(AİHS. m. 6, 41) (KARAKULLUKÇU - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no: 28353/02)
KARAR
STRAZBURG
2 Aralık 2008
İşbu karar AİHSnin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli düzeltmelere tabi olabilir.
USUL
Davanın nedeni, T.C. vatandaşı Aziz Aydın Arslanın (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine, 23 Mayıs 2002 tarihinde, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına Dair Sözleşmenin (AİHS) 34. maddesi uyarınca, Türkiye aleyhine yaptığı 28353/02 sayılı başvurudur.
OLAYLAR
DAVANIN KOŞULLARI
Başvuran, 1957 doğumludur ve İstanbulda ikamet etmektedir.
Başvuran, 1988 yılında Türkiye Emlak Bankası A.Ş. (banka) tarafından işe alınmıştır. 1991de kredi kartlarından sorumlu müdür yardımcısı görevine getirilmiştir.
Belirsiz bir tarihte, bankanın Topkapı şubesinde usulsüz işlemler nedeniyle bir teftiş yapılmıştır.
1. Başvuran aleyhindeki tazminat davası
Banka, 27 Ocak 1994te, başvuran ile diğer yedi çalışan aleyhinde, yaptıkları usûlsüz işlemler nedeniyle bankaya verdikleri zararın tazmini için İstanbul 9. Ticaret Mahkemesinde dava açmıştır.
Banka, Haziran 1995te, İstanbul 4. Ticaret Mahkemesinde bir başka dava açarak daha fazla tazminat talebinde bulunmuştur.
Belirsiz bir tarihte, bu iki dava İstanbul 9. Ticaret Mahkemesinde birleştirilmiştir.
18 Kasım 1999da, İstanbul 9. Ticaret Mahkemesi, ratione materiae yetkisi olmadığını belirterek, davanın işverenle çalışanlar arasındaki bir anlaşmazlıkla ilgili olması nedeniyle iş mahkemelerinin yetkisi altına girdiğine hükmetmiştir. Bu karar Yargıtay tarafından 10 Mayıs 2000de onanmıştır.
23 Ekim 2001de, İstanbul İş Mahkemesi, başvuran ile diğer altı çalışana herhangi bir suç atfedilemeyeceğinden dolayı davanın reddine karar vermiştir. Bununla birlikte, mahkeme, bankanın Topkapı şubesi müdürünün söz konusu zarardan sorumlu olduğunu tespit etmiştir. Bu nedenle, mahkeme sözkonusu şahsın bankaya belirli bir miktar tazminat ödemesine hükmetmiştir.
2. Banka Müdürü aleyhindeki cezai kovuşturma
Bu arada, bankanın Topkapı şubesi müdürü ile diğer üç kişi aleyhinde yolsuzluk yaptıkları gerekçesiyle cezai kovuşturma başlatılmıştır. Başvuran ile banka, bu kovuşturmaya üçüncü taraf olarak katılmışlardır. 9 Temmuz 1999da, Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi, görevini kötüye kullandığı gerekçesiyle banka müdürünü suçlu bulmuş ve bir yıl hapis cezasına çarptırmıştır. Ancak, mahkeme diğer sanık hakkında beraat kararı vermiştir.
Başvuran, banka müdürüne verilen cezanın hafif olduğunu ileri sürerek sözkonusu karara itiraz etmiştir.
29 Mayıs 2001de, Yargıtay yukarıda bahsi geçen kararı bozmuştur.
31 Aralık 2004te, Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi, zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle banka müdürü aleyhindeki cezai kovuşturmayı sonlandırmıştır.
HUKUK
I. AİHSNİN 6/1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
Başvuran, tazminat davasının süresinin AİHSnin 6/1 maddesinde öngörülen makul süre şartına uymadığı konusunda şikayetçi olmuştur.
Hükümet, bu iddiaya itiraz etmiştir.
Dikkate alınması gereken süre 27 Ocak 1994 tarihinde başlayıp 23 Ekim 2001 yılında sona ermiştir. Dolayısıyla, tek aşamalı yargılama için geçen süre yaklaşık yedi yıl dokuz aydır.
A. Kabuledilebilirlik
Hükümet, başvuranın şikayetinin özünü yerel mahkemeler önünde dile getirmediği gerekçesiyle iç hukuk yollarını tüketmediğini ileri sürmüştür.
Başvuran, başvurunun kabuledilebilir olduğu yönünde karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
AİHM, daha önceki davalarda, iç hukuk yollarının tüketilmediği iddiasıyla ilgili olarak Hükümetin benzer itirazlarını inceleyip reddettiğini hatırlatmaktadır (Karakullukçu / Türkiye, no. 49275/99). AİHM, bu başvuruda, yukarıda adı geçen davada vermiş olduğu karardan ayrılmasını gerektirecek herhangi bir özel koşul bulunmadığı kanaatindedir. Dolayısıyla, iç hukuk yollarının tüketilmediği konusuyla ilgili olarak Hükümetin yapmış olduğu itirazı reddeder.
AİHSnin 35/3 maddesi uyarınca bu şikayetin dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle şikayet kabuledilebilir niteliktedir.
B. Esas
AİHM, yargılama süresinin makul olup olmadığı konusunun dava koşulları ışığında ve davanın karmaşıklığı, başvuran ile ilgili makamların tutumu ve sözkonusu anlaşmazlıkta başvuran için neyin tehlikede olduğu gibi ölçütler dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatır (Frydlender / Fransa, no. 30979/96).
AİHM, sözkonusu davadakine benzer sorunlar içeren birçok davada, sıklıkla AİHSnin 6/1 maddesinin ihlalini tespit etmiştir (Frydlender, yukarıda kaydedilen).
Elindeki belgelerin tamamını inceleyen AİHM, söz konusu davada farklı bir sonuca varması için Hükümetin ikna edici herhangi bir kanıt veya iddia ortaya koymadığı kanaatindedir. AİHM, konuyla ilgili içtihadını gözönünde bulundurarak, sözkonusu davadaki yargılama süresinin aşırı olduğuna ve makul süre şartına uymadığına karar vermiştir.
Dolayısıyla, AİHSnin 6/1 maddesi ihlal edilmiştir.
II. AİHSNİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
AİHSnin 41. maddesine göre:
Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.
A. Tazminat
Başvuran, maddi ve manevi tazminat olarak 50,000 Euro talep etmiştir. Başvuran, ayrıca, yerel mahkemeler önündeki yargılama sırasında uğradığı maddi zarar için 2,000 Yeni Türk Lirası talep etmiştir.
Hükümet, bu taleplere itiraz etmiştir.
Tespit edilen ihlal ile talep edilen maddi tazminat arasında illiyet bağı bulunmadığını kaydeden AİHM bu talebi reddeder. Bununla birlikte, AİHM, başvuranın manevi zarar görmüş olabileceği kanaatindedir. AİHM, adil temellere dayanarak, başvurana bu başlık altında 6,000 Euro ödenmesine karar verir.
B. Yargılama masraf ve giderleri
Başvuran, AİHM önündeki yargılama masraf ve giderleri için 750 Euro talep etmiştir.
Hükümet, talep edilen miktarın dayanaktan yoksun olduğunu ileri sürmüştür.
AİHMnin içtihadına göre, bir başvuran gerçekliğini ve gerekliğini kanıtladığı makul miktarlardaki yargı giderlerini elde edebilir. AİHM, sözkonusu davada, elindeki bilgiye ve yukarıdaki ölçütlere dayanarak, AİHM önünde yapılan yargılama masraf ve giderleri için 600 Euro ödenmesine karar verir.
C. Gecikme Faizi
AİHM, Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYANARAK AİHM, OYBİRLİĞİ İLE
1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna;
2. AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
3. (a)AİHSnin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Yeni Türk Lirasına çevrilmek üzere ve her türlü vergi ve kesintiden muaf tutularak Savunmacı Hükümet tarafından başvurana manevi tazminat olarak 6000 Euro (altı bin Euro), yargılama masraf ve giderleri için 600 Euro (altı yüz Euro) ödenmesine; (b)Yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli olan marjinal kredi kolaylığı oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;
4. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddedilmesine karar vermiştir.
İşbu karar İngilizce olarak hazırlanmış ve AİHM İçtüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragrafları gereğince 2 Aralık 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy