(Başvuru No: 47328/99)
15 MART 2005
Dava, Türk Hükümeti aleyhine Türk vatandaşı, Nurettin Şirin tarafından, yargılandığı ve suçlu bulunduğu Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesince yargılanmasının, Sözleşmenin 6. maddesi kapsamında bağımsız ve tarafsız bir mahkeme olmadığı iddiası ile ve ayrıca, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının mütalaasının kendisine bildirilmemesinin de 6. madde kapsamında ihlal oluşturduğu iddiası ile dava açmıştır Hükümet, Sözleşmenin 35/3. maddesi kapsamında altı aylık sürenin aşıldığını ileri sürmüştür.
Neticede Mahkeme oybirliğiyle;
1. Diğer başvuruların kabul edilebilir olduğuna;
2. Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesin bağımsızlığı ve tarafsızlığı ile ilgili olarak yapılan şikayete dair olarak Sözleşmenin 6/1. maddesinin ihlal edildiğine,
3. Sözleşmenin 6/3. maddesi ile ilgili diğer şikayetlerin incelenmesine gerek olmadığına karar vermiştir.
KARARDA ATIF YAPILAN DİĞER DAVALAR
1. Özel v.Türkiye, no; 42739/98, 7 Kasım 2002.
2. Ahmet Sadık v. Yunanistan, 15 Kasım 1996.
3. Vural v. Türkiye, no. 56007/00, 21 Aralık 2004.
4. Çolak v. Türkiye (no. 1), no. 52898/99, 15 Temmuz 2004.
5. Özdemir v. Türkiye, no. 59659/00, 6 Şubat 2003.
6. Çıraklar v. Türkiye, 28 Ekim 1998.
7. Incal v.Türkiye, 9 Haziran 1998.
8. Durmaz ve Diğerleri v. Türkiye, no. 46506/99, 46569/99, 46570/99 ve 46939/99, 14 Ekim 2004.
9. Işık v. Türkiye, no. 44057/98, 24 Haziran 2003.
10. Ormancı ve Diğerleri v. Türkiye, no. 43647/98, 21 Aralık 2004.
11. Pravednaya v. Rusya, no. 69529/01, 18 Kasım 2004.
12. Gençel v. Türkiye, no. 53431/99, 23 Ekim 2003.
PROSEDÜR
1-3. Dava, İnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri Korunmasına İlişkin Sözleşme'nin (Sözleşme) 34. maddesi uyarınca, Türk Hükümeti aleyhine Türk vatandaşı, Nurettin Şirin ("başvuru sahibi") tarafından 15 Mart 1999 tarihinde açılmıştır. 27 Nisan 2004 tarihinde, Mahkeme, başvurunun kısmen kabul edilemez olduğu beyan etmiş ve Cumhuriyet Savcısının temyiz görüşlerinin kendisine bildirilmemesi ve tarafsız ve bağımsız bir mahkemede adil yargılanmasına dair başvuru sahibinin hakları ile ilgili Hükümet aleyhine şikâyetlerin birleştirilmesi kararını vermiştir. Mahkeme, Sözleşmenin 29/3. maddesi bağlamında başvuruların aynı zamanda esastan görüşülmesinin kabul edilebilir olduğuna karar vermiştir.
OLAYLAR
I. DAVANIN ÖZEL ŞARTLARI
4-5. Başvuru sahibi, 1964'de doğmuş ve İstanbul'da yaşamaktadır. 31 Ocak 1997 tarihinde, başvuru sahibi, Ankara Sincan belediye Meclisi'nin düzenlediği bir toplantıda, Filistin'in özgürlük mücadelesi ile ilgili bir konuşma yapmış ve Kudüs'ün özgürlüğü için mücadele eden Müslüman liderleri övmüştür.
6. 6 Şubat 1997 tarihinde, başvuru sahibi, polis tarafından gözaltına alınmıştır. İfadesinde, İran rejimini desteklediği ve Kuran temelinde bir rejimi arzu ettiğini açıklamıştır.
7. 13 Şubat 1997 tarihinde, başvuru sahibi, Cumhuriyet Savcısı tarafından sorguya çekilmiş ve Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi'ne sevk edilmiştir. Savcının sorgulaması esnasında, başvuru sahibi poliste verdiği ifadeyi aynen tekrar etmiştir. Aynı gün, başvuru sahibi, sorgu hâkiminin önüne çıkartılmış ve Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi'ne gönderilmiş ve tutuklanmıştır.
8-9. 7 Marta 1997 tarihli suçlamada, Cumhuriyet Savcısı, başvuru sahibinin aleyhine, Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde, adli soruşturmayı başlatmıştır. Üyelerinden biri askeri hâkim olan üç üyeli Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi önünde, başvuru sahibi, aleyhine tüm suçlamaları reddetmiştir.
10. 15 Ekim 1997 tarihinde, Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi, başvuru sahibinin terör örgütü üyesi olduğuna karar vermiş ve Türk Ceza Kanununun 168. maddesine göre on yedi yıl altı ay hapis cezası ile cezalandırmıştır.
11. 6 Ocak 1998 tarihinde, başvuru sahibi, Yargıtay nezdinde temyize başvurmuştur. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, temyizin esası ile ilgili mütalaasını sunmuştur. Başvuru sahibi, bu mütalaa hakkında bilgilendirilmemiş, ancak Yargıtay önündeki duruşmada sesli olarak okunmuştur.
12-13. 21 Eylül 1998 tarihinde, Yargıtay, başvuru sahibinin temyiz talebini reddetmiş, Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin delilleri değerlendirmesini ve başvuru sahibinin savunmasının reddedilmesi gerekçesini onamıştır. 24 Aralık 1998 tarihinde, Yargıtay Cumhuriyet başsavcısı, başvuru sahibinin karar düzeltme talebini reddetmiştir.
II. İLGİLİ İÇ HUKUK KURALLARI
14. İç hukuk kurallarının tam tanımlanması, Özel v. Türkiye (no. 42739/98, §§ 20-21, 7 Kasım 2002) kararında bulunabilir.
HUKUKİ BOYUT
I. SÖZLEŞMENİN 6. MADDESİNİN İHLALİ İDDİASI
15. Başvuru sahibi, özellikle, yargılandığı ve suçlu bulunduğu Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesinde askeri hâkimin de hazır bulunmasının yargılamanın tarafsız ve bağımsız durumunu ortadan kaldırdığını ve bunun da adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini iddia etmiştir. Bununla birlikte, başvuru sahibi, tarafların eşitliği prensibinin, temyiz aşamasında, cumhuriyet savcısının mütalaasının kendisine bildirilmeyerek ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Bu bağlamda, Sözleşmenin 6. maddesinin aşağıda belirtilen ilgili hükümlerinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.
"1. Herkes, ....... gerek cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından ..... hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir.
....
3. Her sanık en azından aşağıdaki haklara sahiptir:
....
(b) Savunmasını hazırlamak için gerekli zamana ve kolaylıklara sahip olmak
"
A. Kabul Edilebilirlik
16. Hükümet, başvuru sahibinin, Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsızlığı ve tarafsızlığı ile ilgili şikâyetinin Sözleşmenin 35. maddesine göre, 6 aylık sürenin geçirilmesinden dolayı reddedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Bu yüzden, başvuru sahibinin Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsızlığı ve tarafsızlığından şikâyetçi olmasına rağmen, kendisinin, mahkemenin kararından sonra, yani 15 Ekim 1997 tarihinden sonra altı ay içinde Mahkemeye başvurusunu vermesi gerektiğini belirtmiştir.
17. Mahkeme, geçmişte, altı ay süresine uymama ile ilgili Hükümetin aynı ilk itirazlarını daha önceden incelediğini ve onları reddettiğini tekrarlamıştır (bkz. Özdemir v. Türkiye, no. 59659/00, § 29, 6 Şubat 2003 ve Doğan ve Keser v. Türkiye, no. 50193/99 ve 50197/99, § 17, 24 Haziran2004). Mahkeme, mevcut davada, yukarda belirtilen kararlardan farklı bir karar vermesini gerektirecek bir nedenin olmadığını belirtmiştir.
18. Bu sebeple, Mahkeme, Hükümetin ilk itirazını reddetmiştir.
19. Kabul edilen usul hukuku ışığında (diğer birçok içtihat arasından, Çıraklar v. Türkiye, 28 Ekim 1998, Reports of Judgments and Decisions 1998-VII) ve sunulan veriler göz önüne alınarak, Mahkeme, davaların, Sözleşme bağlamında, hukuk ve olayların karmaşık bir yapıya ulaştığını belirtmiştir. Bununla birlikte, Mahkeme, başvuruların, Sözleşmenin 35/3. maddesi anlamında, açık olarak, sakat olmadığı sonucuna ulaşmıştır. Taraflara, kabul edilemez olduğuna dair bir açıklama için hiçbir sebep olmadığı belirtilmiştir.
B. Davanın Esası
1. Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsızlığı ve tarafsızlığı
20. Hükümet, Devlet Güvenlik Mahkemelerinin, Devletin güvenlik ve bütünlüğünü korumak için oluşturulduğunu ileri sürmüştür. Mevcut davada, başvuru sahibinin, Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsızlığına dair herhangi bir yasal şüphenin olmadığını belirtilmiştir. Hükümet, ayrıca, 1999 Anayasa değişikliği ile askeri hâkimlerin devlet güvenlik mahkemelerinden çıkartıldığını ifade etmiştir. En son olarak, 2004 yılında Devlet Güvenlik mahkemelerinin kaldırıldığı ifade edilmiştir.
21. Mahkeme, defalarca, mevcut davadaki benzer durumlarda Sözleşmenin 6/1. maddesinin ihlal edildiğine karar verdiğini belirtmiştir (bkz. yukarda belirtilen Özel kararı, §§ 33-34 ve Özdemir v. Türkiye, no. 59659/00, §§ 35-36, 6 Şubat 2003).
22. Mahkeme, bu davada farklı bir karar vermesini gerektiren bir sebep olmadığını belirtmiştir. Yasadışı bir örgüte yardım ve yataklık yaptığı için Devlet Güvenlik Mahkemesinde yargılanan başvuru sahibinin, Askeri Yargı Sisteminin bir üyesi olan muvazzaf bir askerin bulunduğu bir yargılamada endişeli olmasının anlaşılabilir olduğunu belirtilmiştir. Bu sebeple, Anakara Devlet Güvenlik Mahkemesinin davanın doğası ile alakası olmayan düşüncelerden aşırı bir şekilde etkilenmesine imkan tanınacağından, başvuru sahibinin yasal olarak korkuya kapılabileceği belirtilmiştir. Diğer bir deyişle, başvuru sahiplerinin, Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsızlıktan ve tarafsızlıktan yoksun olduğuna dair korkuları, nesnel olarak haklı addedilebileceği ifade edilmiştir. (bkz. Incal v.Türkiye, 9 Haziran 1998, Reports 1998-IV, p. 1573, § 72 in fine).
23. Yukarda belirtilenler ışığında, Mahkeme, Sözleşmenin 6/1. maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiştir.
2. 6. Madde altında ileri sürülen diğer şikayetler hakkında
24. Hükümet, Cumhuriyet Başsavcısının mütalaasının Yargıtay'a sunulduğu ve duruşma esnasında başvuru sahibinin vekili için sesli okunduğu ileri sürülmüştür. Hükümet, duruşmadan önce, başvuru sahibinin vekilinin, Cumhuriyet başsavcısının görüşlerini temin edecek ve temyiz için ek iddialar sunabilecek yeterince zamanın olduğunu ileri sürmüştür. Hükümet, ayrıca, 2003 yılında yapılan bir yasa değişikliği ile Yargıtay cumhuriyet Başsavcısının yazılı mütalaasının, ex officio, bildirileceğini belirtmiştir.
25. Başvuru sahibinin, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme önünde adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine dair bulgular göz önüne bulundurularak, Mahkeme, başvuru sahibinin Sözleşmenin 6/3. madde kapsamında diğer şikayetlerinin incelenmense gerek olmadığını düşünmüştür (bkz., yukarıda belirtilen Çıraklar kararı, § 45, Durmaz ve Diğerleri v. Türkiye, no. 46506/99, 46569/99, 46570/99 ve 46939/99, §§ 22-23, 14 Ekim 2004 ve Işık v. Türkiye, no. 44057/98, §§ 39-40, 24 Haziran 2003).
II. SÖZLEŞMENİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
26. Sözleşmenin 41. maddesi şu şekildedir;
"Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder. "
27. Mahkeme, Mahkeme Kurallarının 60. maddesi kapsamında, tatmin edici olması için her türlü iddianın ayrıntıları ile yazılması ve ilgili destekleyici belgeler veya makbuzlarla birlikte yazılarak sunulması gerektiğine dikkat çekmiştir.
28. Mevcut davada, 27 Eylül 2004 tarihinde, Mahkeme, başvuru sahibini iddialarını tatmin edici bir şekilde sunması için davet etmiştir. Bu talepten sonra, Mahkeme, 29 Kasım 2004 tarihine kadar, süreyi uzatmayı garanti etmiş ve başvuru sahibini, bu tarihten sonra herhangi bir başka uzatma süresi verilmeyeceği bildirilmiştir. Ancak, kendisi, belirtilen sürede herhangi bir iddia sunmamıştır.
29. Yukarıda belirtilenler kapsamında, Mahkeme, Sözleşmenin 41. maddesi bağlamında hiçbir tazminata karar vermemiştir (bkz. Ormancı ve Diğerleri v. Türkiye, no. 43647/98, §§ 48-51, 21 Aralık 2004 ve Pravednaya v. Rusya, no. 69529/01, §§ 43-46, 18 Kasım 2004).
30. Her ne kadar başvuru sahibi başvuru sahibi, hiçbir iddia sunmamış olsa bile, Mahkeme, başvuru sahibinin, 6/1 madde anlamında tarafsızlıktan ve bağımsızlıktan yoksun olan bir mahkemede suçlu bulunduğu tespit etmiş ve 6/1. madde anlamında bir bağımsız ve tarafsız mahkeme önünde yapılmayan yargılamaların, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme önünde tekrar yargılanmasının temin edilmesinin gerektiğini ifade etmiştir (Gençel v. Türkiye, no. 53431/99, § 27, 23 Ekim 2003).
BU GEREKÇELERLE MAHKEME OYBİRLİĞİ İLE,
1. Diğer başvuruların kabul edilebilir olduğuna;
2. Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesin bağımsızlığı ve tarafsızlığı ile ilgili olarak yapılan şikayete dair olarak Sözleşmenin 6/1. maddesinin ihlal edildiğine,
3. Sözleşmenin 6/3. maddesi ile ilgili diğer şikayetlerin incelenmesine gerek olmadığına karar vermiştir.
Full & Egal Universal Law Academy