(AİHS m. 3, 5, 37) (765 S. K. m. 146) (430 S. KHK m. 3) (SELMOUNI - FRANSA DAVASI) (BATI VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI) (KARAGÖZ - TÜRKİYE DAVASI (NO 2))
(Başvuru No: 28436/02)
KARAR (Dostane Çözüm)
6 Ekim 2009
OLAYLAR
Şener Dünük adlı başvuran 1978 doğumlu Türk vatandaşıdır ve Siirtte yaşamaktadır. AİHM önünde Diyarbakır Barosu avukatlarından F.H. Demir tarafından temsil edilmiştir.
Başvuran 6 Ekim 2001 tarihinde yasadışı Hizbullah örgütüne yönelik olarak gerçekleştirilen bir operasyonda Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi polislerince yakalanmıştır.
19 Ekim 2001 tarihinde Diyarbakır Devlet Hastanesinde doktor muayenesinden geçen başvuranın vücudunda darp ve cebir izine rastlanmamıştır. Başvuran daha sonra Diyarbakır cezaevine konulmuştur.
Aynı tarihte, Olağanüstü Hal Bölge Valisi ve Cumhuriyet Savcısının talebiyle Devlet Güvenlik Mahkemesinin tek yargıcı, olağanüstü hal kapsamında ilave tedbirler uygulanmasına izin veren 430 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 3 (c) maddesi uyarınca başvuranın 10 gün daha sorgulanması amacıyla cezaevinden alınıp Terörle Mücadele Şubesine getirilmesine izin vermiştir.
29 Ekim 2001 tarihinde DGM savcısı başvuranın 10 gün daha emniyet tarafından sorgulanmasına izin vermiştir.
Başvuran 29 Ekim, 6 Kasım ve 8 Kasım 2001 tarihlerinde Diyarbakır Devlet Hastanesi doktorları tarafından muayene edilmiş, düzenlenen raporlarda başvuranın sağ omuzda ağrı şikâyeti bulunduğu ancak vücudunda darp ve cebir izine rastlanmadığı belirtilmiştir.
Başvuran 8 Kasım 2001 tarihinde tekrar Diyarbakır cezaevine konulmuştur. Bu arada 25 Ekim 2001 tarihinde Diyarbakır DGMde başvuran hakkında eski TCKnın 146. maddesi uyarınca, Anayasal düzeni bozmaya teşebbüs etmek suçlamasıyla kovuşturma başlatılmıştır.
Başvuran ve temsilcisi yargılama sırasınca çeşitli tarihlerde, başvuranın gözaltında Filistin askısı dahil olmak üzere çeşitli kötü muamelelere tâbi tutulduğunu öne sürmüş, iddialar üzerine Diyarbakır Cumhuriyet Savcısı bir soruşturma başlatmıştır.
24 Ocak 2002 tarihinde başvuran özel bir klinikte bir nörolog tarafından muayene edilmiş, hazırlanan raporda başvuranın sağ kolunda akut pleksus brakialisi tespit edildiği belirtilmiştir.
18 Mart 2002 tarihinde savcı, Diyarbakır Valisinden ilgili polis memurları hakkında yargılama izni verilmesini talep etmiş, Vali talebi 14 Mayıs 2002 tarihinde reddetmiştir.
7 Mart 2003 tarihinde Diyarbakır Cumhuriyet Savcısı, Diyarbakır Valisinin 14 Mayıs 2002 tarihli kararına dayanarak soruşturmanın kapatılmasına karar vermiştir.
ŞİKÂYETLER
Başvuran AİHS'nin 3. maddesine dayanarak gözaltında kötü muameleye uğradığını ve iddiaları hakkında etkili bir soruşturma yapılmadığını öne sürmüştür.
Başvuran ayrıca AİHS'nin 5. maddesine dayanarak gözaltı süresinin aşırı uzun olduğunu ve 19 Ekim - 8 Kasım 2001 tarihleri arasında gözaltında tutulmasının kanunsuz olduğunu öne sürmüştür.
HUKUK
AİHM, Hükümetten 7 Mart 2009 tarihli aşağıdaki beyanı almıştır:
Hükümet, sözkonusu başvurunun yapılmasına yol açan olayların yaşanmış olmasından üzüntü duymaktadır.
Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin yukarıda kaydedilen ve AİHM önünde devam etmekte olan davanın dostane çözüme kavuşturulması amacıyla, Şener Dünüke karşılıksız olarak 6,000 (altı bin) Euro ödemeyi teklif ettiğini bildiririm.
Maddi ve manevi tazminatla birlikte yargılama masraf ve giderlerini de kapsayacak olan sözkonusu meblağ, ödeme tarihinde uygulanabilir kur üzerinden Türk Lirasına çevrilecek ve uygulanabilir tüm vergilerden muaf tutulacaktır. AİHMnin AİHSnin 37/1 maddesi bağlamındaki kararının açıklandığı tarihten itibaren üç ay içerisinde ödenebilecektir. Miktarın belirtilen üç ay içerisinde ödenmemesi durumunda Hükümet, ödeme gününe kadar Avrupa Merkez Bankasının uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oran üzerinden basit faiz ödeme yükümlülüğünü üstlenir. Ödeme, davanın nihai çözüme kavuşturulmasını teşkil edecektir.
AİHM, başvuranın avukatı tarafından imzalanmış, 16 Şubat 2009 tarihli aşağıdaki beyanı almıştır:
Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin yukarıda kaydedilen ve AİHM önünde devam etmekte olan davanın dostane çözüme kavuşturulması amacıyla, Şener Dünüke karşılıksız olarak 6,000 (altı bin) Euro ödemeyi teklif ettiğini bildiririm.
Maddi ve manevi tazminatla birlikte yargılama masraf ve giderlerini de kapsayacak olan sözkonusu meblağ, ödeme tarihinde uygulanabilir kur üzerinden Türk Lirasına çevrilecek ve uygulanabilir tüm vergilerden muaf tutulacaktır. AİHMnin AİHSnin 37/1 maddesi bağlamındaki kararının açıklandığı tarihten itibaren üç ay içerisinde ödenebilecektir. Miktarın belirtilen üç ay içerisinde ödenmemesi durumunda Hükümet, ödeme gününe kadar Avrupa Merkez Bankasının uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oran üzerinden basit faiz ödeme yükümlülüğünü üstlenir. Ödeme, davanın nihai çözüme kavuşturulmasını teşkil edecektir.
Teklifi kabul eder ve sözkonusu başvuruya yol açan olaylar hususunda Türkiye aleyhindeki iddialardan vazgeçerim. Bu şekilde, davanın nihai çözüme kavuşturulduğunu bildiririm.
AİHM, somut başvurunun başvuranın gözaltında kötü muameleye uğradığı iddiası ve gözaltında tutulmasının hukuka uygun olup olmadığı ile ilgili olduğunu kaydeder. AİHS'nin 3. maddesine ilişkin olarak AİHM, gözetim altında bulunan şahıslara herhangi bir kötü muamelede bulunulmasının sözkonusu hükmün ihlaline yol açacağı şeklindeki tam yerleşmiş içtihadını hatırlatır (bkz. diğer birçok kararın yanı sıra, Selmouni - Fransa (BD), no. 25803/94 ve Batı vd. - Türkiye, no. 33097/96 ve 57834/00). AİHM ayrıca Emrullah Karagöz - Türkiye (no. 78027/01) davasında, başvuranın 430 sayılı KHKnın 3. maddesi uyarınca gözaltında tutulmasının, sorgulama sırasında sağlanması gerekli tüm güvencelerin işlevsiz kaldığı gerekçesiyle AİHS'nin 5/1 (c) maddesinde belirtilen kanuna uygunluk gereklerinin ihlal edildiğine hükmederek sözkonusu maddenin ihlalini tespit ettiğini kaydeder.
Somut davada, dava dosyasındaki belgeler temelinde AİHM, başvuranın, gözaltında kötü muameleye uğradığı ve 19 Ekim - 8 Kasım 2001 tarihleri arasında gözaltında tutulmasının kanunsuz olduğu yönünde, ilk bakışta haklı görülen bir dava ortaya koyduğu kanaatindedir. Üstelik Hükümet de 7 Mart 2009 tarihli beyanında, mevcut başvurunun yapılmasına yol açan olayların yaşanmış olmasından üzüntü duyduğunu belirtmiştir.
Bu itibarla AİHM, tarafların üzerinde uzlaştıkları dostane çözümü dikkate almaktadır. AİHM, Hükümetin beyanının insan haklarına saygı temelinde olduğunu ve başvuranın Hükümetin beyanının şartlarını net bir biçimde kabul ettiğini gözlemler. Yukarıda belirtilen hususlar dikkate alındığında AİHM, tarafların üzerinde uzlaştıkları çözümden tatmin olmuştur ve başvurunun incelenmesine devam etmeyi haklı gösterecek kamu düzenine ilişkin hiçbir gerekçe görememektedir (AİHSnin in fine 37/1 maddesi). Yukarıda belirtilenler ışığında davanın kayıttan düşürülmesi uygundur.
Yukarıdaki gerekçelere dayanarak AİHM oybirliğiyle; başvurunun kayıttan düşürülmesine karar vermiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy