(AİHS m. 6, 8, 11, 13, 14, 34, 35, 44) (285 S. KHK. m. 4, 7)
(Başvuru no: 50290/99)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
20 Kasım 2007
İşbu karar Sözleşmenin 44 § 2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup şekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 50290/99 numaralı başvurunun nedeni T.C. vatandaşı Ali Ürkütün (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) 29 Nisan 1999 tarihinde Temel İnsan Hakları ve Özgürlüklerini güvence altına alan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.
Başvuran Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde Diyarbakır barosu avukatlarından M. Kılavuz tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOŞULLARI
Başvuran 1959 doğumlu olup Diyarbakırda ikamet etmektedir.
1990lı yılların başında başvuran Dicle Üniversitesinde memur iken sendika faaliyetlerine başlamış, 1996 yılında Sağlık Emekçileri Sendikası (S.E.S) Diyarbakır şubesinin başkanlığına seçilmiş, 1998 yılında ise sendikanın genel başkanı olmuştur.
Yüksek Öğrenim Kurumundan (YÖK) 19 Haziran 1998 tarihinde iletilen bir yazıyla başvurana atama kararı bildirilmiştir.
Olağanüstü Hal Bölge Valisinin 285 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 4 g) bendine dayalı talebi üzerine başvuran 16 Kasım 1998 tarihinde Burdura tayin edilmiştir.
Dicle Üniversitesi Rektörlüğü 19 Kasım 1998 tarihli bir yazı ile Olağanüstü Hal Bölge Valisinin ilgili yasal düzenlemeye uygun olarak başvuran hakkında almış olduğu tayin kararını teyid etmiştir.
Başvuran 24 Şubat 1999 tarihinde görevinden istifa etmiş ve sendika faaliyetlerine son vermiştir. Başvuran Kürt kökeninden dolayı tayin edildiği bölgede çok sayıda olduğunu düşündüğü Türk milliyetçilerinin saldırısına uğramaktan çekindiği için istifa etmeyi tercih ettiğini belirtmiştir. Adı geçen şu an işsizdir.
HUKUK
I. AİHSNİN 11. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuran tayin kararının sendika faaliyetleri nedeniyle alındığını ve bu kararın AİHSnin 11. maddesine aykırı olarak toplantı ve dernek kurma özgürlüğüne yönelik bir ihlali oluşturduğunu ileri sürmektedir.
Hükümet üç başlık altında itirazda bulunmaktadır.
A. İç hukuk yollarının tüketilmemesi
Hükümet İdari Yargılama Usulünün 11. maddesine dayalı olarak başvuranın yetkili merciler önünde atama kararının iptali veya değiştirilmesi müracaatında bulunabileceğini savunmaktadır. Başvuran İdare mahkemesinde de kararın iptali istemiyle başvuruda bulunabilirdi.
Başvuran bu savlara karşı çıkmaktadır.
AİHM başvuranın şikayetinin AİHSnin 11. maddesiyle birlikte 13. maddesiyle ilintili olduğu tespitini yapmakta ve bu itirazı 13. maddenin esasıyla birlikte incelemeye karar vermektedir (Bkz. Metin Turan kararı ve Bulğa vd.-Türkiye kararı).
B. Altı ay kuralına uyulmaması
Hükümet ikinci olarak AİHMnin bu başvuruda iç hukuk yollarının etkili olmadığını kaydetmesi durumunda, başvuranın sözkonusu 16 Kasım 1998 tarihli atama kararından haberdar edildiği ve başvurunun AİHSde öngörülen altı ay kuralının ötesinde 22 Haziran 1999 tarihinde yapıldığı dikkate alındığında, başvurunun kabul edilemezliği sonucuna varması gerektiğini savunmaktadır.
AİHM iç tüzüğünün 47/5. maddesi uyarınca mevcut başvuruyu 29 Nisan 1999 tarihinde yapılmış olarak kabul ettiğini ifade etmektedir. Başvurunun AİHSnin 35/1. maddesinde öngörülen süre içinde yapıldığını belirten AİHM, Hükümetin itirazını reddetmektedir.
C. Dayanaktan yoksun olma
Başvuranın iddiasına karşı çıkan Hükümet, başvuranın tayininin sendika üyeliğine bir etkisi olmadığının altını çizmektedir. Hükümet ne AİHSnin 11. maddesinin ne sendika üyesi olmanın, bir kamu görevlisini farklı bir göreve veya yere atanmama güvencesi sağlamadığını hatırlatmaktadır.
AİHM, Ertaş Aydın vd-Türkiye ve Bulğa vd-Türkiye kararlarında da buna benzer sorun hakkında görüş bildirme fırsatını bulduğunu ve AİHSnin 11. maddesi ile güvence altına alınan sendika kurma özgürlüğünün ihlal edilmediği sonucuna vardığını anımsatır.
Bu başvuruda AİHM, mahkemenin incelemesine sunulan unsurlardan başvuranın sendika faaliyetleri nedeniyle yetkililerin kendisini tayin ettikleri iddiasını yeterince ve ikna edici şekilde gerekçelendirmediği tespitini yapmaktadır (Bkz. a contrario, sözü edilen Metin Turan kararı).
AİHM dava olaylarının bütününün incelenmesinden ve tarafların sunmuş oldukları argümanlardan başvuran hakkında alınan tayin kararının esas itibariyle sendika faaliyetlerini sürdürme hakkına bir müdahaleyi oluşturduğunun tespit edilemediği kanısına varmaktadır.
AİHM, AİHSnin 35/3. maddesi gereğince başvurunun bu kısmının dayanaktan yoksun olduğuna karar verir (Bkz. Soysal vd.-Türkiye kararları no: 54461/00, 54579/00 ve 55922/00, 15 Şubat 2007).
II. AİHSNİN 14. MADDESİYLE BİRLİKTE VE AYRI OLARAK 8. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuran özellikle Burdura atanmasının Diyarbakırda bırakmak zorunda kaldığı eşi ve okula giden çocukları nedeniyle özel ve aile yaşamına zarar verdiğini iddia etmekte ve AİHSnin 8. maddesini öne sürmektedir.
Başvuran ayrıca tayin edilmesinin Kürt kökenli olmasına bağlı olduğunu öne sürerek AİHSnin 14. maddesine göndermede bulunmaktadır.
Hükümet bu iddiaya karşı çıkarak başvuran tarafından öne sürülen haklara karşı herhangi bir müdahalenin mevcut olmadığını ifade etmektedir.
Başvuranın 8. ve 14. maddelerine yönelik şikayetlerinin net bir biçimde gerekçelendirmediği tespitiyle AİHM bu şikayetleri AİHSnin 35/3. maddesi uyarınca dayanaktan yoksun bulmaktadır.
III. AİHSNİN 13. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuran Olağanüstü Hal Bölge Valisi tarafından alınan tayin kararının yasallığına karşı etkili başvuru yollarının bulunmadığından yakınmakta ve AİHSnin 6. ve 13. maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir. AİHM başvuran tarafından öne sürüldüğü şekliyle bu şikayeti 13. madde çerçevesinde inceleyeceğini ifade etmektedir.
A. Kabuledilebilirliğe dair
Hükümet, devlet memurlarının statüsünün 657 sayılı Kanun ile düzenlendiğini belirtmektedir. Kamu hizmetinin kuralları «kamu menfaati» üzerine kurulu olup, kamu yetkililerine belirli bir takdir yetkisi getirmektedir. Mahkemenin bu konudaki yerleşik içtihadına atıfta bulunan Hükümet genel kaide olarak devlet memurlarının işe alınma, görevde yükselme veya görevden ilişiklerinin kesilmesi ile ilgili itirazların AİHSnin 6/1. maddesinin uygulanma alanının dışında olduğunu savunmaktadır.
Başvuran bu konuda görüş bildirmemiştir.
AİHM, AİHSnin 6. ve 13. maddeleri hakkındaki bu şikayeti yalnız 13. madde başlığı altında inceleyeceğinin altını çizmektedir. Bununla birlikte son yerleşik içtihadına göre ilke olarak 6/1. maddenin görevinden ayrılan bir kamu görevlisine uygulandığını hatırlatır (Bkz. Vilho Eskelinen vd.-Finlandiya kararı, no: 63235/00).
Hükümetin itirazı bu durumda reddedilmektedir. Yapılan bu şikayetle ilgili başka bir kabuledilemezlik gerekçesinin yer almadığını kaydeden AİHM şikayeti kabuledilebilir bulmaktadır.
B. Esas hakkında
Başvuranın iddiasına karşı çıkan Hükümet benzer davalardaki şikayetler hakkında daha önce sunmuş olduğu görüşlerini yinelemektedir (Bkz. örneğin sözü edilen Ertaş Aydın vd. kararı).
Başvuran Olağanüstü Hal Bölge Valisinin almış olduğu atama kararı üzerine daha önce bir devlet memuru tarafından yapılan ve 285 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 7. maddesine dayalı olarak reddedilen bir karara göndermede bulunmakta ve sonuç olarak ulusal yetkililer nezdinde bu tür kararlara itiraz edilebilecek başvuru yollarının mevcut olmadığını belirtmektedir.
AİHM, AİHSnin 13. maddesinde yer alan ilkeleri hatırlatmaktadır (Bkz. sözü edilen Soysal vd. kararı).
AİHM bu konudaki yerleşik içtihadının dışına çıkmasını gerektirecek herhangi bir durumun olmadığından hareketle başvuranın iç hukuk yollarının tüketilmesi yükümlülüğünden muaf olduğuna itibar etmektedir. Hükümetin itirazı reddedilmektedir.
AİHM sözü edilen aynı içtihat ışığında, Olağanüstü Hal Bölge Valisi tarafından başvuran hakkında verilen tayin kararına karşı ulusal mahkemeler önünde etkili bir itiraz hakkının bulunmayışı sebebiyle AİHSnin 13. maddesinin ihlal edildiği kanısındadır.
IV. AİHSNİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASINA İLİŞKİN
AİHSnin 41. maddesine göre Mahkeme işbu Sözleşme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, AİHM, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun surette, zarar gören tarafın adil tatminine hükmeder.
A. Tazminat
Başvuran maruz kaldığı zarar için 4.000 Euro manevi tazminat talep etmektedir.
Hükümet bu miktarın aşırı olduğu itirazını yapmaktadır.
AİHM hakkaniyete uygun olarak başvurana 500 Euro manevi tazminat ödenmesini kararlaştırmıştır (Ertaş Aydın vd. kararları ile karşılaştırınız).
B. Yargılama masraf ve giderleri
Başvuran AİHM önünde yapmış olduğu giderlere ilişkin 2.523 Euro talep etmektedir.
Hükümet bu talebin gerekçelendirilmediği görüşündedir.
AİHMnin yerleşik içtihadına göre bir başvuran gerçekliğini, gerekliğini kanıtladığı makul miktarlardaki yargı giderlerini elde edebilir. Bu başvuruda AİHM, mahkemeye sunulan deliller ve başvurana yapılan adli yardım dikkate alındığında bu doğrultuda bir ödeme yapılmasını gerekli görmemektedir.
C. Gecikme Faizi
AİHM, Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE,
1. AİHSnin 8., 11. ve 14. maddeleri hakkındaki şikayetlerin kabuledilemez, bunun dışında kalanların kabuledilebilir olduğuna;
2. AİHSnin 13. maddesinin ihlal edildiğine;
3. a) AİHSnin 44/2. maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, miktara yansıtılabilecek her türlü vergi ve masraflarla birlikte, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Y.T.L.ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümetin başvurana 500 (beş yüz) Euro manevi tazminat ödemesine;
b) söz konusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar Hükümet tarafından, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda faiz uygulanmasına;
4. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddine;
Karar Vermiştir.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHMnin iç tüzüğünün 77 / 2. ve 3. maddelerine uygun olarak 20 Kasım 2007 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy