(AİHS m. 6, 13, 34, 35, 41, 44, 1 NOLU PROTOKOL) (TENDİK VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no: 23573/02)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
16 Haziran 2009
İşbu karar AİHSnin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli düzeltmelere tabi olabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (3573/02) nolu davanın nedeni (T.C. vatandaşı) Abdulaziz Danışın (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine 5 Nisan 2002 tarihinde İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşmenin (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi - AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış oldukları başvurudur.
Başvuran, Diyarbakır Barosu avukatlarından M.S. Tanrıkulu tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOŞULLARI
Başvuran 1956 doğumludur ve Derikte ikamet etmektedir.
İdare tarafından yürütülen baraj çalışmalarındaki sular başvuranın pamuk tarlasında zarara yol açmıştır.
3 Ağustos 1992 tarihinde, başvuran, Asliye Hukuk Mahkemesinde zarar tespit davası açmıştır. Aynı gün mahkeme, idarenin yol açtığı maddi zararın tespiti için iki tane bilirkişi raporu düzenlenmesine karar vermiştir. 1992 yılının Ağustos ayında sözkonusu raporlar dosyaya eklenmiştir.
10 Ağustos 1992 tarihinde, daha çok başvuran lehine olan bilirkişi raporuna dayanarak, başvuran, Derik Asliye Hukuk Mahkemesinde tazminat davası açmıştır.
10 Mayıs 1993 tarihinde, başvuran, aynı olaylar temelinde ikinci tazminat davasını açmıştır. Başvuran, birinci davasında geçmeyen 371.400.000 TL ek meblağ talep etmiştir.
Sözkonusu yargılamalar, mahkemenin ratione materiae bakımından görevsizlik kararı nedeniyle akim kalmıştır. 28 Eylül 1994 tarihinde, başvuran, dosyasının Diyarbakır İdare Mahkemesine gönderilmesini talep etmiştir.
21 Mayıs 1998 tarihli kararlarla İdare Mahkemesi, başvuranı haklı bulmuş ve talep edilen miktarların başvurana ödenmesine karar vermiştir.
8 Ekim 2001 tarihinde tebliğ edilen 28 Mart 2001 tarihli kararlarla, Danıştay, ilk derece mahkemesinin kararlarını onamıştır.
HUKUK
Başvuran, yargılama süresinin, AİHSnin 6/1 maddesi ile öngörülen makul süre ilkesine riayet etmediğini iddia etmektedir.
Başvuran, Türkiyede yargılama süresinin uzunluğundan şikayetçi olmak için başvuruda bulunulabilecek hiçbir hukuki yolunun bulunmamasından şikayetçidir. Başvuran, AİHSnin 13. maddesine atıfta bulunmaktadır.
A. Kabuledilebilirliğe ilişkin
Hükümet, öncelikle iç hukuk yollarının tüketilmediğini savunmaktadır. İkinci olarak ise Hükümet, AİHSnin 35. maddesi uyarınca altı ay süresi gözetilmediğinden AİHMye başvuruyu reddetme çağrısında bulunmaktadır.
AİHM, Türk Hukuk düzeninin yargılanabilirlere, AİHSnin 13. maddesi uyarınca yargılama süresi hakkında şikayette bulunabilmeyi sağlayan etkin bir başvuru yolu sunmadığını daha önce tespit etme imkanı bulunduğunu hatırlatmaktadır (Tendik ve diğerleri-Türkiye, başvuru no: 23188/02, 22 Aralık 2005). AİHM, Hükümetin itirazını reddetmektedir.
AİHM, mevcut davada, nihai iç hukuk kararlarının, 8 Ekim 2001 tarihinde tebliğ edilen 28 Mart 2001 tarihli kararlarla nihai hale geldiğini tespit etmektedir. Başvuran, başvurusunu, 5 Nisan 2002 tarihinde, başka bir deyişle nihai iç hukuk kararlarından altı ay sonra sunmuştur. Dolayısıyla AİHM, Hükümetin ön itirazını reddetmektedir.
İçtihadından doğan ilkeler ışığında ve sahip olduğu unsurları göz önüne alarak, AİHM, başvuranın başvurusunun esas bakımından inceleme konusu yapılması gerektiği kanaatindedir. Nitekim AİHM, kabuledilemezliğe ilişkin hiçbir gerekçe görememektedir. Başvurular kabuledilebilir niteliktedir.
B. Esas
Dikkate alınacak dönem, 10 Ağustos 1992 tarihinde başlamış 28 Mart 2001 tarihinde sona ermiştir. Sözkonusu dönem, iki dereceli yargıda, yaklaşık sekiz yıl yedi ay sürmüştür.
AİHM, mevcut davadakine benzer sorunları ortaya koyan çok sayıda dava incelemiş ve AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiştir. Takdirine sunulan unsurları incelemesinin ardından AİHM, mevcut dava Hükümetin ikna edici hiçbir tespit ve argüman sunmadığı kanaatindedir.
Konuya ilişkin içtihadını göz önüne alarak AİHM, mevcut davada yargılama süresinin makul süre ilkesini karşılamadığı kanaatindedir.
AİHM, AİHSnin 6/1 maddesi uyarınca, davalarının makul sürede görülmesi hakkının telafisi için Türk hukukunun ilgililerin başvuruda bulunabilecekleri başvuru yoluna sahip olmaması nedeniyle sözü edilen Tendik kararında AİHSnin 13. maddesinin ihlal edildiğini hatırlatmaktadır. İşbu karar çerçevesinde, Tendik başvurusunda aldığı karardan sapmasını gerektiren hiçbir unsur bulunmamaktadır.
Dolayısıyla, AİHM, mevcut davada AİHSnin 6. ve 13. maddelerinin ihlal edildiği kanaatindedir.
II. 1 NOLU EK PROTOKOLÜN 1. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuran, pamuk tarlasının tahrip olmasından kaynaklanan zararlar nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini iddia etmektedir. 5 Eylül 2008 tarihli görüşlerinde, başvuran, Türkiyedeki enflasyon oranına göre mahkemenin ödenmesine hükmettiği gecikme faizinin yetersizliği nedeniyle zarara uğradığını iddia etmektedir.
Sahip olduğu unsurları göz önüne alan ve düzenlenen iddiaları değerlendirmekte yetkili olan AİHM, AİHS ve Protokolleri ile güvence altına alınan hak ve özgürlükler ile ilgili olarak hiçbir ihlal tespit edememiştir. AİHSnin 35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları uyarınca başvurunun bu kısmının kabuledilemez ilan edilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.
III. AİHSNİN 41. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuran, 23.184 Euro maddi tazimat talep etmektedir. Manevi tazminat için başvuran, 10.000 Euro istemektedir. Avukatlık ücreti için de başvuran 2.366 Euro talep etmektedir. Ayrıca başvuran dosya unsurlarına dayanarak yapmış olduğu diğer harcamalar için AİHMden belli bir miktar ödenmesini talep etmektedir.
Hükümet, sözkonusu iddialara karşı çıkmaktadır.
AİHM, tespit edilen ihlalle ileri sürülen maddi tazminat arasında hiçbir illiyet bağı tespit edememekte ve sözkonusu talebi reddetmektedir. Buna karşın AİHM, başvurana 5.500 Euro manevi tazminat ödenmesinin uygun olacağı kanaatindedir.
Yargılama masraf ve giderleri ile ilgili olarak, AİHM içtihadına göre, bir başvuran yargılama masraf ve giderlerinin geri ödemesini ancak gerçekliği, gerekliliği ve oranlarının makul yapısı ortaya konduğu sürece elde edebilir. Sahip olduğu unsurları ve yukarıda sözü edilen kriterleri göz önüne alarak AİHM, yargılama masraf ve giderleri için 700 Euro ödenmesinin uygun olacağı kanaatindedir.
Sözkonusu miktarlara Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi kolaylıklarına uygulanan üç puanlık gecikme faizi eklenecektir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,
1. Başvurunun, yargılama süresinin uzunluğuna ve bu husustaki şikayeti sunmak için başvuru yolunun bulunmayışı kapsamında yapılan şikayete ilişkin kısmının kabuledilebilir, geri kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;
2. AİHSnin 6/1 ve 13. maddesinin ihlal edildiğine;
3. a) AİHSnin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL ye çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet tarafından başvurana her türlü vergiden muaf tutularak 5.500 Euro (beş bin beş yüz Euro) manevi tazminat ve 700 Euro (yedi yüz Euro) yargılama masraf ve gideri ödenmesine;
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet tarafından, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;
4. Adil tatmine ilişkin diğer tüm taleplerin reddine;
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHMnin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragraflarına uygun olarak 16 Haziran 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy