(Başvuru No: 54545/00)
30 KASIM 2004
Başvuru sahibi Mahmut Şahindoğan, yasadışı TDHP terör örgütü üyesi olmak şüphesiyle, bu örgüre karşı gerçekleştirilen bir operasyonda yakalanarak gözaltına alınmıştır. Kendisini yargılayan Devlet Güvenlik Mahkemesi, başvuru sahibini suçlu bularak mahkum etmiştir. Başvuru sahibi de kendisine adil bir yargılanma imkanı sunulmadığı gerekçesiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurmuştur.
Mahkeme ise oybirliğiyle;
1. Başvurunun geriye kalan kısmının kabul edilebilir olduğuna;
2. Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsızlık ve tarafsızlıktan yoksun olduğu için, Sözleşmenin 6§1. maddesinin ihlal edildiğine;
3. Sözleşmenin 6. maddesinden kaynaklanan diğer şikayetlerin incelenmesinin gerekli olmadığına;
4. Mevcut kararın, kendi başına, yeterli manevi zarar oluşturduğuna;
5. a) Davalı Devletin, davanın kesinleşeceği günden sonraki 3 ay içerisinde, Sözleşmenin 44§ 2. maddesi gereğince, başvuru sahibine, 2.000 EUR (iki bin EUR) ;
b) Gecikme faizleri oranın, Avrupa Merkez Bankası tarafından uygulanan faiz oranın % 3 oranında artırılarak uygulanmasına;
6. Hakkaniyete dair diğer taleplerin reddine karar vermiştir.
KARARDA ATIF YAPILAN DİĞER KARARLAR
1. Özel v. Türkiye, no 42739/98.
2. Gençel v. Türkiye, no 53431/99.
3. Özdemir v. Türkiye, no 59659/00.
4. Çıraklar v. Türkiye, 28 Ekim 1998.
5. İncal v. Türkiye, 9 Haziran 1998.
6. Findlay v. Birleşik Krallık, 25 Şubat 1997.
PROSEDÜR
1. Davanın kaynağında, Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı yapılmış olan bir başvuru bulunmaktadır (no. 54545/00). Türk vatandaşı olan Mahmut Şahindoğan (başvuru sahibi), İnsan Temel Hak ve Özgürlüklerinin Korunması Avrupa Sözleşmesinin 34. maddesine dayanarak 14 Aralık 1999 tarihinde dava açmıştır.
2. Başvuru sahibi, İzmir'de avukatlık yapan Ç. Bingölbalı tarafından temsil edilmiştir. Türk Hükümeti (Hükümet) Mahkeme önünde bir görevli tayin etmemiştir.
3. Başvuru sahibi, Sözleşmenin 5., 6., 10. ve 14. maddelerinin ihlalinden dolayı mağdur duruma düştüğünü ileri sürmektedir.
4. 30 Nisan 2002'de, Mahkeme( üçüncü Daire), başvuru sahibinin yargılandığı ve suçlu bulunduğu İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin bağımsızlıktan ve tarafsızlıktan yoksun olduğu gerekçesiyle ilgili şikayetini, Hükümete iletmeyi uygun bulmuştur ve başvurunun kalan kısmının kabul edilemez olduğunu bildirmiştir.
5. 18 Kasım 2002 tarihli bir mektupla, Mahkeme, taraflardan, Sözleşmenin 29 §§ 1ve 3. fıkraları gereğince, başvurunun kalan kısmının kabul edilebilirliği ve esası hakkında mütalaalarını bildirmelerini istemiştir.
6. 1 Kasım 2004'te Mahkeme, dairelerinin oluşumunda değişiklikler yapmıştır. (İç Tüzük 25§ 1. madde) mevcut başvuru, değişiklik yapılan ikinci Daireye sevk edilmiştir. (52 § 1. madde)
OLAYLAR
I.DAVANIN KOŞULLARI
7. Başvuru sahibinin doğum yılı 1967'dir.
8. 7 Ocak 1994 tarihinde, başvuru sahibi, İzmir Emniyet Müdürlüğü, Terörle Mücadele birimine bağlı polisler tarafından yakalanmıştır. Başvuru sahibinin imzasının bulunduğu yakalama tutanağına göre, yakalama, TDHP (Türkiye Devrimci Halk Partisi) olarak bilinen yasadışı bir örgüte düzenlenen operasyon esnasında gerçekleşmiştir.
9. 9 Ocak 1994 tarihli arama tutanağına göre, başvuru sahibinin evinde, cephaneleriyle birlikte üç silah ve söz konusu yasa dışı örgüte ait elyazması bir belge ele geçirilmiştir.
10. 15 Ocak 1994'de, başvuru sahibi, İzmir Emniyet Müdürlüğüne bağlı polisler tarafından sorguya çekilmiştir. Başvuru sahibi, bir cinayet işlediğini itiraf etmiş ve kendisine silahları temin eden ve patlayıcılar yapan, TDHP örgütünün bir üyesi olduğunu kabul etmiştir.
11. 18 Ocak 1994'de başvuru sahibi, İzmir Devlet güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı tarafından dinlenmiştir. Emniyet Müdürlüğünde verdiği ifadeyi geri aldığını ve ifadeyi baskı altında kalarak imzaladığını belirtmiştir. 9 Ocak 1994 tarihli arama tutanağına da itiraz etmiştir.
12. Aynı gün içerisinde, kendisinin yargılanmak üzere tutukluluğuna karar veren, Devlet Güvenlik Mahkemesi hakimi tarafından dinlenmiştir. Cumhuriyet Savcısı önünde verdiği ifadeyi de yinelemiştir.
13. Başvuru sahibi, mahkemeye çıkmadan önce, bir avukat yardımı görmemiştir.
14. 2 Şubat 1994 'de, Savcı, başvuru sahibini, ceza yasasının 168 § 1. maddesi ve 3713 sayılı kanunun 5. maddesine ve ceza yasasının 264 §§ 1 ve 2. maddelerine aykırı davranmakla suçlamıştır.
15. Devlet Güvenlik Mahkemesi önünde, başvuru sahibi, TDHP örgütüne mensup olduğunu inkar etmiş ve sadece bu örgütün üyelerine silah temin etme teşebbüsü içinde olduğunu savunmuştur.
16. 28 Eylül 1995'de, iki sivil yargıçtan ve bir askeri yargıçtan oluşan Devlet Güvenlik Mahkemesi, başvuru sahibini, kendisine yöneltilen suçlamalardan suçlu bulup, kendisini otuz yıl, hapse ve 2.112.500 TL para cezasına mahkûm etmiştir.
17. 9 Ocak 1998'de, Yargıtay, 28 Eylül 1998 tarihli kararı ile 264 §§ 1 ve 2. maddesinin zaten 168. madde kapsamında değerlendirildiğini için, bu maddeyi uygulamaya koymanın gerekli olmadığının ileri sürerek kararı bozmuştur.
18. 31 Aralık 1998'de, iki sivil ve bir askeri yargıçtan oluşan Devlet Güvenlik Mahkemesi, Yargıtay'ın kararına uyarak, başvuru sahibini, 3713 sayılı kanunun 5. maddesi ve ceza yasasının 168 § 1 sayılı maddeleri gereğince, yirmi yıl hapse mahkûm etmiştir. Mahkeme, başvuru sahibinin suçluluğunu kanıtlamak için, sanık ortaklarının, başvuru sahibinin söz konusu örgüte üye olduğunu belirten ifadelerini ve kendisinin evinde bulunan elyazması belgenin kendisine ait olduğu onaylayan bilirkişi raporunu ve silahları satmaya teşebbüs ettiğini belirttiği ifadesini hesaba katmıştır.
19. 24 Haziran 1999'da, Yargıtay, 31 Aralık 1998 tarihli kararı onamıştır.
II. İLGİLİ İÇ HUKUK VE UYGULAMASI
20. Bu bölüm Özel v. Türkiye (no. 42739/98§§ 20 - 21, 7 Kasım 2002) ve Gençel v. Türkiye (no. 534331/99§§ 11 - 12, 23 Ekim 2003) kararında verilmiştir.
HUKUKİ BOYUT
I. SÖZLEŞMENİN 6. MADDESİNİN İHLALİ İDDİASI
21. Başvuru sahibi, kendisini yargılayan ve mahkûm eden Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin, bünyesinde askeri bir yargıç bulundurması nedeniyle, kendisine adil bir yargılanma sağlayamadığını ve mahkemenin bağımsız ve tarafsız olmadığını ileri sürmektedir. Başvuru sahibi, ayrıca, kendisine yöneltilen suçlar hakkında bilgilendirilmediği ve gözaltında tutulduğu günler içerisinde yakınları ve avukatıyla görüştürülmediği gerekçesiyle, haklarının tanınmadığından şikâyetçidir.
Aşağıda bir kısmı verilen, Sözleşme'nin 6 §§ 1 ve 3. maddelerinin ihlal edildiğini savunmaktadır:
"1. Herkes, gerek medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar, gerek cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir.
3. Her sanık en azından aşağıdaki haklara sahiptir:
a) Kendisine yöneltilen suçlamanın niteliği ve nedeninden en kısa zamanda, anladığı bir dille ve ayrıntılı olarak haberdar edilmek;
b) Savunmasını hazırlamak için gerekli zamana ve kolaylıklara sahip olmak;
c) Kendi kendini savunmak veya kendi seçeceği bir savunmacının yardımından yararlanmak ve eğer savunmacı tutmak için mali olanaklardan yoksun bulunuyor ve adaletin selameti gerektiriyorsa, mahkemece görevlendirilecek bir avukatın para ödemeksizin yardımından yararlanabilmek;
d) İddia tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek, savunma tanıklarının da iddia tanıklarıyla aynı koşullar altında çağırılmasının ve dinlenmesinin sağlanmasını istemek;
e) Duruşmada kullanılan dili anlama dışı veya konuşma dışı takdirde bir tercümanın yardımından para ödemeksizin yararlanmak."
A. Kabul edilebilirlik üzerine
22. Mahkeme, içtihatları ışığı altında (Çıraklar v. Türkiye, 28 Ekim 1998 tarihli karar, 1998 - VII Kitap) ve kendisinde bulunan bütün yetkilere dayanarak, başvurunun esastan bir incelemeye alınmasına kanaat getirmiştir. Aynı zamanda, bu durumun, başka hiçbir kabul edilemezlik gerekçesiyle örtüşmediğini saptamıştır.
B. Esas hakkında
1. Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsızlık ve tarafsızlığı üzerine
23. Mahkeme, birçok kez, bu özel durumdaki aynı sorunları içeren davaları ele almıştır ve Sözleşmenin 6§1. maddesinin ihlalini açığa çıkarmıştır. (Özel, §§ 33 - 34 ve Özdemir v. Türkiye, no 59659/00, §§ 35 36).
24. Mahkeme, mevcut davayı incelemiştir ve Hükümetin mevcut durumda, farklı bir sonuç doğurabilecek olan, en ufak bir olgu ya da bir kanıt göstermediğini saptamıştır. Devlet Güvenlik Mahkemesinde dinlenen başvuru sahibinin, içlerinde yüksek askeri mevkisi olan bir yargıcın da bulunduğu yargıçların karşısına çıkmaktan korkmasının, anlaşılır olduğuna kanaat etmiştir. Bundan dolayı başvuru sahibinin, yargılamanın bağımsızlığından ve tarafsızlığından şüphe duymasının, tarafsız olarak açığa kavuşturulduğu kabul edilebilir (İncal v. Türkiye, 9 Haziran 1998 tarihli karar, 1998 IV Kitap, sayfa 1573 § 72).
25. Mahkeme, İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin başvuru sahibini yargılayıp cezalandırılmasının, Sözleşme'nin 6§1. maddesine göre, bağımsız ve tarafsız bir yargılama sağlamadığı sonucuna varmıştır.
2. Cezai Yargılama Usulünün Adilliği Üzerine
26. Mahkeme, daha önce benzer davaları kararlaştırdığını ve bağımsızlık ve tarafsızlıktan yoksun bir yargının, bütün varsayımları göz önüne alarak, yargısı altındaki şahıslara, adil bir dava sunamayacağını hatırlatmıştır.
27. Başvuru sahibin davasının tarafsız ve bağımsız olmayan bir mahkeme tarafından gerçekleştirilmiş olması ve yukarıda tespit edilen ihlal kararını göz önünde bulundurarak, Mahkeme, mevcut şikayetin incelenmesine gerek olmadığı kanısına varmıştır (Çıraklar, sayfa 3074, §§ 44 - 45).
II. SÖZLEŞMENİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
28. Sözleşme'nin 41. maddesi aşağıdaki hükmü ihtiva etmektedir:
"Mahkeme, bu Sözleşme veya protokollerin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili yüksek taraf devletin iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, mahkeme, gerektiği takdirde hakkaniyete uygun bir surette zarar gören tarafın tatminine hükmeder."
A. Maddi ve Manevi Tazminat
29. Başvuru sahibi, maddi ve manevi açıdan zarar gördüğünü ileri sürerek, 90.797 EUR talep etmiştir.
30. Hükümet bu talepler itiraz etmiştir.
31. İleri sürülen maddi tazminat ile ilgili olarak, eğer Devlet Güvenlik Mahkemesi Sözleşme'ye aykırı bir davranış göstermişse, Mahkeme, yargılama usulünün sonuçları üzerinde düşünmez. Bu durumda, başvuru sahibine, herhangi bir tazminat ödenmesi söz konusu olmaz (Findlay v. Birleşik Krallık, 25 Şubat 1997 tarihli karar, 1997 - I sayfa 284§ 85).
32. Manevi zarara gelince, Mahkeme, dava koşulları dâhilinde bir ihlal kararının tespitinin manevi zarar için yeterli olacağına karar vermiştir (Çıraklar, sayfa 3074§ 49).
33. Eğer Mahkeme bir başvuru sahibinin cezasının, 6§1. madde bağlamında, bağımsız ve tarafsız olmayan bir mahkeme tarafından yargılandığı sonucuna varırsa, temelde en uygun düzeltme şeklinin, başvuru sahibinin zamanında, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından tekrar yargılanması olacağı kanısındadır.
B. Mahkeme Harcı ve Masrafları
34. Başvuru sahibi, aynı zamanda, Mahkeme harcı ve masrafları için 2.370 EUR talep etmiştir.
35. Hükümet bu taleplere itiraz etmiştir.
36. Sahip olduğu yetkilere dayanarak, Mahkeme, adil bir biçimde, başvuru sahibine 2.000 EUR ödenmesini uygun görmüştür.
C. Gecikme Faizi
37. Mahkeme, gecikme faizi oranın, Avrupa Merkez Bankası tarafından uygulanan faiz oranın % 3 oranında artırılarak tespit edilmesinin uygun olacağına karar vermiştir.
BU GEREKÇELERLE, MAHKEME OY BİRLİĞİYLE
1. Başvurunun geriye kalan kısmının kabul edilebilir olduğuna;
2. Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsızlık ve tarafsızlıktan yoksun olduğu için, Sözleşmenin 6§1. maddesinin ihlal edildiğine;
3. Sözleşmenin 6. maddesinden kaynaklanan diğer şikayetlerin incelenmesinin gerekli olmadığına;
4. Mevcut kararın, kendi başına, yeterli manevi zarar oluşturduğuna;
5. a) Davalı Devletin, davanın kesinleşeceği günden sonraki 3 ay içerisinde, Sözleşmenin 44§ 2. maddesi gereğince, başvuru sahibine, 2.000 EUR (iki bin EUR) ;
b) Gecikme faizleri oranın, Avrupa Merkez Bankası tarafından uygulanan faiz oranın % 3 oranında artırılarak uygulanmasına;
6. Hakkaniyete dair diğer taleplerin reddine karar vermiştir.
Full & Egal Universal Law Academy