(AİHS m. 6, 34, 35, 41, 44,1 NOLU PROTOKOL) (818 S. K. m. 105) (AKA - TÜRKİYE DAVASI) (TİRYAKİOĞLU - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no:27045/02)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
3 Mart 2009
İşbu karar AİHSnin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli düzeltmelere tabi olabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (27045/02) nolu davanın nedeni (T.C. vatandaşları) Faruk Argunhan, Yüksel Argunhan ve Süleyman Argunhanın (başvuranlar) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine 2 Nisan 2002 tarihinde İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşmenin (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi - AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış oldukları başvurudur.
Başvuranlar, Ankara Barosu avukatlarından B. Mugan tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOŞULLARI
27 Kasım 1996 tarihinde, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (idare) Sungurluda (Çorum) bulunan başvuranlara ait bir taşınmazı kamulaştırmıştır.
13 Aralık 1996 tarihinde, idare tarafından ödenen miktardan memnun olmayan başvuranlar Sungurlu Asliye Hukuk Mahkemesinde bedel artırım davası açmışlardır.
17 Aralık 1998 tarihli bir kararla, mahkeme başvuranları kısmen haklı bulmuş ve taşınmazın idareye devir tarihinden itibaren işleyecek gecikme faizi ile birlikte başvuranlara 569.050.000 TL ek kamulaştırma bedeli ödenmesine karar vermiştir.
18 Mayıs 1999 tarihinde, Yargıtay, ilk derece mahkemesinin kararını onamıştır.
Bilahare, başvuranların talebi üzerine, yetkili icra dairesi, idare hakkında ödeme emri çıkartmıştır.
17 Haziran 1999 tarihinde, idare başvuranlara, 1.117.599.000 TL ödemiştir.
26 Aralık 2006 tarihinde, kamulaştırmayı yapan idare 270,32 YTL tutarındaki ek miktarı icra dosyasına ödemiştir. Ancak, bu süre zarfında dosyanın kayıttan düşmesi nedeniyle sözkonusu miktar dosyaya eklenememiştir.
18 Nisan 2007 tarihinde, başvuranların talebi üzerine, 270,32 YTL tutarındaki ödeme başvuranlara ödenmiştir.
HUKUK
I. AİHSNİN 6. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuranlar, ulusal makamların, mallarına saygı haklarını etkili kılmak için gerekli tedbirleri almamaları nedeniyle adil yargılanma hakkından yararlanamamaktan şikayetçilerdir.
AİHM, mesnedi bulunmayan sözkonusu şikayetin açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesi ile AİHSnin 35. maddesinin 3. ve 4. paragraflarına uyarınca reddedilmesi gerektiği tespitinde bulunmaktadır.
II. AİHS NİN 1 NOLU EK PROTOKOLÜNÜN 1. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuranlar, 1 Nolu Ek Protokolün 1. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir.
Sözkonusu şikayetin kabuledilebilirliğine ilişkin olarak, Hükümet, iç hukuk yollarının tüketilmediğini savunmaktadır. Bu bağlamda Hükümet, 26 Aralık 2006 tarihinde, kamulaştırmayı yapan idarenin 270,32 YTLlik tutarı icra dairesi dosyasına ödediğini ancak başvuran tarafın takip etmemesi nedeniyle sözkonusu icra takibinin kayıttan düşmesinden dolayı sözkonusu girişimin sonuçsuz kaldığını hatırlatmaktadır. Hükümet, başvuranların, Borçlar Kanununun 105. maddesi ile sunulan başvuru yolunu kullanmış olmaları gerektiği görüşündedir. Sözkonusu başvuru yolunu kullanmamalarından dolayı, Hükümete göre, AİHSnin 35. maddesinin gerektirdiği şekilde başvuranların iç hukuk yollarını tükettikleri düşünülemez.
Hükümet, ayrıca, Yargıtay karar tarihi olan 18 Mayıs 1999 tarihinden itibaren altı aylık süre içerisinde AİHMye başvuruda bulunulmadığı kanaatindedir.
Başvuranlar, sözkonusu iddialara karşı çıkmaktadırlar.
İç hukuk yollarının tüketilmesine ilişkin olarak, öncelikle AİHM, başvuranların iddia ettikleri zarara tekabül etmeyen bir miktara ilişkin icra takibi dosyasının ilk ödeme tarihinden yaklaşık yedi yıl sonra 2006 yılında kapanmış olmasının tek başına, AİHMye sundukları şikayet ile ilgili olarak başvuranların iç hukuk yollarını tüketmedikleri sonucuna ulaşmak için yeterli gerekçe oluşturmadığı kanaatindedir. Borçlar Kanununun 105. maddesi ile öngörülen iç hukuk yolu ile ilgili olarak ise, AİHM, sözkonusu başvurunun etkisiz niteliğini hatırlatır (Aka-Türkiye, 23 Eylül 1998 tarihli karar). Dolayısıyla itirazın bu bölümü reddedilmektedir.
Altı ay süresine riayet edilmemesine ilişkin olarak ise, Tiryakioğlu-Türkiye (başvuru no: 45436/99, 24 Mayıs 2005) kararında ortaya konmuş olan aynı gerekçeler çerçevesinde sözkonusu itirazın reddedilmesi gerekmektedir.
Sonuç olarak, AİHSnin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde başvurunun dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca, başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle başvuru kabuledilebilir niteliktedir.
Esasa ilişkin olarak ise, AİHM, mevcut davadakine benzer sorunların konu olduğu çok sayıda dava incelemiş ve bu davalarda 1 Nolu Ek Protokolün 1. maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiştir.
Dava koşullarını incelemesinin ardından AİHM, mevcut davada Hükümetin davayı farklı şeklide sonuçlandıracak hiçbir tespit ve delil sunmadığı kanaatindedir. AİHM, ulusal mahkemeler tarafından ödenmesine hükmedilen kamulaştırma bedelinin ödemesindeki gecikmenin idareye isnat edilebileceğini tespit etmektedir. Kamulaştırma bedelinin gecikmeli olarak ödenmesi başvuranları mülkiyetin kamulaştırılmasına ilaveten ayrı bir zarara daha uğratmıştır. Bu gecikme, AİHMyi, başvuranların toplum yararının gerektirdikleri ile mülkiyet hakkına saygının korunması arasında hüküm sürmesi gereken adil dengeyi bozan alışılmışın dışında ve ölçüsüz bir yüke katlanmak zorunda kaldıkları yönünde düşünmeye sevk etmektedir.
Bu itibarla 1 Nolu Ek Protokolün 1. maddesi ihlal edilmiştir.
III. AİHSNİN 41. MADDESİNİN İHLAL EDİLECEĞİ İDDİASI HAKKINDA
AİHSnin 41. maddesi başlığında, başvuranlar, 10.000 Euro maddi ve 10.000 Euro manevi tazminat talep etmektedirler.
Hükümet, sözkonusu miktarlara itiraz etmektedir.
Akkuş kararında benimsenen hesaplama yöntemini dikkate alarak ve ilgili ekonomik veriler ışığında, AİHM, başvuranlara ortaklaşa olarak 670 Euro maddi tazminat ödenmesine hükmetmektedir.
Manevi tazminata ilişkin olarak ise, AİHM, mevcut dava koşullarında, ihlal tespitinin kendisinin yeterli adil tatmin oluşturduğu kanaatindedir.
Yargılama masraf ve giderlerine ilişkin olarak, başvuranlar hiçbir talepte bulunmamışlardır. Bu itibarla, AİHM, yargılama masraf ve giderlerine ilişkin başvuranlara tazminat ödemeye gerek olmadığı kanaatindedir.
AİHM, gecikme faizinin Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi faizlerine uyguladığı orana üç puanlık bir artış eklenerek belirlenmesine hükmetmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK; AİHM; OYBİRLİĞİYLE;
1. AİHSnin 1 Nolu Ek Protokolünün 1. maddesi kapsamında yapılan şikayetinin kabuledilebilir geri kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;
2. AİHSnin 1 Nolu Ek Protokolünün 1. maddesinin ihlal edildiğine;
3. a) AİHSnin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden ulusal para birimine çevrilmek üzere, her türlü vergiden muaf tutularak Savunmacı Devlet tarafından başvurana 670 Euro (altı yüz yetmiş Euro) maddi tazminat ödenmesine;
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet tarafından, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;
4. Adil tatmine ilişkin diğer tüm taleplerin reddine;
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHMnin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragraflarına uygun olarak 3 Mart 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy