(AİHS. m. 5, 6, 8, 10, 11, 13, 41, 44) (2709 S. K. m. 19, 121) (3842 S. K. m. 9, 30) (765 S. K. m. 125, 168) (AKSOY - TÜRKİYE DAVASI) (SAKIK VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI) (BROGAN VE DİĞERLERİ - BİRLEŞİK KRALLIK DAVASI) (MCCANN VE DİĞERLERİ - BİRLEŞİK KRALLIK DAVASI) (İĞDELİ - TÜRKİYE DAVASI) (FİLİZ VE KALKAN - TÜRKİYE DAVASI)
Başvuru No: 41478/98
Başvuru sahibi, hakimin veya yargısal güç kullanmaya yetkili başka bir görevlinin önüne çıkartılmaksızın 11 günlük bir süre boyunca polis gözetiminde tutulduğunu ve herhangi bir yargısal müdahale olmaksızın polis nezaretinde geçirdiği sürenin Sözleşmenin 5/3 Maddesine göre hakkının ihlali manasına geldiğini iddia etmiştir, idarenin işlemleri yargısal denetime tabi olmakla birlikte, başvuru sahibinin de katıldığı terörist eylemler ile halkın güvenliğinin tehdit edildiği olağanüstü durumlarda yapılan müdahalede Hükümetin takdir yetkisine sahip olduğu Mahkeme tarafından da kabul edilmektedir. Fakat bu davada Mahkeme Hükümetin takdir yetkisini aştığına karar vermiştir.
Mahkeme, yapmış olduğu değerlendirmeler neticesinde oybirliği ile;
1. Sözleşmenin 5/3 maddesinin ihlal edildiğine,
2.
(a)Sorumlu Devletin Sözleşmenin 44/2 maddesine göre hükmün nihai olacağı tarihten itibaren üç ay içerisinde başvuru sahibine aşağıdaki miktarları ödeyeceğine,
i. Manevi zarar ile ilgili olarak davanın çözüm tarihinde uygulanabilir oranda davalı Devletin ulusal parasına çevrilecek ve başvuru sahibi tarafından belirlenen bir banka hesabına ödenecek 3.600 Euro,
ii Masraflar ve uygulanabilir vergilerle ilgili olarak davanın çözüm tarihinde uygulanabilir oranda Sterline çevrilecek ve başvuru sahibinin Birleşik Krallıktaki banka hesabına ödenecek 1 .500 Euro,
(b) Bu tutara belirtilen sürenin bitiminden itibaren ödeme yapılıncaya kadar Avrupa Merkez Bankasının borç faizi oranından üç puan fazla olacak şekilde faiz uygulanmasına,
3. Başvuru sahibinin hakkaniyete uygun tazmin konusundaki diğer taleplerinin reddine karar vermiştir.
KARARDA ATIF YAPILAN DİĞER DAVALAR
1. Aksoy v. Türkiye, 18 Aralık 1996
2. Sakık ve Diğerleri v. Türkiye, 26 Kasım 1997
3. Brogan ve Diğerleri v. Birleşik Krallık, 29 Kasım 1988
4. Murray v. Birleşik Krallık, 28 Ekim 1994
5. Demir ve Diğerleri v. Türkiye, 23 Eylül 1998
6. Dikme v. Türkiye, 11 Temmuz 2000
7. Brannigan ve McBride v. Birleşik Krallık, 26 Mayıs 1993
8. McCann ve Diğerleri v. Birleşik Krallık, 22 Eylül 1995
9. İğdeli v. Türkiye, 20 Haziran 2002
PROSEDÜR
1. Dava, Avrupa İnsan Hakları Komisyonuna İnsan Hakları ve Temel Hürriyetlerin Korunması Hakkında Sözleşmenin eski 25. maddesi uyarınca 25 Nisan 1996'da Nuray Şen adlı bir Türk vatandaşı tarafından Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı sunulan bir başvurudan (no. 41478/98) kaynaklanmaktadır.
2. Başvuru sahibi, Londra'da avukatlık yapan Mark Muller, Tim Otty ve Jane Gordon'a ilaveten Colchester'da avukatlık yapan Tony Fisher, Londra'daki Kürt İnsan Hakları Projesi'nden Philip Leach ve Anke Stock tarafından temsil edilmiştir. Türk Hükümeti, Mahkeme önünde bir temsilci tayin etmemiştir.
3. Başvuru sahibi, 11 gün gözaltında kalması ve makul bir süre içinde hakim önüne çıkartılmaması nedeniyle şikayetçi olmuştur. Sözleşmenin 5/3 maddesine dayanmıştır.
6 - 7. Mahkeme, 30 Nisan 2002' deki bir kararda Sözleşmenin 5/3 Maddesine göre başvuru sahibinin şikayetinin başvurusunun kısmen kabul edilebilir olduğunu bildirmiş, l Kasım 2001 'de Dairelerin oluşumunu değiştirildiğinden (Kural 25/1) başvuru yeni oluşturulmuş ikinci Daireye devredilmiştir.
OLAYLAR
I. DAVANIN ÖZEL ŞARTLARI
9. Başvuru sahibi, 1951'de doğmuştur ve Paris'te yaşamaktadır.
10. Başvuru sahibi, 10 Kasım 1995'te PKK'ya üyeliğinden şüphelenildiğin-den yakalanmıştır ve Diyarbakır'daki Jandarma istihbarat ve Terörle Mücadele Karargahına getirilmiştir.
11. Başvuru sahibi, 21 Kasım 1995'te tutuklama talebinde bulunan Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi savcısı önüne çıkartılmıştır.
12. Başvuru sahibi, 15 Şubat 1996'da Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkeme-sindeki ilk duruşmada kefaletle tahliye edilmiştir.
II. İLGİLİ İÇ HUKUK
13. Anayasanın 19. maddesine göre; "Herkes kişi hürriyetine ve güvenliğine sahiptir.
Aşağıdaki durumlar dışında ve hukukça belirlenmiş formaliteler ve şartlara uygun olarak hiç kimse hürriyetinden yoksun bırakılamaz:
Yakalanan veya tutuklanan kişinin, en geç kırk sekiz saat içerisinde veya birden fazla kişilerce işlenen suçlarda on beş gün içerisinde hakimin önüne çıkarılması gerekir ... Bu süreler olağanüstü hal durumunda uzatılabilir...
Her ne sebeple olursa olsun, hürriyeti kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu kısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir.
Bu esaslar dışında bir işleme tabi tutulan kişilerin uğradıkları zarar, tazminat hukukunun genel prensiplerine göre, Devletçe ödenir."
14. Devlet Güvenlik Mahkemelerinin Yargılama Usulü Hakkındaki 18 Kasım 1992 tarihli 3842 sayılı kanunun 9. maddesine göre, bu mahkemeler sadece Ceza Kanununun 125 ve 168. maddelerinde tanımlanan suçlan içeren davalara bakabilmektedirler.
15. 3842 sayılı Kanunun 30. maddesi, "devlet güvenlik mahkemelerinin yetkisindeki suçlara ilişkin olarak herhangi bir tutuklu kişinin en geç 48 saat içerisinde veya birden fazla kişilerce işlenen suçlarda 15 gün içerisinde hakim önüne çıkarılması gerekir" demektedir.
6 Ağustos 1990'daki hakkın kısıtlanması duyurusu:
16. Türkiye'nin Avrupa Konseyi Daimi Temsilcisi, 6 Ağustos 1990*da Avrupa Konseyi Genel Sekreterine aşağıdaki hakların kısıtlandığı duyurusunu yollamıştır:
a. Türkiye Cumhuriyeti, Sözleşmenin 15. maddesi manasında ulusun yaşamına tehdit boyutunda son aylarda kapsam ve alan itibariyle sürekli biçimde artan Güney Doğu Anadolu'da ulusal güvenliğine yönelik tehditlere maruz kalmaktadır.
136 sivil ve 153 güvenlik kuvvetleri mensubu, 1989 boyunca kısmen yabancı üslerden harekete geçen teröristlerin eylemleri sonucu öldürülmüştür. 1990 yılı içerisinde aynı sebepten 125 sivil ve 96 güvenlik kuvveti mensubu hayatlarını kaybetmiştir.
b. Ulusal güvenliğe tehdit, genelde Güney Doğu Anadolu'daki illerde ve kısmen komşu illerde de meydana gelmektedir.
c. Terörist eylemlerin yoğunluk ve çeşitliliğinden dolayı ve bu eylemlerle başa çıkmak için, Hükümet sadece güvenlik kuvvetlerini kullanmak zorunda değil, fakat kısmen Türkiye Cumhuriyeti'nin öbür bölgelerinden veya hatta yurtdışından kaynaklanan halkın zararlı bir şekilde yanlış bilgilendirilmesi kampanyası ve işçi sendikası haklarının suiistimali ile başa çıkmak için uygun adımlar atmak da zorundadır.
d. Bu amaçla, Türk Anayasasının 121. maddesine göre hareket eden Türkiye Hükümeti, 10 Mayıs 1990'da 424 ve 425 sayılı kanun hükmünde kararnameleri ilan etmiştir. Bu kararnameler kısmen Avrupa İnsan Hakları ve Temel Hürriyetler Sözleşmesinin 5, 6, 8, 10, 11 ve 13 üncü Maddelerinde korunan haklarda kısıtlamaya neden olabilir. Yeni önlemlerin bir özeti ekte mevcuttur.
Kısıtlama duyurusundaki bir nota göre, ulusal güvenliğe tehdit genelde Elazığ, Bingöl, Tunceli, Van, Diyarbakır, Mardin, Siirt, Hakkari, Batman ve Sımak illerinde meydana gelmiştir.
29 Ocak 2001'de Türkiye yukarıda bahsedilen kısıtlamasını yürürlükten kaldırmıştır.
HUKUKİ BOYUT
I SÖZLEŞMENİN 5/3. MADDESİNİN İHLALİ İDDİASI
17. Başvuru sahibi Sözleşmenin 5/3. maddesinin ihlali iddiasında bulunmuştur.
1. Mahkemeye bildirilen görüşler
18. Başvuru sahibi, hakimin veya hukuki güç kullanmaya yetkili başka bir görevlinin önüne çıkartılmadan 11 günlük bir süre boyunca polis nezaretinde tutulduğundan şikayetçi olmuştur.
19. Aksoy v. Türkiye (18 Aralık 1996 tarihli karar) davasına atıfta bulunmuş ve yargısal müdahale olmaksızın polis nezaretinde harcanan sürenin Sözleşmenin 5/3. maddesine göre hak ihlali manasına geldiğini iddia etmiştir.
20. Hükümet, başvuru sahibinin göz altına alınma süresinin ilgili tarihte yürürlükte olan Türk kanunlarına göre yasal olduğunu bildirmiştir. 11 günlük göz altına almanın, ilgili tarihte Türkiye'nin güney doğusunda PKK şiddetinden dolayı haklı olduğunu iddia etmişlerdir.
21. Hükümet, ayrıca PKK terör örgütünün şiddeti nedeniyle meydana gelen durum göz önüne alındığında, Sözleşmenin 15. maddesine göre Türkiye tarafından bildirilen hak derogasyonu nedeniyle Madde 5/3. maddesinin ihlal edilmediğini iddia etmiştir.
2. Mahkemenin değerlendirmesi
22. Mahkeme, Sözleşmenin 5. maddesinin özgürlük hakkı ile kişinin devletin keyfi müdahalesine karşı korunması temel hakkını korumakta olduğunu hatırlatmaktadır. Yürütmenin müdahalelerinin yargısal denetimi, keyfi eylem riskini azaltmak ve demokratik bir toplumun temel prensiplerinden biri olan hukuk devletini korumak niyetindeki Madde 5/3 'te dışa vurulan garantinin önemli bir özelliğidir, (bakınız Sakık ve Diğerleri v. Türkiye, 26 Kasım 1997 tarihli hüküm, Raporlar 1997-VII, s. 2623, 744; ayrıca bakınız Brogan ve Diğerleri v. Birleşik Krallık, 29 Kasım 1988 tarihli hüküm, Seri A no. 145-B, s. 32, /58)
23. Mahkeme, birkaç vesile ile terörist saldırıların soruşturulmasının şüphesiz yetkilileri özel problemlerle karşılaştırdığını kabul etmiştir(bakınız yukarıda bahsedilen Brogan ve Diğerleri, s. 33,761, Murray v. Birleşik Krallık, 28 Ekim 1994, Seri A no. 300-A, s. 27, 758, yukarıda bahsedilen Aksoy kararı, s. 2282,778, Demir ve Diğerleri v. Türkiye, 23 Eylül 1998, Raporlar 1998-VI, s. 2653,741 ve Dikme v. Türkiye, 11 Temmuz 2000, Raporlar 2000-VIII, 764). Fakat bu, soruşturma yetkililerinin her ne zaman terörizmi iddia etmeyi seçtiklerinde ülke içindeki mahkemelerin denetiminden ve nihayet Sözleşmenin denetim kurumlarından bağımsız olarak şüphelileri sorgulamak için gözaltına almaya yetkili oldukları manasına gelmez (bakınız Murray kararı, s. 27,758).
24. Mahkeme, başvuru sahibinin polis tarafından göz altına alınmasının 11 gün sürdüğünden bahsetmektedir. Brogan ve Diğerleri davasında yargısal denetim olmaksızın dört gün ve altı saat süren polisçe göz altına alınmanın, amaç toplumu tüm olarak terörizme karşı korumak olsa bile, Sözleşmenin 573. maddesine göre süreye ilişkin katı sınırlamaların dışında kaldığını hatırlatmaktadır (bakınız Brogan ve Diğerleri kararı, s. 33,762). Mahkemenin sürenin uzunluğunun hakkı kısıtlama şartlan ile haklı çıkartılabilip çıkartılamayacağım araştırması gerekir.
3.15. maddeye göre Türkiye tarafından bildirilen hak kısıtlamasının yasallığı
25. Mahkeme, ulus yaşamının olağanüstü acil durumlar nedeniyle tehdit edilip edilmediğinin ve öyleyse acil durumun üstesinden gelmek amacıyla girişimde bulunmak için ne kadar ileri gitmesi gerektiğinin tespit edilmesi gerektiğini hatırlatmaktadır. Ulusal yetkililer prensipte böyle olağanüstü acil bir halin mevcudiyetine ve olağanüstü hali önlemek için gerekli kısıtlamaların doğasına ve kapsamına ilişkin karar vermek için uluslar arası hakimden daha iyi bir konumdadır. Bunun için bu durumda geniş bir takdir yetkisinin ulusal yetkililere bırakılması gerekmektedir. Fakat sözleşme yapan taraflar sınırsız bir takdir yetkisine sahip olmamaktadırlar. Devletlerin krizin yarattığı acil ihtiyaçların gerektirdiği düzeyin ötesine geçip geçmediğine karar vermek, Mahkemeye kalmaktadır. Takdirin ülke içi sının, böylece bir Avrupa denetimine tabi tutulmaktadır. Bu denetimin uygulanmasında Mahkemenin kısıtlamadan etkilenen hakların doğası ve olağanüstü hal durumuna neden olan şartlar gibi ilgili faktörlere uygun ağırlığı vermesi gerekmektedir (bakınız Brannigan ve McBride v. Birleşik Krallık, 26 Mayıs 1993, Seri A no. 258-B, s. 49-50, /43, ve Aksoy kararı, s. 2280,768).
26. Mahkeme, önceki bazı kararlarında Mahkemenin Türkiye'nin meydana getirdiği kısıtlamaların yasallığının değerlendirilmesinde özellikle Türkiye'nin güney doğusundaki ciddi terör problemini ve etkili önlemlerin alınmasında Devletin karşılaştığı zorluklan göz önüne almıştır. Fakat Mahkeme, bu davalarda durumun Aksoy davasında başvuru sahibinin 14 gün veya daha çok ve Demir davasında başvuru sahiplerinin 16 ve 23 gün arası bir hakime veya başka bir adli yetkiliyle görüşme imkanı olmaksızın göz altında tutulmasını gerektirdiğine ikna olmamıştır (Aksoy kararı, s. 2282 ve 2284, /78 ve /84; Demir kararı /57). Mahkeme, Aksoy davasında özellikle Hükümetin niçin Türkiye'nin güney doğusunda terörle mücadelenin herhangi bir yargısal müdahaleyi uygulanamaz hale getirdiğine ilişkin detaylı nedenler ileri sürmediğinden bahsetmiştir.
27. Mahkeme, özellikle Hükümetin bu davada Türkiye'nin güney doğusundaki durumun niçin yukarıda bahsedilen Aksoy ve Demir davalarındaki herhangi bir yargısal müdahaleyi imkansız hale getiren durumdan farklı olduğuna ilişkin nedenler ileri sürmediğinden bahsederek, bu iki davadaki vardığı sonuçlardan sapmaya ikna olmuş değildir.
28. Sonuç olarak ve PKK'nın eylemleriyle Türkiye'nin güney doğusunda yaratılan duruma ve terörist saldırıların soruşturulmasının özelliklerine ve zorluklarına rağmen, Mahkeme başvuru sahibinin bir hakim veya başka bir adli merciin huzuruna getirilmeden 11 gün göz altında kalmasının mevcut kriz ile mücadele için gerekli olmadığım düşünmektedir.
29. Böylece Sözleşmenin 5/3. maddesinin ihlali gerçekleşmiştir.
II. SÖZLEŞMENİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
A. Zarar
31. Başvuru sahibi, adli bir merci huzuruna getirilmeden önce 11 gün göz altına alınmasına ilişkin olarak manevi zarar için 5000 Sterlin talep etmiştir. Bu tutarın ödeme tarihinde Türk Lirasına çevrilmek üzere hükümde Sterlin olarak belirtilmesini istemiştir.
32. Hükümet başvuru sahibinin göz altına alınması ve başvuru sahibi tarafından talep edilen miktar arasında bir bağlantı olmadığım bildirmiştir. McCann ve Diğerleri v. Birleşik Krallık davasından söz etmiş (22 Eylül 1995 tarihli hüküm, Seri A no. 324) ve mahkemenin başvuru sahibinin iddiasını reddetmesini istemişlerdir.
33. Mahkeme başvuru sahibinin manevi zarar için herhangi bir yargısal müdahale olmaksızın polis nezaretinde 11 gün tutulduğunu göz önünde tutarak üzüntü, korku ve endişe yaşadığından dolayı başvuru sahibine tazminat verilmesi gerektiğini düşünmektedir. 41. maddenin gerektirdiği şekilde adil temeller üzerine karar vererek Mahkeme resmi bir kararla başvuru sahibine 3.600 Euro vermektedir (bakınız iğdeli v. Türkiye, no. 29296/95,741, 20 Haziran 2002, ve Filiz ve Kalkan v. Türkiye, no. 34481/97, /32, 20 Haziran 2002).
B. Masraf ve Harcamalar
34. Başvuru sahibi hukuki masraflar için 6.173,33 Sterlin talep etmiştir. Bu tutar, başvuru sahibinin Britanyalı avukatlarının hukuki ücretlerini (4.630 Sterlin), tercüme masraflarını (410 Sterlin), telefon, posta ve fotokopi gibi idari masrafları (150 Sterlin) ve Londra' daki Kürt İnsan Hakları Projesinin yönetici müdürü Kerim Yıldızın ücretini (400 Sterlin) ve son olarak bir stajyer avukat ücretini ihtiva etmiştir.
35. Hükümet Mahkemenin başvuru sahibine avukatlarına ödediği miktarı vermemesini bildirmiştir.
36. Mahkeme başvuru sahibinin şikayetleri ile ilgili olarak Sözleşmeye göre sadece kısmen başarılı olduğundan bahsetmektedir. Adil temeller üzerine karar vererek Mahkeme başvuru sahibi herhangi bir katma değer vergisi hariç tutularak Birleşik Krallıktaki bir banka hesabına ödenecek 1.500 Euro vermektedir.
C. Gecikme faizi
37. Mahkeme, gecikme faizinin, Avrupa Merkez Bankasının uyguladığı marjinal ödünç verme faizinin % 3 arttırılarak uygulanmasına karar vermiştir.
TÜM BU GEREKÇELERLE MAHKEME OYBİRLİĞİYLE,
1. Sözleşmenin 5/3 maddesinin ihlal edildiğine,
2.
(a) Sorumlu Devletin Sözleşmenin 44/2 maddesine göre hükmün nihai olacağı tarihten itibaren üç ay içerisinde başvuru sahibine aşağıdaki miktarları ödeyeceğine,
i. Manevi zarar ile ilgili olarak davanın çözüm tarihinde uygulanabilir oranda davalı Devletin ulusal parasına çevrilecek ve başvuru sahibi tarafından belirlenen bir banka hesabına ödenecek 3.600 Euro,
ii. Masraflar ve uygulanabilir vergilerle ilgili olarak davanın çözüm tarihinde uygulanabilir oranda Sterline çevrilecek ve başvuru sahibinin Birleşik Krallıktaki banka hesabına ödenecek 1.500 Euro,
(b) Bu tutara belirtilen sürenin bitiminden itibaren ödeme yapılıncaya kadar Avrupa Merkez Bankasının marjinal borç faizi oranının %üç arttırılması suretiyle faiz uygulanmasına,
3. Başvuru sahibinin hakkaniyete uygun tazmin konusundaki diğer taleplerinin reddine karar vermiştir.
Full & Egal Universal Law Academy