(AİHS m. 3, 5, 6, 13, 14, 18)
(Başvuru no. 29315/02)
KARAR
STRAZBURG
20 Eylül 2007
Bu karar AÎHS 'nin 44/2. maddesinde belirtilen şartlarda kesinlik kazanacaktır. Ancak, şekle ilişkin değişiklik yapılabilir.
USUL
Dava, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme'nin ("Sözleşme") 34. maddesi uyarınca, Fehime Ete ve Şadiye Ete isimli iki Türk vatandaşı tarafından, 21 Mayıs 2002 tarihinde, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne Türkiye Cumhuriyeti aleyhine yapılan başvurudan (no. 29315/02) kaynaklanmıştır.
Başvuranlar, Diyarbakır Barosu'na bağlı avukatlar R. Yalçındağ, O. Baydemir, C. Aydın ve B. Kaya tarafından temsil edilmiştir.
OLAYLAR
I. DAVANIN UNSURLARI
Birinci başvuran Fehime Ete (bundan sonra "başvuran" olarak anılacaktır) 1960 doğumludur ve Siirt'te yaşamaktadır.
21 Ekim 2001 tarihinde, başvuran, yasadışı silahlı örgüt üyelerine yardım ettiği şüphesi üzerine yakalanmış ve gözaltına alınmıştır. 24 Ekim 2001 tarihinde tutuklanmıştır.
Ancak, Olağanüstü Hal Bölge Valisi'nin ve Cumhuriyet Savcısı'nın talebi üzerine, olağanüstü hal kapsamında ek önlemler alınmasına imkan tanıyan 430 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 3 (c) maddesi uyarınca, Van Devlet Güvenlik Mahkemesi'ndeki tek bir hakim, 25 Kasım 2001 tarihinde, başvuranın, on günü aşmayan bir süreyle ek sorgu için, cezaevinden Diyarbakır Jandarma Komutanlığı'na nakli için izin vermiştir. Bu süre, aynı mahkeme tarafından 5 Aralık 2001 tarihinde on gün daha uzatılmıştır. Başvuranın avukatı tarafından bu karara karşı yapılan itiraz 7 Aralık 2001 tarihinde reddedilmiştir.
25 Kasım ve 12 Aralık 2001 tarihleri arasında başvuran Diyarbakır ve Siirt jandarma komutanlığında alıkonulmuştur. 12 Aralık 2001 tarihinde, başvuran cezaevine geri gönderilmiştir.
Başvuran hakkında başlatılan müteakip cezai kovuşturma, başvuranın beraatıyla son bulmuştur.
HUKUK
I. AİHS'NİN 5. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
Başvuran, AİHS'nin 5. maddesi uyanca, 25 Kasım ve 12 Aralık 2001 tarihleri arasında jandarma komutanlığındaki tutukluluğunun süresinin uzunluğu ve kanuna aykırılığı konusunda şikayetçi olmuştur. Yine aynı hüküm uyarınca, söz konusu tutukluluğa itiraz etmesini sağlayacak etkili bir hukuk yolunun mevcut olmaması konusunda şikayetçi olmuştur.
AİHM, bu şikayetlerin AİHS'nin 5. maddesinin 1 (c) ve 4. paragrafları açısından incelenmesi gerektiğini değerlendirmiştir. Söz konusu paragraflar şöyledir:
"1. Herkesin kişi özgürlüğüne ve güvenliğine hakkı vardır. Aşağıda belirtilen haller ve yasada belirlenen yollar dışında hiç kimse özgürlüğünden yoksun bırakılamaz.
c) Bir suç işlediği hakkında geçerli şüphe bulunan veya suç işlemesine ya da suçu işledikten sonra kaçmasına engel olmak zorunluluğu inancım doğuran makul nedenlerin bulunması dolayısıyla, bir kimsenin yetkili merci önüne çıkarılmak üzere yakalanması ve tutulu durumda bulundurulması;
4. Yakalama veya tutuklu durumda bulunma nedeniyle özgürlüğünden yoksun kılınan herkes, özgürlük kısıtlamasının yasaya uygunluğu hakkında kısa bir süre içinde karar vermesi ve yasaya aykırı görülmesi halinde kendisini serbest bırakması için bir mahkemeye başvurma hakkına sahiptir."
A. Kabuledilebilirlik
Hükümet, AİHM'den, AİHS'nin 35/1. maddesi uyarınca iç hukuk yollarının tüketilmesi şartına uyulmaması gerekçesiyle başvuruyu reddetmesini talep etmiştir. Bu hususta, başvuranın, 430 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 3 (c) maddesi uyarınca yapılan tutukluluğa itirazda bulunabileceğini ve 466 Sayılı Kanun Dışı Yakalanan veya Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi Hakkında Kanun uyarınca tazminat talebinde bulunabileceğini iddia etmiştir.
Başvuran görüşlerinde ısrar etmiştir.
AİHM, geçmiş davalarda, iç hukuk yollarının tüketilmediği iddiasına ilişkin Hükümet'in benzer itirazlarını incelemiş ve reddetmiş olduğunu yinelemiştir (bkz., özellikle, Karagöz; Balık Türkiye, no. 6663/02, 15 Şubat 2007). AİHM, bu davada, yukarıda belirtilen başvurulardaki kararlarından sapmasını gerektirecek özel bir durum görmemiştir. Bu nedenle, Hükümet'in bu konudaki itirazını reddetmiştir.
AİHM, başvurunun AİHS'nin 35/3. maddesi anlamı dahilinde dayanaktan yoksun olmadığını kaydetmiştir. Ayrıca, diğer açılardan da kabuledilmez olmadığını belirtmiştir. Dolayısıyla, kabuledilebilir olduğuna karar verilmelidir.
B. Esas
Hükümet, başvuranın 430 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca jandarma komutanlığına gönderilmesinin polis nezaretinde tutuklama olarak yorumlanamayacağını ve başvuranın bu konudaki şikayetlerinin açıkça dayanaktan yoksun olduğunu ileri sürmüştür.
Başvuran görüşlerinde ısrar etmiştir.
AİHM, geçmişte benzer davaları incelemiş ve 430 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye dayanılarak yapılan tutuklamalara ilişkin olarak 5. maddenin 1 (c) ve 4. paragraflarının ihlallerini tespit etmiştir (bkz., özellikle, yukarıda anılan Karagöz; Dağ ve Yaşar - Türkiye, no. 4080/02, 8 Kasım 2005). AİHM, bu davada, söz konusu kararlardan sapmak için bir gerekçe görmemiştir.
Dolayısıyla, AİHS'nin 5. maddesinin 1 (c) ve 4. paragraflarının ihlal edildiği kararını vermiştir.
II. İDDİA EDİLEN DİĞER AİHS İHLALLERİ
Başvuran ve kızı Şadiye Ete, 29 Ocak 2007 tarihli görüşlerinde, AİHS'nin 3, 5, 6, 13, 14 ve 18. maddeleri uyarınca tutukluluklarının süresi ve kanuna uygunluğu konusunda şikayetçi olmuşlar ve polis nezaretinde kötü muamele gördükleri iddialarını yinelemişlerdir.
AİHM bu konudaki şikayetlerden bazılarının daha önceki bir aşamada kabuledilmez bulunmamış olduğunu farz etse bile, elindeki tüm belgeler ışığında ve şikayet konusu meseleler yetkisi dahilinde olduğu sürece, bu şikayetlerin, AİHS veya Protokollerinde ortaya konan hak ve özgürlükleri ihlal etmediği kararını vermiştir. Bu nedenle, başvurunun bu kısmı, AİHS'nin 35/3. maddesi anlamı dahilinde açıkça dayanaktan yoksundur ve 35/4. maddeye uygun olarak reddedilmelidir.
III. AİHS'NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
AİHS'nin 41. maddesi şöyledir:
"Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder."
A. Tazminat
Başvuran 25.000 Euro maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Bu miktar, başvuranın ve kızının gelecek sağlık harcamalarını ve başvuranın ailesinin başvuranı ziyaretleri sırasında yaptığı harcamaları kapsamıştır.
Hükümet bu talebe karşı çıkmıştır.
AİHM, tespit edilen ihlal ile talep edilen maddi tazminat arasında nedensel bir ilişki görmemiş ve dolayısıyla bu talebi reddetmiştir. Ancak, AİHM, hakkaniyet temelinde karar vererek başvurana 3.500 Euro manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir.
B. Mahkeme masrafları
Başvuran, ayrıca, AİHM'de yapılan mahkeme masraflarına karşılık 6.214 Euro talep etmiştir. Başvuran talebini Diyarbakır Barosu'nun 2007 yılı için tavsiye edilen asgari ücretler listesine dayandırmıştır.
Hükümet bu taleplere itiraz etmiştir.
Başvuran Mahkeme İç Tüzüğü'nün 60. maddesinin gerektirdiği gibi mahkeme masraflarına ilişkin destekleyici belge veya fatura sunmadığı için AIHM bu başlık altında tazminat ödenmemesine karar vermiştir.
C. Gecikme faizi
AİHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası'nın kısa vadeli kredilere uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar verir.
BU SEBEPLERLE, AİHM OYBİRLİĞİ İLE
1. Fehime Ete'nin 430 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca polis nezaretinde tutukluluğunun kanuna uygunluğu ve süresinin uzunluğuna ve söz konusu tutukluluğun kanuna uygunluğuna itiraz etmesini sağlayacak etkili başvuru imkanının olmamasına ilişkin şikayetlerin kabuledilebilir; başvurunun kalanının kabuledilmez olduğuna;
2. AİHS'nin 5. maddesinin 1 (c) ve 4. paragraflarının ihlal edildiğine;
3. a) Sorumlu Devlet'in, Fehime Ete'ye, AİHS'nin 44 § 2. maddesine göre kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden YTL'ye çevrilmek üzere ve her türlü vergi ve masraftan muaf tutularak 3.500 Euro (üç bin beş yüz Euro) manevi tazminat ödemesine;
b) Söz konusu sürenin bittiği tarihten ödemenin yapılmasına kadar geçen süre için Hükümet'in, Avrupa Merkez Bankası'nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulamasına;
4. Adil tazmine ilişkin diğer taleplerin reddine
KARAR VERMİŞTİR.
İngilizce olarak hazırlanmış ve Mahkeme İç Tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragrafları uyarınca 20 Eylül 2007 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy