(AİHS m. 6, 7, 9, 10, 14, 17, 18, 29, 37) (3713 S. K. m. 8) (4304 S. K. m. 1, 2)
(Başvuru no. 44665/98)
TARİH: 07.03.2006
KARAR
(Dostane Çözüm)
OLAYLAR
M. Hıdır Göktaş, Rıza Metin Gülbay ve Hasan Basri Çıplak isimli başvuranlar sırasıyla, 1960, 1956 ve 1956 doğumlu Türk vatandaşlarıdır. AİHMde, İstanbul Barosuna bağlı avukatlar H. İnanıcı ve R. Tekcan tarafından temsil edilmektedirler.
Taraflarca sunulduğu şekliyle dava olayları şu şekilde özetlenebilir.
Bir yayımcılık şirketinin sahibi olan üçüncü başvuran, gazeteci olan birinci ve ikinci başvuran tarafından yazılan Soğuk Savaştan Sıcak Barışa isimli bir kitap yayımlamıştır. Kitap, dünyada ve Türkiyede ekonomik ve siyasi değişimler hakkında on dokuz kişi ile yapılan röportajların derlemesinden oluşmuştur.
8 Mayıs 1994 tarihinde, İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi, kitapta yer alan röportajlardan Demokrasi Partisi (DEP) başkanı Hatip Dicle ile yapılan röportajın Devletin bütünlüğüne karşı bölücü propaganda içerdiği gerekçesiyle, kitabın toplatılması emrini vermiştir.
9 Haziran 1994 tarihinde, İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcısı, mahkemeye, başvuranları, 1991 tarihli Terörle Mücadele Kanununun 8 §§ 1 ve 2. maddesine aykırı olarak Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı hedef alan propaganda yapmakla suçlayan bir iddianame sunmuştur.
16 Mayıs 1995 tarihli bir kararda, İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi, başvuranları, 1991 tarihli Kanunun 8. maddesi uyarınca olan yasak fiillerden suçlu bulmuştur. Birinci ve ikinci başvuran, 8. maddenin 1. paragrafı uyarınca, bir yıl sekiz ay hapis cezasına ve 41.666.666 Türk Lirası para cezasına çarptırılmışlardır. Üçüncü başvuran, 8. maddenin 2. paragrafı uyarınca, beş ay hapis cezasına ve 41.666.666 Türk Lirası para cezasına çarptırılmıştır.
8 Ocak 1996 tarihinde, Yargıtay, 27 Ekim 1995 tarihli 4126 sayılı Kanun ile 1991 tarihli Kanunda yapılan değişiklikler dolayısıyla, ilk derece mahkemesinin kararını bozmuştur. Dava, ex officio yeniden inceleme için İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesine iade edilmiştir.
11 Temmuz 1996 tarihinde, Devlet Güvenlik Mahkemesi, üçüncü başvuranı, beş ay hapis cezasına ve 41.666.666 Türk Lirası para cezasına çarptırmış, birinci ve ikinci başvuranı, bir yıl, bir ay ve on gün hapis cezasına ve 111.111.110 Türk Lirası para cezasına çarptırmıştır. Mahkeme, üçüncü başvurana verilen hapis cezasını, 42.416.666 Türk Lirası para cezasına dönüştürmeye karar vermiştir.
30 Mart 1998 tarihinde, Yargıtay, birinci ve ikinci başvurana ilişkin mahkumiyet kararlarını onamış, ancak 14 Ağustos 1997 tarihinde yürürlüğe girmiş olan 4304 sayılı Kanun hükümlerini göz önünde tutarak, üçüncü başvurana ilişkin mahkumiyet kararını bozmuştur.
İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi, 22 Nisan 1998 tarihli duruşmasında, 4304 sayılı Kanunun 1. maddesine uygun olarak, üçüncü başvuranın nihai cezasının uygulanmasını ertelemeye karar vermiştir. Mahkeme, aynı Kanunun 2. maddesi uyarınca, bu başvuran hakkındaki cezai işlemlerin durdurulmasına ve başvuranın karardan itibaren üç yıl içinde yayıncı sıfatı altında başka bir kasti suçtan mahkum edilmesi durumunda nihai cezanın verilmesine karar vermiştir.
ŞİKAYETLER
1. Başvuranlar, kendilerini yargılayan ve mahkum eden İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi heyetinde askeri hakim bulunması nedeniyle AİHSnin 6 § 1. maddesine aykırı olarak adil bir yargılama sağlanmadığından şikayetçi olmuşlardır.
2. Başvuranlar, AİHSnin 7. maddesi uyarınca, işlendiği zaman ulusal ve uluslararası hukuka göre bir suç sayılmayan bir fiil veya ihmalden dolayı mahkum edilmiş olduklarından, 1991 tarihli Terörle Mücadele Yasasının ilgili hükümlerinin belirsizliğinin izin verilen ve yasaklanan davranış arasındaki farkı ayırt etmelerini mümkün kılmadığını ifade etmişlerdir.
3. Başvuranlar, yetkililerin, kendilerini mahkum ederek ve cezalandırarak, AİHSnin 9 ve 10. maddeleriyle düzenlenen düşünce özgürlüğü ve ifade özgürlüğü haklarına haksız müdahalede bulunduklarını iddia etmişlerdir.
4. Başvuranlar, 10. madde ile birlikte AİHSnin 14. maddesi uyarınca, Kürtler ve Kürdistan gibi bazı kelimelerin kullanımı nedeniyle kitabın toplatılmasının, siyasi görüş bakımından ayrımcılık teşkil ettiğinden şikayetçi olmuşlardır.
5. Başvuranlar AİHSnin 17 ve 18. maddeleri uyarınca, ifade özgürlüğü haklarına Terörle Mücadele Yasasının 8. maddesine uygun olarak uygulanan sınırlamaların, AİHSnin 10 § 2. maddesinde ortaya konan meşru amaçlarla uyuşmadığını iddia etmişlerdir.
HUKUK
AİHM, Hükümetten şu beyanı almıştır:
1. Türkiye Hükümetinin, yukarıda belirtilen davanın dostane çözümünü sağlamak amacıyla, başvuranların her birine, ex gratia 5.000 Euro (beş bin Euro), toplam 15.000 Euro (on beş bin Euro), ödemeyi teklif ettiğini beyan ederim.
Dava ile ilişkili mahkeme masraflarıyla birlikte her türlü tazminatı kapsayacak olan bu miktar, uygulanabilecek her türlü vergiden muaf şekilde ve ödeme günündeki kur üzerinden Yeni Türk Lirasına dönüştürülmek üzere Euro olarak, başvuranlar ve/veya yetkili temsilcileri tarafından belirlenen bir banka hesabına ödenecektir. Bu miktar, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 37. maddesine uygun olarak verilen AİHM kararının tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde ödenebilecektir. Bu miktarın söz konusu üç aylık süre içinde ödenmemesi durumunda, Hükümet, ödemenin yapılmasına kadar miktara Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulamayı taahhüt etmektedir. Bu ödeme davanın nihai çözümünü oluşturacaktır.
AİHM, başvuranların temsilcilerinden biri tarafından imzalanan şu beyanı almıştır:
1. Başvuranların temsilcisi sıfatı ile Türkiye Hükümetinin, yukarıda belirtilen davanın dostane çözümünü sağlamak amacıyla, başvuranların her birine, ex gratia 5.000 Euro (beş bin
Euro), toplam 15.000 Euro (on beş bin Euro), ödemeye hazır olduğunu kaydederim. Dava ile ilişkili masraflarla birlikte her türlü tazminatı kapsayacak olan bu miktar, uygulanabilecek her türlü vergiden muaf şekilde ve ödeme gününde Yeni Türk Lirasına dönüştürülmek üzere Euro olarak, bizim tarafımızdan belirlenen bir banka hesabına ödenecektir. Bu miktar, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 37. maddesine uygun olarak verilen AİHM kararının tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde ödenebilecektir.
2. Başvuranlarla görüşmüş olarak, teklifi kabul eder ve bu başvurunun olaylarına ilişkin olarak Türkiye aleyhindeki başka iddialardan vazgeçerim. Bunun, davanın nihai çözümünü oluşturduğunu beyan ederim.
3. Bu beyan, Hükümet ve başvuranların vardıkları dostane çözüm bağlamında yapılmıştır.
AİHM, taraflar arasında varılan dostane çözümü göz önünde bulundurur. Çözümün, AİHS ve Protokollerinde belirtildiği gibi insan haklarına saygı temeline dayandığı hususunda tatmin olmuştur ve başvurunun incelenmesinin devamını haklı çıkaracak kamu yararı gerekçesi görmemiştir (AİHSnin in fine 37 § 1. maddesi). Dolayısıyla, AİHSnin 29 § 3. maddesi davaya uygulanmaya devam etmemeli, dava kayıttan düşürülmelidir.
Bu sebeplerle, AİHM oybirliğiyle
Başvurunun kayıttan düşmesine karar vermiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy