(Başvuru No: 60177/00)
15 MART 2005
Dava, Türk Hükümeti aleyhine Türk vatandaşları, Osman Özüpek, Duran Özdemir ve Hüseyin Avni Yazıcıoğlu tarafından, yargılandıkları ve suçlu bulundukları Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesince yargılanmasının, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme olmadığından bahisle Sözleşmenin 6. maddesinin ihlal edildiği iddiası ile dava açılmıştır. Hükümet iç hukuk yollarının tamamen tüketilmediğini ileri sürmüştür.
Neticede Mahkeme oybirliğiyle;
1. Diğer başvuruların kabul edilebilir olduğuna;
2. Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesin bağımsızlığı ve tarafsızlığı ile ilgili olarak yapılan şikayete dair olarak Sözleşmenin 6/1. maddesinin ihlal edildiğine,
3. Başvuru sahibinin manevi tazminat talebi karşısında, ihlalin tespitine dair kararın manevi zararı karşılayacak yeterli bir durum olduğuna;
4. (a) Sorumlu Hükümetin, başvuru sahibine, Sözleşmenin 44/2. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinde sonra üç ay içinde, masraflar ve harcamalar için, 1,000 Euro'yu Sterline çevrilerek ödenmesine;
(b) Yukarda belirtilen üç ayın geçmesinden itibaren faiz olarak, Avrupa Merkez Bankası tarafından marjinal ödünç kolaylığına uygulanan faiz oranın %3 oranında artırılarak uygulanmasına;
5. Başvuru sahibinin diğer iddiaların reddine karar vermiştir.
KARARDA ATIF YAPILAN DİĞER DAVALAR
1. Özel v.Türkiye, no; 42739/98, 7 Kasım 2002.
2. Ahmet Sadık v. Yunanistan, 15 Kasım 1996.
3. Vural v. Türkiye, no. 56007/00, 21 Aralık 2004.
4. Çolak v. Türkiye (no. 1), no. 52898/99, 15 Temmuz 2004.
5. Özdemir v. Türkiye, no. 59659/00, 6 Şubat 2003.
6. Çıraklar v. Türkiye, 28 Ekim 1998.
7. Incal v.Türkiye, 9 Haziran 1998.
8. Gençel v. Türkiye, no. 53431/99, 23 Ekim 2003.
9. Sawicka v. Polonya, no; 37645/97, 1 Ekim 2002.
PROSEDÜR
1-3. Dava, İnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri Korunmasına İlişkin Sözleşme'nin (Sözleşme) 34. maddesi uyarınca, Türk Hükümeti aleyhine üç Türk vatandaşı, Osman Özüpek, Duran Özdemir ve Hüseyin Avni Yazıcıoğlu ("başvuru sahipleri") tarafından 16 Mart 1999 tarihinde açılmıştır. 27 Nisan 2004 tarihinde, Mahkeme, başvurunun kısmen kabul edilemez olduğu beyan etmiş ve tarafsız ve bağımsız bir mahkemede adil yargılanmasına dair başvuru sahibinin hakları ile ilgili Hükümet aleyhine şikayetlerin birleştirilmesi kararını vermiştir. Mahkeme, Sözleşmenin 29/3. maddesi bağlamında başvuruların aynı zamanda esastan görüşülmesinin kabul edilebilir olduğuna karar vermiştir.
OLAYLAR
I. DAVANIN ÖZEL ŞARTLARI
4-5. Başvuru sahipleri, sırasıyla 1973, 1965 ve 1960'da doğmuştur. Birinci ve ikinci başvuru sahibi Ankara'da ve üçüncü başvuru sahibi Trabzon'da yaşamaktadır. Başvuru sahipleri, olayların gerçekleştiği tarihte, Ankara'da Sincan Belediye Meclisi Kültür ve Eğitim Daire Başkanlığı bünyesinde çalışmaktadırlar, dini ve ulusal günlerde, kamusal faaliyetler ve olaylar organize etmekle görevlilerdir. Belediye başkanı ve başkan yardımcısının talimatları ile, başvuru sahipleri, Ramazan ayı münasebetiyle, 31 Ocak 1997 tarihinde "Kudüs Gecesi" adında özel bir gece düzenlemişlerdir. Bu olay, aylar öncesinden güvenlik güçlerinin temsilcilerine bildirilmiş ve ilçede yaşayan bazı önemli şahıslar da davet edilmiştir. Salon, Kudüs'ün özgürlüğünü için hayatlarını veren şehitlerin posterleriyle kaplanmıştır. Başvuru sahipleri, bu gece için, ayrıca, beş dakikalık bir oyun hazırlamıştır. İkinci başvuru sahibi, salonu temizletmiş, hazırlatmış, ses sitemini kurmuş ve misafirleri karşılamıştır. Birinci ve üçüncü başvuru sahipleri tarafından yazılan oyun, baba ve oğul arasında Filistin'deki yaşam üzerine konuşmaları ve Filistinli insanların mücadelesini de içermiştir. Birinci başvuru sahibi, oyunda baba rolünü oynamıştır. Sincan Belediye Başkanı ve İran Büyükelçisi, oyundan önce konuşma yapmışlardır.
6. 5 Şubat 1997 tarihinde, ikinci ve üçüncü başvuru sahipleri, 6 Şubat 1997 tarihinde birinci başvuru sahibi, polis tarafından gözaltına alınmıştır. Başvuru sahipleri, Hizbullah diye adlandırılan yasadışı ve silahlı bir örgütün propagandasını yapmakla suçlanmıştır. Polis sorgusunda, başvuru sahipleri, haklarındaki suçlamaları reddetmişlerdir.
7-8. 13 Şubat 1997 tarihinde, başvuru sahipleri, Cumhuriyet Savcısının karşısına çıkartılmıştır. Sorgulanmalarında, polis merkezinde verdiği ifadeleri aynen tekrar etmişlerdir. Aynı gün, başvuru sahipleri, sorgu hâkiminin önüne çıkartılmış ve Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi'ne gönderilmiş ve tutuklanmıştır.
9. 7 Marta 1997 tarihli iddianame ile Cumhuriyet Savcısı tarafından, başvuru sahiplerinin aleyhine, Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde, adli yargılama başlatılmıştır. Yasadışı, silahlı bir örgütü desteklemek için propaganda yaptıkları iddia edilmiştir. Bu sebeple, savcılık, Türk Ceza Kanunun 169. maddesi ve Terörizmle Mücadele Kanunun 5. maddesi ile başvuru sahiplerinin cezalandırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
10. 15 Ekim 1997 tarihinde, bir asker ve iki sivil hâkimden oluşan Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi, başvuru sahiplerinin propaganda desteği ile terör örgütüne yardım ve yataklık yaptığı sonucuna varmıştır. Başvuru sahipleri, hakkındaki iddialar bakımından suçlu bulmuş ve üç yıl, dokuz ay hapis cezası ve üç yıl kamu görevinden mahrumiyet ile cezalandırmıştır.
11. 21 Eylül 1998 tarihinde, Yargıtay, Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin kararını onamıştır.
II. İLGİLİ İÇ HUKUK KURALLARI
12. İç hukuk kurallarının tam tanımlanması, Özel v. Türkiye (no. 42739/98, §§ 20-21, 7 Kasım 2002) kararında bulunabilir.
HUKUKİ BOYUT
I. SÖZLEŞMENİN 6. MADDESİNİN İHLALİ İDDİASI
13. Başvuru sahipleri, özellikle, yargılandığı ve suçlu bulunduğu Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesinde askeri hâkimin de hazır bulunmasının yargılamanın tarafsız ve bağımsız durumunu ortadan kaldırdığını ve bunun da adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini iddia etmiştir. Bu bağlamda, Sözleşmenin 6. maddesinin aşağıda belirtilen ilgili hükümlerinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.
"1. Herkes, ....... gerek cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından ..... hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir.
A. Kabul Edilebilirlik
14. Hükümet, başvuru sahiplerinin, Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsızlığı ve tarafsızlığı ile ilgili şikayetinin Sözleşmenin 35. maddesine göre, iç hukuk yollarının tüketilmediğinden dolayı reddedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Başvuru sahiplerinin, bu şikayetlerini, yerel mahkemeler önünde ortaya koymadığı ileri sürülmüştür. Bu konuda, Mahkemenin usul hukukuna atıf yapılmıştır (özellikle, Ahmet Sadık v. Yunanistan, 15 Kasım 1996, Reports of Judgments and Decisions 1996-V).
15. Mahkeme, Hükümetin, iç hukuk yollarının tüketilmediğinden bahisle yaptığı ilk itirazları önceden incelediği yinelemiştir (bkz. Vural v. Türkiye, no. 56007/00, § 22, 21 Aralık 2004, Çolak v. Türkiye (no. 1), no. 52898/99, § 24, 15 Temmuz 2004 ve yukarıda belirtilen Özel kararı, § 25). Mahkeme, mevcut davada, yukarıda belirtilen davalardan farklı karar vermesini gerektirecek herhangi bir özel şart bulamamıştır.
16. Bu sebeple, Mahkeme, Hükümetin ilk itirazını reddetmiştir.
17. Kabul edilen usul hukuku ışığında (diğer birçok içtihat arasından, Çıraklar v. Türkiye, 28 Ekim 1998, Reports of Judgments and Decisions 1998-VII) ve sunulan veriler göz önüne alınarak, Mahkeme, davaların, Sözleşme bağlamında, hukuk ve olayların karmaşık bir yapıya ulaştığını belirtmiştir. Bununla birlikte, Mahkeme, başvuruların, Sözleşmenin 35/3. maddesi anlamında, açık olarak, sakat olmadığı sonucuna ulaşmıştır. Taraflara, kabul edilemez olduğuna dair bir açıklama için hiçbir sebep olmadığı belirtilmiştir.
B. Davanın Esası
18. Hükümet, devlet güvenlik mahkemelerinin, Devletin güvenlik ve bütünlüğünü korumak için oluşturulduğunu ileri sürmüştür. Mevcut davada, başvuru sahibinin, Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsızlığına dair herhangi bir yasal şüphenin olmadığını belirtilmiştir. Hükümet, ayrıca, 1999 Anayasa değişikliği ile askeri hâkimlerin devlet güvenlik mahkemelerinden çıkartıldığını ifade etmiştir.
19. Mahkeme, defalarca, mevcut davadaki benzer durumlarda Sözleşmenin 6/1. maddesinin ihlal edildiğine karar verdiğini belirtmiştir (bkz. yukarda belirtilen Özel kararı, §§ 33-34 ve Özdemir v. Türkiye, no. 59659/00, §§ 35-36, 6 Şubat 2003).
20. Mahkeme, bu davada farklı bir karar vermesini gerektiren bir sebep olmadığını belirtmiştir. Yasadışı bir örgüte yardım ve yataklık yaptığı için Devlet Güvenlik Mahkemesinde yargılanan başvuru sahibinin, Askeri Yargı Sisteminin bir üyesi olan muvazzaf bir askerin bulunduğu bir yargılamada endişeli olmasının anlaşılabilir olduğunu belirtilmiştir. Bu sebeple, Anakara Devlet Güvenlik Mahkemesinin davanın doğası ile alakası olmayan düşüncelerden aşırı bir şekilde etkilenmesine imkân tanınacağından, başvuru sahibinin yasal olarak korkuya kapılabileceği belirtilmiştir. Diğer bir deyişle, başvuru sahiplerinin, Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsızlıktan ve tarafsızlıktan yoksun olduğuna dair korkuları, nesnel olarak haklı addedilebileceği ifade edilmiştir. (bkz. Incal v.Türkiye, 9 Haziran 1998, Reports 1998-IV, p. 1573, § 72 in fine).
21. Yukarda belirtilenler ışığında, Mahkeme, Sözleşmenin 6/1. maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiştir.
II. SÖZLEŞMENİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
22. Sözleşmenin 41. maddesi şu şekildedir;
"Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder. "
A. Maddi, Manevi Zarar
29-27. Maddi tazminat başlığı altında, birinci başvuru sahibi 250,000 Euro, ikinci başvuru sahibi 300,000 Euro ve üçüncü başvuru sahibi 185,000 Amerikan doları (eşdeğeri 142,174 Euro) talep etmiştir. Bununla birlikte, manevi zararları noktasında, başvuru sahipleri, Mahkemeden, birinci başvuru sahibi için 300,000 Euro, ikinci başvuru sahibi için 350,000 Euro ve üçüncü başvuru sahibi için 150,000 Amerikan Doları (115,276 Euro) talep etmişlerdir. Hükümet, bu iddiaların aşırı ve kabul edilemez olduğunu bildirmiştir. Maddi zarar noktasında, Mahkeme, ilk olarak, 6/1. madde ile soruşturmanın sonucunun uyum içinde olmasına dair tahmin yapılamayacağını belirtmiştir. Bununla birlikte, maddi zarar ile ilgili olarak başvuru sahibinin iddialarının herhangi bir delille desteklenmediği ifade edilmiştir. Bu nedenle, Mahkeme, maddi tazminatı kabul etmediğini belirtmiştir. Bununla birlikte, Mahkeme, ihlalin tespitine dair kararın manevi zararı karşılayacak yeterli bir durum olduğunu belirtmiştir (bkz., yukarda belirtilen Incal kararı, p. 1575, § 82 ve yine yukarıda belirtilen Çıraklar kararı, § 45). Ayrıca, Mahkeme, 6/1. madde anlamında bir bağımsız ve tarafsız mahkeme önünde yapılmayan yargılamaların, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme önünde tekrar yargılanmasının temin edilmesinin gerektiğini ifade etmiştir (Gençel v. Türkiye, no. 53431/99, § 27, 23 Ekim 2003).
B. Masraflar ve Harcamalar
28-31. Başvuru sahipleri, masraf ve harcamaları için de 6,233.33 sterlin (eşdeğer 9,018 Euro) talep etmişlerdir. Hükümet, bu konu ile ilgili herhangi bir görüş bildirmemiştir. Mahkeme, makul, gerekli ve güncel olduğu derecede masraflar ve harcamalar ile ilgili olarak tazminata karar verilebileceğini belirtmiştir (bkz. Sawicka v. Polonya, no; 37645/97, § 54, 1 Ekim 2002). Mevcut bilgiler temelinde yapılan kendi tahminleri ve usul hukukundaki kriterler göz önüne alındığında (bkz, diğer birçok içtihat arasından, yukarda belirtilen Vural kararı, § 45), Mahkeme, başvuru sahiplerine, 1,000 Euro ödenmesine karar vermiştir
C. Gecikme Faizi
32. Mahkeme, gecikme faizleri oranın, Avrupa Merkez Bankası tarafından marjinal ödünç kolaylığına uygulanan faiz oranın %3 oranında artırılarak uygulanmasının uygun olacağına karar vermiştir.
BU GEREKÇELERLE MAHKEME OYBİRLİĞİ İLE,
1. Diğer başvuruların kabul edilebilir olduğuna;
2. Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesin bağımsızlığı ve tarafsızlığı ile ilgili olarak yapılan şikayete dair olarak Sözleşmenin 6/1. maddesinin ihlal edildiğine,
3. Başvuru sahibinin manevi tazminat talebi karşısında, ihlalin tespitine dair kararın manevi zararı karşılayacak yeterli bir durum olduğuna;
4. (a) Sorumlu Hükümetin, başvuru sahibine, Sözleşmenin 44/2. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinde sonra üç ay içinde, masraflar ve harcamalar için, 1,000 Euro'yu Sterline çevrilerek ödenmesine;
(b) Yukarda belirtilen üç ayın geçmesinden itibaren faiz olarak, Avrupa Merkez Bankası tarafından marjinal ödünç kolaylığına uygulanan faiz oranın %3 oranında artırılarak uygulanmasına;
5. Başvuru sahibinin diğer iddiaların reddine karar vermiştir.
Full & Egal Universal Law Academy