(AİHS m. 6, 13) (TENDİK VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI) (YAĞCI VE SARGIN - TÜRKİYE DAVASI)
Başvuru No:19878/03
Strazburg
22 Temmuz 2008
USUL
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (19878/03) nolu davanın nedeni T.C. vatandaşları Ayşen Başaran, Şengül Başaran ve Hüseyin Başaranın (başvuranlar) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine 2 Nisan 2003 tarihinde Temel İnsan Hakları ve Özgürlüklerini güvence altına alan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış oldukları başvurudur.
Başvuranlar, AİHM önünde İstanbul Barosu avukatlarından C. Hortoğlu tarafından temsil edilmektedirler.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOŞULLARI
Başvuranlar, sırasıyla 1992, 1966 ve 1964 doğumlulardır ve Kırklarelinde ikamet etmektedirler.
Birinci başvuran Ayşen Başaran, Şengül ve Hüseyin Başaranın kızıdır. 27 Nisan 1995 tarihinde, Ayşen Başaran, zatürre tedavisi nedeniyle SSK Lüleburgaz Hastanesine iğne olmuştur. Sözkonusu iğnenin hatalı yapılmasının ardından, Ayşen Başaranın sol kolu kangren olmuştur. Ayşen Başaranın sol kolu yedi kez ameliyat edilmiş, son olarak da dirsek hizasından kesilmiştir.
A. Ceza Davası
31 Mayıs 1995 tarihinde, Hüseyin Başaran, Fatih Savcılığına şikayette bulunmuştur. 2 Haziran 1995 tarihinde, Fatih Savcılığı, ratione loci bakımından yetkisi olmadığını açıklamış ve şikayet dilekçesini Lüleburgaz Savcılığına göndermiştir. 27 Haziran 1995 tarihinde, Lüleburgaz Savcılığı, istemeden adam yaralamaya sebebiyet vermekten hastane personeli hakkındaki iddianameyi Lüleburgaz Asliye Ceza Mahkemesine sunmuştur. 16 Kasım 1995 tarihinde ilk duruşma gerçekleşmiştir.
18 Ocak 1996 tarihli duruşmada, Asliye Ceza Mahkemesi, Yüksek Sağlık Şurasından bilirkişi raporu istemiş ve sözkonusu rapor 10 Nisan 1996 tarihinde sunulmuştur.
26 Haziran 1996 tarihli duruşmada, Asliye Ceza Mahkemesi, sanıkların beraatına karar vermiştir
Sözkonusu süre zarfında müdahil tarafı oluşturan Hüseyin Başaran temyize başvurmuştur.
1 Mayıs 1997 tarihinde, Yargıtay, Adli Tıp Kurumu bilirkişi raporu bulunmaması sebebiyle sözkonusu kararı bozmuştur. Temyizden sonraki ilk duruşma 10 Haziran 1997 tarihinde gerçekleşmiştir.
15 Temmuz 1998 tarihinde, Adli Tıp Kurumu raporunu sunmuştur.
9 Aralık 1998 tarihli duruşmada, Asliye Ceza Mahkemesi, ek bilirkişi raporu istemiştir.
2 Mart 1999 tarihli duruşmada, Asliye Ceza Mahkemesi, Adli Tıp Kurumu Genel Kurulunun görüşünü istemiştir. 23 Aralık 1999 tarihinde Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu, raporunu sunmuştur.
22 Mart 2000 tarihinde Asliye Ceza Mahkemesi, sanıklardan birinin mahkumiyetine karar vermiştir.
21 Haziran 2001 tarihinde, Yargıtay, kararı bozmuştur.
21 Haziran 2001 tarihinde temyiz kararına uygun olarak hareket eden Asliye Ceza Mahkemesi, 23 Nisan 1999 tarihinden önce işlenen bazı suçların hükme bağlanmasının teciline ilişkin 4616 sayılı yasa uyarınca davanın beş yıl süre ile askıya alınmasına karar vermiştir.
8 Kasım 2002 tarihinde, sözkonusu karara yapılan itiraz Kırklareli Ağır Ceza Mahkemesi tarafından reddedilmiştir.
B. Hukuk Davası
25 Nisan 1996 tarihinde, başvuranlar, Lüleburgaz İş Mahkemesinde SKK ya karşı dava açmışlardır. İlk duruşma 13 Haziran 1996 tarihinde gerçekleşmiştir.
18 Temmuz 1996 tarihli duruşmada, İş Mahkemesi, yukarıda sözü edilen ceza davasının sonucunu beklemeye karar vermiştir. Yedi duruşmanın ardından, 11 Aralık 1997 tarihinde, Mahkeme, ratione materiae bakımından yetkisi olmadığını açıklamış ve dosyayı Lüleburgaz Asliye Hukuk Mahkemesine havale etmiştir.
3 Mart 1998 tarihinde, mahkeme, hasar tespiti için bir bilirkişi görevlendirmiştir. Cezai sürece bağlı olarak birçok dava ertelenmiştir.
9 Aralık 1998 tarihli duruşmada, mahkeme, Ayşen Başaranın maluliyet oranının tespiti için Adli Tıp Kurumundan ek bilirkişi raporu talep etmiştir.
8 Şubat 2001 tarihinde, mahkeme, Sosyal Sigortalar Kurumunu başvuranlara tazminat ödemeye mahkum etmiştir. Sözkonusu iki tarih arasında, mahkeme, ek bilirkişi raporlarının sunulmasını beklemiştir.
5 Kasım 2001 tarihinde, davalının temyiz başvurusu üzerine, Yargıtay, sözkonusu kararı bozmuştur.
5 Mart 2002 tarihli duruşmada, mahkeme, ek bilirkişi raporu talep etmiştir.
30 Nisan 2002 tarihinde, mahkeme, Sosyal Sigortalar Kurumunu, olayın meydana geldiği tarihten itibaren hesaplanmak üzere gecikme faizi ile birlikte başvuranlara 27 milyar TLye yakın tazminat ödemeye mahkum etmiştir.
15 Ekim 2002 tarihinde sözkonusu karar Yargıtay tarafından onanmıştır.
6 Şubat 2003 tarihinde, başvuranlar, icra dairesi aracılığıyla yaklaşık 128 milyar TLnin tahsili için idareye çağrıda bulunmuşlardır.
28 Şubat 2003 tarihinde, Sosyal Sigortalar Kurumu, icra dairesine ödemeyi yapmıştır. Vergiler düşüldükten sonra, Sosyal Sigortalar Kurumu, başvuranlara, yaklaşık 117 milyar TL (sözkonusu tarihte 68.000 Euro) tutarında tazminat ödemiştir.
HUKUK
I. AİHSNİN 6/1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
AİHSnin 6/1 maddesi bakımından, başvuranlar, 4616 sayılı yasa uyarınca ceza davasının beş yıl süre ile askıya alınması nedeniyle, ceza kararı verilmesinin mümkün olmamasından şikayetçidirler. Başvuranlar ayrıca, sözkonusu iki davanın AİHSnin 6/1 maddesi ile öngörülen makul süre ilkesine riayet etmediğini ileri sürmektedirler.
Hükümet, bu iddialara karşı çıkmaktadır.
A. Kabuledilebilirliğe ilişkin
Ceza davasında karar verilmemesine ilişkin şikayet konusunda AİHM, AİHSnin 6. maddesinin, başvurana, üçüncü kişilerin mahkum ettirilmesini sağlama hakkı tanımadığını hatırlatmaktadır (Perez-Fransa, başvuru no: 47287/99).
Sonuç olarak, AİHM, AİHSnin 6. maddesi ile ratione materiae bağdaşmadığı gerekçesiyle sözkonusu şikayeti AİHSnin 35. maddesinin 3. ve 4. fıkraları uyarınca reddetmektedir.
Mevcut davada yargılama süreleri kapsamında yapılan şikayete ilişkin olarak, Hükümet, iç hukuk yollarının tüketilmediğini savunmakta ve AİHMden sözkonusu şikayetin kabuledilemez ilan edilmesini talep etmektedir. Hükümet, görüşlerinde, başvuranların AİHM önünde ileri sürdükleri şikayeti ulusal mahkemeler önünde dile getirmediklerini belirtmektedir.
Başvuranlar, Hükümetin görüşüne karşı çıkmaktadırlar.
Hükümetin başvuranların etkili iç hukuk yoluna sahip olduklarını ortaya koymaması nedeniyle AİHM, cezai yargılama süresi kapsamında yapılan şikayetlere ilişkin olarak Hükümet tarafından yapılan benzer itirazları daha önce reddettiğini hatırlatmaktadır (Tendik ve diğerleri, başvuru no: 23188/02, 22 Aralık 2005; Yağcı ve Sargın-Türkiye, 8 Haziran 1995). Mevcut davada Hükümet, AİHMnin sözkonusu içtihattan ayrılmasını sağlayacak bir görüş sunmamıştır
Bu durumda AİHM, Hükümetin itirazını reddetmektedir.
AİHSnin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde başvurunun dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca, başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle başvuru kabuledilebilir niteliktedir.
B. Esasa ilişkin
Ceza davasında dikkate alınacak süreç 31 Mayıs 1995 tarihinde başlamış ve 8 Kasım 2002 tarihinde sona ermiştir. Dolayısıyla, sözkonusu dava iki kere başvurulan iki dereceli mahkemede yaklaşık 7 yıl 6 ay sürmüştür.
Hukuk davasına ilişkin olarak ise dava, 25 Nisan 1996 tarihinde başlamış ve 28 Şubat 2003 tarihinde sona ermiştir. Dolayısıyla dava iki kere başvurulan iki dereceli mahkemede yaklaşık 6 yıl 10 ay sürmüştür.
AİHM, yargılama sürecinin makul yapısının dava koşullarını takiben ve mahkeme yerleşik içtihatları, özellikle davanın karmaşıklığı, başvuranın ve yetkili mercilerin tutumu ve ilgililer bakımından davanın önemi dikkate alınarak değerlendirildiğini hatırlatmaktadır (Bkz. diğerleri arasından Frydlender-Fransa, başvuru no: 30979/96).
AİHM, daha önce birçok kez mevcut davaya benzer sorunları ortaya koyan davaları incelemiş ve AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır (Bkz, sözü edilen Frydlender).
Takdirine sunulan unsurların tamamını incelemesinin ardından AİHM, bu davada farklı bir sonuca ulaşmak için Hükümetin ikna edici hiçbir tespit ve delil sunmadığı kanaatindedir. Konuya ilişkin içtihadını göz önüne alarak AİHM, mevcut davada yargılama sürelerinin çok uzun olduğu ve makul süre ilkesinin gereğine riayet etmediği kanaatindedir.
Bu durumda AİHSnin 6/1 maddesi ihlal edilmiştir.
II. AİHSNİN 13. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuranlar, AİHSnin 6/1 maddesi ile güvence altına alınmış olan haklarının ihlal edildiğine ilişkin şikayetlerini dile getirebilecekleri etkili bir iç hukuk yolu bulunmayışından da şikayetçilerdir.
Başvuranlar, AİHSnin 13. maddesine atıfta bulunmaktadırlar.
Hükümet, sözkonusu şikayet hakkında görüşlerini belirtmemiştir.
A. Kabuledilebilirliğe ilişkin
Ceza davasında karar verilmemesine ilişkin şikayetin kabuledilebilirliği hakkında yukarıda ulaştığı sonucu göz önüne alarak AİHM, bu şikayetin AİHS bakımından savunulabilir olarak değerlendirilemeyeceği kanaatindedir.
Dolayısıyla AİHM, AİHSnin 35. maddesinin 3. ve 4. fıkrası uyarınca şikayetin bu kısmını mesnetten yoksun olduğu gerekçesiyle reddetmektedir.
Yargılama süresinin telafisi için iç hukukta etkili başvuru yolunun bulunmadığına ilişkin şikayetin ikinci kısmı ile ilgili olarak, AİHSnin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde başvurunun dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca, başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle başvuru kabuledilebilir niteliktedir.
B. Esasa ilişkin
AİHM içtihadına göre, AİHSnin 13. maddesi, AİHSnin 6/1 maddesiyle getirilen davaların makul bir süre içerisinde görülmesi yükümlülüğüne yönelik bir ihlal hakkında ulusal bir mahkeme önünde şikayette bulunabilme imkanı tanıyan etkili başvuruyu güvence altına alır (Kudla-Polonya, başvuru no: 30210/96).
Yargılanabilir kişilerin iç hukukta sahip oldukları yolların, ileri sürülen ihlalin meydana gelmesini veya devamını önleyebilecek veya halihazırda meydana gelen ihlaller için ilgililere uygun tazmin sağlayabilecek şekilde etkili olup olmadığının tespit edilmesi gerekmektedir (Hartman-Çek Cumhuriyeti, başvuru no: 53341/99). AİHSnin 13. maddesi bu konuda bir seçenek sunmaktadır: bir başvuru, başvuruda bulunulan mahkemelerin kararını hızlandırma ya da önceden meydana gelmiş olan gecikmelerden dolayı yargılanabilir kişiye yeterli tazminat sağladığında etkilidir (Mifsud-Fransa, başvuru no: 57220/00).
Mevcut davada başvuranlar, Devletin, yargılamayı hızlandırmak amacıyla mahkemeler üzerindeki denetim yetkisini kullanması hiçbir başvuru yoluna sahip değillerdi (Bkz, Tendik ve diğerleri-Türkiye, başvuru no: 23188/02, 22 Aralık 2005).
Bu durumda, AİHSnin 6/1 maddesi ile birlikte AİHSnin 13. maddesi ihlal edilmiştir.
III. AİHSNİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA
A. Tazminat
Başvuranlar, 20.000 Euro maddi zarar ve maruz kaldıkları manevi zarar için 90.000 Euro talep etmektedir.
Hükümet, sözkonusu taleplere karşı çıkmaktadır.
AİHM, tespit edilen ihlal ile iddia edilen maddi tazminat arasında illiyet bağı bulunmadığını gözlemlemekte ve sözkonusu talebi reddetmektedir. Buna karşın, AİHM, Ayşen Başarana 9.000 Euro ve Şengül Başaran ve Hüseyin Başarana ortaklaşa olarak 9.000 Euro ödenmesi gerektiği kanaatindedir.
B. Yargılama masraf ve giderleri
Başvuranlar, AİHM önünde yapmış oldukları yargılama masraf ve giderleri için 18.000 Euro talep etmektedirler. Ancak başvuranlar, bu bağlam hiçbir belge sunmamışlardır.
Hükümet, çok fazla olduğuna hükmettiği sözkonusu talebi reddetmesi için AİHMye çağrıda bulunmaktadır.
AİHM içtihadına göre bir başvuran yargılama masraf ve giderlerinin geri ödemesini ancak gerçekliği, gerekliliği ve makul oranda oldukları ortaya konulduğu sürece elde edebilir. Mevcut davada, sahip olduğu unsurları ve yukarıda sözü edilen kriterleri göz önüne alarak, başvuranların, iddialarını destekleyici hiçbir belge sunmamaları nedeniyle AİHM, AİHM önünde yargılama masraf ve giderlerine ilişkin olarak yapılan talebi reddetmektedir.
C. Gecikme faizi
Gecikme faizi Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı orana üç puanlık bir artış eklenerek belirlenecektir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,
1. Yargılama süresinin çok uzun olması ve bu konuda başvuruda bulunabilecek iç hukuk yolu bulunmaması kapsamında yapılan şikayetlere ilişkin başvurunun kabuledilebilir olduğuna;
2. Başvurunun geri kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;
3. AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
4. AİHSnin 13. maddesinin ihlal edildiğine;
5. a) AİHSnin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden YTL ye çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet tarafından Ayşen Başarana 9.000 Euro (dokuz bin Euro) ve Şengül Başaran ve Hüseyin Başarana ortaklaşa olarak 9.000 Euro (dokuz bin Euro) manevi tazminat ödenmesine;
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet tarafından, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli olan faiz oranının üç
puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;
6. Adil tatmine ilişkin diğer tüm taleplerin reddine;
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHMnin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragraflarına uygun olarak 22 Temmuz 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy