(AİHS m. 6, 34, 35, 44, 1 Nolu Protokol)
Başvuru no: 27150/02
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
31 Temmuz 2007
İşbu karar AIHSnin 44. maddesinin 2. paragrafında belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup bazı şekli düzeltmelere tabi olabilir.
T.C. vatandaşı Barış Özgür Ak'ın ("başvuran") Türkiye Cumhuriyeti aleyhine 30 Nisan 2002 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ("Sözleşme") İnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri güvence altına alan 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu (27150/02) numaralı başvuru sonucu bu dava görülmektedir.
Başvuran, AİHM önünde Gaziantep Barosu avukatlarından M. Türkmen tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
DAVANIN KOŞULLARI
1977 doğumlu olan başvuran İskenderun'da ikamet etmektedir.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ('idare') bir baraj inşası çerçevesinde başvuranın da ortakları arasında bulunduğu bazı arazileri kamulaştırma bedeli ödemek suretiyle istimlak etme yoluna gitmiştir.
Ödenen istimlak bedeli konusunda idareyle anlaşmazlığa düşen ortakların her biri, kendi hisselerine ilişkin olarak kamulaştırma bedelinin artırımı talebiyle Nizip Asliye Hukuk Mahkemesi önünde bir dava açmıştır.
Mahkeme, konuyla ilgili olarak düzenlenen bilirkişi raporu uyarınca ortakları kısmen haklı bularak, hisseleri nisbetinde ek kamulaştırma tazminatı ödenmesine hükmetmiştir. Hükmedilen tutarlara mülkiyet devrinin gerçekleştiği tarihten itibaren geçerli olmak üzere yasal gecikme faizi eklenmiştir.
Yargıtay ilk derece mahkemesinin kararını onamıştır.
İdare, sözkonusu ek kamulaştırma bedellerini Aralık 2001 ila Mayıs 2003 tarihlerinde ödemiştir.
Her bir parsele ilişkin iç hukuk sürecinin ayrıntıları aşağıda sunulan tablodaki gibidir:
PARSEL NO EK KAMULAŞTIRMA GECİKME YARGITAY ÖDEME ÖDEME
BEDELİ TUTARI FAİZİNİN KARARI TARİHİ TUTARI
(Türk Lirası cinsinden HESAPLANMAYA TARİHİ
(TL)) BAŞLANDIĞI
TARİHİ
No: 102-1356 3.694.765.750 11.3.1999 15.5.2000 10.12.2001 9.499.090.903
No: 102-205 13.605.913.550 29.6.2000 11.6.2001 25.12.2002 37.456.919.063
No: 104-435 19.221.985.960 10.5.2000 28.5.2001 25.12.2002 54.525.629.701
No: 104-436 8.677.371.950 10.5.2000 18.6.2001 2.5.2003 25.493.322.810
No: 104-1033 1.551.642.991 10.5.2000 18.6.2001 25.4.2003 4.498.309.880
HUKUK
I. 1 NOLU EK PROTOKOLÜN 1. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuran, gecikme faizi oranlarının Türkiye'deki yüksek enflasyon karşısında yetersiz kalması nedeniyle ek kamulaştırma tazminatının değerini yitirmesinden şikayetçi olmaktadır. Başvuran bu hususta 1 Nolu Ek Protokol'ün 1. maddesine atıfta bulunmaktadır.
Akkuş - Türkiye davasında benimsediği hesap yöntemini esas alan AİHM, uğranılan maddi zararın tespiti için, başvurana gerçekte ödenen tutar ile gecikme dönemi zarfında paranın yitirdiği değer arasındaki farkın dikkate alınması gerektiğini hatırlatmaktadır.
AİHM, Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından yayınlanan perakende fiyat endeksinde belirtilen enflasyonun Türkiye'deki etkilerini hesaba kattığı hususunun altının çizilmesine de ayrıca önem atfetmektedir.
Bu hesap yöntemini göz önünde bulunduran AİHM, başvuranın hiçbir gerçek kaybının olmadığını tespit etmektedir. Başvurana ödenen ek kamulaştırma tazminatı tutarı toplamı tam tazminata tekabül etmekte olup Akkuş - Türkiye davasında varılan içtihada uygundur. Dolayısıyla içhukuk kararlarının kesinleşmesiyle ek kamulaştırma tazminatının ödenmesi arasında geçen süre, 1 Nolu Ek Protokol'ün 1. maddesi anlamında, sözkonusu tazminatın enflasyonun etkisiyle değerini yitirmesine matuf bir gecikme olarak mütalaa edilemez.
Dolayısıyla bu şikayet açıkça dayanaktan yoksun olup AİHS'nin 35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları açısından reddedilmelidir.
II. AİHS'NİN 6/1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Uzun tazminat yargılaması süresinden yakınan başvuran, idarenin, kendi lehinde verilen mahkeme kararlarını uzun bir süre boyunca uygulamamasından şikayetçi olmaktadır. Bu hususta AİHS'nin 6. maddesinin 1. paragrafına atıfta bulunan başvuran, ulusal hukukta bu ihtilaflı duruma son verecek mekanizmaların bulunmamasından şikayetçi olmaktadır.
A. Kabuledilebilirliğe ilişkin
İçtihadından çıkan ölçütleri ve elinde bulunan unsurların tamamını göz önünde bulunduran AİHM, bu şikayetin esastan incelenmesi gerektiği kanaatine varmaktadır. AİHM ayrıca bu şikayetin başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik gerekçesi bulunmadığını tespit etmektedir.
B. Esasa ilişkin
Hükümet başvuranın savına itiraz etmektedir. Hükümet, başvuranın davasının ulusal mahkemeler tarafından 'makul bir süre' içinde görüldüğünü savunmaktadır.
Başvuran iddialarını yinelemektedir.
AİHM, hangi mahkeme tarafından verilmiş olursa olsun bir mahkeme kararının uygulanmasının, AİHS'nin 6/1 maddesi anlamında 'dava'nın bir parçası olarak telakki edilmesi gerektiğini anımsatır (bkz., özellikle, Hornsby - Yunanistan, 19 Mart 1997 tarihli karar, prg. 40 ve devamı, Metaxas - Yunanistan, no: 8415/02, prg. 25, 27 Mayıs 2004). Bir Sözleşmeci Devletin ulusal hukuk düzeni tarafından verilen zorunlu ve kesinleşmiş bir yargı kararının taraflardan birinin zararına etkisiz kalması durumunda 6/1 maddesiyle güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkı anlamsız hale gelmiş olacaktır.
Dolayısıyla, yargılanabilirlerin etkin şekilde korunması ilkesi idarenin yargı kararlarına uyma yükümlülüğünü de kapsar. Devlet otoritesi yargı kararına dayanan bir borcu ödememek için kaynak yetersizliğini bahane olarak öne süremez (bkz. Bourdov - Rusya, no:59498/00, prg. 35).
Öte taraftan, AİHM'nin daha evvel müteaddit defalar tekrar ettiği üzere bir yargı süreci sonucunda Devlet'e karşı alacaklı konumuna geçen bir kimseden alacağının ödenmesi için daha sonra yeniden bir cebri icra davası açmasının talep edilmesi yerinde olmayacaktır. Bu nedenle başvurana ödenmesi gereken tutarın cebri icra yoluyla gecikmeli olarak ödenmesi, ulusal makamların yargı kararına uymayı uzun bir süre reddetmelerini ve uygun tazmin yoluna gitmemelerini telafi etmeyecektir (Metaxas, adıgeçen, prg. 19; Karahalios -Yunanistan, no: 62503/00, prg. 23, 11 Aralık 2003).
AİHM, idarenin bir ödemeyi yapabilmek için belli bir süreye ihtiyaç duyacağını kabul eder; ancak bu belli süre makul süre sınırını aşmamalıdır.
Mevcut davada AIHM, idarenin başvurana olan borcunu kesinleşmiş yargı kararından bir yıl altı ay on dört gün sonra ödediğini tespit etmektedir. AİHM'ye göre bu süre makul olarak kabul edilemez.
Bu itibarla AIHM, ulusal makamların, kesinlik kazanmış yargı kararlarına makul bir süre içinde uymamak suretiyle AİHS'nin 6. maddesinin 1. paragrafını yararlı etkisinden kısmen yoksun bıraktıkları kanaatine varmaktadır.
Bu nedenle AİHS'nin sözkonusu maddesi ihlal edilmiştir.
III. AİHS'NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA
A. Tazminat
Başvuran maddi tazminat olarak 1.000 Euro talep etmektedir. Başvuran ayrıca 1.000 Euro olarak hesapladığı manevi zararının tazminini talep etmektedir.
Hükümet bu taleplere itiraz etmektedir.
Talep edilen maddi tazminat ile tespit edilen ihlal arasında bir illiyet bağı bulunmadığını kaydeden AIHM bu talebi reddeder.
Buna karşın AİHM, başvurana ödenen tazminat tutarı 1 Nolu Ek Protokol'ün 1. maddesi anlamında tam tazmine tekabül etse dahi, ödeme tarihine ilişkin belirsizlik dolayısıyla başvuranın belli bir manevi zarara uğradığını ve bu durumun telafisi için ihlal tespitinin yeterli olmayacağını değerlendirmektedir. Hakkaniyete uygun bir karara varan AİHM, bu sıfatla başvurana 750 Euro ödenmesine hükmeder.
B. Yargılama masraf ve giderleri
AİHM içtihadına göre bir başvurana, yaptığı masraf ve harcamaların geri ödemesi ancak sözkonusu masraf ve harcamaların gerçekliği, gerekliliği ve oranlarının makul yönü ortaya konulduğu sürece yapılmaktadır. AİHM, başvuranın ulusal mahkemeler önünde ya da AİHS organları önünde yaptığı yargılama masraflarına ilişkin herhangi bir belge sunmadığını kaydetmektedir. Bununla birlikte AIHM, kendi önünde bir avukat tarafından temsil edilen başvuranın zorunlu olarak birtakım harcamalar yapmış olması gerektiği kanaatindedir. Dava koşullarını göz önünde bulunduran AİHM, talep edilen 500 Euro'nun başvurana ödenmesinin makul olacağına hükmeder.
C. Gecikme faizi
Gecikme faizi Avrupa Merkez Bankası'nın marjinal kredi faizlerine uyguladığı orana üç puanlık bir artış eklenerek belirlenecektir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK AİHM, OYBİRLİĞİYLE,
1. AİHS'nin 6. maddesinin 1. paragrafı yönünden yapılan şikayetin kabuledilebilir, diğer şikayetin ise kabuledilemez olduğuna;
2. AİHS'nin 6. maddesinin 1. paragrafının ihlal edildiğine;
3. a) AİHS'nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden YTL'ye çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet tarafından, başvurana manevi tazminat olarak 750 Euro (yedi yüz elli Euro) ve yargılama masraf ve giderleri için miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak 500 Euro (beş yüz Euro) ödenmesine;
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet tarafından, Avrupa Merkez Bankası'nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;
4. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddine;
Karar vermiştir.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM'nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragraflarına uygun olarak 31 Temmuz 2007 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy