(AİHS m. 5, 6)
(Başvuru no. 27341/02)
KARAR
STRAZBURG
26 Haziran 2007
Sözkonusu karar AÎHS'nin 44§2. maddesi uyarınca kesinlik kazanacaktır. Ancak, şekle ilişkin değişiklik yapılabilir.
USULİ İŞLEMLER
Davanın nedeni, Türk vatandaşı Zülfıkar Veyisoğlu'nun ("başvuran"), 1 Temmuz 2002 tarihinde, İnsan Haklan ve Temel Özgürlükleri Korumaya Dair Sözleşme'nin ("Sözleşme") 34. maddesi uyarınca, Türkiye aleyhine Avrupa İnsan Haklan Mahkemesi'ne yaptığı başvurudur (başvuru no. 27341/02).
OLAYLAR
I. DAVA OLAYLARI
Başvuran 1978 doğumludur ve İstanbul'da yaşamaktadır.
Olayların gerçekleştiği tarihte Türk Kara Kuvvetleri Hakkari Dağ ve Komando Tugayı'nda onbaşıdır.
29 Ocak 2002'de tuğgeneral, Hakkari Dağ ve Komando Tugayı'na bağlı Askeri Disiplin Mahkemesi'ne bir iddianame sunmuştur. Başvuranı, kendisine tabi olanlara hakaret etmekle, üstlerinden kasıtlı olarak gerçeği saklamakla ve kendisine tabi olanlara askerlik hizmeti ile bağdaşmayan emirler vermekle suçlamıştır. 6 Şubat 2002'de bir binbaşı, bir yüzbaşı ve bir başçavuştan oluşan Hakkari Askeri Disiplin Mahkemesi, başvuranı suçlu bulmuş ve 110 günlük "oda hapsine" mahkum etmiştir.
19 Şubat 2002'de başvuran karara itiraz etmiştir.
5 Mart 2002'de Jandarma Genel Komutanlığı'na bağlı Van Yüksek Disiplin Mahkemesi, ilk suçlamaya ilişkin takipsizlik karan almış ve dava dosyasını tekrar görüşülmek üzere Jandarma Genel Komutanlığı'na bağlı Askeri Mahkeme'ye göndermiştir. Başvuranın, iki suçlamadan beraatına karar vermiştir. Ancak, kendisine tabi olanlara hakaret içerikli emirler vermiş olduğunu tespit etmiştir. Bu nedenle, üçüncü suçlama hususunda 6 Şubat 2002 tarihli kararı onamıştır. Sonuç olarak, başvuranın 40 gün "oda hapsinde" kalmasına karar verilmiştir.
16 Nisan 2002'de başvuran Adalet Bakanlığı'na bir dilekçe sunarak Van Yüksek Disiplin Mahkemesi kararının temyizi yoluyla davasının, Askeri Yargıtay Cumhuriyet Savcılığı'na havale edilmesini istemiştir. Özellikle AİHS'nin 5 § 1. ve 6 § 1. maddelerinin ihlal edildiği hususunda şikayette bulunmuştur.
7 Haziran 2002'de Askeri Adalet İşleri Başkanı, Adalet Bakanlığı adına başvuranın dilekçesini reddetmiştir.
HUKUK
I. KABULEDİLEBİLİRLİK
Başvuran, kendisini yargılayan Askeri Disiplin Mahkemesi'nin AİHS'nin ilgili kısımları aşağıda kaydedilen 6 § 1. maddesinin gerektirdiği gibi bağımsız ve tarafsız olmadığı hususunda şikayette bulunmuştur:
"Herkes ... cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının... hakkaniyete uygun ... olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir."
A. Kabuledilebilirlik
Hükümet, başvuran aleyhindeki suçlamaların "ceza" ile değil "disiplin" ile ilgili olduğunu ileri sürmüştür. Bu nedenle, sözkonusu davada 6 § 1. maddenin uygulanmamıştır ve sözkonusu şikayet, AİHS hükümlerine ratione materiae (konu bakımından) uygun olmadığı için reddedilmelidir.
Başvuran Hükümet'in iddialarına itiraz etmiş ve bir onbaşı olarak 477 No.lu Kanun'un 38. maddesinin (C) paragrafında belirtilen hükümler uyarınca cezasını çekmiş olduğunu ileri sürmüştür. Dolayısıyla, kapıda bir muhafız ile birlikte 40 gün boyunca bir hücrede kilitli kalmıştır. Bununla birlikte, bu süreç askerlik hizmetine dahil edilmediği için ordudan öngörüldüğünden 40 gün sonra terhis edilmiştir.
AİHM, Hükümet'in 6 § 1. maddenin uygulanması ile ilgili ilk itirazının, sözkonusu şikayetin esaslarının incelenmesi ile bağlantılı olduğu kanısındadır. Bu nedenle AIHM ilk itiraz ile sözkonusu şikayet arasında bağlantı kurmaktadır. Ayrıca sözkonusu şikayetin, AİHS'nin 35 § 3. maddesi bağlamında temelden yoksun olmadığını belirtmektedir. Kabuledilmez olduğuna karar vermek için de gerekçe bulunmamaktadır. Bu nedenle kabuledilebilir olduğuna karar verilmelidir.
B. Esaslar
1. Madde 6 § 1 'in uygulanabilirliği
AİHM öncelikle işlenen suçu tanımlayan hükümlerin, sorumlu Devlet'in hukuk sistemine göre, ceza hukukuna mı, disiplin hukukuna mı veya aynı zamanda her ikisine birden mi ait olduğunu tespit etmenin gerekli olduğunu hatırlatmaktadır. Ancak bu yalnızca başlama noktasıdır. Elde edilen delillerin yalnızca resmi, göreceli bir değeri bulunmaktadır ve birçok Sözleşmeci Devlet'te karşılaştırmalı hukukun ortak paydasında ele alınmalıdır. Suçun niteliği daha önemlidir. Ancak, AIHM denetimi burada bitmemektedir. Bu tür bir denetim, ilgili kişinin maruz kalma riskini taşıdığı suçun ağırlık derecesi gözönüne alınmadığı takdirde aldatıcı olacaktır {Engel ve Diğerleri/Hollanda, 8 Haziran 1976 tarihli karar, A Serisi no. 22, §§ 82-83).
AİHM, ilgili iç hukukun sözkonusu davada anılan suçlara (tabi olanlara hakaret etmek, kasıtlı olarak üstlerinden gerçeği gizlemek ve tabi olanlara hakaret içeren emirler vermek) disiplinle ilgili bir mesele olarak yaklaştığını gözlemlemektedir. Sözkonusu suçlar tasarlanmıştır ve askeriye içerisinde düzeni devam ettirme amacını izlemektedir. Siviller için eşit seviyede ve net bir cezai hukuk mevcut değildir. Ancak yukarıda anılan Engel kriterinin alternatif olması ve çeşitlilik gereği taşımaması nedeniyle, "suçun" "cezai" niteliğine ilke olarak yalnızca yaptırımın niteliği ve şiddeti temelinde karar verilebilir.
Yukarıda anılanlar ışığında AİHM sözkonusu davada AİHS'nin 6 § 1. maddesinin uygulanabilirliğine karar vermedeki kilit noktanın, başvuranın cezasının şiddetinin değerlendirilmesi olduğu kanısındadır.
Bu bağlamda AİHM ilk olarak Askeri Disiplin Mahkemesi'nin başvuranı üç suçtan suçlu bulduğunu ve onu 110 günlük "oda hapsine" mahkum ettiğini gözlemlemektedir. Dolayısıyla Van Yüksek Disiplin Mahkemesi, başvuranın suçların ikisinden beraatına ve kalan suç için 40 gün "oda hapsinde" kalmasına karar vermiştir. Ancak AİHM temyizin nihai sonucunun, başvuran için tehlike arz eden durumların önemini azaltmadığı sonucuna varmıştır.
AİHM başvuran aleyhindeki suçlamaların, uzun süre özgürlükten mahrum bırakmayı da içeren ciddi cezalara yol açması nedeniyle cezai alan kapsamında bulunduğu kanısındadır. Bu nedenle cezanın niteliği ve şiddeti gözönüne alındığında AİHM başvuranın AİHS'nin 6 § 1. maddesi bağlamında cezai bir suçlamaya maruz kaldığına karar vermektedir.
AİHM, AİHS'nin 6 § 1. maddesinin sözkonusu davaya uygulanabilir olduğu sonucuna varmıştır.
2. Madde 6 § 1 'in ihlal edildiği iddiasının esası
Başvuran, kendisini yargılayan ve mahkum eden Askeri Disiplin Mahkemesi'nin mensuplarının, adli görevleri yanında kendilerini atayan bir komutana tabi oldukları idari görevleri de olması nedeniyle bağımsız ve tarafsız olmadığını ileri sürmüştür. Aynı zamanda dış baskılara karşı koruma mevcut olmadığını iddia etmiştir.
Hükümet, Anayasa'nın ve 477 No.lu Kanun'un ilgili hükümleri ışığında Askeri Disiplin Mahkemeleri kürsülerinde oturan subayların kanuna aykırı baskılara karşı koruma sağladığını ileri sürmüştür. Bu nedenle sözkonusu mahkemelerin bağımsız ve tarafsız olduğu kabul edilmektedir.
AİHM, AİHS'nin askeri mahkemelerin Madde 6 § l'de öngörülen bağımsızlık ve tarafsızlığın teminine saygı duyulması koşuluyla askeri personel aleyhindeki cezai suçlamalara ilişkin karar vermelerini yasaklamadığını yinelemektedir.
Madde 6 § 1 bağlamında bir mahkemenin "bağımsız" olup olmadığına karar vermek için inter alia (diğerlerine ilaveten) mensuplarının atanma şeklinin ve görev sürelerinin, dış baskılara karşı teminatların mevcut olduğunun ve bağımsız bir görüntü arz edip etmediğinin gözönüne alınması gerektiğini belirtmektedir.
Sözkonusu madde kapsamı içerisinde "tarafsızlık" durumuna ilişkin olarak uygulanabilecek iki test mevcuttur: ilki sübjektiftir; bir davada belirli bir hakimin şahsi kanaatleri değerlendirilmektedir. Diğeri objektiftir; bu hususta hakimin haklı kuşkulanmaları yok edecek yeterli teminatı sağlayıp sağlamadığı tespit edilmektedir.
AİHM sözkonusu davanın, bir askerin askeri disiplin kurallarına uymadığı için yargılandığı askeri mahkeme önündeki davalara ilişkin olduğunu belirtmektedir. Ayrıca sözkonusu olan yalnızca Askeri Disiplin Mahkemesi kürsüsünde oturan hakimlerin bağımsızlıkları ve objektif tarafsızlıkları olduğunu belirtmektedir.
AİHM, 477 No.lu Kanun'un 2. maddesine göre, Askeri Disiplin Mahkemelerinin orduda asker olan ve üstlerinden emir alan üç subaydan oluştuğunu gözlemlemektedir. Bu subaylardan yalnızca bir tanesinin hukuki eğitim almış bir askeri hakim olduğunu belirtmektedir (477 No.lu Kanun'un 6. maddesi). Atanmalarında dikkat çeken bir özellik emir yetkilerinin bir yılla kısıtlanmış olmasıdır. Askeri Birlik Komutanı tarafından atanmaktadırlar. Bu nedenle askeri hiyerarşi içerisinde komutanlarının emirleri altındadırlar. Askeri disipline tabi olurlar ve ordu tarafından bu amaçla tayin ve takdir edilmektedirler. AİHM özellikle sözkonusu davada başvurana karşı bir iddianame sunan tuğgeneralin, yine başvuranı yargılayan ve mahkum eden Askeri Disiplin Mahkemesi kürsüsünde bulunan subayların hiyerarşik üstü olduğunu belirtmektedir.
Sözkonusu unsurlar gözönüne alındığında AİHM başvuranın Askeri Disiplin Mahkemesi'nin bağımsızlığı ve tarafsızlığından kuşku duymak için meşru bir nedeni olduğu sonucuna varmaktadır.
Sonuç olarak AİHS'nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine karar vermektedir.
II. AİHS'NİN 5 § 1. (a) MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
Başvuran, kendisini özgürlüğünden mahrum bırakan Askeri Disiplin Mahkemesi'nin AİHS'nin 5 § 1. (c) maddesi uyarınca yetkili bir mahkeme olmadığı hususunda şikayette bulunmuştur.
AİHM sözkonusu şikayetin, yukarıda incelenen şikayet ile yakından bağlantılı olduğunu ve bu nedenle kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerektiğini gözlemlemektedir.
AİHM ayrıca başvuranı yargılayan ve "oda hapsine" mahkum eden Askeri Disiplin Mahkemesi'nin bağımsız ve tarafsız olmadığını belirtmektedir. Tespit edilen ihlal ve dava koşulları ışığında AİHM başvuranın iddialarını AİHS'nin 5 § 1. (a) maddesi bağlamında ayrıca incelemenin gerekli olmadığı kanısındadır.
III. AİHS'NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
AİHS'nin 41. maddesi aşağıda kaydedilmiştir:
"Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder."
A. Tazminat
Türkiye'de verilen yasal asgari ücreti gözönünde bulunduran başvuran, askerlikten 40 gün erken terhis edilmesi nedeniyle uğradığı maddi zarar için 507.28 Yeni Türk Lirası (YTL) (yaklaşık 275 Euro) talep etmiştir. Bununla birlikte manevi zarar için de 10,000 Euro talep etmiştir.
Hükümet sözkonusu taleplere itiraz etmiştir.
Maddi tazminata ilişkin olarak AIHM, 6 § 1. madde bağlamındaki davaların sonuçlarının ne olacağına ilişkin çıkarımlarda bulunamayacağı kanısındadır. Ayrıca başvuranın maddi tazminat talebini destekleyen bir delil mevcut değildir. Bu nedenle talebi reddetmektedir.
Başvuranın manevi tazminat talebine ilişkin, ihlal bulgusunun başlıbaşına başvuranın maruz kaldığı manevi zarar için tazminat teşkil ettiği kanısındadır.
B. Mahkeme masrafları
Başvuran, AİHM huzurundaki davalarda ve yerel davalarda yaptığı harcamalarla birlikte avukat ücreti için 3,540 YTL (yaklaşık 1,915 Euro) tazminat talep etmiştir.
Hükümet sözkonusu talebe itiraz etmiştir.
AİHM içtihatına göre bir başvuran ancak gerekli olduğu için yaptığını ve miktarının makul olduğunu kanıtladığı sürece masraflarının tazminine hak kazanmaktadır. Sözkonusu davada kendisine sunulan delilleri ve bilgileri gözönüne alan AİHM, başvurana sözkonusu başlık altında toplam 1,000 Euro tazminat ödenmesine karar vermiştir.
C. Gecikme Faizi
AİHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası'nın kısa vadeli kredilere uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar vermiştir.
BU NEDENLERLE, AİHM OYBİRLİĞİYLE,
1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna;
2. AİHS'nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine;
3. AİHS'nin 5 § 1. (a) maddesi bağlamındaki şikayeti ayrıca değerlendirme gereği bulunmadığına;
4. İhlal bulgusunun başlıbaşına başvuranın maruz kaldığı maddi zarar için tazmin teşkil ettiğine;
5. (a) sorumlu Devletin başvurana, kararın AİHS'nin 44 § 2. maddesine göre kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içerisinde, uygulanabilecek her türlü vergi ile birlikte kararın verildiği tarihte uygulanan oran üzerinden yeni Türk Lirası'na çevrilmek üzere mahkeme masrafları için 1,000 Euro (bin Euro) ödemesi gerektiğine;
(b) Yukarıda kaydedilmiş olan üç aylık sürenin bitiminden ödeme gününe kadar, Avrupa Merkez Bankası'nın uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle oluşacak faiz oranına göre yukarıda belirtilen miktarlarda ödenecek basit faizi ödemekle yükümlü olduğuna karar vermiş,
6. Başvuranların adil tazmin taleplerinin kalan kısmını reddetmiştir.
İşbu karar, İngilizce olarak hazırlanmış ve Mahkeme İç Tüzüğü'nün 77. Maddesi'nin 2. ve 3. fıkraları uyarınca 26 Haziran 2007 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy