(AİHS. m. 5, 34, 35, 41, 44) (765 S. K. m. 168) (3713 S. K. m. 5) (ÖCALAN - TÜRKİYE DAVASI) (KEKLİK VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI) (BROGAN VE DİĞERLERİ - BİRLEŞİK KRALLIK DAVASI) (SAR VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no: 28299/02, 28300/02 ve 28301/02)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
24 Haziran 2008
İşbu karar Sözleşmenin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup şekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 28299/02, 28300/02 ve 28301/02 numaralı başvurunun nedeni T.C. vatandaşları Bülent Atmaca, Nadir Çamdeviren ve Önder Yazırın (başvuranlar) 26 Şubat 2002 tarihinde Temel İnsan Hakları ve Özgürlüklerini güvence altına alan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.
Başvuranlar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde Tunceli barosu avukatlarından H. Aygün ve Ö. U. Kaplan tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOŞULLARI
Başvuranlar sırasıyla 1974, 1977 ve 1979 doğumlu olup Tuncelide ikamet etmektedirler.
Başvuranlar hakkında hazırlanan iddianameye göre adı geçenler Tunceli Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi tarafından yürütülen operasyon kapsamında 1 Kasım 2001 tarihinde yakalanarak gözaltına alınmışlardır. Öte yandan, Nadir Çamdeviren ve Önder Yazır hakkındaki yakalama tutanaklarında gözaltına alınma tarihi 3 Kasım 2001dir. Başvuranların hepsinin yasadışı terör örgütü PKKya yardım ve yataklık etme suçunu işlediklerinden şüphelenilmekteydi.
Başvuranlar 9 Kasım 2001 tarihinde Tunceli Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısına ifade vermiş, aynı gün DGM nöbetçi hakimi önüne çıkarılmışlardır. Hakim adı geçenlerin tutuklanmalarına karar vermiştir.
DGM Cumhuriyet Savcısı 7 Aralık 2001 tarihli bir iddianame ile başvuranları PKKya yardım ve yataklık etmekle suçlamış ve TCKnın 168/2 ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 5. maddesi uyarınca ceza davası açmıştır.
DGM 10 Eylül 2002 tarihinde almış olduğu kararla başvuranları haklarında yapılan suçlardan suçlu bulmuş ve on altı yıl üç ay hapis cezasına çarptırmıştır.
HUKUK
I. AİHSNİN 5/3 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuranlar yakalanmalarının ardından hemen bir hakim önüne çıkarılmadıklarından ve gözaltındayken avukat bulundurma hakkından yararlanamadıklarından şikayetçi olmakta, AİHSnin 5/3 maddesine atıfta bulunmaktadır.
A. Kabuledilebilirlik hakkında
Hükümet iç hukuk yollarının tüketilmediği itirazında bulunmaktadır. CMUKun 128/4 maddesine atıfta bulunan Hükümet ilk derece mahkemesi önündeki yargılama ile ilgili gözaltı süresinin yasallığına ve/veya savcılığın bu sürenin uzatılması kararına karşı itiraz edilebileceğini hatırlatır. Bu başvuru yolunun etkililiğine ilişkin ise 2001 ve 2006 tarihleri arasında ilk derece mahkemelerince alınan ve kırk sekiz saati aşan gözaltı süresinin uzatılmasının iptal edildiği kararları örnek olarak saymaktadır.
AİHM daha önce buna benzer bir sorunu incelediğini ve Hükümetin itirazını reddettiğini hatırlatır (Bkz. örneğin, Öcalan-Türkiye kararı, no: 46221/99). Hiç kuşkusuz Hükümet sözü edilen bu başvuru yolunun etkili olduğunu gösterebilmek amacıyla birtakım hukuki karar örneklerini sunmuştur. Bununla birlikte, AİHM bu kararların incelenmesinden ulusal hakimin yapılan başvuru hakkında yalnızca dosya üzerinden karar verdiğini ve gözaltında bulunan sanığın dinlenmediğini tespit etmektedir (Bkz. Keklik vd.-Türkiye kararı, no: 77388/01, 3 Ekim 2006). Ayrıca bu başvuru AİHSnin 5/3 maddesi anlamındaki yasal denetimi otomatik olarak beraberinde getirmemektedir (Bkz. Aquilina-Malta kararı, no: 25642/94; Mckay-Birleşik Krallık no: 543/03; Samoila ve Cionca-Romanya kararı no: 33065/03, 4 Mart 2008).
AİHM mevcut başvuruda daha önce almış olduğu bu kararından ayrılmasını gerektirecek bir neden görememekte ve Hükümetin ön itirazını reddetmektedir.
AİHSnin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde başvurunun dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Başvuru kabuledilebilir niteliktedir.
B. Esasa dair
AİHM öncelikle dosyada yer alan belgelerden iki başvuran Nadir Çamdeviren ve Önder Yazırın yakalanma tarihlerine dair bir tutarsızlığın olduğunu not etmektedir. Buna karşılık cumhuriyet savcısı tarafından düzenlenen ilk iddianamede üç başvuranın da gözaltına alınma tarihi aynı yani 1 Kasım 2001 olarak belirtilmiştir. AİHM nezdinde bu iddianame başvuranların yakalanma tarihi olarak muteber sayılmaktadır.
Buna göre başvuranların gözaltına alınmaları 1 Kasım 2001 tarihinde başlayıp cumhuriyet savcısı karşısına çıkarıldıkları 9 Kasım 2001 tarihinde sona ermektedir. Sözü edilen dönem yaklaşık sekiz gündür. AİHM daha önceki kararlarda adli denetim olmaksızın dört gün altı saat süren gözaltı süresinin AİHSnin 5/3 maddesi bağlamındaki zaman kısıtlamalarının dışına çıktığı sonucuna vardığını hatırlatmaktadır (Bkz. sözü edilen Brogan vd. kararı ve Sar vd.-Türkiye kararı, no: 74347/01, 5 Aralık 2006).
Mevcut başvuruda başvuranlar «hemen» bir hakim veya yasayla yetkilendirilmiş adli bir makam önüne çıkarılmamışlardır.
Bu nedenle AİHSnin 5/3 maddesi ihlal edilmiştir.
II. AİHSNİN 8. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuranlar avukatlarının cezaevine girişinde üzerinin aranması nedeniyle AİHSnin 8. maddesinin ihlal edildiğinden şikayetçi olmaktadır.
AİHM, başvuranların AİHS ile güvence altına alınan haklarının ne şekilde ihlal edilmiş olabileceği konusuna bir açıklık getirmediklerini tespit etmektedir. Sözkonusu şikayetin gerekçelendirilmemiş olması karşısında, AİHM, sözkonusu hükmün görünür bir ihlalini tespit edememekte ve AİHSnin 35. maddesinin 3. paragrafı gereğince şikayeti dayanaktan yoksun bulmaktadır. Bu şikayet AİHSnin 35/4 maddesi uyarınca reddedilmelidir.
III. AİHSNİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASINA İLİŞKİN
AİHSnin 41. maddesine göre Mahkeme işbu Sözleşme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, AİHM, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun surette, zarar gören tarafın adil tatminine hükmeder.
AİHM, İç tüzüğün 60. maddesine uygun olarak adil tatmine yönelik görüşlerini sunmaları için 19 Haziran 2007 tarihli mektubu ile başvuranları bilgilendirmesine karşın, başvuranlar herhangi bir tazminat talebinde bulunmamışlardır. AİHM bu nedenle bu doğrultuda bir tazminat ödenmesini gerekli görmemektedir (Bkz. Willekens-Belçika kararı, no: 50859/99, 24 Nisan 2003 ve Roobaert-Belçika kararı no: 52231/99, 29 Temmuz 2004).
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE,
1. Başvuruların birleştirilmesine;
2. AİHSnin 5/3 maddesi hakkındaki şikayetin kabuledilebilir, diğer şikayetin kabuledilemez olduğuna;
3. AİHSnin 5/3 maddesinin ihlal edildiğine;
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHMnin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragraflarına uygun olarak 24 Haziran 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy