(AİHS m. 6, 34, 35, 41, 44) (765 S. K. m. 489) (4454 S. K. m. 1, 2) (TENDİK VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI) (TAYFUN KOÇ VE MUSA TAMBAŞ - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no: 12248/03)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
16 Aralık 2008
İşbu karar AİHSnin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli düzeltmelere tabi olabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (12248/03) nolu davanın nedeni (T.C. vatandaşı) Nazire Dedemanın (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine 25 Mart 2003 tarihinde İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşmenin (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi - AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.
Başvuran, İstanbul Barosu avukatlarından F. İlkiz, C. Erdemgil ve H. Özatan tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
Başvuran, 1949 doğumludur ve İstanbulda ikamet etmektedir.
I. DAVANIN KOŞULLARI
4 Mart 1997 tarihli bir iddianame ile savcılık basın yoluyla hakaretten başvuran hakkında ceza davası açmıştır.
3 Eylül 1999 tarihinde yürürlüğe giren ve yazılı veya sözlü basın yoluyla işlenen suçlara ilişkin karar ve cezaların ertelenmesini öngören 4454 sayılı yasanın hükümlerini göz önüne alarak, 18 Ekim 1999 tarihinde Küçükçekmece Asliye Ceza Mahkemesi, üç yıl süreyle kararın hükme bağlanmasını ertelemiştir. Temyiz başvurusu bulunmadığından karar nihai hale gelmiştir.
29 Temmuz 2002 tarihinde, başvuranın avukatı, mahkemeden, 21 Aralık 2000 tarihinde yürürlüğe giren 4616 sayılı yasa uyarınca yargılamaya devam edilmesini ve müvekkilinin beraat etmesini talep etmiştir.
19 Aralık 2002 tarihinde, hakarete uğrayan tarafın şikayetini geri çekmesi üzerine mahkeme Türk Ceza Kanununun 489. maddesi uyarınca davanın ortadan kaldırılmasına karar vermiştir.
4 Şubat 2003 tarihinde, başvuran temyize başvurmuştur.
5 Temmuz 2005 tarihinde, Yargıtay, zamanaşımı nedeniyle başvuran hakkında yürütülen yargılamanın sonlandırılmasına karar vermiştir.
HUKUK
I. AİHSNİN 6/1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuran, yargılama süresinin AİHS nin 6/1 maddesi ile öngörülen makul süre ilkesine aykırı olduğunu iddia etmektedir.
A. Kabul edilebilirliğe ilişkin
Hükümet, ilk olarak, iç hukuk yolları tüketilmediğinden AİHM ye başvurunun reddedilmesi çağrısında bulunmaktadır. Hükümet, başvuranın Yargıtay kararı ile nihai olarak 5 Temmuz 2005 tarihinde sonlanan yargılamanın sonucunu beklemeden başvurusunu AİHM ye sunduğu kanaatindedir.
Başvuran, söz konusu iddialara karşı çıkmaktadır.
AİHM, Türk Hukuk düzeninin davalı ve davacılara, yargılama süresi hakkında şikayette bulunabilmeyi sağlayan etkin bir başvuru yolu sunmadığını daha önce tespit etme imkanı bulduğunu hatırlatmaktadır (Tendik ve diğerleri-Türkiye, başvuru no: 23188/02, 22 Aralık 2005). Sonuç olarak başvuranın, şikayetini çözüme kavuşturacak nitelikte bir başvuru imkanına sahip olduğu ortaya konulmamıştır. Bu durumda, AİHM, Hükümetin bu husustaki itirazını reddetmektedir.
İkinci olarak ise Hükümet, Asliye Ceza Mahkemesinin başvuran hakkında mahkumiyet kararı vermemesinden dolayı başvuranın AİHS nin 6/1 maddesinin ihlali nedeniyle mağdur olduğunu ileri süremeyeceğini savunmaktadır.
AİHM, başvuranın şikayetinin yargılamanın hakkaniyetine ilişkin olmayıp yargılama süresine ilişkin olduğunu böylece ilgilinin AİHS nin 6/1 maddesinin ihlali nedeniyle mağdur olduğunu ileri sürebileceğini tespit etmektedir. Sonuç olarak Hükümetin söz konusu itirazı reddedilmektedir.
Son olarak, Hükümet, AİHM ye, başvurunun, iddianame tarihi olan 4 Mart 1997 tarihi ile Asliye Ceza Mahkemesinin davanın teciline karar verdiği tarih olan 18 Ekim 1999 tarihi arasındaki dönemi kapsayan kısmının altı ay kuralına riayet edilmemesi nedeniyle kabul edilemez ilan edilmesi çağrısında bulunmaktadır.
Başvuran, söz konusu iddiaya karşı çıkmaktadır. Başvuran, 18 Ekim 1999 tarihli kararı ile mahkemenin davayı sonlandırmadığını, 4454 sayılı yasa uyarınca davanın askıya alınmasına karar verdiğini ileri sürmektedir.
AİHM, 4454 sayılı yasa uyarınca davanın ertelenmesi kararının alınmasının ardından bir kişi hakkında yürütülen yargılamanın teoride tekrar başlama olasılığı bulunmakla birlikte, makul ve objektif bir açıdan bakıldığında, bu olasılığın, söz konusu dönemden sonraki dönem için başvuranı özü bakımından etkilemeye devam ettiği ve tecil kararları ile yargılamanın sona ermediği sonucuna ulaşmak için yine de yeterli olmadığını hatırlatmaktadır (Tayfun Koç ve Musa Tambaş - Türkiye, başvuru no: 46947/99, 24 Şubat 2005).
Mevcut davada, 18 Ekim 1999 tarihli tecil kararı, başvuran hakkındaki yargılamaların sonu ve davanın kapanması olarak kabul edilebilir. Sonuç olarak, yargılamanın söz konusu dönemi ile ilgili olarak, altı ay süresi 18 Ekim 1999 tarihinden itibaren işlemeye başlamıştır. Başvurunun 25 Mart 2003 tarihinde sunulması muvacehesinde AİHM, AİHS nin 35. maddesinin 1. ve 3. paragraflarına uygun olarak başvurunun bu kısmını kabul edilemez ilan etmektedir.
Başvurunun geri kalan kısmı ile ilgili olarak AİHM, hiçbir kabul edilemezlik unsuru tespit etmediğini dolayısıyla başvurunun kabul edilebilir nitelikte olduğu belirtmektedir.
B. Esas
1. Dikkate alınacak döneme ilişkin
Yukarıda ulaşılan sonuç göz önüne alındığında söz konusu yargılamada dikkate alınacak dönem başvuranın ertelenen yargılamasının görülmeye başlamasını talep ettiği tarih olan 29
Temmuz 2002 tarihinde başlayıp 5 Temmuz 2005de Yargıtay kararı ile sona ermiştir. Dolayısıyla, söz konusu yargılama iki dereceli mahkemede yaklaşık 3 yıl sürmüştür.
2. Yargılama süresinin makul yapısına ilişkin
AİHM, dava süresinin makul yapısını, dava koşullarında ve özellikle davanın karmaşıklığı, başvuran ve yetkili mercilerin tutumları olmak üzere AİHM içtihadı tarafından benimsenen kriterleri dikkate alarak değerlendirdiğini hatırlatmaktadır (Pélissier ve Sassi-Fransa, başvuru no: 25444/94).
Mevcut davada iki dereceli yargıda üç yıllık yargılama süresi aslında uzun görünmemektedir. Ancak, AİHM, yargılamanın iki yıl beş ay boyunca Yargıtayda beklediğini tespit etmiştir.
Takdirine sunulan unsurların tamamını incelemesinin ardından AİHM, mevcut davada farklı bir sonuca ulaşmak için Hükümetin hiçbir tespit ve delil sunmadığı kanaatindedir. Konuya ilişkin içtihadını göz önüne alarak AİHM, mevcut davada ihtilaflı yargı süresinin çok uzun olduğu ve makul süre gerekliliğine riayet etmediği kanaatindedir.
Bu durumda AİHS nin 6/1 maddesi ihlal edilmiştir.
II. AİHSNİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA
A. Tazminat
Başvuran maruz kaldığı manevi zarar için 1.000 Euro talep etmektedir.
Hükümet, söz konusu miktara itiraz etmektedir.
AİHM, yargılamanın uzamasının, başvuranı, tazminat ödemeyi haklı kılan bir manevi zarara uğrattığı kanaatindedir. AİHM, talep edilen miktarın makul olduğuna kanaat getirmiş ve ödenmesine hükmetmiştir.
B. Yargılama masraf ve giderleri
Başvuran, AİHM önünde yapmış olduğu yargılama masraf ve giderleri için 5,20 YTL (yaklaşık 3 Euro talep etmektedir) ve belge olarak iki fatura sunmaktadır.
Hükümet, söz konusu talebe karşı çıkmaktadır.
AİHM içtihadına göre, bir başvuran yargılama masraf ve giderlerinin geri ödemesini ancak gerçekliği, gerekliği ve oranlarının makul yapısı ortaya konduğu sürece elde edebilir. Mevcut davada sahip olduğu unsurları ve yukarıda sözü edilen kriterleri göz önüne alarak AİHM, talep edilen miktarın ödenmesinin uygun olacağı kanaatindedir.
C. Gecikme faizi
Gecikme faizi Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı orana üç puanlık bir artış eklenerek belirlenecektir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,
1. Başvurunun, 29 Temmuz 2002 tarihi ile 5 Temmuz 2005 tarihi arasındaki dönemi kapsayan şikayete ilişkin kısmının kabul edilebilir geri kalan kısmının kabul edilemez olduğuna;
2. AİHS nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
3. a) AİHS nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden ulusal para birimine çevrilmek üzere Savunmacı Devlet tarafından başvurana aşağıdaki miktarların ödenmesine;
(i) her türlü vergiden muaf tutularak 1.000 (bin Euro) manevi tazminat;
(ii) her türlü vergiden muaf tutularak yargılama masraf ve giderleri için 3 Euro (üç) Euro;
b) söz konusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet tarafından, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragraflarına uygun olarak 16 Aralık 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy