(AİHS. m. 8, 9, 10, 13, 14, 34, 35, 41, 44) (Ceza İnfaz Kurumları ile Tevkifevlerinin Yönetimine ve Cezaların İnfazına Dair Tüzük m. 144, 147) (NAKÇİ - TÜRKİYE DAVASI) (KAPÇAK - TÜRKİYE DAVASI) (MEHMET NURİ ÖZEN VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI) (AKAR - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no 13692/03)
KARAR
STRASBOURG
11 Haziran 2013
Bu karar Sözleşmenin 44. maddesi 2. fıkrasında belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli düzeltmelere tabi olabilir.
Tur ve Türkiye davasında,
Guido Raimondi, başkan,
Danute Jociene,
Dragoljub Popovic,
András Sajó,
Işıl Karakaş,
Paulo Pinto de Albuquerque,
Helen Keller, Yargıçlar
ve Stanley Naismith, daire yazı işleri müdürü,
katılımıyla oluşturulan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Dairesi) 21 Mayıs 2013 tarihinde gerçekleştirdiği gizli müzakere sonrasında aşağıdaki kararı vermiştir:
USUL
1. Davanın temelinde, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan Bay Şinasi Tur (« Başvuran ») tarafından Türkiye Cumhuriyeti Devletine karşı 10 Haziran 2004 tarihinde İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşmenin («Sözleşme») 34.maddesine göre Mahkemeye yönelttiği bir başvuru (n° 13692/03) bulunmaktadır
2. Başvuran, Diyarbakır avukatlarından Av. S . Tanrıkulu ve S.Yavuz tarafından temsil edilmiştir. Türk hükümeti (« Hükümet ») kendi temsilcisi tarafından temsil edilmiştir.
3. 1 Nisan 2008 tarihinde başvuru kısmi olarak kabul edilebilir olduğu belirtilmiş ve başvuranın haberleşme hakkına müdahale edildiğine dair iddiaları (Sözleşmenin 8, 9, 10, 13 ve 14 maddeleri) Hükümete iletilmiştir.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOŞULLARI
4. Başvuran Bay Şinasi Tur 1971 senesinde doğmuştur. Başvuru sunulduğunda Gaziantep H tipi cezaevinde tutuklu olarak bulunmaktaydı.
5. Başvuran belirli olmayan bir tarihte, cezaevi idaresine Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International) Türkiye Şubesine gönderilmek üzere bir yazı teslim etmiştir.
6. 12 Kasım 2003 tarihinde, Ceza İnfaz Kurumu Mektup Okuma Komisyonu, sözkonusu mektupların KADEK (PKK) terör örgütünün karşılıklı ateşkes taleplerini Devlete kabul ettirme eğiliminde gerekçesiyle bu yazıyı ve diğer dokuz tutuklunun postalarını gidecekleri yere iletmeyi reddetmiştir. Komisyon, Ceza İnfaz Kurumları ile Tevkifevlerinin Yönetimine ve Cezaların İnfazına Dair Tüzükün 147. maddesi uyarınca bu mektupların « sakıncalı » olduğu kanaatine varmıştır.
7. Belirli olmayan bir tarihte, başvuran bu karara itiraz etmiş ve mektubunun alıcısına gönderilmesini talep etmiştir.
8. 2 Aralık 2003 tarihli bir karar ile Gaziantep İnfaz Hakimliği itirazın reddine karar vermiştir.
9. 26 Aralık 2003 tarihinde başvuran bu karara itiraz etmek için Ağır Ceza Mahkemesine başvurmuştur. Başvuran, mektupta yasadışı nitelikte bir unsur bulunmadığı ve mektubunun iletilmemesi kararının haberleşme hakkının sınırlanması anlamına geldiğini belirtmiştir.
10. 9 Ocak 2004 tarihinde, Gaziantep Ağır Ceza Mahkemesi bu başvuruyu reddetmiştir.
11. 21 Ocak 2004 tarihinde başvuran, haberleşme özgürlüğünün ihlal edildi iddiasıyla Disiplin Komisyonunun kararına yeniden itiraz etmiştir.
12. 11 Şubat 2004 tarihinde ağır ceza mahkemesi, konu hakkında yeniden hüküm vermenin gereksiz olduğu gerekçesiyle bu başvuruyu reddetmiştir.
II. İÇ HUKUK VE UYGULAMALAR
13. Olayların meydana geldiği dönemde yürürlükte olan iç hukuk ve uygulamalar Tan ve Türkiye davası n 9460/03, §§ 13-14, 3 Temmuz 2007 kararında belirtilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
I. SÖZLEŞMENİN 8. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİALARI HAKKINDA
14. Başvuran cezaevi yetkililerinin kendisinin haberleşme hakkını ihlal etmesinden şikayetçidir. Başvuran, Sözleşmenin 8, 9 ve 10 maddelerine atıfta bulunmaktadır. Daha önce verdiği kararlar ışığında (Fazıl Ahmet Tamer ve Türkiye davası no 6289/02, § 33, 5 Aralık 2006 ve Nakçi ve Türkiye davası, no 25886/04, § 13, 30 Eylül 2008) Mahkeme, bu şikayetin aşağıda metni verilen 8.madde kapsamında incelenmesi gerektiği kanaatindedir:
« 1. Herkes (
) yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.
2. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, (
), düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi (
) için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.»
15. Hükümet bu iddiayı reddetmektedir.
A. Kabul edilebilirlik hakkında
16. Hükümet, başvuranın iç hukuk yollarını tüketmediğini belirtmektedir. Cardotc. Fransa (19 Mart 1991, § 34, seri A no 200) davasına atıfta bulunarak, başvuranın haberleşme hakkı ile ilgili olarak ulusal mahkemelere şikayetlerini aktarmadığını ifade etmektedir.
17. Dosya içeriğine göre Mahkeme, başvuranın disiplin komisyonunun anlaşmazlık konusu kararı aleyhine birçok başvuruda bulunduğunu ve Gaziantep Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde dava açtığı sırada haberleşme hakkının kısıtlanmış olduğunu tespit etmiştir (bakınız yukarıda 7-9 paragraflar). Bu bağlamda Hükümetin ön itirazının reddedilmesi gerekmektedir.
18. Mahkeme bu iddianın Sözleşmenin 35 § 3 maddesi yönünde tamamen dayanaksız olmadığını tespit etmiştir. Diğer taraftan, başka herhangi bir kabul edilemezlik sebebine rastlamadığını ifade etmektedir. Bu nedenle, başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar vermektedir.
B. Esas hakkında
19. Mahkeme, başvuranın mektubunu göndermeyi reddetmenin Sözleşmenin 8 § 2 maddesi yönünde haberleşme hakkına müdahale teşkil ettiği konusunda taraflar arasında tartışma konusu olmadığını kaydetmektedir.
20. Mahkeme aynı değerlendirmeyi kabul etmektedir.
21. «Yasa tarafından öngörüldüğü» şekilde paragraf 2 kapsamındaki meşru amaç veya amaçlara yönelik olması ve ayrıca « demokratik bir toplumun gerekliliği » olması durumu haricinde madde 8 bu tür müdahaleyi kabul etmemektedir.
22. Hükümet ise müdahalenin Ceza İnfaz Kurumları ile Tevkifevlerinin Yönetimine ve Cezaların İnfazına Dair Tüzükün 147. maddesi uyarınca «yasa tarafından öngörüldüğünü» ve demokratik bir toplumda düzenin korunması ve suç işlenmesinin önlenmesi gerektiğinden Madde 8in 2.paragrafı kapsamında meşru bir amaca yönelik olduğunu savunmaktadır. Hükümete göre bu mektubun alıcısına iletilmesi özellikle PKKlı teröristlerin eylemlerini meşrulaştırma ve bu eylemlerin devam etmesini teşvik riski taşımaktadır.
23. Mahkeme, olayların vuku bulduğu dönemde tutuklu mektuplarının kontrol edilmesinin mektupların Ceza İnfaz Kurumları ile Tevkifevlerinin Yönetimine ve Cezaların İnfazına Dair Tüzükün 144 ve 147 maddelerine dayandığını belirtmektedir. Başvuranın postalarının kontrol edilmesinin dayandırıldığı bu yönetmeliğin 147.maddesinin, yeterince açık olmadığını ve değerlendirilen alandaki yetkili makamların değerlendirme konusundaki yetkilerini yeterli bir şekilde belirtmediğini hatırlatmaktadır. Ayrıca kendi pratik uygulamasının bu eksikliği gidermiş olmak için yeterli olmadığını belirtmektedir (bakınız Tan, yukarıda belirtilen, §§ 22-24). Bu durumda, belirtilen gerekçelerle benimsenen bu yaklaşımdan ayrılmak için herhangi bir neden görmemektedir.
24. Bu durumda Mahkeme, anlaşmazlık konusu müdahalenin Sözleşmenin 8.maddesinin 2.paragrafı kapsamında « yasalar tarafından öngörülmediği » kanısındadır. Bu sonuca bağlı olarak, bu davada madde 8in 2.paragrafının diğer gerekliliklerinin kontrol edilmesine gerek olmadığı kanaatindedir.
25. Bu durumda Sözleşmenin 8. Maddesinin ihlal edildiğine karar vermektedir.
II. İDDİA EDİLEN DİĞER İHLALLER HAKKINDA
26. Aynı olayları dayanak göstererek başvuran ayrıca Sözleşmenin 13 ve 14.maddelerinin de ihlal edildiğini iddia etmektedir. Sözleşmenin 8.maddesinin ihlal edildiğinin tespit edilmesi ile (yukarıda paragraf 25) Mahkeme işbu başvurunun temel konusunun incelenmiş olduğu kanısındadır. Bunun sonucunda, Mahkeme diğer iddialar ile ilgili olarak ayrı ayrı hüküm verilmesine gerek olmadığı kanısındadır (Kamil Uzun ve Türkiye davası, no37410/97, § 64, 10 Mayıs 2007 ve tutukluların haberleşme hakkına saygı duyulması ile ilgili benzer bir yaklaşım için bakınız özellikle Kapçak ve Türkiye davası n 22190/05, § 32, 22 Eylül 2009 ve Mehmet Nuri Özen ve diğerleri ve Türkiye davası, no 15672/08, 24462/08, 27559/08, 28302/08, 28312/08, 34823/08, 40738/08, 41124/08, 43197/08, 51938/08 ve 58170/08, § 64, 11 Ocak 2011).
III. AİHS'İN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA
27. Sözleşmenin 41.maddesi şöyledir:
« Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, zarar gören tarafın hakkaniyete uygun bir surette tatminine hükmeder. »
A. Tazminat ve Masraflar
28. Başvuran uğradığı manevi zarara karşılık 20 000 EUR talep etmektedir. Ayrıca Mahkeme nezdinde yapmış olduğu masraf ve harcamalar için 2 288 EUR talep etmektedir. Bu konudaki iddialarını desteklemek için temsilcilerinin saat ücreti makbuzlarını ibraz etmiştir.
29. Hükümet bu iddiaları reddetmektedir.
30. Mahkeme başvurana manevi tazminat olarak 300 EUR ödenmesi gerektiği görüşündedir (bakınız Akar ve Türkiye davası no 28505/04, § 21, 21 Haziran 2011).
31. Masraf ve harcamalarla ilgili olarak, kendisine ibraz edilen kanıt unsurlarını dikkate alarak Mahkeme 500 EUR tutarını makul bulmakta ve başvurana ödenmesine karar vermektedir.
B. Gecikme faizleri
32. Mahkeme gecikme faizleri oranları için Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranının üç puan fazlası uygulanmasının uygun olacağına karar vermiştir.
BU GEREKÇELERLE MAHKEME OYBİRLİĞİYLE,
1. Başvurunun Sözleşmenin 8.maddesi ile ilgili iddiasının kabul edilebilir olduğuna;
2. Sözleşmenin 8.maddesinin ihlal edildiğine;
3. Sözleşmeye dayandırılan diğer iddiaların kabul edilebilirliğinin ve dayanaksız olup olmadığının ayrı ayrı incelenmesine gerek olmadığına;
4. a) Kararın Sözleşmenin 44 § 2 maddesine uygun olarak kesinleşme tarihinden itibaren üç ay içerisinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilmek üzere savunma tarafı Hükümetin başvurana aşağıdaki tutarları ödemesine:
i. 300 EUR (üç yüz Euro) manevi tazminat olarak, artı miktara yansıtılabilecek her türlü vergi ve masraflar;
ii. 500EUR (beş yüz Euro) masraf ve harcamalar için, artı miktara yansıtılabilecek her türlü vergi ve masraflar;
b) Gecikme durumunda, belirlenen sürenin dolmasının ardından ve ödeme yapılıncaya kadar bu meblağ üzerine faiz olarak Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranının üç puan fazlası uygulanmasına;
5. Adil tatmine ilişkin diğer tüm taleplerin reddedilmesine;
KARAR VERMİŞTİR.
Yönetmeliğin 77 §§ 2 ve 3 maddesi uyarınca Fransızca dilinde düzenlenmiş ve 11 Haziran 2013 tarihinde yazılı olarak ilgililere tebliğ edilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy