 8. maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiştir.
b. Başvuru sahibinin Bay Gebhardt ile haberleşmesine müdahale
85. Mahkeme, başvuru sahibinin başlangıçta kendisini Sözleşme kurumların daki işlemlerde temsil eden Bay Gebhardt ile haberleşmesine hapishane görevlilerinin müdahale ettiğinin tartışmalı olmadığını belirtmektedir. (Mahkeme) Ayrıca, başvuru sahibinin Bay Gebhardt'ın Point Blanche Hapishanesi'nin eski bir mahkumu olduğuna ve haddizatında bunun hapishane yetkilileri tarafından bilindiğine itiraz etmediğini işaret etmektedir. Bay Gebhardt'ın Hollanda Antiller'de avukatlık yapmaya yetkili olmadığı ve söz konusu zamanda yürürlükte olan mevzuata göre tutukluların eski mahkumlarla haberleşmelerine müsaade edilmediği tartışmalı değildir.
86. Mahkeme, başvuru sahibinin Bay Gebhardt ile karşılıklı haberleşmesine hapishane görevlileri tarafından müdahale edilene kadar; meselenin vuku bulduğu zamanda ne Sözleşmenin ne de Avrupa İnsan Hakları Komisyonu'nun Usul Tüzüğü'nün, başvuru sahiplerinin temsilcilerinin fiilen serbest avukatlık yapan hukukçular olmasını gerektirmediğini gözlemlemektedir. Mahkeme, Hükümetin hapishane kurallarının mahkumların daha önceki hapishane arkadaşlarıyla haberleşmelerine ilişkin bir yasağı da kapsadığına yönelik açıklamasından başka; böyle bir parantez içi yasağın, Sözleşmenin 8(2) maddesi bağlamında niçin haklı görülebileceğini açıklamak için herhangi bir argüman sunmadığına işaret etmektedir.
87. Hapislik halinin doğal ve makul gereklerini de göz önünde bulunduran Mahkeme, bu tür haberleşmelerin izlenmesinin gerekli olabileceğini kabul etmekle birlikte; tamamen yasaklamak için Sözleşmenin 8. maddesinin 2. paragrafı bağlamında herhangi bir gerekçe tespit etmemiştir.
88. Bu nedenle Mahkeme, başvuru sahibinin Bay Gebhardt ile haberleşmesine müdahale bakımından, Sözleşmenin 8. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıştır.
c. Başvuru sahibinin diğerleri ile haberleşmesine müdahale
89. Mahkeme, başvuru sahibinin Hollanda Antiller savcılık yetkilileri, İngiliz Konsolosu ve özel şahıslarla haberleşmesine müdahale iddiasının; söz konusu zamanda yürürlükteki hapishane kuralları göz önünde tutulduğunda, bu tür haberleşmelerin yetkililer tarafından denetime tabi tutulabileceğine de işaret etmekle birlikte, tamamen asılsız olduğunu tespit etmiştir.
d. Hapishanedeki iletişim imkanları
90. Başvuru sahibinin hapishane dışındaki kişilerle ilişki kurmasının, mektup yazma ya da telefon etme imkanlarının sınırlı olmasından dolaylı kısıtlandığı şikayeti ile ilgili olarak Mahkeme, aileleri ve hapishane dışındaki arkadaştan ile irtibatlarını sürdürebilmelerinin mahkumlar için önemini dikkate almaktadır.
91. Mevzubahis dönemde yürürlükte olan kurallara göre tutuklular, haftada iki ya da üç mektup gönderme ve her zaman mektup alma hakkına sahiptiler. Yazı malzemelerinin bedeli ve postalama maliyeti, hapishane yetkilileri tarafından üstleniliyordu. Bu durumda Mahkeme, başvuru sahibinin hapishane dışındaki kişilerle irtibatını mektup vasıtasıyla sürdürme olanaklarının keyfi ya da makul olmayan bir şekilde sınırlandığını tespit edememiştir.
92. Telefon imkanları bakımından Mahkeme, Sözleşmenin 8. maddesinin, özellikle mektuplaşma yoluyla irtibatın mümkün ve yeterli olduğu yerde, mahkumlara telefon görüşmeleri yapma hakkım garanti edecek şekilde yorumlanamayacağını düşünmektedir.
93. Şimdiki davada olduğu gibi, hapishane yetkilileri tarafından telefon imkanlarının sağlandığı yerlerde, hapislik halinin doğal ve makul gereklerini de gözönünde bulundurarak, bunlar meşru sınırlamalara, örneğin bu imkanların diğerleri ile paylaşılma özelliği ve kargaşa ve suçların önlenmesi gereği ışığında, sınırlamalara tabi tutulabilirler. Mahkeme, bu bağlamda ve özel hayatına ve haberleşmesine bir müdahale sayılabilecek dereceye kadar olan bu şartların, Sözleşmenin 8. maddesinin ikinci paragrafı bakımından haklı görülmüş sayılabileceğini tespit etmiştir.
94. Sonuç olarak Mahkeme; şikayet olunan sınırlamaların, Sözleşmenin 8. maddesinin ihlal edildiğine ilişkin herhangi bir olayı açığa çıkarmadığına karar vermiştir.
III. SÖZLEŞMENİN 13. MADDESİNİN İHLALİ İDDİASI
95. Başvuru sahibi, Hollanda Antiller'de, gözaltında tutulduğu ve haberleşmesine müdahale edildiği şartlar bakımından, Sözleşmenin 13. maddesinin maksadı çerçevesinde etkili hukuk yollarının olmadığını iddia etmiştir. Sözleşmenin 13. maddesi aşağıdaki şekildedir:
"Bu Sözleşmede tanınmış olan hak ve özgürlükleri ihlal edilen herkes, ihlal fiili resmi görev yapan kimseler tarafından bu sıfatlarına dayanılarak yapılmış da olsa, ulusal bir makama etkili bir başvuru yapabilme hakkına sahiptir."
96. Mahkeme, Sözleşmenin sağladığı hak ve hürriyetlerin özünün uygulanması bakımından Sözleşmenin 13. maddesinin, iç hukuk düzeni içerisinde hangi şekilde güvence altına alınabilecekse, ulusal düzeydeki o hukuk yollarım garanti ettiğini hatırlatmaktadır. Bu nedenle 13. maddenin etkisi, her ne kadar Taraf Devletlere bu maddedeki yükümlülüklerine ne şekilde uyum sağlayacakları konusunda bir dereceye kadar takdir yetkisi verilmiş olsa da; bir iç hukuk yolu hükmünün, Sözleşmeye göre 'tartışılabilir bir şikayetin özü ile ilgilenmesini gerektirmek ve uygun çözüm yolunu sağlamaktır. 13. maddedeki yükümlülüğün kapsamı, başvuru sahibinin Sözleşmeye göre yaptığı şikayetin niteliğine bağlı olarak değişir. Bununla beraber; 13. maddenin gerektirdiği hukuk yolu, hukukun yanı sıra uygulamada da "etkili" olmalıdır. Özellikle de, (bu hukuk yolunun) uygulaması davalı Devletin yetkilileri tarafından eylem ya da ihmalleriyle haklı bir gerekçe olmaksızın engellenmemelidir (cf. İlhan v. Turkey (GC), no. 22277/93, ECHR 2000-VII, § 97).
97. Mahkeme, Hollanda Antiller'deki genel gözaltı şartlarını da, çeşitli resmi raporlarda tarif edildiği şekilde (bkz.: yukarıdaki paragraflar 53 - 62), gözönünde bulundurarak; başvuru sahibinin, Sözleşmenin 8. maddesinden ve diğer şeylerin yanı sıra, İnsanlıkdışı ve onur kinci muameleyi yasaklayan 3. maddesinden kaynaklanan haklarına ilişkin 'ileri sürülebilir' bir şikayeti olmadığını mütalaa etmektedir.
98. Hükümet tarafından hazırlanan ilk itiraz dosyasındaki bulguları da, özellikle de Hollanda Antiller makamlarının hapishane binalarındaki kabul edilemez eksiklikleri gidermelerini emreden yargı kararlarını, yeterince yerine getirmedeki eksiklikleri ve de CPT'nin acil tavsiyelerini yerine getirmedeki ihmalleri olmak üzere, hatırlatarak Mahkeme, başvuru sahibinin Sözleşmeden kaynaklanan haklarına ilişkin şikayetleri için etkili hukuk yoluna sahip olmadığını tespit etmiştir.
99. Bu nedenle, Sözleşmenin 13. maddesi ihlal edilmiştir.
IV. SÖZLEŞMENİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
100. Sözleşmenin 41. maddesi aşağıdaki şekildedir:
"Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, zarar gören tarafın hakkaniyete uygun bir surette tatminine hükmeder."
A. Tazminat
101. Başvuru sahibi, maddi tazminat ya da (dava) masraflarının karşılanmasını ileri sürmemiştir. Bununla birlikte, manevi tazminat talep etmiş fakat miktarın tayinini Mahkemenin takdirine bırakmıştır.
102. Hükümet ise, ilk itirazlarındaki aynı gerekçelere dayanarak, başvuru sahibine tazminat ödenmesi gerektiğini düşünmemektedir.
103. Mahkeme, başvuru sahibinin gerçekten de bir ihlal tespit edilerek tazmin edilemeyecek miktarda manevi bir zarar gördüğüne karar vermiştir. Mahkeme, hakkaniyet esasına göre başvuru sahibine 3,500 EURO'nun uygulanabilecek KDV ile birlikte ödenmesine karar vermiştir.
B. Gecikme Faizi
104. Mahkemenin elindeki bilgiye göre, halihazırdaki kararın kabul tarihinde Hollanda'daki yıllık yasal faiz oranı %8'dir.
BU GEREKÇELERLE MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE
1. Hükümetin ilk itirazının reddine;
2. Başvuru sahibinin, Avrupa İnsan Hakları Komisyonu ve temsilcisi Bay Gebhardt ile haberleşmesine müdahale edilmesi bakımından Sözleşmenin 8. maddesinin ihlal edildiğine;
3. Başvuru sahibinin bu maddeye ilişkin diğer şikayetleri bakımından Sözleşmenin 8. maddesinin ihlal edilmediğine;
4. Sözleşmenin 13. maddesinin ihlal edildiğine;
5. (a) davalı Devletin, Sözleşmenin 44 § 2 maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden itibaren 3 ay içerisinde 3,500 (üç bin beş yüz) EURO'yu uygulanabilecek KDV ile birlikte başvuru sahibine ödemesine;
(b) yukarıda belirtilen 3 aylık sürenin aşılmasından ödemenin ifasına kadar geçecek süre için yıllık %8 basit faiz uygulanmasına karar vermiştir.
Full & Egal Universal Law Academy