(AİHS m. 6, 8, 10, 11, 13, 14, 35, 41, 44) (285 S. KHK. m. 4, 7)
(Başvuru no. 31695/02)
KARAR
STRAZBURG
29 Ocak 2008
İşbu karar AİHS'nin 44/2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli düzeltmelere tâbi olabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 31695/02 nolu davanın nedeni T.C. vatandaşı Fahrettin Aydının ("başvuran") Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne 6 Haziran 2002 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ("Sözleşme") 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.
Başvuran, AİHM önünde Diyarbakır Barosu avukatlarından E. Talay tarafından temsil edilmiştir.
OLAYLAR
DAVANIN KOŞULLARI
Başvuran 1963 doğumludur ve Diyarbakır'da yaşamaktadır. Eğitim-Sen üyesi bir tarih öğretmeni olan başvuran, somut başvuruya yol açan olaylar yaşandığında Diyarbakır Atatürk Lisesi'nde görev yapmaktaydı.
26 ve 27 Ekim 1998 tarihlerinde Eğitim-Sen'in bağlı olduğu KESK'in Diyarbakır şubesince yapılan çağrıyla, sendikalı devlet memurlarının olağanüstü hal bölgesi dışındaki diğer görevlere atanmasını protesto etmek amacıyla başvuran işyerine, üzerinde "Sürgünler bizi korkutamaz - KESK Diyarbakır" sloganı yazan bir rozet takarak gelmiştir.
28 Mayıs 1999 tarihinde 285 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 4 (g) maddesi uyarınca Olağanüstü Hal Bölge Valisi kararı ile Milli Eğitim Bakanlığı başvuranı Giresun'daki bir okula tayin etmiştir.
Başvuran Diyarbakır İdare Mahkemesi'ne başvurarak Giresun'a tayininin iptal edilmesini istemiştir. Mahkeme 14 Haziran 2000 tarihinde esas üzerine inceleme yapmadan talebi reddetmiş, KHK'nın 7. maddesine göre sözkonusu KHK'ya binaen yapılan idari işlemlerin iptali için idare mahkemelerine başvurulamayacağını kaydetmiştir.
Başvuran 14 Haziran 2000 tarihli kararı 28 Ağustos 2000 tarihinde temyiz etmiş, dilekçesinde sözkonusu KHK'nın 7. maddesinin AİHS'nin 6 ve 13. maddesinde belirtilen haklarını ihlal ettiğini savunmuştur.
18 Ekim 2001 tarihinde Danıştay, Diyarbakır İdare Mahkemesinin kararını onamış, Danıştay kararı başvurana 12 Aralık 2001 tarihinde tebliğ edilmiştir.
Hükümet, görüşlerinde başvuranın kendi isteği üzerine 21 Haziran 2006 tarihinde Diyarbakır'daki bir okula tayin edildiğini bildirmiştir.
HUKUK
I. HÜKÜMETİN ÖN İTİRAZLARI
Hükümet öncelikle somut başvurunun AİHS hükümleriyle madde bakımından uyumsuz olması nedeniyle reddedilmesi gerektiğini ifade etmiştir. Bu bağlamda Mahkemenin içtihadına atıfta bulunmuşlar (Pellegrin - Fransa (BD), no. 28541/95) ve devlet memurlarının meslek hayatına ilişkin ihtilafların AİHS'nin 6. maddesi kapsamı dışında olduğunu savunmuşlardır.
İkinci olarak başvuranın Giresun'a tayinini takiben başka bir şehre tayin edilmesini Milli Eğitim Bakanlığı'ndan talep etmemiş olması nedeniyle iç hukuk yollarını tüketmemiş olduğunu savunmuşlardır. Bu bağlamda başvuranın 2006 yılında böyle bir talepte bulunduğunda Diyarbakır'daki bir okula tayin edildiğini hatırlatmıştır.
AİHS ile uyuşmazlıkla ilgili ilk ön itiraza ilişkin olarak Mahkeme, önceki davalarda Hükümetin benzer itirazlarını inceleyip reddetmiş olduğunu hatırlatır (bkz. Metin Turan -Türkiye, no. 20868/02). Bu bağlamda sözkonusu memur ile devlet arasındaki ilişkinin özel niteliği nedeniyle, maaş, ödenek ve benzer haklara ilişkin sıradan iş ihtilaflarının AİHS'nin 6/1. maddesinin güvencesinden mahrum bırakmanın ilke olarak doğru olmadığına dair yeni içtihadına işaret eder (Vilho Eskelinen vd. - Finlandiya (BD), no. 63235/00). Bu nedenle sözkonusu itirazı reddeder.
İç hukuk yollarının tüketilmediği konusundaki ikinci itiraza ilişkin olarak ise Mahkeme bu itirazın AİHS'nin 13. maddesine dayalı olarak getirilen şikâyetin esası ile yakından ilişkili olduğu görüşündedir. Bu nedenle itirazı şikâyetin esası ile birleştirir.
II. AİHS'NİN 11. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
Başvuran AİHS'nin 11. maddesine dayanarak başka bir şehre tayin edilmesinin sendikal faaliyetlerine bir misilleme olduğunu savunmuştur.
Hükümet bu görüşe itiraz etmiştir. Başvuranın görev yerinin değiştirilmesinin sendikal faaliyetleri ile ilgisi olmadığını belirtmişler ve tayinden sonra da başvuranın bunlara devam edebileceğini savunmuşlardır. Hükümete göre 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu uyarınca tüm kamu görevlileri değişik şehirlerde görevlendirilebilmektedir.
Kendisine sunulan tüm delilleri inceleyen Mahkeme, başvuranın Giresun'a sendikal faaliyetleri yüzünden tayin edildiği iddiasını destekleyen tespit ya da delil sunmadığını belirtir (bkz. a contrario Metin Turan, yukarıda anılan). Bu nedenle Mahkeme, başvuranın tayininin AİHS'nin 11. maddesinde belirtilen haklarına bir ihlal teşkil ettiğini tespit etmemiştir.
Mahkeme ayrıca daha önce benzer şikâyetler inceleyip ihlal tespit etmediğini hatırlatır (bkz. Ertaş Aydın vd, no. 43672/98; Ademyılmaz vd. - Türkiye, no. 41496/98, 41499/98, 41501/98, 41502/98, 41959/98, 41602/98 ve 43606; Bulğa vd. - Türkiye, no. 43974/98 ve Akat - Türkiye, no. 45050/98). Mahkeme somut davada yukarıda anılan başvurul ardaki tespitlerinden uzaklaşmak için özel koşul görmemektedir.
Başvurunun bu kısmı açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle AİHS'nin 35/3. ve 35/4. maddeleri uyarınca reddedilmelidir (ayrıca bkz. Soysal vd. - Türkiye, no. 54461/00, 54579/00 ve 55922/00).
III. AİHS'NİN 6 VE 13. MADDELERİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
Başvuran, iç hukukta 285 sayılı KHK uyarınca yapılan idari işleme itiraz edebileceği etkili bir yol olmamasından şikâyetçi olmuştur. Bu bağlamda AİHS'nin 6 ve 13. maddelerini öne sürmüştür. Mahkeme başvuranın şikâyetinin 13. madde kapsamında incelenmesi gerektiğini belirtir.
Hükümet başvuranın görüşüne itiraz etmiştir.
A. Kabuledilebilirlik
AİHS'nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde başvurunun dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, başvurunun başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle başvuru kabuledilebilir niteliktedir.
B. Esas
Mahkeme o tarihte yürürlükte olan mevzuatın 285 sayılı KHK'ya dayalı olarak yapılan idari işlemlerin iptali için idari mahkemelere başvurulmasına izin vermediğini gözlemler.
Mahkeme daha önce benzer davaları incelemiş ve Türk hukuk sisteminde başvuranın başka bir şehirde görevlendirilmesi şeklindeki idari işleme itiraz edebileceği etkili hukuk yolu bulunmaması bakımından AİHS'nin 13. maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiştir (Ertaş Aydın vd, yukarıda anılan; Ademyılmaz vd, yukarıda anılan; Bulğa vd, yukarıda anılan; Akat, yukarıda anılan; Soysal vd, yukarıda anılan). Somut davada başka bir sonuca varmak için neden görmemektedir. Bu nedenle Hükümetin ön itirazı reddedilmelidir.
Sonuç olarak 13. madde ihlal edilmiştir.
IV. AİHS'NİN DİĞER MADDELERİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
Başvuran AİHS'nin 8, 10 ve 14. maddelerini öne sürmüş, Hükümet iddialara itiraz etmiştir.
Mahkeme, başvuranın AİHS'nin 8, 10 ve 14. maddelerine dayanan şikayetlerini incelemiştir. Ancak elindeki tüm delilleri dikkate aldığında davada sözkonusu hükümlerin ihlalini ortaya çıkarabilecek unsur tespit etmemektedir. Bu nedenle başvurunun bu kısmı açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle AİHS'nin 35/3. ve 35/4. maddeleri uyarınca reddedilmelidir.
V. AİHS'NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
AİHS'nin 41. maddesine göre:
"Mahkeme işbu Sözleşme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder."
A. Tazminat
Başvuran, kendisinin Giresun'a tayin edilmesi, ailesinin ise Diyarbakır'da kalması nedeniyle sürekli seyahat etmek zorunda kaldığını ifade etmiştir. Bu nedenle 20,000 Euro maddi, 10,000 Euro manevi tazminat talep etmiştir.
Hükümet taleplere itiraz etmiştir.
Mahkeme tespit edilen ihlal ile talep edilen maddi tazminat arasında illiyet bağı kuramamaktadır; bu nedenle talebi reddeder. Ancak başvuranın belli bir manevi zarara uğramış olduğu kanaatindedir. Dava koşullarını dikkate alarak ve hakkaniyete uygun olarak başvurana bu başlık altında 500 Euro ödenmesine hükmeder.
B. Yargılama masraf ve giderleri
Başvuran ayrıca AIHM önündeki masraf ve giderler için 3,000 Euro talep etmiş, Hükümet talebe itiraz etmiştir.
AİHM'nin içtihadına göre bir başvuran, ancak masrafların gerçekten ve gerektiği için yapıldığı ve miktarın makul olduğu kanıtlanmış ise bunları geri almaya hak kazanmaktadır. Sözkonusu davada başvuran talep ettiği masrafları gerçekten yaptığını kanıtlamamıştır. Bu nedenle bu başlık altında ödeme yapılmayacaktır.
C. Gecikme faizi
AİHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası'nın marjinal kredi faizlerine uyguladığı orana üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar vermiştir.
BU GEREKÇELERE DAYANARAK AİHM OYBİRLİĞİYLE,
1. Hükümetin iç hukuk yollarının tüketilmemesine ilişkin ön itirazının şikayetin esası ile birlikte incelenmesine ve itirazın reddine;
2. Etkili hukuk yolu hakkına ilişkin şikâyetin kabuledilebilir, başvurunun kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;
3. AİHS'nin 13. maddesinin ihlal edildiğine;
4. (a) Sorumlu Devlet'in başvurana, AİHS'nin 44/2. maddesi uyarınca kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihinde geçerli olan kur üzerinden Yeni Türk Lirası'na çevrilerek ve uygulanabilecek her türlü vergiden muaf tutularak 500 Euro (beş yüz Euro) manevi tazminat ödemesine;
(b) Söz konusu sürenin bittiği tarihten ödemenin yapılmasına kadar geçen süre için Hükümetin, Avrupa Merkez Bankası'nın marjinal kredilere uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın gecikme faizi olarak uygulanmasına;
5. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddine
Karar Vermiştir.
İşbu karar İngilizce olarak hazırlanmış ve AİHM İç Tüzüğü'nün 77. maddesinin 2. ve 3. paragrafları uyarınca 29 Ocak 2008 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy