(Başvuru No: 42778/98)
08 ŞUBAT 2005
Başvuru sahiplerinin babası bir terör örgütü tarafından öldürülmüş ve başvuru sahipleri de babalarının ölümü ile ilgili olarak İçişleri Bakanlığından maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuşlardır. Ocak 1992 tarihinde yapılan bu başvuru sonucunda İçişleri Bakanlığı Haziran 1998'de başvuru sahiplerine, Mart 1998'de hükmedilen maddi tazminatı ödemiştir. Başvuru sahipleri ise yargılamanın uzunluğu sebebi ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurmuşlardır. Mahkeme de, yargılamada makul sürenin aşılması sebebi ile Sözleşme'nin 6. maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir.
KARARDA ATIF YAPILAN DİĞER DAVALAR
1. Frydlender v. Fransa, no. 30979/96.
2. Estima Jorge v. Portekiz, 21 Nisan 1998.
3. Zimmermann ve Steiner v. İsviçre, 13 Temmuz 1983.
4. Allenet de Ribemont v. Fransa, 10 Şubat 1995.
5. Obermeier v. Avusturya, 28 Haziran 1990.
6. Caleffi v. İtalya, 24 Mayıs 1991.
7. Karakaya v. Fransa, 26 Ağustos 1994.
8. Willekens v. Belçika, no. 50859/99.
PROSEDÜR
1. Davanın kaynağında Türkiye Cumhuriyeti'ne yöneltilmiş olan bir başvuru mevcuttur (42778/98 sayılı). Türk vatandaşı olan Hatun Güven, Nural Güven, Nihal Güven, Emrah Güven ve Ahmet Güven (başvuru sahipleri) Temel Özgürlük ve İnsan Haklarının Korunması Sözleşmesi'nin eski 25. maddesine dayanarak, 6 Temmuz 1998 tarihinde, Avrupa İnsan Hakları Komisyonu'na başvuruda bulunmuşlardır.
2. Başvuru sahipleri, Ankara'da avukatlık yapan D. Söğütlü tarafından temsil edilmiştir. Türk Hükümeti (Hükümet), mahkeme önündeki işlemler için bir görevli tayin etmemiştir.
3. Sözleşmenin 6. maddesine dayanarak, başvuru sahipleri, yargılama süresinin çok uzun bir süreyi içerdiğini iddia etmektedirler.
4. Başvuru, Sözleşmenin 11 No.lu Protokolünün yürürlüğe giriş tarihi olan 1 Kasım 1998'de Mahkemeye sevk edilmiştir.(11 No.lu Protokolün 5§2. maddesi)
5. Başvuru, Mahkemenin birinci dairesine sevk edilmiştir (tüzüğün 52§1. maddesi). Davayı incelemekle görevli daire, tüzüğün 26 § 1. hükmüne uygun olarak oluşturulmuştur.
6. 1 Kasım 2001 tarihinde, Mahkeme bölümlerinin oluşumunda değişiklikler yapmıştır (tüzüğün 25§1. maddesi). Mevcut başvuru, değişiklik yapılarak, üçüncü daireye sevk edilmiştir (tüzüğün 52§1. maddesi).
7. 3 Temmuz 2003 tarihinde alınan bir kararla mahkeme başvuruyu kabul edilebilir bulmuştur.
8. Başvuru sahiplerinin olduğu gibi, Hükümet de, davanın esası üzerine yazılı itirazlar sunmuşlardır. (tüzüğün 59 § 1. hükmü )
9. 1 Kasım 2004 tarihinde, Mahkeme, dairelerinin oluşumunda değişiklikler yapmıştır (tüzüğün 25§1. maddesi). Mevcut başvuru, değişiklik yapılan ikinci daireye sevk edilmiştir (tüzüğün 52§1. maddesi).
OLAYLAR
I. DAVANIN KOŞULLARI
10. Başvuru sahipleri, sırasıyla, 1969, 1985, 1987, 1989 ve 1930 doğumludurlar ve Elbistan'da ikamet etmektedirler (Kahramanmaraş).
11. 15 Nisan 1991 tarihinde başvuru sahiplerinin, eşi, babası ve oğlu olan H. G. bir terör örgütü tarafından öldürülmüştür.
12. 30 Ocak 1992'de, başvuru sahipleri, yakınlarını ölümünden dolayı, İçişleri Bakanlığından, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuşlardır. Tutar, 452.000.000 TL (82.511 Dolar) ve 110.000.000 ve TL. (20.080 Dolar) arasında artış göstermekteydi.
13. 15 Nisan 1992'de İçişleri Bakanlığından bir cevap alamayan başvuru sahipleri, İçişleri Bakanlığından tazminat alabilmek için, Ankara Bölge İdare Mahkemesine başvurmuşlardır. Maddi tazminat için 208.000.000 TL(32.338 Dolar) ve manevi tazminat için ise 25.000.000 TL (3886 Dolar) talep etmişlerdir.
14. 28 Mayıs 1992'de, İçişleri Bakanlığı, İdari Mahkemeye, bu talebi reddetmesi için, bir savunma dilekçesi sunmuştur.
15. 20 Temmuz 1992'de başvuru sahipleri, karşı dilekçe sunmuşlardır.
16. 7 Eylül 1992'de İçişleri Bakanlığı, tekrar dilekçe sunmuştur.
17. 13 Ekim 1993'de başvuru sahipleri, İdari Mahkemeye, kurullarına verdikleri vekâletnameyi sunmuşlardır.
18. 3 Mart 1994'de başvuru sahipleri, İdari Mahkemeden, maddi ve manevi tazminat tutarını belirlemeleri için bir uzman görevlendirilmesini istemişlerdir.
19. 23 Kasım 1994'de Ankara İdari Mahkemesi, bu konuda yetkili olmadığını belirterek başvuru sahiplerinin talebini reddetmiştir ve davayı Gaziantep Bölge İdare Mahkemesine sevk etmiştir.
20. 5 Şubat 1996'da, uzman, H.G'nin vefatından sonra kaybedilen tutarı hesaplamış ve Gaziantep Bölge İdare Mahkemesine, tutarın maddi tazminat boyutunda, 686.009.936 TL (10 746 Dolar) olduğunu raporla sunmuştur.
21. 9 Mayıs 1996'da, İdari Mahkeme, İçişleri Bakanlığını maddi tazminat için, başvuru sahiplerinin ilk talebi olan, 208.000.000 TL (2.710 Dolar)'lik tutarı, başvuru sahiplerine ödemeye mahkûm etmiştir. Mahkeme bu tutarın, faiz oranının, İçişleri Bakanlığının tazminat talebini reddettiği gün olan, 30 Ocak 1992 tarihinden itibaren işlemesini uygun bulmuştur. Manevi tazminat için ise 25.000.000 TL (325 Dolar)'lik tutar uygun bulunmuştur.
22. 30 Temmuz 1996'da, İdari Mahkeme, başvuru sahiplerine, kararın kendilerine tebliğ edilmesi için, iki ay içerisinde, prosedüre bağlı ek masrafların ödenmesi gerektiğini bildirmiştir.
23. 25 Eylül 1996'da başvuru sahipleri, bu miktarı ödediklerini bildirmişlerdir.
24. 3 Aralık 1996'da İçişleri Bakanlığı, İdari Mahkemenin kararına karşı, Danıştay'a itirazda bulunmuştur.
25. 16 Haziran 1997'de, başvuru sahipleri, İçişleri Bakanlığının itirazına karşılık, Danıştay'a itiraz etmişlerdir.
26. 9 Ekim 1997'de, prosedür süresini ve içinde bulundukları ekonomik istikrarsızlığı öne sürerek, başvuru sahipleri Danıştay'dan, kendi sundukları itiraza öncelik tanımalarını talep etmişlerdir.
27. 23 Mart 1998'de, Danıştay kararı ilk duruşmada onaylamıştır.
28. 8 Haziran 1998'de, İçişleri Bakanlığı, başvuru sahiplerine, 699.725.000 TL (2.487 Dolar)'lik tazminat tutarını ödemiştir.
II. İLGİLİ İÇ HUKUK
29. Anayasanın 125 § 7. maddesine göre:
"İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür."
HUKUKİ BOYUT
I. SÖZLEŞME'NİN 6. MADDESİNİN İHLALI İDDİASI
30. Başvuru sahipleri, yargılama süresinin, aşağıda bir kısmı verilen, Sözleşmenin 6§1 ve maddesinde belirtilen "makul süreyi" tanımadığını ileri sürmektedirler:
" 1. Herkes, gerek medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar, gerek cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir."
31. Enflasyon oranı ve yasal geçmiş gün faiz oranı arasındaki farkı göz önünde bulundurarak, başvuru sahipleri, davaları makul bir süre içinde sonuçlanmadığı için maddi kayba uğradıklarını ileri sürmüş ve bu durumdan şikâyetçidirler.
32. Hükümet bu sava itiraz etmiştir. Davanın karmaşık bir dava olduğunu ve gecikmenin ise, gerekli bazı belgeleri kısa bir süre içerisinde mahkemeye sunmayan başvuru sahiplerinin özensizliklerinden kaynaklandığını belirtmiştir.
33. Süre, başvuru sahiplerinin İçişleri Bakanlığından tazminat talebinde bulundukları süre olan 30 Ocak 1992 tarihinde başlamış ve tazminatın ödeniş tarihi olan 8 Haziran 1998 tarihinde son bulmuştur. Yani, altı yıl dört ay sürmüştür.
34. Mahkeme, bir davanın yargılama süresinin, davanın koşullarına ve özellikle, davanın karmaşıklığına, başvuru sahiplerinin ve yetkili mercilerin tutumuna olduğu kadar, uyuşmazlık konusu olan unsura da bağlı olarak değişebileceğini hatırlatmıştır.(Frydlender v. Fransa [GC], no. 30979/96, §43, CEDH 2000-VII).
Mahkeme, ayrıca, 6. maddeye göre, hangi mahkemeden olursa olsun alınan bir kararın uygulanmasının, davayı tamamlayan bir unsur olarak kabul edilmesi gerektiğini belirtmiştir. Estima Jorge v. Portekiz, 21 Nisan 1998 tarihli karar, 1998-II, s. 10, §§ 34-35).
35. Mahkeme, davanın özel bir karmaşıklık durumu içermediği ve başvuru sahiplerinin tutumlarının, söz konusu yargılama süresinin uzunluğunu açıklamadığı kanısındadır. Ankara Bölge İdare Mahkemesinin yetki sınırının belirlenmesi, karmaşık bir durum olmamasına rağmen, bu süreç iki yıl yedi ay sürmüştür. Mahkeme, Ulusal iç hukuk mahkemelerine bağlı yavaşlığın, Sözleşmenin belirlediği süreye ters düşen bir zaman uzunluğuna neden olabileceği kanısındadır.
36. Ayrıca, Mahkeme, ilgili davanın, bazı durumlar için önem taşıdığını da hatırlatmıştır (Zimmermann ve Steiner v. İsviçre, 13 Temmuz 1983 tarihli karar, seri A no 66, § 24, ve Allenet de Ribemont v. Fransa, 10 Şubat 1995 tarihli karar, seri A no 308, § 47). Mahkeme, başvuru sahiplerinin, babalarının vefatından sonra maddi destekten yoksun kaldıkları kanaatindedir. Bu durumdan ötürü, mahkemenin kısa zamanda sonuçlanması ve tazminatlarının ödenmesi başvuru sahipleri için önem arz etmekteydi, ayrıca, reel enflasyon oranı ve geçmiş gün faiz oranı arasında fark da fark edilir düzeydeydi ( mutatis mutandis, Obermeier v. Avusturya, 28 Haziran 1990 tarihli karar, seri A no 179, § 72, Caleffi v. İtalya, 24 Mayıs 1991 tarihli karar, seri A no 206-B, § 17 ve Karakaya v. Fransa, 26 Ağustos 1994 tarihli karar, seri A no 289-B, § 30) .
37. Mahkeme, kendisine verilen yetkiye dayanarak, söz konusu yargılama süresinin uzun olduğuna ve makul süreyi aştığına kanaat etmiştir. Sözleşmenin 6 § 1.maddesinin ihlali söz konusudur.
II. SÖZLEŞMENİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
38. Sözleşmenin 41. maddesi aşağıdaki hükmü ihtiva eder.
"Eğer Mahkeme Anlaşmanın ve Anlaşma Tutanağının ihlal edildiğini açıklarsa ve akit tarafın iç hakları, bu ihlalin sonuçlarını, eksiksiz olarak telafi etmeye müsaade etmiyorsa, Mahkeme, eğer gerekli görürse, mağdur tarafın zararını karşılar."
39. Başvuru sahipleri, dilekçenin kabul edilebilirliği üzerine alınan karardan sonra, kendilerine 3 Temmuz 2003 tarihinde gönderilen mektupta, tüzüğün 60. maddesinde, Sözleşmenin 41. maddesine dayanan bütün taleplerin yazılı olarak bildirilmesi gerektiği belirtilmesine rağmen, hiçbir talepte bulunmamışladır. Mektupta belirtilen sürenin zaman aşımına uğramasından dolayı, Mahkeme, Sözleşmenin 41 maddesine bağlı olarak bir tazminat ödenmesine gerek olmadığına karar vermiştir (Willekens v. Belçika, no. 50859/99, § 27, 24 Nisan 2003 tarihli karar).
BU GEREKÇELERLE, MAHKEME OY BİRLİĞİYLE,
Sözleşme'nin 6§ 1. maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir.
Full & Egal Universal Law Academy