(AİHS m. 3, 5, 29, 37) (765 S. K. m. 168)
(Başvuru no: 10268/02)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ (Dostane Çözüm)
STRAZBURG
6 Mayıs 2008
OLAYLAR
Başvuranlar Raderan İçen ve Şadiye İçen T.C. vatandaşı olup sırasıyla 1973 ve 1977 doğumludur ve Diyarbakırda ikamet etmektedir.
Başvuranlar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde Diyarbakır barosu avukatlarından T. Elçi ve G. Abbasioğlu tarafından temsil edilmektedir.
Başvuranlar 14 Temmuz 2001 tarihinde Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ekipleri tarafından yakalanmışlardır. Başvuranların PKK örgütü mensubu olmalarından ve bu örgüte yardım ve yataklık etmelerinden şüphelenilmekteydi. Başvuranlar adli tıp doktoru tarafından muayene edilmelerinin ardından gözaltına alınmışlardır. Yakalanmaları sırasında yakalanmalarının nedenlerine ilişkin bir tutanak imzalamışlardır.
Gözaltı süresi boyunca başvuranlara polisler tarafından itirafta bulunmaları için zor kullanılmıştır.
Başvuranlar 16 ve 17 Temmuz 2001 tarihlerinde Diyarbakır Devlet Hastanesinde yeniden sağlık kontrolünden geçmiştir. Adı geçenlerde hiçbir kötü muamele izine rastlanmamıştır.
Avukatları 20 Temmuz 2001 tarihinde başvuranları ziyaretinin ardından, özellikle Raderan İçenin yeni bir sağlık kontrolünden geçmesini ve gözaltının sonlandırılmasını talep etmiştir.
Raderan İçen aynı gün Diyarbakır Devlet Hastanesinde muayene edilmiş, adı geçende herhangi bir kötü muamele izine rastlanmamıştır.
Başvuranlar 23 Temmuz 2001 tarihinde adli tıp doktoru tarafından yeniden muayene edilmiştir. Hazırlanan raporda başvuranların vücudunda darp ve yara izine rastlanmamıştır. Adli tıp doktoru Raderan İçenin elektroşoka maruz kaldığını beyan ettiğini kayıtlara geçirmiştir. Başvuranlar Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı karşısına çıkarılmışlar, burada yalnızca Raderan İçen işkenceye maruz kaldığını öne sürmüştür. Aynı gün nöbetçi hakim karşına çıkan başvuranlar ifadelerini gözleri bağlı ve baskı altında imzaladıklarını beyan etmişler, ancak kötü muamele iddialarını dile getirmemişlerdir. Nöbetçi hakim başvuranların tutuklanmalarına karar vermiştir.
31 Temmuz 2001 tarihli bir iddianame ile TCKnın 168/2 maddesi uyarınca başvuranlar PKK örgütü üyesi olmakla itham edilmişlerdir.
Yaklaşık iki ay süren tutukluluğun ardından Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi 25 Eylül 2001 tarihli duruşma sırasında başvuranların serbest bırakılmalarına karar vermiştir.
Devlet Güvenlik Mahkemesi 4 Aralık 2001 tarihinde delil yetersizliğinden başvuranları beraat ettirmiştir.
ŞİKAYET
AİHSnin 3. maddesine atıfta bulunan başvuranlar polis karakolunda göz altında bulundukları sırada işkenceye ve insanlık dışı muameleye maruz kaldıklarından şikayetçi olmaktadırlar. Başvuranlar dövülüp, saçlarının çekildiğini, hakarete uğradıklarını, soğuk suyun altında çırılçıplak soyulduklarını ve elektroşoka maruz kaldıklarını ileri sürmüşlerdir. Başvuranlar ayrıca AİHSnin 13. maddesine atıfla etkili başvuru yolunun bulunmadığından yakınmaktadır.
AİHSnin 5/1 c), 3. ve 4. maddelerine göndermede bunan başvuranlar kendilerine isnat edilen suçun makul gerekçelerinin olmaması ve kendilerine söylenmemesi çerçevesinde tutuklanmalarının yasal olmadığını iddia etmektedir. Başvuranlar son olarak gözaltı süresinden şikayetçidir.
HUKUK
AİHM, Hükümetin izleyen beyanını almıştır:
«Türk Hükümeti Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde bulunan başvurunun dostane çözüme kavuşturulması bakımından başvuranların her birine karşılıksız olarak 2.500 (iki bin beş yüz) Euro ve yargı giderleri için ortaklaşa 200 (iki yüz) Euro ödemeyi taahhüt eder.
Bu miktar her türlü maddi, manevi zarar ile yargı giderlerini ve harcamaları kapsamakta olup ilgili dönemdeki her türlü vergiden muaf tutularak ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Yeni Türk Lirasına çevrilecek ve AİHMnin AİHSnin 37/1 maddesi gereğince verdiği kararın tebliğ edilmesini izleyen üç ay içinde ödenecektir. Ödemenin öngörülen üç aylık süre içerisinde yapılmaması durumunda, Hükümet tarafından sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar geçecek süre için Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanacaktır. Bu ödeme davanın nihai halini oluşturacaktır.»
AİHM başvuran tarafın imzaladığı beyanı almıştır:
«Türk Hükümetinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde bulunan başvurunun dostane çözüme kavuşturulması bakımından olarak başvuranların her birine karşılıksız 2.500 (iki bin beş yüz) Euro ve yargı giderleri için ortaklaşa 200 (iki yüz) Euro taahhüt eden beyanını not etmekteyim.
Bu miktar her türlü maddi, manevi zarar ile yargı giderlerini ve harcamaları kapsamakta olup ilgili dönemdeki her türlü vergiden muaf tutularak ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Yeni Türk Lirasına çevrilecek ve AİHMnin AİHSnin 37/1 maddesi gereğince verdiği kararın tebliğ edilmesini izleyen üç ay içinde ödenecektir. Ödemenin öngörülen üç aylık süre içerisinde yapılmaması durumunda, söz konusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar geçecek süre için Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanacaktır.
Yapılan bu öneriyi kabul etmekte ve bu başvuruya neden olan olaylarla ilgili Türkiye Cumhuriyeti aleyhindeki tüm şikayetlerden vazgeçmekteyim. Davanın nihai hale geldiğini beyan ederim.»
AİHM, tarafların üzerinde uzlaştıkları dostane çözüm antlaşmasını dikkate almakta ve bu antlaşmanın Sözleşme ve eki Protokollerde tanımlanan İnsan Haklarına saygı ilkesine uygun olduğuna kanaat getirmektedir (Sözleşmenin 37/1 in fine maddesi). Sonuç olarak AİHSnin 29/3 maddesinin uygulanmasına son verilmesi ve davanın kayıttan düşürülmesi gerekmektedir.
Bu gerekçelere dayalı olarak, AİHM, oybirliğiyle,
Davanın kayıttan düşürülmesine karar vermiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy