(AİHS m. 6, 34, 35, 41, 44) (765 S. K. m. 168) (3713 S. K. m. 5) (İNCAL - TÜRKİYE DAVASI) (ÇIRAKLAR - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no: 64293/01)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
30 Eylül 2008
İşbu karar AİHSnin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup, şekli bazı düzeltmelere tabi olabilir.
USUL
T.C. vatandaşı Serhat Karadumanlı (başvuran) tarafından Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, 28 Nisan 1999 tarihinde, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşmenin (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi - AİHS) 34. maddesi uyarınca yapılan 64293/01 numaralı başvuru sonucu bu dava görülmektedir.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOŞULLARI
Başvuran 1972 doğumlu olup İzmirde ikamet etmektedir.
İzmir Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ekipleri tarafından yasadışı örgüt DHKP-Cye (Devrimci Halk Kurtuluş Partisi-Cephe) yönelik düzenlenen operasyon kapsamında başvuran ve yirmi altı kişi 17 Aralık 1996 tarihinde yakalanmıştır.
Başvuran 28 Aralık 1996da cumhuriyet savcısı ve ardından İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi hakimi önüne çıkarılmıştır. Başvuran hem savcı hem hakim karşısında konuşmama hakkını kullanmıştır. Başvuranın tutuklanmasına karar verilmiştir.
Cumhuriyet savcısı 25 Mart 1997 tarihli bir iddianame ile TCKnın 168/2 ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 5. maddesine dayalı olarak başvuranı DHKP-C mensubu olmak ve birçok bombalı saldırıya karışmakla itham etmiştir.
Devlet Güvenlik Mahkemesi 29 Aralık 1997 tarihli bir karar ile TCKnın 168. maddesi uyarınca başvuranı mahkum etmiştir. DGM başvuranın mahkumiyetine karar verirken mahkemede söz konusu örgütün üyesi olduğuna dair ifadeleri, cezai soruşturmanın farklı aşamalarında diğer sanıkların verdikleri uyuşan ifadeleri, başvuranın mahkemedeki militan tutumunu, polisin operasyonlar esnasında ve olay yeri incelemelerinde ele geçirdiği maddi kanıt unsurlarını dikkate almıştır.
Yargıtay 28 Ekim 1998 tarihinde bu kararı onamıştır.
HUKUK
I. AİHSNİN 6/1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuran bünyesinde askeri bir hakimi bulundurması nedeniyle kendisini yargılayıp mahkum eden Devlet Güvenlik Mahkemesinin «bağımsız ve tarafsız» bir mahkeme olarak nitelendirilemeyeceğini öne sürmektedir. Başvuran işkence ve baskı altında verilen itiraflara dayanarak mahkum edilmesinden dolayı hakkaniyete uygun bir yargılamanın gerçekleşmediğini iddia etmekte, AİHSnin 6/1 maddesine göndermede bulunmaktadır.
Hükümet bu iddiaya karşı çıkmaktadır.
AİHM AİHSnin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde başvurunun dayanaktan yoksun olmadığını kaydeder. Başvuru kabuledilebilir niteliktedir.
A. Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsızlığı ve tarafsızlığı hakkında
AİHM daha önce de bu başvurudakine benzer sorunları incelediğini ve AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiği sonucuna vardığını hatırlatır (Bkz. Özel-Türkiye no: 42739/98, 7 Kasım 2002 ve sözü edilen Özdemir).
AİHM Hükümetin mevcut davada farklı bir sonuca ulaşmasını sağlayacak ikna edici hiçbir tespit ve delil sunmadığını kaydetmektedir. Bunun yanı sıra başvuranın aralarında askeri hakimlerim de yer aldığı bir mahkemede «ulusal güvenliğe» dayalı suçlar kapsamında görülen bir davada aralarında ordu mensubu hakimin de bulunduğu bir mahkeme heyeti tarafından yargılanmaktan endişe duymasının anlaşılabilir olduğu tespitinde bulunmaktadır. Başvuranın hakkında açılan davada devlet güvenlik mahkemesinin kararını dava konusunun özüne yabancı gerekçelere dayandırmasından endişelenmesini meşru bulmaktadır. Bu nedenle başvuranın bu yargı makamının tarafsız ve bağımsız olmadığı yönündeki şüpheleri objektif olarak doğrulanmaktadır. (sözü edilen İncal kararı, 9 Haziran 1998 1573/ 72 in fine).
AİHM, AİHSnin 6/1 maddesi uyarınca başvuranı yargılayıp mahkum eden devlet güvenlik mahkemesinin bağımsız ve tarafsız bir mahkeme olmadığı sonucuna varmaktadır. Bu nedenle bu hüküm ihlal edilmiştir.
B. Ceza davasının adilliği hakkında
Hükümet bir ihlalin varlığına karşı çıkmaktadır.
AİHM, benzer kararlarda verdiği hükümleri hatırlatarak bağımsızlıktan ve tarafsızlıktan yoksun bir mahkemenin her halükarda kendi yargısına tabi kişilere adil bir yargılama sunamayacağı kanısına varmaktadır.
Başvuranın bağımsız ve tarafsız bir mahkemede yargılanma hakkının ihlalinin tespiti ışığında AİHM, bu şikayetin incelenmesini gerekli görmemektedir (Bkz. diğerleri arasında, Çıraklar-Türkiye, 28 Ekim 1998).
II. AİHSNİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
AİHM içtüzüğünün 60. maddesine göre başvuran tarafın dikkati çekilerek AİHSnin 41. maddesi gereğince adil tazmine ilişkin taleplerin esası hakkında yazılı görüş bildirmesi gerektiğini belirtir 7 Kasım 2007 tarihli mektuba rağmen başvuran taraftan herhangi bir cevap gelmemiştir. Tespit edilen süre zarfında bir yanıt alınamadığından AİHM adil tazmine ilişkin talepleri incelemeyi gerekli görmemektedir.
Bununla birlikte, AİHM bu başvurudaki gibi özel bir durumda bağımsızlık ve tarafsızlık koşullarını yerine getirmeyen bir mahkeme tarafından mahkumiyet kararı alındığında, ilgilinin talebi halinde, davanın yeniden görülmesinin veya dosyanın yeniden incelenmesinin ilke olarak tespit edilen ihlalin giderilmesi bakımından uygun bir yöntemi oluşturduğu kanısındadır (Bkz. Öcalan-Türkiye kararı, no: 46221/99).
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,
1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna;
2. Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsız ve tarafsız bir mahkeme olmaması nedeniyle AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
3. AİHSnin 6. maddesine ilişkin diğer şikayetlerin ayrıca incelenmesine gerek olmadığına;
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHMnin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragraflarına uygun olarak 30 Eylül 2008 tarihinde yazıyla bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy