(AİHS. m. 6, 25, 41, 44) (765 S. K. m. 146) (METİNOĞLU - TÜRKİYE DAVASI) (SÜLEYMAN ÖZCAN - TÜRKİYE DAVASI) (ZÜLAL - TÜRKİYE DAVASI)
Başvuru No: 39810/98
Çeviren ve Özetleyen: Murat ŞEN Komiser Yardımcısı, Polis Akademisi Başkanlığı
Dava, başvuru sahibi Osman Nuri Ramazanoğlu'nun Türkiye aleyhine Avrupa İnsan Hakları Komisyonu'na 16 Aralık 1997 tarihinde başvurusundan kaynaklanmaktadır. Başvuru sahibi, 15 Eylül 1981 tarihinde Ankara Emniyet Müdürlüğünden polis memurları başvuru sahibini, illegal bir örgütün, Dev-Yol (Devrim Yolu) üyesi olmak şüphesi ile Zonguldak'ın Safranbolu ilçesindeki annesinin evinde tutuklamışlardır. Ankara Emniyet Müdürlüğünde nezarette tutulmuştur. 26 Şubat 1982'de Ankara Sıkıyönetim Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı başvuru sahibi ile birlikte 723 kişiyi, Türk Ceza Kanununun 146. maddesi aleyhine anayasal düzeni Marksist-Leninist rejim kurarak yıkmayı amaçlayan bir örgüt olan Dev-Yol'un üyesi olmaktan suçlamıştır. Bununla birlikte başvuru sahibi, hırsızlık bomba koyma, şahıslara silahlı saldın ile Uç evi yakmakla suçlanmıştır. Daha sonraki süreçte dava yirmi bir yıl gibi uzun bir süre devam etmiş ve halen Yargıtay'da sürmektedir. Başvuru sahibi yargılamanın bu kadar uzun sürmesinden dolayı adil dinlenme hakkının ihlal edildiği zira aleyhine düzenlenen adli tahkikatın Sözleşmenin 6. maddesi kapsamında makul süre içinde sonuçlandırılmadığını iddia etmiştir.
Hükümet, yargılamanın, başvuru sahibi hakkındaki suçlamaların fazlalığı ve başvuru sahibi ile birlikte 723 sanık aleyhine olmasından dolayı çok karmaşık olduğu ve bu sebeple uzun sürdüğünü ileri sürmüştür.
Mahkeme yapmış olduğu değerlendirmeler sonunda oybirliği ile;
1. Sözleşmenin 6/1. maddesinin ihlal edildiğine;
2.
a) Davalı Devletin, Sözleşmenin 44 § 2. maddesine göre kararın verilmesinden sonraki Uç ay içinde, başvuru sahibine Türk Lirası olarak aşağıdaki miktarın verilmesine;
i) Manevi zarar için 15.250 Euro,
ii Her türlü vergiden arındırılmış şekilde ücret ve masraflar için 2.015 Euro,
b) Yukarıda belirtilen, kararın verilmesinden sonraki üç aylık sürenin sona ermesiyle yukarıda belirtilen miktarlara Avrupa Merkez Bankasının marjinal ödünç verme faizinin üzerine üç puan eklenerek faiz uygulanmasına;
3. Hakkaniyete dair diğer tüm taleplerin reddine karar vermiştir.
KARARDA ATIF YAPILAN DİĞER KARARLAR
1. Cankoçak v. Türkiye, no. 25182/94 ve 26956/95, 20 Şubat 2001
2. Sahiner v. Türkiye, 4 Eylül 2001
3. Metinoğlu v. Türkiye, no. 29700/96, 7 Şubat 2002
4. Özcan v. Türkiye, no. 29701/96, 7 Şubat 2002
5. Zülal v. Türkiye, no. 29703/96,7 Şubat 2002
PROSEDÜR
1 - 8. Davanın temelinde İnsan Hakları ve Temel Hürriyetlerin Korunmasına ilişkin Sözleşme'nin "Sözleşme". 25. maddesi uyarınca, Türk vatandaşı Osman Nuri Ramazanoğlu'nun Türkiye aleyhine Avrupa însan Hakları Komisyonu'na 16 Aralık 1997 tarihinde başvurusu bulunmaktadır (başvuru no; 26307/95). Başvuru sahibi, adil dinlenme hakkının ihlal edildiği zira aleyhine düzenlenen adli tahkikatın Sözleşmenin 6. maddesi kapsamında makul süre içinde sonuçlandırılmadığını iddia etmiştir.
OLAYLAR
I Davanın Şartlan
A. Başvuru sahibinin gözaltına alınması ve tutuklanması
9 - 11. Başvuru sahibi 1956 doğumludur ve İstanbul'da yaşamaktadır. 15 Eylül 1981 tarihinde Ankara Emniyet Müdürlüğünden polis memurları başvuru sahibini, illegal bir örgütün, Dev-Yol (Devrim Yolu) üyesi olmak şüphesi ile Zonguldak'ın Safranbolu ilçesindeki annesinin evinde tutuklamışlardır. Ankara Emniyet Müdürlüğünde nezarette tutulmuştur. Başvuru sahibi, sorgu esnasında, annesinin evinde örgütün kırsal kesimine ait cephaneyi sakladığını ifade etmiş-tir.Evde yapılan aramada, içinde Kalashnikov marka otomatik silahın ve dinamitin de bulunduğu çok sayıda silah ve mermi ele geçirilmiştir. Başvuru sahibi daha önce 27 Ekim 1981'de Askeri Mahkeme'de yargılanmış ve hapse mahkum edilmiştir.
B. Ankara Sıkıyönetim Mahkemesi'ndeki Duruşma
12. 26 Şubat 1982'de, yargı alanı Ankara, Çankırı ve Kastamonu ile sınırlı, Ankara Sıkıyönetim Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı başvuru sahibi ile birlikte 723 kişiyi, Türk Ceza Kanununun 146. maddesi aleyhine anayasal düzeni Marksist-Leninist rejim kurarak yıkmayı amaçlayan bir örgüt olan Dev-Yol'un üyesi olmaktan suçlamıştır. Bununla birlikte başvuru sahibi, hırsızlık bomba koyma, şahıslara silahlı saldın ile üç evi yakmakla suçlanmıştır.
13 - 15.11 Kasım 1987'de, altı yıldan fazla hapis cezasından sonra başvuru sahibi serbest bırakılmıştır. Sıkıyönetimin kaldırılmasından sonra, müteakiben Ankara Sıkıyönetim Mahkemesi Sıkıyönetim Mahkemesi adını alarak 4. Askeri Kolorduya bağlanmıştır. 19 Haziran 1994'te Sıkıyönetim Mahkemesi başvuru sahibini daha önceki yasaya aykırı hareketlerinden suçlu bulmuştur. Ayrıca başvuru sahibinin annesinin evinde bulunan cephanenin çeşitli yasadışı olaylarda kullanıldığı tespit edilmiştir. Başvuru sahibi Türk Ceza Kanununun 146/3. maddesine göre mahkum edilmiştir. Bunun üzerine başvuru sahibi Askeri Yargıtay'a temyiz için başvurmuştur.
C. Temyiz Muhakemesi
16 - 17. 26 Aralık 1994'te, Askeri Mahkemede yargılanmayı kaldıran 27 Aralık 1993 tarihli 3953 sayılı kanunun yürürlüğe girmesinden sonra dava Askeri Yargıtay'dan Yargıtay'ın Ceza Dairesine sevk edilmiştir. 27 Aralık 1995'te Yargıtay ilk derece mahkemesinin kararı bozmuş ve davayı Ankara Asliye Ceza Mahkemesine göndermiştir. Böylece başvuru sahibi, kendisine isnat edilen suçların sınıfı için kabul edilmiş ölüm cezasını gerektiren Türk Ceza Kanununun 146. maddesi gereğince mahkum edilebilecekti.
18.16 Haziran 2002 tarihinde Ankara Asliye Ceza Mahkemesi, başvuru sahibini Türk Ceza Kanununun 146/1. maddesi uyarınca suçlu bulmuş ve ölüm cezasına mahkum etmiştir. Mahkumiyet müebbet hapse düşürülmüştür. Başvuru sahibinin karara karşı temyizi şuanda Yargıtay'da devam etmektedir.
II İLGİLİ İÇ HUKUKU VE UYGULAMALARI
19. Türk Ceza Kanununun 146/1. maddesi şu şekildedir.
Türkiye Cumhuriyeti Teşkilatı Esasiye Kanununun tamamını veya bir kısmını tağyir ve tebdil veya ilgaya ve bu kanun ile teşekkül etmiş olan Büyük Millet Meclisini İskata veya vazifesini yapmaktan men'e cebren teşebbüs edenler, idam cezasına mahkum olur."
HUKUKİ BOYUT
I SÖZLEŞMENİN 6/1. MADDESİNİN İHLALİ İDDİALARI!
20. Başvuru sahibi, kendisi aleyhine yapılan adli yargılamanın uzun sürmesinden şikayetçi olmuş ve bunun Sözleşmenin 6/1. maddesine aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Madde metni şu şekildedir;
"Herkes......cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde...."
21. Hükümet iddiaları reddetmiştir. Hükümet, başvuru sahibine yöneltilen suçlamaların ve başvuru sahibinin de dahil bulunduğu 723 sanığın duruşmalarının organizasyonun zor olmasından dolayı davanın kompleks olduğunu belirtmiştir. Tüm sanıkların Dev-Yol etkinliklerine katıldığının kanıtlanması gerekmiştir. Hükümete göre bu faktörler davanın uzun sürmesini açıklamış ve bu ihmal ve geciktirmeyi mahkeme yetkililerine isnat edilebilecek bur durum yaratmadığını kanıtlamıştır. Ayrıca Hükümet, Sözleşmenin eski 25. maddesine uygun olarak, Türkiye, yargılamaların sadece gerçekler ve olaylar hususunda yapılmasını kabul ettiğini vurgulamıştır.
A. Göz önünde tutulan dönem
22. Mahkeme, yargılamanın, başvuru sahibinin tutuklandığı 15 Eylül 1981'de başladığı ve Yargıtay'da halen devam ettiğini belirtmiştir. Bu nedenle yirmi buçuk yıldan fazla süredir dava devam etmektedir.
23. Mahkemenin yargı hakkı sadece on altı yıldan fazla bir dönemi göz önüne alınması için ki bu Türkiye'nin Avrupa İnsan Hakları Komisyonuna şahsi başvuru hakkını kabul ettiğine dair açıklamasının sunulduğu 28 Ocak 1987 tarihinden sonraya tekabül eder, izin verimleştir (bkz, Cankoçak v. Türkiye, no. 25182/94 ve 26956/95, 25-26,20 Şubat 2001). Bununla birlikte, devletin yukarıda belirtilen açıklamanın verildiği zamandaki yargılamalar da hesaba katılmak zorundadır. Bu kritik tarihteki yargılama beş yıl, dört ay ve on üç gün süredir sürmekteydi.
B. Yargılama süresinin makullüğü
24. Mahkeme, ilk derece mahkemesinin ve temyizdeki yargılamanın her ikisinin ve son olarak Ankara Asliye Ceza Mahkemesindeki ikinci davanın gerçekten geciktiğini belirtmiştir. Başvuru sahibine ve diğer çok sayıda sanığa karşı açılan davanın karmaşıklığı kabul edilmiştir. Belirtildiği gibi, sonuçlanması imkansız ancak yargılama, yirmi bir buçuk yıldan daha fazla şiiredir sürmektedir. Bu yargılamanın karmaşıklığının incelenmesine dair hüküm verilemeyecek kadar aşın bir süre olduğu belirtilmiştir. Mahkemenin görüşü, yargılamanın uzun sürmesi sadece, davanın hızlı sonuçlandırılması konusunda yerel mahkemenin hatalarından kaynakladığı şekilde açıklanabilir (bkz. Yukarıda belirtilen Cankoçak kararı)
25. Mahkeme, bununla ilgili Askeri Mahkemenin yirmi yıl dört ay ve on iki gün süre sonunda 19 Haziran 1994 tarihinde karar ulaştığını incelemiştir. Sadece Askeri Yargıtay ve Yargıtay 'da temyizin bir yıl beş ay sürmense rağmen, devam eden süreçte Ankara Asliye Ceza Mahkemesinde davanın incelenmesinin sonuçlanması altı buçuk yıldan fazla sürmüştür. Dava hala Yargıtay'da temyizdedir. Bu aşın gecikme için sorumlu Hükümet hiçbir ikna edici açıklamada bulunmamıştır,
26 - 27. Her türle kanıt göz önünde bulundurularak, Mahkeme konu ile ilgili yargılamanın uzun sürmesinin "makul süre" gereklerine uymadığına karar vermiştir (bkz, yukarda belirtilen Cankoçak kararı, § 33 ve ayrıca Sahiner v. Türkiye, 4 Eylül 2001, 2000-K). Bu sebeple Sözleşmenin 6/1. maddesi ihlal edilmiştir.
II. SÖZLEŞMENİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
28. Sözleşmenin 41. Maddesi aşağıdaki hükümleri ihtiva etmektedir:
"Mahkeme, Sözleşme ya da ona bağlı Protokollerin ihlal edildiğim tespit ederse ve ilgili Akit Tarafın iç hukuk bunu ancak kısmen giderme olanağı veriyorsa ve gerekli ise zarar gören tarafa adil bir karşılık hükmedebilir."
A. Zarar
29. Başvuru sahibi, hapiste geçirdiği sürece harcamaları için 24.560 Euro maddi zarar tazminat ileri sürmüştür. Ayrıca son yirmi bir yıl içinde maruz kaldığı belirsizlikten dolayı uğradığı manevi zarar için 25.000 Euro tazminat talep etmiştir.
30. Hükümet, başvuru sahibinin, iddia ettiği maddi ve manevi kayıplarını destekleyen hiçbir kanıtın bulunmadığım ileri sürmüştür. Ayrıca, Mahkemenin, başvuru sahibine hakkaniyete uygun miktarda, istismara mahal vermeyecek şekilde, tazminata karar vermesi gerektiğini belirtmiştir. Mahkemenin benzer başvurularda hükmettiği tazminat miktarının da göz önünde bulundurulması gerektiği belirtilmiştir. Bu bağlamda Hükümet, Metinoğlu v. Türkiye (no. 29700/96, § 32,7 Şubat 2002), Özcan v. Türkiye (no. 29701/96, § 32,7 Şubat 2002) ve son olarak Zülal v. Türkiye (no. 29703/96, § 33, 7 Şubat 2002) kararlarına atıfta bulunmuş ve bu davalardaki başvuru sahiplerine karşı yürütülen yargılamaların, şu anki davadaki başvuru sahibinin yargılanması gibi yirmi ve yirmi bir yıl sürdüğü vurgulanmıştır. Bu davalarda Mahkeme, başvuru sahiplerine manevi zararlarından dolayı 15.250 Euro tazminata karar vermiştir.
31. Mahkeme, sadece makul olmayan bir sürede adli yargılamaya dair Sözleşmenin ihlal edildiğinin tespit edilmesi hususunda telafiye karar verilebileceğini ve buna uygun olarak hesaplamanın yapılacağını yinelemiştir. Bununla birlikte, aşın bir sürede gerçekleşen adli yargılamanın yarattığı belirsizliğin sebep olduğu stres ve endişeye manız kalmasından dolayı başvuru sahibine manevi zarar için tazminat ödenmesi gerektiği düşünülmüştür. Hakkaniyet temelinde ve usul hukuku çizgisinde alınan kararda, Mahkeme toplam 15.250 Euro tazminat ödenmesini kabul etmiştir.
B. Ücretler ve masraflar
32 - 33. Başvuru sahibi, yasal ücret ve harcamalar için 2.105 Euro talep etmiştir. Hükümet, başvuru sahibinin ücret ve masraflarını destekleyen hiçbir makbuz ve faturanın olmadığını belirtmiştir. Yine yukarıda belirtilen Metinoğlu, Özcan ve Zülal kararlarına atıfta bulunmuş ve ücret ve masraflar için her başvuru sahibine 1.200 Euro tazminata karar verildiğini belirtmiştir.
34 - 35. Mahkeme, Hükümetin atıfta bulunduğu kararlarda, Mahkemeye uğranılan ücret ve masrafların ödemelerinin somut tutarının sunulmadığını ve Mahkemenin değerlendirmesi için miktarın verilmediği belirtmiştir. Bu davada ise başvuru sahibi ücret ve masrafların makbuz, faturalarını ibraz etmiştir. Başvuru sahibinin iddia ettiği tutara dair, Mahkeme bunların aşın olmadığı kanaatine varmıştır. Bunun üzerine Mahkeme başvuru sahibine, her türlü vergiden arındınlmış olarak 2.015 Euro tazminat ödenmesine karar vermiştir.
C. Gecikme faizi
36. Mahkeme, Avrupa Merkez Bankasının marjinal ödünç verme faizinin üzerine üç puan eklenerek faiz uygulanmasının uygun olacağına karar vermiştir.
TÜM BU GEREKÇELERLE, MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE;
1. Sözleşmenin 6/1. maddesinin ihlal edildiğine;
2.
a) Davalı Devletin, Sözleşmenin 44/2. maddesine göre kararın verilmesinden sonraki üç ay içinde, başvuru sahibine Türk Lirası olarak aşağıdaki miktarın verilmesine',
i) Manevi zarar için 15.250 Euro,
ii) Her türlü vergiden arındırılmış şekilde ücret ve masraflar için 2.015 Euro,
b) Yukarıda belirtilen, kararın verilmesinden sonraki Uç aylık sürenin sona ermesiyle yukarıda belirtilen miktarlara Avrupa Merkez Bankasının marjinal ödünç verme faizinin Üzerine üç puan eklenerek faiz uygulanmasına;
3. Hakkaniyete dair diğer tüm taleplerin reddine karar vermiştir.
Full & Egal Universal Law Academy