(AİHS m. 6, 34, 35, 41, 44) (765 S. K. m. 264, 495)
(Başvuru no. 21843/02)
KARAR
STRAZBURG
3 Haziran 2008
İşbu karar AİHSnin 44/2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli düzeltmelere tabi olabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan 21843/02 nolu davanın nedeni T.C. vatandaşı Doğan Demircinin (başvuran), Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine 4 Mart 2002 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) Temel İnsan Haklarını güvence altına alan 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.
Başvuran, İzmir Barosu avukatlarından N. Değirmenci ve B. Değirmenci tarafından temsil edilmiştir.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOŞULLARI
Başvuran, 1977 doğumludur ve İzmirde yaşamaktadır.
26 Mart 1997de yakalanmış ve gözaltına alınmıştır. Bir binaya Molotof kokteyli atmakla suçlanmıştır. 27 Mart 1997de tutuklanmıştır.
2 Nisan 1997de İzmir Cumhuriyet Savcısı, İzmir Ağır Ceza Mahkemesine bir iddianame sunmuş ve başvuranı, gasp ve bomba hazırlamakla suçlamıştır. Başvuranın, Türk Ceza Kanununun 495/1 ve 264/6 maddeleri uyarınca suçlu bulunmasını ve mahkum edilmesini istemiştir.
18 Eylül 1997de başvuranın, tutuksuz yargılanmasına karar verilmiştir.
28 Haziran 1999da İzmir Ağır Ceza Mahkemesi, başvuranı suçlu bularak toplam altı yıl, on bir ay, on gün hapis cezası ile para cezasına çarptırmıştır.
7 Mayıs 2001de Yargıtay Başsavcısı, Yargıtaya yazılı görüşünü sunmuştur. İlk derece mahkemesi kararının onaylanması gerektiği kanısına varmıştır. Görüşü, başvurana bildirilmemiştir.
26 Eylül 2001de Yargıtay, bir duruşma düzenlemiş ve ilk derece mahkemesinin kararını onaylamıştır.
24 Ekim 2007de Yargıtay 6. Daire Başkanı, Yargıtaya iç hukuk uyarınca Başsavcının, Daire karar verirken Başsavcının bulunmadığını bildirmiştir.
HUKUK
I. AİHSNİN 6. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
Başvuran, Cumhuriyet Başsavcısının yazılı görüşünün kendisine bildirilmemesi nedeniyle silahların eşitliği ilkesine uyulmadığından ve bunun da adil yargılanma hakkını ihlal ettiğinden şikayetçidir. Ayrıca, Yargıtayın ilgili dairesi karar verirken Yargıtay Başsavcısının hazır bulunmasının ve yargılamanın uzunluğunun adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini iddia etmektedir.
A. Kabuledilebilirlik
AİHM, başvuranın Yargıtay Başsavcısının sunduğu yazılı görüşünün kendisine bildirilmemesine ilişkin şikayetinin, AİHSnin 35/3 maddesi bağlamında dayanaktan yoksun olmadığını belirtmektedir. Ayrıca, başvurunun başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru taşımadığını ifade etmektedir. Bu nedenle başvuru, kabuledilebilir niteliktedir.
AİHM, kendisine sunulan deliller ışığında başvuranın, 6. madde bağlamındaki diğer şikayetlerinin, AİHSde ya da ek Protokollerinde ortaya konan hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğini göstermediği sonucuna varmıştır. Bu nedenle, dayanaktan yoksun olmaları nedeniyle AİHSnin 35. maddesinin 1., 3. ve 4. paragrafları uyarınca kabuledilemez olduklarına karar verilmelidir.
B. Esas
Hükümet, özellikle başvuranın veya avukatının Yargıtay önünde dava dosyasını inceleme ve böylece sözkonusu belgenin içeriğinden haberdar olma imkanı bulunduğunu ileri sürmüştür. Ayrıca, ihtilaf konusu iddianın duruşmada yüksek sesle okunması nedeniyle başvuranın avukatının, cevap verme veya karşı görüşlerini hazırlamak için ek süre talep etme imkanı bulunduğunu belirtmiştir.
AİHM, daha önce de aynı şikayeti incelemiş ve AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiştir.
AİHM, mevcut davayı incelemiş ve benzer davalarda vardığı sonuçlardan farklı sonuca varmak için gerekçe görmemiştir.
Dolayısıyla AİHSnin 6/1 maddesi ihlal edilmiştir.
II. AİHSNİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
AİHSnin 41. maddesi aşağıda kaydedilmiştir:
Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.
AİHM, Mahkeme İçtüzüğünün 60. maddesi uyarınca herhangi bir adil tatmin talebinin, ayrıntılı bir listesinin hazırlanması ve talebi destekleyen ilgili belgeler veya makbuzlarla yazılı olarak sunulması gerektiğini belirtmektedir. Aksi halde Daire, talebi tamamen veya kısmen reddedebilir.
Sözkonusu davada, 26 Kasım 2007de AİHM, başvuranı 10 Ocak 2008e kadar adil tatmin taleplerini sunmaya davet etmiştir. Ancak, başvuran belirlenen süre içerisinde bu tür bir talep sunmamıştır.
Yukarıda kaydedilenleri göz önüne alan AİHM, AİHSnin 41. maddesi uyarınca hiçbir tazminat ödenmemesine karar vermiştir.
BU GEREKÇELERE DAYANARAK, AİHM OYBİRLİĞİ İLE
1. Yargıtay Başsavcısının yazılı görüşünün başvurana bildirilmemesine ilişkin şikayetin kabuledilebilir ve başvurunun kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;
2. AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir.
İşbu karar, İngilizce olarak hazırlanmış ve Mahkeme İç Tüzüğünün 77. Maddesinin 2. ve 3. fıkraları uyarınca 3 Haziran 2008 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy