(AİHS. m. 44, 34, 29, 6, 1, 2, 3, 35, 41)
(Başvuru no. 66689/01)
İKİNCİ DAİRE
KARAR
STRAZBURG
11 Ekim 2005
Söz konusu karar AİHSnin 44§2. maddesi uyarınca kesinlik kazanacaktır. Ancak, şekle ilişkin değişiklik yapılabilir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Daire), Sn. J.-P. COSTA, Başkan, Sn. A.B. BAKA, Sn. R. TÜRMEN, Sn. K. JUNGWIERT, Sn. M. UGREKHELIDZE, Sn. A. MULARONI,
Sn. E. FURA - SANDSTRÖM, yargıçlar,
Ve Bölüm Sekreteri Yardımcısı Sn. S. NAISMITH katılımı ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Heyeti olarak toplanmış,
20 Eylül 2005 tarihindeki gizli görüşme sonucunda,
Yukarıda anılan tarihte benimsenmiş olan aşağıdaki karara varmıştır:
USULİ İŞLEMLER
1. Davanın nedeni, Türk vatandaşı Yıldız Yılmazın (başvuran), 14 Nisan 2000 tarihinde, İnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri Korumaya Dair Sözleşmenin (Sözleşme) 34. maddesi uyarınca, Türkiye Cumhuriyeti aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yaptığı başvurudur (başvuru no. 66689/01).
2. Başvuranı, görevini İzmirde ifa etmekte olan avukat Z.S. Özdoğan temsil etmiştir. Sözkonusu davada, Türk Hükümeti (Hükümet) AİHM huzurundaki davalar için bir Ajan tayin etmemiştir.
3. 28 Mayıs 2002 tarihinde AİHM, başvuruyu Hükümete bildirmeye karar vermiştir.
4. 1 Kasım 2004 tarihinde AİHM, Dairelerinde değişiklik yapmıştır (İç Tüzüğün 25 § 1. maddesi). Sözkonusu dava ile ilgili olarak yeni oluşturulmuş İkinci Daire görevlendirilmiştir (İç Tüzüğün 52 § 1. maddesi).
5. 30 Kasım 2004 tarihinde Heyet, AİHSnin 29 § 3. maddesi uyarınca hızlandırılmış prosedürü uygulama ve kabuledilebilirlik ile esasları aynı anda inceleme kararı almıştır.
6. Başvuran ve Hükümet, kabuledilebilirlik ve esaslar hususunda görüşlerini sunmuştur (İç Tüzüğün 59 § 1. maddesi).
OLAYLAR
I. DAVA OLAYLARI
7. Başvuran, 1960 doğumludur ve Uşakta ikamet etmektedir.
8. 15 Aralık 1997 tarihinde Türkiye İhtilalci Komünistler Birliği (TIKB) adlı yasadışı bir örgüte mensup olduğundan şüphelenildiği için İzmir Polis Karakolu Terörle Mücadele Şubesi tarafından gözaltına alınmıştır.
9. 18 Aralık 1997 tarihli ifadesinde TIKB mensuplarına yardım ve yataklık yaptığını ve cezaevinde tutulan TIKB mensuplarına bilgi sağladığını belirtmiştir.
10. 19 Aralık 1997 tarihinde başvuran, İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı ve daha sonra kendisine yöneltilen tüm suçlamaları reddettiği yargıç huzuruna çıkarılmıştır. Polis tarafından gözaltında tutulduğu sırada verdiği ifadenin, baskı altında alınmış olduğunu ve kendisine elektrik şoku uygulandığını belirtmiştir. Yargıç, başvuranın tutuklu yargılanmasına karar vermiştir.
11. 23 Aralık 1997 tarihinde İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı, başvuranı yasadışı bir terör örgüte mensup olmak, sözkonusu örgüte yardım ve yataklık yapmak, cezaevinde tutulan mensuplarına bilgi sağlamak ve örgüt tarafından düzenlenen gösterilerde yer almakla suçlayan bir iddianame sunmuştur.
12. 4 Haziran 1998 tarihinde İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi, başvuranı Türk Ceza Kanununun 169. maddesi uyarınca suçlu bulmuş ve üç yıl dokuz ay hapse mahkum etmiştir.
13. 23 Haziran 1998 tarihinde başvuran, Yargıtayın sözkonusu kararına itiraz etmiştir.
14. 20 Eylül 1999 tarihinde Yargıtay, Devlet Güvenlik Mahkemesinin kararını onamıştır.
15. 14 Ekim 2000 tarihinde Yargıtayın kararı, İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesine ulaşmıştır.
II. İLGİLİ İÇ HUKUK VE UYGULAMASI
16. İç hukukun tam tanımı, Özel/Türkiye davasında bulunabilir (no. 42739/98, §§ 20-21, 7 Kasım 2002).
HUKUK
I. AİHSNİN 6. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
17. Başvuran, İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi kürsüsünde askeri bir hakimin bulunması nedeniyle bağımsız ve tarafsız bir Mahkeme tarafından adil şekilde yargılanmadığı hususunda şikayette bulunmuştur. Şikayetlerini, AİHSnin ilgili kısmı aşağıda kaydedilmiş olan 6 §§ 1, 2 ve 3. maddelerine dayandırmıştır:
1. Herkes
kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının
hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir.
2. Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar suçsuz sayılır.
3. Her sanık en azından aşağıdaki haklara sahiptir:
c) Kendi kendini savunmak veya kendi seçeceği bir savunmacının yardımından yararlanmak ve eğer savunmacı tutmak için mali olanaklardan yoksun bulunuyor ve adaletin selameti gerektiriyorsa, mahkemece görevlendirilecek bir avukatın para ödemeksizin yardımından yararlanabilmek;
A. Kabuledilebilirlik
18. Hükümet, AİHSnin 35. maddesi uyarınca Devlet Güvenlik Mahkemesinin 4 Haziran 1998 tarihli kararının açıklandığı tarihten itibaren altı ay içerisinde AİHMye sunulmadığı için başvurunun reddedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
19. AİHM daha önce, altı aylık sürenin Devlet Güvenlik Mahkemesinin karar tarihinden itibaren işlemeye başlaması gerektiği iddiasını reddetmiştir (bkz. Çolak/Türkiye (no. 1), no. 52898/99, § 27, 15 Temmuz 2004 ve Özdemir/Türkiye, no. 59659/00, § 26, 6 Şubat 2003). 20 Eylül 1999 tarihinde Yargıtayın, Devlet Güvenlik Mahkemesi kararını onamış olduğunu belirtir. 14 Ekim 2000 tarihinde Yargıtayın kararı, İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesine ulaşmıştır. AİHM, başvurunun Sekreteryaya belirtilen tarihten tam olarak altı ay sonra 14 Nisan 2001de sunulmuş olduğunu gözlemler. Dolayısıyla AİHM, Hükümetin altı ay kuralına ilişkin ilk itirazını reddeder.
20. Hükümet ayrıca başvuranın, İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsızlığı ve tarafsızlığına ilişkin şikayetinin, iç hukuk yollarının tüketilmemiş olması nedeni ile reddedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Başvuranın sözkonusu şikaeyi, yerel mahkemeler huzurunda sunmadığını ileri sürmüştür.
21. AİHM daha önce de, Hükümetin iç hukuk yollarının tüketilmemiş olmasına ilişkin benzer ilk itirazlarını incelemiş olduğunu hatırlatır (bkz. Vural/Tükiye, no. 56007/00, § 22, 21 Aralık 2004, Çolak, § 24, ve Özel, § 25). Sözkonusu davada, yukarıda kaydedilen davalarda vardığı sonuçlardan farklı bir sonuca varmasını sağlayacak özel bir durum görmemiş ve Hükümetin itirazını reddetmiştir.
22. Yerleşik içtihadı ışığında (bkz, birçok içtihat yanında, Çıraklar/Türkiye, 28 Ekim 1998 tarihli karar, Hüküm ve Karar Raporları 1998-VII) ve kendisine sunulan delilleri gözönünde bulunduran AİHM, davanın karara bağlanmasının, esasların incelenmesini gerekli kılan davanın olaylarına ve hukuka ilişkin karmaşık konuları açığa çıkardığı kanısındadır. Bu nedenle, başvurunun AİHSnin 35 § 3. maddesi uyarınca temelden yoksun olmadığı sonucuna varmıştır. Başvurunun kabuledilemez olduğu sonucuna varmak için bir başka gerekçe bulunamamıştır.
B. Esaslar
1. İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsızlığı ve tarafsızlığı
23. Hükümet, Devlet Güvenlik Mahkemelerinin, Devletin güvenliği ve bütünlüğüne yöneltilen tehditleri bertaraf etmek için yasayla kurulmuş olduğunu ileri sürmüştür. Sözkonusu davada başvuranın, İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsızlığı ve tarafsızlığına ilişkin meşru şüpheleri sahip olması için gerekçe olmadığını belirtmiştir. Askeri hakimlerin artık bu tür Mahkemelerde yer alamayacağının belirtildiği 1999 tarihli Anayasa değişikliğine değinmişlerdir.
24. AİHM, geçmişte benzer davaları incelediğini belirtmiş ve AİHSnin 6 § 1. maddesinin ihlal edilmiş olduğu sonucuna varmıştır (bkz. Özel, §§ 33-34, ve Özdemir, §§ 35-36).
25. AİHM, sözkonusu davada farklı bir sonuca ulaşmak için gerekçe görmemektedir. Yasadışı bir örgüte yardım ve yataklık yaptığı için bir Devlet Güvenlik Mahkemesinde aleyhinde cezai takibat başlatılan başvuranın, bir subay ve bir askeri yargıcın bulunduğu bir kurul tarafından yargılanmaktan sıkıntı duyması olağandır. Bu hususta başvuran haklı olarak, İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesinin davanın niteliği ile alakalı olmayan görüşlerden etkilenebileceğinden kuşku duyabilir. Bir diğer deyişle, başvuranın Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsız ve tarafsız olmadığına ilişkin endişesi, haklı görülebilir (bkz. Incal/Türkiye, 9 Haziran 1998, Raporlar 1998-IV, sayfa 1753, § 72 in fine).
26. Yukarıda kaydedilenler ışığında AİHM, bu hususta AİHSnin 6 § 1. maddesinin ihlal edilmiş olduğu sonucuna varmıştır.
2. İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi önündeki davaların hakkaniyete uygunluğu
27. Başvuranın bağımsız ve tarafsız bir Mahkeme tarafından adil şekilde yargılanma hakkının ihlal edildiği bulgusunu gözönünde bulunduran AİHM, AİHSnin 6 §§ 2. ve 3. (c) maddeleri uyarınca başvuranın şikayetlerini incelemeyi gerekli görmemektedir (bkz. Incal, § 74, ve Çıraklar, § 45).
II. AİHSNİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
28. AİHSnin 41. maddesi aşağıda kaydedilmiştir:
Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.
A. Zarar
29. Başvuran, AİHMnin kendisine, uğramış olduğu maddi zarar için 9,000 Euro ve manevi zarar için 35,000 Euro tazminat ödemesini talep etmiştir.
30. Hükümet, sözkonusu taleplerin haddinden fazla ve kabuledilemez olduğunu belirtmiştir.
31. Maddi zarar hususunda AİHM öncelikle, 6 § 1. maddeye uygun dava işlemlerinin sonuçlarının ne olabileceğine ilişkin spekülasyon yapamayacağı kanısındadır. Ayrıca başvuranın maddi zarara ilişkin talepleri, hiçbir delille desteklenmemektedir. Sonuç olarak, AİHM bu taleplere izin veremez.
32. AİHM ayrıca 6. maddenin ihlal edildiği bulgusunun, bu hususta kendi başına, başvuranın uğramış olduğu manevi zarar için yeterli tazmin oluşturduğu kanısındadır (bkz. Incal, sayfa 1575, § 82 ve Çıraklar, § 45).
33. AİHM, sözkonusu davada olduğu gibi, bir kişinin AİHSnin bağımsızlık ve tarafsızlık gereklerini karşılamayan bir Mahkeme tarafından mahkum edildiği durumlarda, gerekli görülürse, yeniden yargılama ya da davanın yeniden açılması, prensip olarak ihlalin telafi edilmesi için uygun bir yol olabilir (bkz. Öcalan/Türkiye [BD], no. 46221/99 § 210, 12 Mayıs 2005).
B. Mahkeme Masrafları
34. Başvuran, AİHM huzurundaki davalara ilişkin olarak Mahkeme masraflarının tazmin edilmesi için 3,000 Euro talep etmiştir.
35. Hükümet, talebe itiraz etmiştir.
36. AİHM, Mahkeme masrafları hususunda, gerekli oldukları için yapılmış oldukları ve miktarlarının makul olduğu sürece tazminat ödenmesine karar verecektir (bkz., örneğin, Sawicka/Polonya, no. 37645/97, § 54, 1 Ekim 2002).
37. Mevcut bilgilere dayanarak ve içtihadında ortaya konulan kriterleri göz önünde tutarak değerlendirmede bulunan AİHM (bkz. Vural, § 45), başvurana Mahkeme masrafları için 1,000 Euro ödenmesine karar vermiştir.
C. Gecikme Faizi
38. AİHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankasının uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın benimsenmesinin uygun olduğu kanısındadır.
YUKARIDAKİ GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM OYBİRLİĞİYLE
1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna,
2. İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsız ve tarafsız olmadığına ilişkin şikayet hususunda AİHSnin 6 § 1. maddesinin ihlal edilmiş olduğuna,
3. Başvuranın şikayetlerinin AİHSnin 6 §§ 2. ve 3. (c) maddeleri uyarınca değerlendirilmesinin gerekli olmadığına,
4. Bir ihlal bulgusunun kendi başına, başvuranın uğramış olduğunu iddia ettiği manevi zarar için yeterli tazmin teşkil ettiğine,
5. (a) Sorumlu Devletin, başvurana, AİHSnin 44 § 2. maddesi uyarınca kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, her türlü vergi dahil olmak, ödeme gününde geçerli olan kur üzerinden Yeni Türk Lirasına çevrilmek ve başvuran tarafından gösterilecek Türkiyedeki bir banka hesabına yatırılmak üzere Mahkeme masrafları için 1,000 Euro (bin Euro) ödemesine,
(b)Yukarıda anılan üç aylık sürenin aşılmasından ödeme gününe kadar geçen süre içerisinde Avrupa Merkez Bankasının gecikme süresince uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oran üzerinden basit faizin yukarıda kaydedilen miktarlara uygulanmasına karar vermiş,
6. Başvuranın adil tazmin talebinin kalan kısmını reddetmiştir.
İşbu karar, İngilizce olarak hazırlanmış ve Mahkeme İç Tüzüğünün 77 § 2. ve 3. maddeleri uyarınca 11 Ekim 2005 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy