(AİHS m. 34, 41, 44, 1 Nolu Protokol) (2942 S. K. m. 38) (BÖREKÇİOĞULLARI (ÇÖKMEZ) VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI) (AKILLI - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no. 29188/02)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ (Esas)
STRAZBURG
8 Ocak 2009
İşbu karar AİHSnin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli düzeltmelere tabi olabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan 29188/02 nolu davanın nedeni T.C. vatandaşı Cemil Erbeyin (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) 23 Mayıs 2002 tarihinde İnsan Haklarının ve Temel Özgürlüklerinin Korunmasına İlişkin Sözleşmenin (AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.
Başvuran İzmir Barosu avukatlarından E. Şahin tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOŞULLARI
1926 doğumlu başvuran İzmirde ikamet etmektedir.
Başvuran 23 Şubat 1998 tarihinde V.Gnin varislerinden İzmirin Menemen ilçesindeki Ulucak Köyünde 536 nolu arsayı satın almıştır.
Tarım Bakanlığı (Bakanlık) 13 Temmuz 1999 tarihinde, 1966 yılından beri 536 nolu arsasının gerçek sahibi olduğu iddiasıyla, başvuranın tapusunun iptal edilerek, arsanın Hazine adına tescil edilmesi istemiyle Menemen Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açmıştır. Bakanlık öncelikli olarak 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanununun 38. maddesine dayanmıştır. Bakanlık ayrıca 1966 yılında sözkonusu araziye ilişkin olarak kamulaştırma gerçekleştirildiğini, V.G.nin bunun için tazminat aldığını, ancak, tapu sicilinin idari bir hata nedeniyle değiştirilmediğini iddia etmiştir.
Menemen Asliye Hukuk Mahkemesi 20 Aralık 2000 tarihinde Milli Savunma Bakanlığının talebini kabul etmiş, 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanununun 38. maddesi uyarınca arsanın Hazine adına tescil edilmesine karar vermiştir. İlk derece mahkemesi, kararında, bakanlığın yirmi yıldan fazla süredir bu arsanın gerçek sahibi olduğunu, başvuranın arsayı satın aldığında bu gerçeği bildiğini kaydetmiştir.
Başvuran itiraz etmiştir.
Yargıtay 17 Eylül 2001 tarihinde 20 Aralık 2000 tarihli kararı onamıştır.
Başvuran 17 Eylül 2001 tarihli kararın düzeltilmesini talep etmiştir.
Yargıtay 24 Aralık 2001 tarihinde başvuranın talebini reddetmiştir.
Yargıtayın kararı 4 Ocak 2002 tarihinde başvurana tebliğ edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi 10 Nisan 2003 tarihinde 2942 Sayılı Kanunun 38. maddesini iptal etmiştir.
HUKUK
I. AİHSYE EK 1 NOLU PROTOKOLÜN 1. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
Başvuran tazminat ödenmeden arsasından mahrum edilmesinin AİHSye Ek 1 Nolu Protokolün 1. maddesini ihlal ettiğinden şikayetçi olmuştur.
Hükümet bu argümana itiraz etmiştir.
A. Kabuledilebilirlik
AİHSnin 35. maddesinin 3. fıkrası çerçevesinde bu şikayetin dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca başka bir gerekçe altında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle başvuru kabuledilebilir niteliktedir.
B. Esas
Hükümet davaya konu arsanın 1966 yılında kamulaştırıldığını, arsanın o zamanki sahibi V.G.ye tazminat ödendiğini ileri sürmüştür. Başvuranın satın almasından çok önce gerçekleştirilen bu kamulaştırma karşısında, Hükümet, başvuranın sözkonusu arsaya ilişkin meşru mülkiyet hakkının hiçbir zaman bulunmadığını savunmuştur. Hükümet iddialarını desteklemek için, V.G.yi kamulaştırma kararından ve ilgili tazminatın bir bankaya yatırılacağından noter aracılığıyla haberdar eden 13 Eylül 1966 tarihli bir belge sunmuştur.
Başvuran bu savlara itiraz etmiştir. Kamulaştırma tazminatının bankaya yatırılmaması nedeniyle, arsanın kamulaştırılmasının Hükümetin öne sürdüğü gibi tamamlanmadığını, dolayısıyla tapu sicilinin Hazine adına değiştirilmediğini savunmuştur.
AİHM, öncelikle, dava konusu arsanın kamulaştırıldığını iddia etmesine rağmen, Hükümetin, kamulaştırma işleminin sonuçlandırmak üzere herhangi bir ödeme yapıldığına ilişkin hiçbir delil sunmadığını gözlemler. AİHM, bu koşullarda, Menemen Asliye Hukuk Mahkemesinin 20 Aralık 2000 tarihli kararı öncesinde tapu sicilindeki arsa sahibi statüsünü göz önünde bulundurarak, dava konusu arsanın Bakanlık tarafından herhangi bir zaman diliminde fiilen kamulaştırıldığı sonucuna varılması için delil bulunmadığına kanaat getirmiştir.
İkinci olarak, AİHM, Menemen Asliye Hukuk Mahkemesinin 1966 yılında kamulaştırma gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğini göz önünde bulundurmaksızın, arsanın Hazine adına tescil edilmesi kararını verirken 2942 Sayılı Kanunun 38. maddesinden başka bir gerekçeye dayanmadığını gözlemler. Bu koşullarda, AİHM, Menemen Asliye Hukuk Mahkemesinin kararına kadar, başvuranın dava konusu arsanın yasal sahibi olduğu ve salt 2942 Sayılı Kanunun 38. maddesine dayanılarak AİHSye Ek 1 Nolu Protokolün 1. maddesi anlamında arsasından mahrum edildiği sonucuna varır.
Bu bağlamda, AİHM, 2942 Sayılı Kanunun 38. maddesine göre, mülkten mahrum kalındığı için yapılan tazminat başvurularının kamulaştırmasız elatmadan itibaren yirmi yıl içinde gerçekleştirilmesi gerektiğini kaydeder. Ulusal mahkemelerin bu maddeyi geriye dönük olarak uygulamaları nedeniyle, başvuran tapusunun iptali için alabileceği her türlü tazminat olasılığından mahrum edilmiştir. Bu noktada, AİHM, işbu başvurunun kendisine iletilmesinden sonra, 2942 Sayılı Kanunun 38. maddesinin Anayasa Mahkemesi tarafından Anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle iptal edildiğini gözlemler. 10 Nisan 2003 tarihli bu kararda, Anayasa Mahkemesi, kamulaştırmasız elatmaya karşı, hak düşürücü sürenin geçmesiyle, taşınmaz malikinin her türlü dava açma hakkının engellenmesinin ve taşınmazın idareye geçmesinin Anayasaya aykırı olduğuna hükmetmiştir. Ayrıca, AİHMnin içtihadına atıfta bulunarak, bireyleri mülkiyet ve tazminat haklarından keyfi olarak mahrum etmenin hukuk devleti ilkesine aykırı olduğuna karar vermiştir.
AİHM, Anayasa Mahkemesinin kararını göz önünde bulundurur ve gerekçesini kabul eder. Bununla beraber, Anayasa Mahkemesinin kararının geriye dönük olarak uygulanmadığını, bu nedenle başvurana AİHSnin muhtemel ihlalinin etkilerini telafi edebilecek bir prosedür sağlamadığını kaydeder. Sonuç olarak, AİHM, meselenin AİHSnin 37/1(b) maddesi anlamında çözülmediği kanısına varır (bkz. Börekçioğulları (Çökmez) ve Diğerleri).
AİHM, 2942 Sayılı Kanunun 38. maddesinin başvuranın davasına uygulanmasının, başvuranın tapusunun iptalinden ötürü tazminat alma olasılığından mahrum kalmasıyla sonuçlandığı kanısındadır. Böyle bir müdahale, sözkonusu tarihte yürürlükte olan mevzuata uygun olmasına karşın, kamu yararının gerekleri ile mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesi hakkının korunması arasında muhafaza edilmesi gereken adil dengeyi koruyabilecek tazminat işlemi uygulanmadığından, ancak keyfi olarak tanımlanabilir (bkz. Akıllı - Türkiye, 71868/01).
Buna göre, AİHM, AİHSye Ek 1 Nolu Protokolün 1. maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir.
II. AİHSNİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
AİHSnin 41. maddesine göre:
Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.
A. Tazminat
Başvuran maddi tazminat olarak 6.500.000 Euro (EUR) talep etmiştir. Talebini destekleyici hiçbir belge sunmamıştır.
Hükümet bu talebe itiraz etmiştir.
Mevcut dava koşullarında Savunmacı Devlet ile başvuranlar arasında olası bir uzlaşma ihtimalini göz önünde bulunduran AİHM, 41. maddenin uygulanması için gerekli şartların oluşmadığına ve bu aşamada saklı tutulmasının uygun olacağına kanaat getirmektedir.
B. Yargılama gideri
Başvuran yargılama giderleri için tazminat talep etmemiştir. Buna göre bu başlık altında tazminat ödenmez.
BU GEREKÇELERE DAYANARAK AİHM, OYBİRLİĞİYLE,
1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna;
2. AİHSye Ek 1 Nolu Protokolün 1. maddesinin ihlal edildiğine;
3. 41. maddenin uygulanmasına ilişkin şartların oluşmadığına, buna göre,
(a) Bu hususun saklı tutulmasına;
(b) Hükümet ve başvuranların, AİHSnin 44/2 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren altı ay içinde bu mesele hakkındaki görüşlerini yazıyla kendisine bildirmeye ve bilhassa aralarında varacakları her türlü uzlaşmadan kendisini haberdar etmeye davet edilmesine;
(c) Sonraki sürecin saklı tutulmasına ve gerektiğinde daire başkanının izlenecek süreci belirlemeye yetkili kılınmasına;
Karar Vermiştir.
İşbu karar, İngilizce olarak hazırlanmış ve Mahkeme İç Tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. fıkraları uyarınca 8 Ocak 2009 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy