(Kötü Muamele Yasağı İhlali İddiası)
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 2. Daire Kararı
Başvuru No: 61350/00
Karar Tarihi: 17 Şubat 2004
Başkan: J. P. Costa Üyeler: L. Loucaides, C. Birsan, K. Jungwiert, V. Butkevych, W. Thomassen ve A. Mularoni
(Kararı İngilizce aslından çeviren, özetleyen ve yorumlayan: Bülent ÇİÇEKLİ, Doç. Dr., Polis Akademisi Güvenlik Bilimleri Fakültesi.)
Mevcut dava, Tamil asıllı bir Sri Lanka vatandaşının Hollanda'dan Sri Lanka'ya sınır dışı edilmesinin, Sözleşmenin 3. maddesi bağlamında işkence veya gayri insani ya da aşağılayıcı bir muameleye maruz kalma sonucunu doğurup doğurmayacağının tespitine ilişkindir.
Başvuru sahibi, Sri Lanka'daki mevcut koşullar ve kendisinin rejim muhalifi olarak bilinmesinden dolayı Sri Lanka'ya sınır dışı edilmesi halinde orada uzun bir süre tutuklu kalma ve bu süre zarfında işkenceye maruz kalma olasılığının çok yüksek olduğunu ileri sürmektedir.
Hükümet ise, başvuru sahibinin Sri Lanka yetkililerince rejim muhalifi olarak bilindiğinin veya bu makamlar tarafından kendisine şüpheyle bakıldığının ortaya konmadığını ve ulusal makamların başvuru sahibiyle bu açıdan ilgilenmediklerini ileri sürmektedir. Hükümet ayrıca Sri Lanka'da son yıllarda meydana gelen siyasi gelişmelerin ve imzalanan ateşkes anlaşmasının bu ülkedeki koşulları insan hakları açısından büyük ölçüde değiştirdiğini vurgulamıştır. Hükümete göre, mevcut davanın somut koşulları çerçevesinde, başvuru sahibinin Sri Lanka'ya sınır dışı edilmesi halinde, Sözleşmenin 3. maddesinin ihlali sonucunun doğacağı ortaya konmamıştır.
Mahkemenin dava hukukuna göre, Sözleşmeci Devletler, yabancıların ülkeye girişi, ikameti ve sınır dışı edilmesi konusunda kontrol yetkisine sahiptir. Ancak, yabancıları sınır dışı etme yetkisini kullanırken, demokratik toplumların temel değerlerinden birini yansıtan Sözleşmenin 3. maddesi dikkate alınmak zorundadır.
Kötü muamelenin 3. maddenin kapsamı içinde değerlendirilebilmesi için belirli bir asgari şiddet düzeyinde olması gerekmektedir. Bu asgari şiddetin değerlendirilmesi ise göreceli bir husus olup muamelenin süresi, fiziksel ve ruhsal etkileri ve bazı durumlarda mağdurun cinsiyet, yaş ve sağlık durumu gibi olayın bütün koşullarının incelenmesini gerektirmektedir.
Mahkeme, davayı incelediği zaman ve koşullar çerçevesinde başvuru sahibinin, menşei ülkeye geri gönderilmesi halinde 3. maddenin yasakladığı muameleye tabi tutulma konusunda gerçek bir riske maruz kalıp kalmayacağını değerlendirmek zorundadır.
Davanın somut koşulları çerçevesinde, Mahkeme, başvuru sahibinin sınır dışı edilmesi halinde, Sözleşmenin 3. maddesi bağlamında işkence veya gayri insani ya da aşağılayıcı muameleye uğrama konusunda gerçek bir riske maruz kalacağını gösteren esaslı nedenlerin ortaya konmadığı sonucuna ulaşmıştır.
Bu nedenle, Mahkeme, oybirliğiyle başvuru sahibinin Sri Lanka'ya sınır dışı edilmesinin Sözleşmenin 3. maddesini ihlal etmeyeceği kanaatine varmıştır.
KARARDA ATIF YAPILAN DAVALAR
1) Hilal v. Birleşik Krallık, No. 45276/99.
2) Ahmed v Avusturya, 17 Aralık 1996.
3) İrlanda v. Birleşik Krallık, 18 Ocak 1978.
4) Vilvarajah ve Diğerleri v. Birleşik Krallık, 30 Ekim 1991.
5) H. L. R. V. Fransa, 29 Nisan 1997.
6) Chahal v. Birleşik Krallık, 15 Kasım 1996.
PROSEDÜR
1-3. Bu dava, Sri Lanka vatandaşı olan Bay Tharmapalan Thampibillai'nin ("başvuru sahibi") 30 Ağustos 2000 tarihinde İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına Dair Sözleşmenin ("Sözleşme") 34. maddesi çerçevesinde Hollanda Krallığı aleyhine Mahkemeye yapmış olduğu 61350/00 No.lu başvuruya dayanmaktadır. Başvuru sahibi Sri Lanka'ya sınır dışı edilmesinin kendisini işkence veya gayri insani veya aşağılayıcı muamele riski altına koyacağını ileri sürmüş ve bu iddiasına dayanak olarak Sözleşmenin 3. maddesini göstermiştir.
4-6. İlgili Mahkeme Dairesi Başkanı ve bilahare ilgili Mahkeme Dairesi 39 No.lu Usul Kuralını uygulamaya karar vermek suretiyle, Hükümete, Mahkeme kararı sonuçlanıncaya kadar başvuru sahibinin Sri Lanka'ya sınır dışı edilmemesinin, taraf menfaatleri ve yargılamanın düzgün icrası açısından arzu edilen bir durum olduğunu bildirmiştir.
7-8. Mahkeme, 9 Temmuz 2002 tarihli kararıyla, başvuruyu kabul edilebilir bulduğunu bildirmiştir. Mahkeme, Hükümeti, Sri Lanka'daki durumla ilgili kabul edilebilirlik kararındaki bilgiler hakkında yorum yapmaya ve bu bilgiler ışığında başvuru sahibinin şikâyeti ile ilgili konumunu bildirmeye davet etmiştir. Taraflar ayrıca Sri Lanka'daki durumla ilgili daha güncel bilgileri Mahkemeye sunmaya davet edilmiştir. Başvuru sahibi ve Hükümet, talep edilen bilgileri Mahkemeye sunmuşlardır. Ayrıca Hükümet esasa ilişkin değerlendirmelerde de bulunmuştur (59 § 1).
OLAYLAR
I. DAVAYA İLİŞKİN OLAYLAR
9-10. Başvuru sahibi 1973 doğumlu olup hali hazırda Oosterbeek'de ikamet etmektedir. Başvuru sahibi, 9 Ocak 1995 tarihinde Hollanda'ya varmış ve burada 10 Ocak 1995 tarihinde sığınma başvurusunda veya alternatif olarak zorunlu insani nedenlerden dolayı ikamet izni talebinde bulunmuştur. Talebini desteklemek amacıyla, aşağıdaki hususları yetkili makamlara bildirmiştir.
11. Başvuru sahibi, Tamil grubundan olup Tamil Kaplanları ("LTTE") olarak adlandırılan ve bağımsızlık amacıyla silahlı bir mücadele veren bu Grup tarafından kontrol edilen bölgeye sınır teşkil eden Vavuniya şehrinde yaşayan bir çiftçi ailesinden gelmektedir. LTTE mensupları sık sık yiyecek temin etmek amacıyla Tamillerin yaşadığı bu bölgeye uğramaktadır. Sri Lanka ordusu ise yerel çiftçilerin LTTE'yi destekledikleri şüphesine kapılmaktadır.
12. Ağustos 1990'da, başvuru sahibinin babası LTTE'ye maddi destek sağladığı şüphesi üzerine Sri Lanka ordusu tarafından arazisinde vurularak öldürülmüştür. Babasının öldürülmesinden sonra, annesi, başvuru sahibini LTTE kontrolünde bulunan Jaffna şehrinde dayısının yanına göndermiştir. Babasının ölümünden sonra, başvuru sahibinin erkek kardeşi LTTE savaşçısı olmuş ve o tarihten bu yana ne başvuru sahibi ne de annesi kendisinden haber almıştır.
13. 12 Ocak 1991 tarihinde, başvuru sahibi, Sri Lanka ordusunca yakalanarak iki hafta süreyle askeri bir kampta tutuklu kalmıştır. Bu süre zarfında her gün kardeşinin nerede olduğu konusunda sorgulanmıştır. Askerler başvuru sahibinin babasının bir LTTE mensubu olmasından dolayı, kendinin de diğer LTTE üyelerini bilmesi gerektiğini söyleyerek, sorgulama sırasında kendisini yumruk ve sopalarla dövmüşler ve ayrıca başparmaklarından tavana asılı tutulmuşlardır. Yeni tutukluların gelmesi üzerine, başvuru sahibi bunlar arasında LTTE mensuplarının olup olmadığını göstermek zorunda kalmıştır.
14. İki hafta sonra, her gün kampa rapor vermek koşuluyla serbest bırakılmış, ancak maruz kaldığı kötü muameleden dolayı hastane tedavisi gerektiren iç yaralanmalar oluşmuştur.
15. Kampa rapor vermek için gittiği her defada sorgulanmış ve kötü muameleye maruz bırakılmıştır. Bazen askerler tarafından Vavuniya şehrinde araçla dolaştırılarak LTTE mensuplarını teşhis etmesi istenmiştir. Günlük rapor vermek zorunda olduğu bir aydan sonra, haftada bir rapor vermesi istenmiştir. Ancak, Vavuniya şehrine çok sayıda LTTE mensubunun geldiğinin söylendiği Mayıs 1993 tarihinde tekrardan günlük olarak rapor vermesi istenmiştir. Askerler başvuru sahibinin kardeşinin önemli bir LTTE üyesi olduğunu ve pek çok bombalama olayından sorumlu olduğunu söylemişler ve başvuru sahibinin kardeşinin gelen grup içerisinde olabileceğinden dolayı, kardeşini teşhis etmesini istemişlerdir.
16. Başvuru sahibi artık günlük olarak rapor verme görevi, sorgulamalar, kötü muamele ve LTTE mensuplarını teşhis etmek zorunluluğunu fiziksel ve ruhsal olarak kaldıramayacak bir hale gelmesinden dolayı, ülkeden ayrılmaya karar vermiştir. Ayrıca, benzeri rapor verme görevi bulunan kişilerin daha sonra ortadan kaybolduğunu bildiğinden, aynı akıbetin kendi başına gelmesinden de endişe etmektedir.
17. Başvuru sahibi, 19 Mayıs 1994 tarihinde annesiyle birlikte Colombo şehrine gitmiş, buradan 20 Mayıs 1994 tarihinde kendi adına düzenlenmiş bir pasaportla önce Singapur'a oradan da ertesi gün Moskova'ya uçmuştur. Moskova'dan Hollanda'ya bir kamyonla 5 Ocak 1995 tarihinde seyahat etmiş, adına düzenlenmiş pasaport ise Moskova'da iken aracılar tarafından elinden alınmıştır.
18. Moskova'da iken annesinden aldığı iki mektupta annesinin ordu tarafından tutuklandığını ve iki gün süreyle alı konduğunu ve kendisinin ise rapor vermediği için arandığını öğrenmiş, ancak bu mektupları muhafaza etmemiştir.
19. 11 Mayıs 1995 tarihinde Hollanda Adalet Bakan Yardımcısı, başvuru sahibinin Sri Lanka rejiminin muhalifi olduğunu veya otoriteler tarafından bu şekilde bilindiğini ispat edememesi nedeniyle başvuru sahibinin taleplerini reddetmiştir. 1991 yılında tutuklanmasının kendisinin ülkeyi hemen terk etmesine yol açacak bir durum olmaması ve Sri Lanka'yı normal yollardan zorlanmaksızın terk edebilmesi dikkate alındığında, ayrıldığı zaman itibariyle menşei ülkesindeki koşulların onun ülkede daha fazla kalmasına engel olacak tehlikeli bir durum oluşturmadığı değerlendirilmiştir. Ayrıca, başvuru sahibine ileri süreceği itirazların incelenmekte olduğu süre içinde Hollanda'da kalmasına izin verilmeyeceği tebliğ edilmiştir.
20. Başvuru sahibi 9 Haziran 1995 tarihinde bir itirazda bulunmuş ve ayrıca Zwolle'deki Lahey Bölge Mahkemesinden geçici tedbir talep etmiştir. Geçici tedbir talebi Bölge Mahkemesi Başkanı tarafından, itiraz için herhangi bir gerekçe sunulmaması nedeniyle, 16 Ağustos 1995 tarihinde kabul edilemez bulunmuştur. İtirazın bizatihi kendisi ise Adalet Bakan Yardımcısı tarafından, aynı nedenle, 8 Ağustos 1996 tarihinde reddedilmiştir. Bakan Yardımcısı ilave olarak ifade etmiştir ki, itiraz için gerekli nedenler belirtilmiş olsaydı bile, Sri Lanka'daki genel durum, tek başına başvuru sahibinin ülkesine geri gönderildiğinde Sözleşmenin 3. maddesine aykırı bir zulüm veya muameleye maruz kalacağı sonucuna ulaşmak için yeterli olmayacaktı.
21. Başvuru sahibi, 18 Eylül 1996 tarihinde, Amsterdam'daki Lahey Bölge Mahkemesine temyiz başvurusunda bulunmuştur. Bakan Yardımcısının başvuru sahibinin itirazını reddetmesini doğru bulan Bölge Mahkemesi 27 Haziran 1997 tarihli nihai kararı ile temyiz itirazını geri çevirmiştir.
22. Ancak, başvuru sahibi ne Hollanda'yı terk etmiş ne de zorla sınır dışı edilmiştir. Başvuru sahibi 29 Eylül 1997 tarihinde zorunlu insani nedenlerden dolayı ikamet izni almak için yeni bir talepte bulunmuştur. Bu talep de Adalet Bakan Yardımcısı tarafından 30 Ekim 1997 tarihinde reddedilmiştir. Ret kararının gerekçesine göre, Sri Lanka'daki güncel gelişmeler kaygı uyandırmaya devam etmekle birlikte, Sri Lanka'daki genel durum Hollanda Hükümetinin Tamil sığınmacılarla ilgili politikasını değiştirmeyi gerektirecek bir boyutta değişmemiştir. Başvuru sahibi kendisinin Sri Lanka'ya iade edilmesi halinde Sözleşmenin 3. maddesine aykırı bir muamele göreceği konusunda gerçek bir riskin bulunduğunu haklı çıkaracak somut ve kendisini fiziksel olarak etkileyen nedenlerin varlığını gösterememiştir. Bakan Yardımcısı ayrıca başvuru sahibinin yapabileceği herhangi bir itirazın incelenmesi sırasında Hollanda'da kalmasına izin verilemeyeceğini bildirmiştir.
23. Başvuru sahibi Bakan Yardımcısının kararına 27 Kasım 1997 tarihinde itiraz etmiş ve 26 Ocak 1998 tarihinde Amsterdam'daki Lahey Bölge Mahkemesinden sınır dışı edilmesini durdurmak üzere geçici tedbir talebinde bulunmuştur. Bölge Mahkemesinin Başkanı, 4 Mart 1998 tarihinde, başvuru sahibinin yürürlükteki Olağanüstü Hal Düzenlemelerine göre Colombo'da 48 saatten fazla alı konma riskini taşıyan "risk kategorilerinden" bir veya daha fazlasına girdiğinden dolayı geçici tedbir talebini kabul etmiştir.
24. Başvuru sahibine 13 Mayıs 1998 tarihinde resmi bir komite önünde yapmış olduğu ikamet izni başvurusu hakkında yorumda bulunma olanağı tanınmıştır.
25. Başvuru sahibinin itirazı 2 Aralık 1998 tarihinde Adalet Bakan Yardımcısı tarafından reddedilmiştir. Başvuru sahibinin sığınma talebinin nihai ve kesin olarak reddedildiğini ve kendisinin de yeni olay ve gerçeklerin ortaya çıktığını gösteremediğini, sadece Sri Lanka'daki genel duruma atıfta bulunduğunu dikkate alarak, Bakan Yardımcısı ikamet izni konusunda yapılan talebin başvuru sahibinin Hollanda'dan ayrılmamak için yapmış olduğu bir teşebbüsten ileriye gitmediği sonucuna ulaşmıştır. Her halükarda, başvuru sahibinin maruz kaldığı problemlerin 1991 ve 1992 yıllarında gerçekleşen olaylardan kaynaklandığı iddia edilmesine rağmen, 1994 yılına kadar Sri Lanka'yı terk etmemiş olması, kendisinin Sözleşmenin 3. maddesine aykırı bir muameleye maruz kalma konusunda gerçek bir risk taşıdığı varsayımının aleyhine işlemektedir.
26. Bakan Yardımcısı ayrıca başvuru sahibinin müracaat edebileceği temyiz yollarının süratli bir şekilde işlem göreceğini ve Hollanda'dan ayrılmasının temyiz sürecinin sonuna kadar erteleneceğini bildirmiştir.
27. Başvuru sahibi 23 Aralık 1998 tarihinde Amsterdam'daki Lahey Bölge Mahkemesine bir temyiz başvurusunda bulunmuştur. Başvuru sahibi, Sri Lanka'dan gelen Tamiller tarafından yapılan sığınma başvuruları için Dışişleri Bakanlığından alınarak Bakan Yardımcısı tarafından kullanılan bilgilerin eksik olduğunu savunmuştur. Uluslararası Af Örgütünden alınan bilgilere atıfta bulunarak, başvuru sahibi, bir haftadan fazla bir süreyle alı konma ve bu süre zarfında işkenceye uğrama riski taşıyan kişilerin Dışişleri Bakanlığınca varsayılandan çok daha fazla miktarda olduğunu ileri sürmüştür. Ayrıca, Bakanlığın 6 Kasım 1998 tarihli kendi resmi raporunda, eğer bir tutuklu bir haftadan fazla süreyle alı konacak olursa, bu süre zarfında LTTE faaliyetlerine katılıp katılmadığı konusunda sorgulanacağı ve çok büyük olasılıkla da kötü muameleye maruz kalacağı ifade edilmektedir. İlave olarak, aynı resmi rapora göre, LTTE üyesi olduğu bilinen bir akrabası olan bir Tamilin bir haftadan fazla bir süre ile alı konma riskini taşıdığı bildirilmiştir.
28. 11 Ocak 2000 tarihinde Bölge Mahkemesinde yapılan temyiz duruşmasında, başvuru sahibi, ayrıca, resmi olmayan bir pasaportla Sri Lanka'dan ayrılmış olması nedeniyle Göçmen Kanununda yapılan değişikliğin yürürlüğe girmesiyle birlikte kendisinin ekstradan tutuklu kalma riski altına girdiğini ileri sürmüştür.
29. Bölge Mahkemesi temyiz talebini 22 Şubat 2000 tarihli hükmüyle reddetmiştir. Mahkemeye göre, risk kategorilerinden birine mensup Sri Lankalı Tamiller söz konusu olduğunda, Sözleşmenin 3. maddesini ihlal eden bir muamele riskinin varlığı genel olarak hemen kabul edilmelidir. Ancak, bu kategorilerden birine mensup her bir Tamil 3. maddeye aykırı bir muamele riskini taşımayacaktır. Bu konumdaki Tamillerin Sri Lanka'daki güvenlik durumunun bir sonucu olarak Colombo'ya döndüklerinde az veya çok düzenli olarak yapılan kontrollerde tutuklanma olasılığının bulunması, söz konusu kişiler bu süreçte can sıkıcı durumlara maruz kalsalar bile, tek başına, bu kişilerle ilgili olarak kabul edilemez risklerin mevcut olduğu sonucuna ulaşmak için yeterli olmayacaktır. Başvuru sahibine ilişkin olarak, Bölge Mahkemesi, başvuru sahibinin sığınma talebine ilişkin yapmış olduğu değerlendirmeden farklı bir sonuca ulaşmak için herhangi bir neden görmemiştir. Başvuru sahibinin Sri Lanka yetkililerinin kendisi hakkında dosya tuttukları yönündeki iddiası sadece bir varsayımdan ibaret olup makul bir olasılık değildir. Bölge Mahkemesi, geri dönen kişilerin ülkeyi yasa dışı yollardan terk edip etmediklerinin tespiti amacıyla Colombo havaalanında mülakata tabi tutulmalarını olası görmekle birlikte, bunun 3. maddenin ihlalini oluşturan bir muameleye dönüşme riskini önemli ölçüde artırmayacağını düşünmektedir. Diğer taraftan, Göçmen Kanununu ihlal eden kişilerin kovuşturulması ve cezalandırılması 3. maddeye aykırı bir uygulama da değildir. Her halükarda, başvuru sahibi, adına düzenlenen bir pasaportun dayısı tarafından Colombo'daki Göç Bürosundan temin edildiğini ifade etmiş bulunmakta ve bu nedenle de başvuru sahibinin Sri Lanka'yı yetkili makamların sahteciliğe konu olduğunu bildikleri bir pasaportla terk etmiş bulunması olası değildir.
30. 12 Eylül 2000 tarihinde, yani mevcut başvurunun Mahkemeye yapıldığı tarihte, başvuru sahibi yeni bir sığınma müracaatında bulunmuştur. Bu başvuru 16 Eylül 2000 tarihinde reddedilmiştir. Başvuru sahibinin bu karara karşı itirazı ile birlikte geçici tedbir talebi Zwolle'deki Lahey Bölge Mahkemesi Başkanı tarafından 4 Ekim 2000 tarihinde reddedilmiştir. Mahkeme Başkanı vermiş olduğu kararda Dışişleri Bakanlığının 28 Temmuz ve 22 Ağustos tarihli resmi raporlarında yer alan bilgilere dayanmıştır ki, Mahkeme Başkanına göre bu bilgilerin doğruluğu başvuru sahibi tarafından yeterince çürütülememiştir. Mahkeme Başkanı, geri çevrilen Tamil sığınmacıları açısından Colombo'daki güvenlik durumunun bu kişilerin 3. maddeye aykırı bir muameleden korkmalarını gerektirecek bir durumda olmadığı sonucuna ulaşmıştır. Mahkeme Başkanı ayrıca Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliğinin (BMMYK) 22 Haziran 2000 tarihli bir mektubuna atıfta bulunmuştur. Söz konusu mektupta, BMMYK, sığınma talebi reddedilen Tamillerin sınır dışı edilmelerinin, bu kişilerin ellerinde Sri Lanka yetkilileri tarafından verilmiş dokümanlar bulunduğu müddetçe, kabul edilebilir olduğu görüşündedir. Mahkeme Başkanı başvuru sahibine Hollanda'daki Sri Lanka Büyükelçiliği tarafından bir kimlik kartı temin edilebileceği ve bu kartın süresinin sona ermesinde bile yeni bir ulusal kimlik kartı düzenlenilinceye kadar kullanılabileceğini not etmektedir.
II. İLGİLİ İÇ HUKUK VE UYGULAMA
A. Mülteci statüsü kazanma veya insani nedenlerle ikamet izni alma
31. 1965 tarihli Yabancılar Kanununun (bundan böyle "Kanun" olarak anılacaktır) ilgili tarihte yürürlükte olan 15 § 1. maddesi gereğince, dini ve siyasi inanışları veya belirli bir ırk veya sosyal gruba mensubiyetleri nedeniyle zulme uğrama konusunda haklı sebeplerin bulunduğu bir ülkeden gelen yabancıların Adalet Bakanlığı tarafından mülteci olarak kabul edilebilmesi mümkündür.
32. Bu hükümdeki "mülteci" terimi 28 Temmuz 1951 tarihli Mültecilerin Statüsüne İlişkin Sözleşmenin 1. maddesindeki kavramla aynı anlama gelecek şekilde konmuştur (Raad van State'in 16 Ekim 1980 tarihli kararı, Göç Hukuku Raporları - 1981, No. 1).
33. Mülteciler dışında, herhangi bir süreyle Hollanda'da ikamet etmek isteyen yabancılar ikamet izni almak zorundadır (Kanunun 9. maddesi). İkamet izni işlemleri Adalet Bakanlığınca yürütülmektedir (Kanunun 11 § 1. maddesi).
34. Hollanda'nın nüfus ve istihdam açısından durumu dikkate alındığında, Hükümet politikası eskiden beri Hollanda'ya kabul edilen yabancıların sayısının kısıtlanması yönünde gelişmiştir. Genel olarak, yabancılar sadece aşağıdaki hallerde ikamet amaçlı olarak ülkeye kabul edilmektedir:
a) Avrupa Birliği vatandaşları veya Benelüx ülkeleri vatandaşları veya yukarıda bahsedilen Cenevre Sözleşmesi kapsamına giren mülteciler gibi Hollanda'nın uluslararası hukuk çerçevesinde zorunlu olduğu hallerde; veya
b) Ülkeye kabulün "Hollanda'nın zaruri menfaatlerine" hizmet etmesi halinde, örneğin, ekonomik veya kültürel menfaatler; veya
c) "insani mülahazalara dayalı zorunlu nedenlerin" varlığı halinde.
35. Hollanda'ya kabul edilme koşullarına sahip olmayan veya bu niteliği ortadan kalkan bir yabancı sınır dışı edilebilecektir (Kanunun 22 § 1. maddesi). Ancak, Hollanda'dan çıkarılmasının Kanunun 15 § 1. maddesinde belirtilen temellerden birine dayalı olarak zulme uğrama korkusunun bulunduğu bir ülkeye gitmek zorunda bırakacağını ileri süren yabancılar Adalet Bakanlığının özel bir emri olmaksızın sınır dışı edilemezler (Madde 22 § 2).
36. Mülteci statüsü veya ikamet izninin reddedilmesi kararına karşı itirazlar Adalet Bakan Yardımcısına yapılacaktır (Genel İdare Hukuku Kanununun 6:4 ve 7:1. maddeleri ve Yabancılar Kanununun 29. maddesi). İtirazın reddine ilişkin karara karşı temyiz için Lahey Bölge Mahkemesinin İdare Hukuku Bölümüne başvurulacaktır (Genel İdare Hukuku Kanununun 8:1 maddesi ve Yabancılar Kanununun 33a maddesi). Bunun dışında başkaca bir temyiz yoluna izin verilmemektedir (Kanunun 33e maddesi).
B. Sri Lanka Vatandaşlarının sığınma taleplerine ilişkin Hollanda politikası
37. Başvuru sahibinin itirazı ile ilgili karar tarihinde (2 Aralık 1998) ve mevcut başvurunun yapılmasına kadar geçen süre boyunca, Hollanda politikası, Dışişleri Bakanlığı tarafından 24 Mart ve 6 Kasım 1998 tarihlerinde yayınlanan ülke raporlarını baz almıştır.
38. Bir kişinin Sözleşmenin 3. maddesi hükümlerine aykırı bir tarzda muamele görme konusunda gerçek bir risk taşıyıp taşımadığını tespit etmek için, aşağıdaki faktörler dikkate alınmaktadır:
- Çok az Sinhalese konuşan ve kuzeyde doğmuş olan Colombo'daki bütün genç Tamiller kimlik kontrolünü müteakiben sorgulanmak üzere polis istasyonuna götürülme riskini taşımaktadırlar. Bu kişilerin pek çoğu kimlik tespiti yapıldıktan ve şehirde bulunma nedenlerini açıkladıktan sonra 48 ila 72 saat içinde serbest bırakılmaktadırlar.
- Savaş bölgesinden henüz yeni Colombo'ya gelmiş olan ve geçerli bir kimlik belgesi bulunmayan veya Colombo'da bulunmaları için "geçerli" bir nedeni olmayan insanlar daha detaylı bir inceleme yapılmak üzere 48 ila 72 saatten daha fazla sürelerle alı konma riskini taşımaktadırlar. Ayrıca, şehre geldikten sonra kayıt olmayan insanlar kendilerini şüpheli bir duruma sokmaktadırlar.
- Polisteki kayıtlar veya başka kaynaklardan elde edilen bilgiler bazında LTTE faaliyetlerine katıldığından şüphe edilen Tamiller bir haftadan fazla bir süreyle alı konma riski taşımaktadırlar. Aynı risk, yetkili makamların LTTE hakkında bilgi sağlayabileceğini düşündüğü kişiler, örneğin LTTE mensubu bir akrabası olduğu bilinen kişiler, hakkında da söz konusudur.
- LTTE faaliyetlerine katıldıkları konusunda kuvvetli delil bulunan kişiler, Olağanüstü Hal veya Terörizmle Mücadele Kanunu çerçevesinde 3, 12 veya 18 ay tutuklu kalabilmektedir.
39. Derinlemesine soruşturma yapılması amacıyla 48 ila 72 saatten fazla alı konan kişilere kaba (dayak) muamele yapılabilmektedir. Bir haftadan fazla alı konan ve LTTE faaliyetlerine katılmaktan sorgulanan kişilerde, kötü muamele riski önemli ölçüdedir.
40. Teorik olarak daha uzun sürelerde tutuklu kalma riskini taşıyan bir Tamil'in yukarıdaki kişi kategorilerinden birinde yer alması tek başına Sözleşmenin 3. maddesince yasaklanan bir muameleye tabi tutulacağı konusunda gerçek bir riskin olduğu manasına gelmeyecektir. 6 Kasım 1998 tarihli ülke raporuna göre, her halükarda ilk iki kategoriye giren Tamillerin durumunda böyle bir riskin olmadığı varsayılabilir.
41. 30 Eylül 1999 tarihli ülke raporunda, Göçmen Kanununda yapılan değişikliğin 28 Temmuz 1998 tarihinde yürürlüğe girdiği ve bu değişikliğe göre sahteciliğe konu olmuş seyahat belgeleri kullanımı için öngörülen cezanın artırıldığı bildirilmiştir. Rapora göre, bir kişinin ülkeye dönüş zamanında, genelde ülke dışına seyahatlerde sahteciliğe konu olmuş belgelerin kullanıldığı konusunda yeterli delil bulunmadığı bildirilmektedir.
Söz konusu bu ülke raporu ayrıca havaalanında veya bir arama sırasında yakalanan kişilere ilişkin olarak polis tarafından yapılan işlemler hakkında bilgi içermektedir. Yakalanan kişilerin isim listesi Ulusal İstihbarat Bürosuna iletilerek bu isimlerin Büronun veri tabanında yer alan isimlerle çakışıp çakışmadığı incelenmektedir. Terörle Mücadele Kanunu veya Olağanüstü Hal Kanununu ihlal ettiğinden şüphelenilen bütün kişiler aranan kişiler listesine dahil edilmektedirler. Ancak, polisin her bir durumda o kişi ile ilgili bilgiye sahip olması mümkün olmamaktadır. İlgili kişi şayet daha önceden yakalanmış veya başka bir tutuklu tarafından ele verilmiş ise böyle bir bilgiye ulaşılabilmektedir.
42. Adalet Bakan Yardımcısının en son kararını verdiği tarihteki Hollanda politikası (16 Eylül 2000, bkz. yukarıda paragraf No. 30) 28 Temmuz ve 22 Ağustos 2000 tarihli ülke raporlarını baz almaktadır. Bu raporlar göstermektedir ki, savaştan kaçan Tamiller, Colombo dahil, Hükümet kontrolündeki bölgelerde alternatif ikamet yerleri bulabilmektedirler. Özellikle resmi tatillerde ve civarında, saldırılardan sonra ve Hükümet kuvvetlerinin askeri konumu kötüleştiğinde, Hükümet kontrolündeki bölgelerde yaşayan Tamiller sık sık kimlik kontrolüne tabi tutulmaktadırlar. Kimliğini sorulduğu anda ispatlayamayan veya Sri Lanka'nın kuzey veya doğusundan geldiği düşünülen Tamiller tutuklanabilmektedirler. Bunların pek çoğu kimlikleri ve geçmişleri kontrol edildikten sonra 48 ila 72 saat içinde bırakılmaktadır. Daha uzun süreli tutuklama nedenlerine ilişkin olarak, 28 Temmuz 2000 tarihli rapor 6 Kasım 1998 tarihli rapora atıfta bulunmaktadır.
43. 15 Mayıs 2002 tarihli ülke raporu ise 2000 yılında başlayan barış sürecindeki gelişmelerle ilgili bilgi içermekte ve Hükümet ile LTTE arasında resmi ateşkes anlaşmasının 22 Şubat 2002 tarihinde imzalandığı bilgisini içermektedir. Raporda ayrıca incelen bu dönem içinde Colombo'da bir suikast saldırısının meydana geldiği, ancak saldırıdan sonra her zaman ki aramaların, geniş çaplı kimlik kontrollerinin ve tutuklamaların olmadığı bildirilmiştir. Aralık 2001'de başbakanlığa Ranil Wickremasinghe'nin geçmesinden sonra, Colombo'daki güvenlik durumunun önemli ölçüde iyileştiği, şehirdeki atmosferin rahat ve normal bir hale geldiği görülmüştür. Pek çok yol bariyeri ve kontrol noktası kaldırılmıştır. Kimlik kontrollerinin sayısı çok önemli oranda azaltılmış ve LTTE şüphelisi olmaktan dolayı bir tutuklamaya rastlanmamıştır.
44. 28 Mayıs 2003 tarihli en güncel ülke raporu Sri Lanka'daki güvenlik durumunun ve serbest dolaşımın ciddi ölçüde düzeldiğini teyit etmiştir. Tamiller ülkenin tamamında belirli bölgelere girmek için önceden izin almalarına gerek kalmaksızın serbestçe dolaşabilmektedirler. Sonuç olarak, Tamiller için LTTE kontrolündeki bölgelerden çıkarak Hükümet kontrolündeki bölgelere gidebilmek artık çok daha basit hale gelmiştir. Colombo'da, serbest dolaşım üzerinde hiçbir kısıtlama uygulanmamaktadır. İncelenen dönem içinde, Sri Lanka yetkilileri Ateşkes Anlaşması hükümleri doğrultusunda genel olarak insan haklarına saygılı hareket etmektedirler. Keyfi tutuklama yapılmamaktadır. Geçmişte LTTE mensubu olma veya faaliyetlerine katılma şüphesi altında yakalanan kişilerin maruz kaldığı kötü muamele ve işkence artık meydana gelmemektedir.
45. 2001 itibariyle, sığınma talebi reddedilerek geri dönenlerin büyük bir çoğunluğunun hava alanından ayrılmalarına kimlikleri kontrol edildikten sonra izin verilmektedir. Çok az birkaç olayda, geri dönen kişiler genellikle 24, bazen 48 ila 72 saat içinde Suç Soruşturma Departmanına (SSD) transfer edilmekte ve buradan da bir Ceza Mahkemesine gönderilmektedir. Ceza Mahkemesi hakimi, SSD tarafından verilen bilgiler bazında, ilgili kişinin hapishanede tutuklu kalmasına, soruşturmanın sonucuna kadar kefaletle serbest bırakılmasına veya doğrudan serbest kalmasına karar vermektedir. İncelenen dönem içinde, geri dönen bütün kişiler aynı gün, kefaletle veya kefaletsiz olarak serbest bırakılmışlardır. Sahte seyahat belgeleri kullanarak ülkeye giriş yapma teşebbüsünde bulunmadıkça, sığınma talepleri reddedilerek geri dönenlerin genel olarak Göçmen Kanunu hükümleri çerçevesinde kovuşturma korkusu duymalarına gerek bulunmamaktadır.
III. İLGİLİ ULUSLARARASI MATERYALLER
46. Uluslararası Af Örgütü, Ocak 2002 ila Aralık 2002 arasındaki olayları kapsayan 2003 Yıllık Raporunda, Sri Lanka'ya ilişkin olarak aşağıdaki bilgileri vermektedir:
Bu kısım tercüme edilmemiştir (TN)
47. ABD Devlet Bakanlığı, 2002 Yılı Sri Lanka İnsan Hakları Uygulamaları Ülke Raporunu 31 Mart 2003 tarihinde açıklamıştır. Bu rapora göre:
Bu kısım tercüme edilmemiştir (TN)
48. Birleşik Krallık İçişleri Bakanlığı Göç ve Vatandaşlık Müdürlüğü (Sığınma ve Temyiz Politikaları Müdürlüğü) tarafından 23 Temmuz 2003 tarihinde yayınlanan Sri Lanka'yla İlgili Operasyonel Rehber Notunda şu bilgiler yer almaktadır:
Bu kısım tercüme edilmemiştir (TN)
IV. GÜNCEL GELİŞMELER
49. Sri Lanka Başkanı Chandrika Kumaratunga, 4 Kasım 2003 tarihinde Parlamentoyu askıya almış ve üç kıdemli bakanı görevden uzaklaştırmıştır. Devlet Başkanı Hükümeti LTTE'ye çok fazla taviz vermekle suçlamıştır. Norveçli arabulucular LTTE ile görüşmelerden sonra 14 Kasım 2003 tarihinde ülkedeki siyasi kriz çözülünceye kadar barış sürecinin devam edeceğini söylemişlerdir. Ara bulucular hem Devlet Başkanından hem de Başbakan'dan Ateşkes Anlaşmasına uyma yönünde aldıkları teminatları LTTE'ye iletmişlerdir. LTTE ise siyasi kriz süresince sabırlı olacağını ifade etmiştir.
HUKUKİ BOYUT
I. SÖZLEŞMENİN 3. MADDESİNİN İHLALİ İDDİASI
50. Başvuru sahibi şayet Hollanda'dan Sri Lanka'ya sınır dışı edilecek olursa, Sözleşmenin 3. maddesine aykırı olarak işkence veya gayri insani veya aşağılayıcı bir muamele görme konusunda gerçek bir riske maruz kalacağını ileri sürmektedir.
51. Sözleşmenin 3. maddesine göre:
"Hiç kimse işkenceye veya gayri insani ya da aşağılayıcı muamele veya cezaya tabi tutulamaz".
A. Tarafların İddiaları
1. Başvuru Sahibi
52. Başvuru sahibi kaçışının doğrudan sebebinin günlük (veya zaman zaman haftalık) olarak orduya rapor verirken maruz kaldığı sürekli kötü muamele ve gözdağı verme olaylarına daha fazla tolere edemez hale gelmesi olarak belirtmiştir. Başvuru sahibi ayrıca Vavuniya'dan Colombo'ya seyahat ederken veya Sri Lanka'dan ayrılırken problemle karşılaşmamasının hiçbir şekilde bu ülkeye iade edilecek olursa hiçbir risk taşımayacağı anlamına gelmeyeceğini ileri sürmüştür.
53. Sri Lanka yetkililerinin onun hakkında dosya tutma olasılığının iki nedeni bulunmaktadır; birincisi erkek kardeşinin LTTE mensubu olmasından dolayı. Bir kişinin aktif bir LTTE üyesi olan akrabası var ise, yetkili makamlar bu kişiyi aradıkları aile üyesini ele geçirmede bir araç olarak görmekte veya LTTE ile ilgili bilgi edinme kaynağı olarak değerlendirmektedirler. Yetkililer aynı zamanda kısa bir zaman sonra bu Tamil'in kendisinin bir LTTE üyesi olduğundan şüphe etmektedirler. Hollanda politikası bu riskleri kabul etmekte ve bu manada LTTE mensubu bir akrabası olduğu bilinen Tamillerin uzun sürelerle tutuklu kalma riskini taşıdıklarını teyit etmektedir. Söz konusu bu politika ayrıca bu tarz tutuklu kalmaların işkenceye maruz kalma riskini önemli derecede artırdığını kabul etmektedir. Başvuru sahibi bu nedenden ötürü söz konusu bu politikanın 3. maddeyle yasaklanan muameleye maruz kalma konusunda gerçek bir risk olmadığı yönündeki Hükümet görüşü ile nasıl telif edilebileceğini anlayamamaktadır. Bu zıtlık özellikle başvuru sahibinin kardeşinin LTTE mensubu olmasından dolayı hali hazırda 1991 yılında iki hafta süreyle tutuklu kalması, sorgulanması ve işkence görmesi ve yetkili makamlara rapor verme zorunluluğunu yerine getirdiği her defasında kötü muameleye uğraması dikkate alındığında daha da doğru olmaktadır.
54. Sri Lanka yetkililerinin kendisi hakkında dosya açmış olmalarının pek muhtemel olmasının ikinci nedeni ise, geçmişte tutuklanan kişilerle ilgili bilgilerin Ulusal İstihbarat Bürosunun veri tabanına konmuş olması gerçeğinde yatmaktadır. 30 Eylül 1999 tarihli ülke raporunda açıklandığı üzere, rutin tutuklama işleminden sonra, tutuklanan kişilerin isimleri Ulusal İstihbarat Bürosu veri tabanı ile mukayese edilmektedir.
55. Başvuru sahibi yukarıdaki nedenlerden dolayı uzun bir süre tutuklu kalma ve bu süre zarfında işkenceye maruz kalma olasılığının çok yüksek olduğunu ileri sürmektedir.
2. Hükümet
56. Hükümet, başvuru sahibinin Sri Lanka yetkililerince rejim muhalifi olarak bilindiğinin veya bu makamlar tarafından kendisine şüpheyle bakıldığının ortaya konmadığını ileri sürmüştür. LTTE'ye yardım ettiği şüphesiyle 1991 yılında Sri Lanka ordusu tarafından babasının öldürülmesi olayı, başvuru sahibinin gayri insani muamele görme korkusunu yeteri kadar haklı çıkarmamaktadır. Hükümet ayrıca kardeşinin LTTE mensubu olmasından dolayı Sri Lanka yetkililerinin başvuru sahibinin kendisinin bu örgütle irtibatlı olduğu ve bu yüzden 48 ila 72 saatten daha fazla süreyle alı koyacakları sonucuna ulaşmayı olası görmemektedir. İddia edildiği şekliyle başvuru sahibinin Ocak 1991'de tutuklandıktan sonra sadece iki hafta sonra serbest bırakılması - yetkililere düzenli olarak rapor verme yükümlülüğü olsa bile - kuvvetle muhtemel kendisinin LTTE faaliyetlerine karışan biri olarak değerlendirilmediğini göstermektedir. İlave olarak, başvuru sahibi, 1990 yılında babasının öldürülmesi veya 1991 yılında tutuklanmasının doğrudan bir sonucu olarak menşei ülkesini terk etme kararı vermemiştir. Aksine, başvuru sahibi Sri Lanka'yı 1994 yılında terk etmiştir.
57. Başvuru sahibinin Sri Lanka makamlarının kendisi hakkında dosya tuttukları iddiasına ilişkin olarak, Hükümet, böyle bir dosyanın varlığının ileri sürülmesine rağmen, başvuru sahibinin gerek Sri Lanka'da seyahat ederken gerek ülkeden ayrılırken yapılan kontroller sırasında bir problemle karşılaşmadığını bizzat kendisinin bildirmiş olduğuna işaret etmektedir. Bu sebepten, Hükümetin görüşüne göre, kaçınılmaz olarak varılması gereken sonuç, Sri Lanka makamlarının özel olarak başvuru sahibiyle ilgilenmediği yönündedir.
58. Hükümet ayrıca ileri sürmektedir ki, Şubat 2002'deki Ateşkes Anlaşmasının ilanından önceki dönemde, LTTE faaliyetlerine karışmış olma şüphesiyle tutuklanma riskinin artması kural olarak bir dizi faktörün bir araya gelmesine bağlı bir durum olmaktaydı. Bu faktörlerden en önemlileri, kimlik belgelerini ibraz edememe, polise kayıt yaptırmama, veya Colombo'da kalma konusunda geçerli bir neden ileri sürememe, LTTE faaliyetlerine karışmış olma manasına gelebilecek şekilde vücutta yaraların bulunması, veya sinirli veya korkmuş davranışların varlığı olmaktadır. 2001 yazından bu tarafa Colombo'da büyük çapta aramaların yapılmaması, ve Ateşkes Anlaşmasının yürürlüğe girmesinden sonra, Colombo'da kontrol noktasında durdurularak kimlik belgesi sorulduktan sonra tutuklanan herhangi bir Tamil ile ilgili tek bir raporun bile bulunmaması göz önünde bulundurulduğunda, tutuklanma riskinin artık çok önemli ölçüde azalmış olduğu değerlendirilmelidir. Ayrıca, Hollanda'dan geri gönderilmeyi bekleyen Sri Lanka'lılara Sri Lanka Büyükelçiliğince kimlik belgesi verilmekte olup bu belge güvenlik güçlerince yapılacak kontrollerde kimlik ispat aracı olarak kullanılabilmektedir.
B. Mahkemenin değerlendirmesi
59. Mahkeme peşinen tekrar etmelidir ki, Sözleşmeci Devletler, yerleşik uluslararası hukuk normları gereği ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) dahil tüm sözleşme yükümlülüklerine bağlı kalmak kaydıyla, yabancıların ülkeye girişi, ikameti ve sınır dışı edilmesi konusunda kontrol yetkisine sahiptir. Ancak, yabancıları sınır dışı etme yetkisini kullanırken, Sözleşmeci Devletler, demokratik toplumların temel değerlerinden birini yansıtan Sözleşmenin 3. maddesini dikkate almak zorundadır. Bir yabancının sınır dışı edilmesi, bu kişinin gönderileceği ülkede 3. maddeye aykırı bir muamele görme konusunda gerçek bir riskin bulunduğunu gösterecek önemli nedenlerin olması halinde, söz konusu madde bağlamında bir soruna sebep olabilir. Bu gibi durumlarda, 3. maddeden bu kişinin söz konusu ülkeye sınır dışı edilmeme yükümlülüğünün olduğu manası çıkmaktadır (Örneğin, bkz. Hilal v. Birleşik Krallık, No. 45276/99, § 59 ECHR 2001-II, ve Ahmed v Avusturya, 17 Aralık 1996 tarihli karar, Reports of Judgments and Decisions, 1996-VI, s. 2206, §§ 38-39).
60. Kötü muamelenin 3. maddenin kapsamı içinde değerlendirilebilmesi için belirli bir asgari şiddet düzeyinde olması gerekmektedir. Bu asgari şiddetin değerlendirilmesi ise göreceli bir husus olup muamelenin süresi, fiziksel ve ruhsal etkileri ve bazı durumlarda mağdurun cinsiyet, yaş ve sağlık durumu gibi olayın bütün koşullarının incelenmesini gerektirmektedir (diğer kararlara ilave olarak bkz. İrlanda v. Birleşik Krallık, 18 Ocak 1978 tarihli karar, Seri A, No. 25, s. 65, § 162).
61. Başvuru sahibinin Sri Lanka'ya sınır dışı edilmesi halinde 3. maddede yasaklanan muameleye maruz kalma konusunda gerçek bir risk taşıyıp taşımadığının belirlenmesinde, Mahkeme, konuyu kendisine sunulan bütün materyaller veya gereken durumlarda kendi araştırmasıyla (proprio motu) ulaşmış olduğu materyallerin ışığında değerlendirecektir. Ayrıca, Sözleşmeci Devletlerin bu tür olaylarda 3. madde çerçevesindeki sorumluluklarının mahiyeti, bir kişiyi kötü muamele riskine maruz bırakma eyleminden kaynaklandığından, riskin varlığının esas olarak sınır dışı işleminin yapıldığı zamanda Sözleşmeci Devletin bildiği veya bilmesi gerektiği gerçekler bağlamında incelenmesi gerekmektedir (bkz. Vilvarajah and Diğerleri v. Birleşik Krallık, 30 Ekim 1991, Seri A, No. 215, s. 36, § 107, ve H. L. R. V. Fransa, 29 Nisan 1997, Reports, 1997-III, s. 758, § 37). Mevcut davada başvuru sahibi henüz sınır dışı edilmediği için, dikkate alınması gereken zaman dilimi Mahkemenin başvuruyu incelediği zaman olacaktır. Olayın tarihsel gelişiminin dikkate alınması özellikle mevcut duruma ve olası gelişmelere ışık tutması açısından faydalı olmakla birlikte, esas belirleyici olan husus mevcut koşullar olmakta ve bu nedenden dolayı ulusal makamların nihai kararı verdikten sonra ortaya çıkan bilgilerin dikkate alınması gerekmektedir (bkz. Chahal v. Birleşik Krallık, 15 Kasım 1996 tarihli karar, ss. 1856 ve 1859, §§ 86 ve 97, Reports, 1996-V, ve yukarıda atıfta bulunulan H.L.R. v. Fransa).
62. Mahkeme, başvuru sahibinin babasının ordu tarafından öldürülmesinden itibaren dört yıl sonra ve kendisinin ordu kuvvetlerince tutuklanıp iki hafta süreyle alı konmasından itibaren üç buçuk yıl sonra Sri Lanka'yı Mayıs 1994 yılında terk ettiğini gözlemlemektedir. Bu sebepten, söz konusu bu olayların başvuru sahibinin ülkeden kaçmasına neden olmadığı gözükmektedir. Aslında, kendi değerlendirmesine göre, başvuru sahibi, ordu kuvvetlerine rapor verme yükümlülüğünü yerine getirmek zorunda kaldığı her defada maruz kaldığı kötü muameleyi daha fazla kaldıramadığından ülkeyi terk etmiştir.
63. Öyle gözükmektedir ki, ordu kuvvetleri, başvuru sahibinden kardeşinin nerede olduğu konusunda bilgi vermesi ve LTTE mensubu Tamilleri teşhis etmesi amacıyla kendilerine rapor vermesini istemişlerdir. Her ne kadar başvuru sahibi kendi yakını olan birisinin örgüt üyesi olmasından dolayı, kendisi hakkında da LTTE faaliyetlerine karışmış olma şüphesinin varlığının kuvvetle muhtemel olduğunu ileri sürmüş ise de, ulusal makamların başvuru sahibi hakkında bu tarz bir şüpheyi barındırdıkları hiçbir şekilde ortaya konmamıştır. Bu bağlamda, Mahkeme, başvuru sahibinin Ocak 1991'de tutuklanması ve alı konmasından sonra herhangi bir suçlama yapılmaksızın serbest bırakıldığını ve tekrar tutuklanmadığını dikkate almaktadır. Ek olarak, başvuru sahibi, Mayıs 1994 tarihinde herhangi bir engelle karşılaşmaksızın Vavuniya'dan Colombo'ya kadar seyahat edebilmiş ve kendi adına düzenlenmiş bir pasaportla normal kanallardan ülkeyi terk edebilmiştir - ulusal makamların başvuru sahibinden şüphelendikleri kabul edildiğinde, inanılması oldukça güç gözüken bir dizi olay. Bu koşullar altında, Mahkeme, başvuru sahibinin ulusal makamlar tarafından (şüpheli) bir LTTE destekçisi olarak bilindiği ve ulusal makamların kendisiyle bu yüzden ilgilendiği hususunun ortaya konamadığı sonucuna ulaşmıştır.
64. Bir an için başvuru sahibinin Colombo havaalanına varışta veya bilahare bir kimlik kontrolü sırasında yakalanacağı varsayılsa bile, Mahkeme, Sri Lanka'daki mevcut atmosfer içinde, başvuru sahibinin kötü muameleye maruz kalma konusunda gerçek bir risk taşımasının muhtemel olmadığını değerlendirmektedir. Bu bağlamda, Mahkeme, yukarıda 43-48. paragraflarda atıfta bulunulan çeşitli raporlarda belirtildiği şekilde, son yıllarda Sri Lanka'daki güvenlik durumunda meydana gelen önemli iyileşmeleri vurgulamaktadır. Mahkeme bu nedenle artık belirli bir süredir Tamiller'le ilgili genel arama ve büyük çaplı ve/veya keyfi tutuklamaların meydana gelmediğini ve Tamiller'in artık belirli bölgelere seyahat etmeden önce izin almak zorunda kalmadıklarını gözlemlemektedir (yukarıda 43-44 ve 47 No.lu paragraflara bkz.). Ayrıca, LTTE üyesi olma veya LTTE faaliyetlerine karışma şüphesiyle tutuklanan kişilerin geçmişte olduğu gibi kötü muamele ve işkenceye tabi tutulmadıkları rapor edilmektedir (44 No.lu paragrafa bkz.).
65. Politik alandaki son gelişmelerin de gösterdiği üzere, Sri Lanka'daki durumun henüz istikrara kavuştuğu söylenemez (yukarıdaki 49 No.lu paragrafa bkz). Ancak, bu gelişmelere rağmen ihtilafın ana taraflarının barış sürecine verdikleri öneme vurgu yapmaları göz önünde bulundurulduğunda, Hollanda Dışişleri Bakanlığınca Sri Lanka hakkında hazırlanan en son ülke raporunun teyit ettiği üzere, Mahkemenin, Colombo'ya giden veya orada kalmakta olan Tamiller'in daha önceden yaşadıkları rizikolu durumlarının önemli ölçüde iyileştiren fiili düzelmeleri dikkate almaması mümkün değildir (44 No.lu paragrafa bkz.). Yukarıda vurgulandığı üzere (bkz 61. paragraf), Mahkeme, mevcut zaman ve mevcut durum içerisinde başvuru sahibinin, menşei ülkeye geri gönderilmesi halinde 3. maddenin yasakladığı muameleye tabi tutulma konusunda gerçek bir riske maruz kalıp kalmayacağını değerlendirmek zorundadır. Mahkemenin gönderilen ülkedeki durumla ilgili değerlendirmesinde istikrar ve kesinlik dikkate alınacak faktörler olmakla birlikte, barış müzakerelerinin henüz sonuçlanmaması, Mahkemeyi, mevcut genel durum çerçevesinde başvuru sahibinin bireysel koşullarını incelemekten alı koymayacaktır (yukarıda bkz. Vilvarajah ve Diğerleri, § 108).
66. Bu bağlamda, Mahkeme, başvuru sahibinin, kaçışından ve orduya rapor vermemeye başlamasından sonra, annesinin tutuklandığı ve iki gün süreyle alı konduğu iddiasını dikkate almaktadır. Ancak, başvuru sahibi annesinin bu olayları kendisine bildirmiş olduğu mektupları muhafaza etmemiştir. Her halükarda, başvuru sahibinin annesinin bu zamandan sonra Sri Lanka makamlarıyla bir problem yaşadığı gözükmediği gibi, bu yönde bir iddiada da bulunulmamıştır. Mahkeme, bu nedenle, ulusal makamların başvuru sahibinin ülkeyi terk etmesinden hemen hemen on yıl geçtikten sonra hala onu arıyor olmalarına ihtimal vermemektedir. Diğer taraftan, Mahkeme, mevcut atmosfer içinde ve özellikle başvuru sahibinin annesinin ulusal makamlarca bu konu hakkında sorgulanmadığı dikkate alındığında, ulusal makamların başvuru sahibini, kardeşinin yerini tespit amacıyla yakalama niyetinde oldukları iddiasını kabul etmemektedir.
67. Nihai olarak, Mahkeme, Tamiller'in artık belirli bölgelere girme konusunda izin almalarına gerek kalmaksızın tüm ülkede serbest bir şekilde seyahat edebildiklerini ve ülke çapında yol durdurma ve kontrol noktalarında keskin bir azalma olduğunu dikkate almaktadır (44 ve 47 No.lu paragraflara bkz.). Dolayısıyla, başvuru sahibi Sri Lanka makamlarından korkmaya devam edecek olur ise, LTTE kontrolündeki bölgelerde yerleşmesi beklenebilir.
68. Davanın somut koşulları göz önünde bulundurulduğunda, Mahkeme, başvuru sahibinin sınır dışı edilmesi halinde, Sözleşmenin 3. maddesi bağlamında işkence veya gayri insani ya da aşağılayıcı muameleye uğrama konusunda gerçek bir riske maruz kalacağını gösteren esaslı nedenlerin ortaya konmadığı sonucuna ulaşmıştır.
Bu yüzden, başvuru sahibinin Sri Lanka'ya sınır dışı edilmesi 3. maddeyi ihlal etmeyecektir.
BU NEDENLERLE MAHKEME OYBİRLİĞİYLE,
1. Başvuru sahibinin Sri Lanka'ya sınır dışı edilmesinin Sözleşmenin 3. maddesini ihlal etmeyeceği kararına varmıştır.
YORUM
Bilindiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 3. Maddesi ve Sözleşme yargı organlarının bu maddeye ilişkin içtihatları, sınır dışı veya geri gönderme işlemlerine karşı kullanılmaktadır. Belirli koşullar altında, sınır dışı etme işleminin, Sözleşmenin 3. maddesi bağlamında işkence veya gayri insani ya da aşağılayıcı bir muameleye maruz kalma riskini doğurabileceği kabul edilmektedir. 3. maddenin sınır dışı işlemini engelleyici özelliği sınır dışı etme işleminin bizatihi kendisi açısından değil fakat sınır dışı veya geri gönderme işleminin olası sonucu açısından söz konusudur.
Mevcut davada, Mahkeme, başvuru sahibinin sınır dışı edilmesi halinde, Sözleşmenin 3. maddesi bağlamında işkence veya gayri insani ya da aşağılayıcı muameleye uğrama konusunda gerçek bir riske maruz kalacağının esaslı bir şekilde ortaya konmadığı gerekçesiyle, 3. maddenin ihlal edilmediği sonucuna ulaşmıştır. Dikkat edilecek olursa, gerek başvuru sahibinin iddiaları, gerek Mahkemenin resen tespitleri çerçevesinde kötü muamele riskinin esaslı bir şekilde ortaya konması gerekmekte iken, bu gerçekleşmemiştir.
Mahkemenin bu sonuca ulaşmasında başvuru sahibinin bireysel durumu ile ilgili koşullar etkili olduğu gibi, başvuru sahibinin sınır dışı edileceği ülke olan Sri Lanka'daki güncel gelişmeler ile ilgili bilgiler ve bu bilgilerin toplandığı kaynaklar önemli rol oynamıştır. Bu açıdan, menşei ülke bilgi sistemi çerçevesinde sığınma taleplerinin geldiği ülkelerdeki gelişmeler hakkında bilgi veren ülke raporlarının sığınma taleplerinin incelenmesinde büyük ölçüde dikkate alındığını görüyoruz. Menşei ülkelerle ilgili bilgilerin toplanmasında sadece ulusal kaynaklardan alınan bilgiler değil, buna ilave olarak, diğer hükümet ve hükümet dışı kuruluşlardan elde edilen bilgiler de kullanılmaktadır.
Son yıllarda artan ölçüde sığınma talepleriyle karşılaşan ülkemizde de oluşturulacak sığınma prosedürlerine paralel olarak benzeri menşei ülke bilgi sistemlerinin geliştirilmesi ihtiyacı olacaktır.
Full & Egal Universal Law Academy