(AİHS m. 5, 34, 35, 41, 44) (765 S. K. m. 146) (SEVGİN VE İNCE - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru No. 29287/02)
STRAZBURG
14 Ekim 2008
USULİ İŞLEMLER
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan 29287/02 nolu davanın nedeni T.C. vatandaşları Mehmet Ali Ayhan, Ali Akkurt ve Şükrü Törenin (başvuranlar), Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine 11 Haziran 2002 tarihinde Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlükler Sözleşmesinin (AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.
Başvuranlar, İstanbul Barosu avukatlarından M.A. Kırdök ve M. Kırdök tarafından temsil edilmiştir.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOŞULLARI
Başvuranlar sırasıyla 1961, 1959 ve 1964 doğumludur.
A. Ayhan aleyhindeki cezai takibat
Yasadışı silahlı bir örgüt olan TKEPye (Türkiye Komünist İşçi Partisi) karşı başlatılan polis operasyonu sırasında polis Ayhanı 5 Mayıs 1993te yakalamış ve gözaltına almıştır. Yakalandığı sırada başvuranın üzerinde sahte kimlik belgeleri bulunmuştur.
Başvuran 19 Mayıs 1993te hakim önüne çıkmış ve hakim tutuklanmasına karar vermiştir.
Cumhuriyet Savcısı, 30 Temmuz 1993 tarihli bir iddianame ile başvuran ve diğer zanlılar hakkında İstanbul DGMde dava açmış, başvuranı inter alia, devletin anayasal düzenini tehlikeye sokan faaliyetlere katılmakla suçlamıştır. Bu faaliyetler arasında, çeşitli kuyumcularda yapılan ağır hırsızlık ve sırasıyla 1990 ve 1991 yıllarında Y.I.nın ve M.Ö.nün öldürülmesi de bulunmaktadır. İddia makamı, Ceza Kanununun 146/1 maddesi uyarınca ölüm cezası verilmesini talep etmiştir.
Dava süresince İstanbul DGM heyeti, her duruşma sonunda resen başvuranın tutukluluk halini değerlendirmiştir. Her defasında suçun niteliğini, delillerin durumunu ve dava dosyasının içeriğini göz önüne alarak tutukluluk halinin devamına hükmetmiştir. 28 Ocak 1997de düzenlenen duruşmada başvuran ilk kez serbest bırakılmayı talep etmiştir.
Mahkeme, itham edildiği suçların niteliğini ve delillerin durumunu göz önüne alarak tutukluk halinin devamına hükmetmiştir. Daha sonra, 30 Mayıs 2000e kadar başvuran serbest bırakılmayı talep etmemiştir. Ancak, mahkeme resen başvuranın tutukluluk halini incelemeye devam etmiş ve daha öncekilerle aynı gerekçelere dayanarak tutukluluğun devamına hükmetmiştir. 30 Mayıs 2000 ile 24 Şubat 2004 arasında düzenlenen duruşmalarda mahkeme, resen veya başvuranın talebi üzerine, başvuranın tutukluluk halini düzenli olarak değerlendirmiştir. Her defasında, suçun niteliğini, delillerin durumunu ve dava dosyasının içeriğini göz önüne alarak tutukluk halinin devamına hükmetmiştir.
24 Şubat 2004te İstanbul DGM başvuranı suçlu bularak müebbet hapse mahkum etmiştir. Bu karar, 4 Ekim 2004te Yargıtay tarafından onaylanmıştır.
B. Akkurt ve Töre aleyhindeki cezai takibat
10 Şubat 1994te ikinci başvuran Akkurt ve üçüncü başvuran Töre yukarıda kaydedilen örgütün faaliyetlerine dahil oldukları şüphesi ile yakalanmış ve göz altına alınmışlardır. 24 Ekim 1994te tutuklanmışlardır.
Cumhuriyet Savcısı, 17 Mayıs 1994 tarihli bir iddianame ile İstanbul DGMde başvuranlar ve diğer sanıklar aleyhine dava açmıştır. Başvuranları, inter alia, devletin anayasal düzenini tehlikeye sokan faaliyetlere katılmakla suçlamıştır. Bu faaliyetler arasında çeşitli kuyumcularda yapılan ağır hırsızlık bulunmaktadır. İddia makamı, Ceza Kanununun 146/1 maddesi uyarınca ölüm cezası verilmesini talep etmiştir.
Dava süresince İstanbul DGM heyeti her duruşma sonunda resen başvuranların tutukluluk halini değerlendirmiştir. Her defasında suçun niteliğini, delillerin durumunu ve dava dosyasının içeriğini göz önüne alarak tutukluluk halinin devamına hükmetmiştir. 5 Ağustos 1998de düzenlenen duruşmada başvuranlar ilk kez serbest bırakılmayı talep etmiştir. Mahkeme, itham edildikleri suçların niteliğini ve delillerin durumunu göz önüne alarak tutukluk hallerinin devamına hükmetmiştir. Daha sonra, 4 Kasım 2002e kadar mahkeme, resen veya başvuranların talebi üzerine, başvuranların tutukluluk halini düzenli olarak değerlendirmiştir. Her defasında, suçun niteliğini, delillerin durumunu ve dava dosyasının içeriğini göz önüne alarak tutukluk halinin devamına hükmetmiştir. 4 Kasım 2002de başvuranlar serbest bırakılmıştır. Mahkeme, başvuranların serbest bırakılma taleplerini karara bağlarken, başvuranların tutuklu olarak kaldıkları süreyi ve delillerin durumunu göz önüne almıştır.
27 Aralık 2006da İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi, başvuranları suçlu bularak müebbet hapse mahkum etmiştir. Bu karara karşı yaptıkları temyiz başvurusu halen Yargıtayda derdesttir.
HUKUK
I. AİHSNİN 5/3 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
Başvuranlar, adli takibat boyunca devam eden tutukluluk hallerinin, AİHSnin 5/3 maddesinde öngörülen makul süreyi aştığı hususunda şikayette bulunmuştur.
A. Kabuledilebilirlik
Hükümet AİHSnin 35/1 maddesine dayanarak iç hukuk yollarının tüketilmemesi veya altı ay kuralına uyulmaması nedeniyle başvurunun reddedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. İtirazlarının ilk aşamasında, başvuranlar aleyhinde yürütülen cezai takibatın, AİHMye başvuruda bulundukları sırada devam etmekte olduğunu belirtmiştir. Ayrıca başvuranların, 5 Ağustos 1998e kadar tutukluluk hallerinin devamına itiraz etmediklerini belirtmiştir. İtirazlarının ikinci aşamasında, iç hukuk yollarının etkin olmadığını fark ettikleri tarih olan 5 Ağustos 1998den itibaren altı ay içerisinde başvuranların şikayette bulunmuş olmaları gerektiğini ileri sürmüştür.
Başvuranlar, Hükümetin iddialarına itiraz etmiştir.
Mahkeme, önceki davalarda Hükümetin benzer iddialarını incelemiş ve reddetmiş olduğunu kaydetmektedir. AİHM, söz konusu davada yukarıda kaydedilen sonuçlardan farklı bir sonuca varmasına neden olacak özel bir durum görememektedir. Hükümetin, başvuranların altı aylık süre kuralına uymadıklarını ileri sürmüş olduğu cihetle Mahkeme, bir başvuranın tutukluluğu devam ederken AİHMye benzer bir şikayette bulunması halinde bu başvurunun süresini geçirdiği gerekçesiyle reddedilmeyeceğini hatırlatır. Bu davada başvuranlar AİHMye 5. maddeye ilişkin şikayette bulundukları sırada tutukluluk halleri devam etmekteydi. Sonuç olarak Mahkeme, Hükümetin bu başlık altındaki itirazlarını reddetmektedir.
Ayrıca Mahkeme, AİHSnin 35/3 maddesi çerçevesinde başvurunun söz konusu kısmının dayanaktan yoksun olmadığını kaydetmektedir. Ayrıca başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru taşımadığını belirtmektedir. Bu nedenle başvuru kabuledilebilir niteliktedir.
B. Esas
1. Tarafların görüşleri
Hükümet, suçun ciddiyetinin ve kamu çıkarı mevcudiyetinin, başvuranların tutukluluk halinin devamını haklı çıkardığını ileri sürmüştür. Bu bağlamda, sanıkların kaçma veya yeniden suç işleme risklerini ortadan kaldırmanın hedeflenmiş olduğunu ileri sürmüştür. Hükümet, tutukluluk halinin ilgili tarihte uygulanan kanunların öngördüğü gereklere uygun olarak yetkili makam tarafından belirli aralıklarla gözden geçirildiğini belirtmiştir. Ayrıca, başvuranların, mahkemenin gözaltı hallerinin devamına hükmettiği zamanlarda itiraz etme haklarının bulunduğunu belirtmiştir.
Başvuranlar, Hükümetin iddialarına itiraz etmiştir. Tutuklu yargılanmalarına ilişkin karara değil, 5/3 madde bağlamındaki makul süre gereğini aştığı halde tutukluluk hallerinin devam etmesine itiraz etmişlerdir. Bu hususta, aleyhlerindeki cezai takibat sırasında yapılan delil toplama işleminin, 1998 sonunda sona erdiğini ve bu nedenle, tutukluluk hallerinin, söz konusu tarihten sonra devam etmesinin, adaletin doğru olarak uygulanması ile ilgisi bulunmadığını belirtmişlerdir. Mahkemenin, cezai takibat süresince, başvuranların talep etmesi veya resen incelemesi arasında bir ayırım yapmadan, tutukluluk halinin uzatılmasında aynı anlayışla hareket ettiğini ileri sürmüşlerdir.
2. Mahkemenin değerlendirmesi
Mahkeme, 5/3 maddeye ilişkin kararlarında ortaya konan temel ilkeleri yinelemektedir (bkz., Sevgin ve İnce/Türkiye, no. 46262/99, paragraf 61, 20 Eylül 2005, Ilijkov/Bulgaristan, no. 33977/96, paragraf 77, 26 Temmuz 2001, Labita/İtalya (BD), no. 26772/95, paragraflar 152-153, AİHM 2000-IV, Kulda/Polonya (BD), no. 30210/96, paragraf 110, AİHM 2000-XI, Smirnova/Rusya, nos. 46133/99 and 48183/99, paragraf 59, AİHM 2003 IX (özetler)), ve Letellier/Fransa, 26 Haziran 1991, A Serisi, no. 207, paragraf 43). Mevcut davayı bu ilkeler ışığında inceleyecektir.
Söz konusu davada birinci başvuranın tutukluluk hali, polis tarafından yakalanıp gözaltına alındığı 5 Mayıs 1993te başlamış ve ilk derece mahkemesince mahkum edildiği 24 Şubat 2004te sona ermiş olup on yıl dokuz aydan fazla sürmüştür. Diğer başvuranların tutukluluk halleri, yakalanmaları ile 10 Şubat 1994te başlamış ve ilk derece mahkemesinin, tutuksuz yargılanmalarına hükmettiği 4 Kasım 2002de sona ermiş olup yaklaşık 8 yıl ve 9 ay sürmüştür. Bu süre boyunca ilk derece mahkemesi, her duruşma sonunda resen veya başvuranların talebi üzerine başvuranların tutukluluk hallerinin devamını değerlendirmiştir. Ancak, Mahkeme dava dosyasındaki delillerden yola çıkarak Devlet Güvenlik Mahkemesinin, suçun niteliğini ve delillerin durumunu göz önüne alarak gibi benzer ve basmakalıp terimler kullanarak başvuranların tutukluluk halinin devamına hükmettiğini tespit etmiştir.
Mahkeme, sıklıkla mevcut başvurudaki konulara benzer konuların ortaya konduğu davalarda AİHSnin 5/3 maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiştir.
Kendisine sunulan belgeleri inceleyen Mahkeme, Hükümetin mevcut davada farklı bir sonuca varmasını sağlayacak deliller sunmadığı ya da ikna edici argümanlar sunmadığı kanısındadır. Bu çerçevede başvuranların sırasıyla 28 Ocak 1997 ve 5 Ağustos 1998den önce serbest bırakılma talebinde bulunmamış olmaları nedeniyle başvuranların tutukluluk süresinin bir bölümünün AİHSnin 5/3 maddesi gereğince makul süre değerlendirmesi dışında kalması durumunda bile, konuya ilişkin içtihadı çerçevesinde AİHM kalan tutukluluk sürelerinin aşırı olduğu ve AİHSnin 5/3 maddesini ihlal ettiği kanaatindedir.
Dolayısıyla sözkonusu madde ihlal edilmiştir.
IV. AİHSNİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
AİHSnin 41. maddesine göre:
Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın adil tazminine hükmeder.
A. Tazminat
Manevi tazminat olarak Ayhan, 20,000 Euro ve Akkurt ve Törenin her biri 15,000 Euro talep etmiştir.
Hükümet, bu meblağlara itiraz etmiştir.
Mahkeme, başvuranların yalnızca ihlalin tespiti ile telafi edilemeyecek bir manevi zarara uğramış oldukları kanaatindedir. Dava koşullarını ve içtihadını göz önüne alan Mahkeme, Ayhana 6,000 Euro ve Akkurt ve Törenin her birine 4,000 Euro manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir.
B. Yargılama masraf ve giderleri
Başvuranlar, ayrıca Mahkeme önünde yaptıkları yargılama masraf ve giderleri için toplam 10,210 yeni Türk Lirası (TRY) (yaklaşık 5,900 EUR) talep etmiştir. Taleplerine gerekçe olarak yasal temsilcileri tarafından hazırlanmış bir avukatlık ücret sözleşmesi ve çalışma süresine dair cetvel sunmuşlardır.
Hükümet, bu meblağa itiraz etmiştir.
AİHM içtihadına göre, bir başvuran gerçekliğini ve gerekliğini kanıtladığı makul miktarlardaki yargı giderlerini elde etme hakkına sahiptir. AİHM, sözkonusu davada, kendisine sunulan bilgiye ve yukarıdaki ölçütlere dayanarak, başvuranlara bu başlık altında toplam 1,000 EUR ödenmesini makul bulmaktadır.
C. Gecikme Faizi
AİHM, Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYANARAK AİHM, OYBİRLİĞİ İLE
1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna;
2. AİHSnin 5/3 maddesinin ihlal edildiğine;
3. (a) AİHSnin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Yeni Türk Lirasına çevrilmek üzere ve her türlü vergiden muaf olarak aşağıda kaydedilen meblağların ödenmesine;
(i) manevi tazminat olarak Ayhana 6,000 Euro (altı bin Euro) ve Akkurt ve Törenin her birine 4,000 Euro (dört bin Euro);
(ii) yargılama masraf ve giderleri için başvuranlara toplam olarak 1,000 Euro (bin Euro).
(b)Yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli olan marjinal kredi kolaylığı oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;
4. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddedilmesine karar vermiştir.
İşbu karar İngilizce olarak hazırlanmış ve AİHM İçtüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. fıkraları gereğince 14 Ekim 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy