(AİHS m. 6, 34, 41, 44) (3402 S. K. m. 29) (TENDİK VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI) (YAĞCI VE SARGIN - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru No: 20605/03)
STRAZBURG
7 Ekim 2008
USUL
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (20605/03) nolu davanın nedeni T.C. vatandaşı Kemal Balıkçının (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) 18 Nisan 2003 tarihinde Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunması Sözleşmesinin (AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.
Başvuran, AİHM önünde Tunceli Barosu avukatlarından B. Yıldırım tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOŞULLARI
1966 doğumlu olan başvuran Tuncelide ikamet etmektedir. Başvuran Tunceli Barosu avukatlarından B. Yıldırım tarafından temsil edilmektedir.
11 Mayıs 1987 tarihinde başvuranın babası Ali Balıkçı, Tunceli şehir merkezinde bulunan 15 nolu parsele ilişkin olarak Tunceli Asliye Hukuk Mahkemesi önünde kadastro planına itiraz etmiştir.
Ali Balıkçının da hazır bulunduğu 22 Ekim 1987 tarihli ikinci duruşmada Asliye Hukuk Mahkemesi ratione materiae görevsizlik kararı vererek dosyayı Tunceli Kadastro Mahkemesine havale etmiştir.
Kadastro Mahkemesi 6 Kasım 1987de ilk duruşma tarihini tayin etmiştir. 1993, 1994 ve 1996 yıllarında üç kişi davaya müdahil taraf olarak katılmıştır.
Ali Balıkçının vefatının kayda geçirildiği 16 Nisan 1999 tarihli duruşmaya kadar mahkeme altmış dört duruşma düzenlemiştir. Bu duruşmaların yarısına yakını Ali Balıkçının gıyabında yapılmıştır.
Mahkeme 16 Nisan 1999 tarihli duruşmada Ali Balıkçının varislerinin aranması talimatı vermiştir.
18 Haziran 1999 tarihli duruşmada mahkeme, varislere davayı takip etme niyetinde olup olmadıklarının sorulmasına karar vermiştir.
Mahkemece verilen bir ekspertiz emri 10 Ekim 2000 tarihinde gerçekleştirilmiştir.
10 Kasım 2002 tarihinde bir ekspertiz daha yapılmıştır. Bu ekspertiz sonucunda jeoloji ve ziraat mühendisleri ile fen bilirkişisi tarafından üç rapor hazırlanmıştır.
Mirasçıların avukatlarının da hazır bulunduğu 12 Mart 2003 tarihli duruşmada mahkeme, mahkemeye sunulan tapu kaydı örneğinin ihtilaf konusu taşınmaz malları ihtiva etmediği gerekçesiyle başvuranın talebini reddetmiştir.
Hükmün açıklandığı tarihe kadar mahkeme yirmi yedi duruşma düzenlemiştir. Bu duruşmaların en az sekizinde Ali Balıkçının varislerinden biri yahut avukatları hazır bulunmuştur. Başvuran hiçbir duruşmaya şahsen katılmamıştır.
Başvuran kadastro planının hatalı olduğu iddiasıyla 3 Nisan 2003 tarihinde temyize gitmiştir.
Yargıtay 12 Aralık 2003 tarihinde ilk derece mahkemesinin kararını onamıştır. Bu karar başvurana 5 Ocak 2004 tarihinde tebliğ edilmiştir.
HUKUK
I. AİHSNİN 6/1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuran yargılama süresinin AİHSnin 6/1 maddesinde öngörülen makul süre ilkesine aykırı olduğunu iddia etmektedir.
Hükümet bu sava karşı çıkmaktadır.
Dikkate alınması gereken dönem 11 Mayıs 1987 tarihinde başlayarak 12 Aralık 2003 tarihinde sona ermiştir. Dolayısıyla yargılama iki dereceden mahkeme önünde yaklaşık 16 yıl 7 ay sürmüştür.
A. Kabuledilebilirliğe ilişkin
Hükümet iç hukuktaki başvuru yollarının tüketilmediği itirazında bulunmaktadır. Hükümet başvuranın karar düzeltme isteminde bulunmadığını ve şikayetlerini ulusal makamların bilgisine sunmadığını iddia etmektedir.
Başvuran bu sava itiraz etmektedir. Başvuran Türk Hukukunda yargılama süresi yönünden itirazda bulunmaya imkan sağlayan bir başvuru yolu bulunmadığını kaydetmektedir.
AİHM, ceza davalarının süresi yönünden yapılan şikayetlere ilişkin olarak Hükümetin gündeme getirdiği benzer itirazları başvuranların iç hukuk düzleminde etkili bir başvuru yoluna sahip olduklarının kanıtlanamaması nedeniyle daha evvel de reddetmiştir (Tendik ve diğerleri - Türkiye, no: 23188/02, prg. 36, 22 Aralık 2005, mutatis mutandis, Yağcı ve Sargın - Türkiye, 8 Haziran 1995, prg. 44). Mevcut davada Hükümet tarafından sunulan görüşler bu içtihattan ayrılmaya imkan vermemektedir.
Bu itibarla AİHM Hükümetin itirazını reddeder.
Hükümet ayrıca, başvuranın mağdur sıfatına itiraz etmektedir. Hükümet, başvuranın, hiçbir duruşmaya katılmadığı, avukatının ise sadece birkaç duruşmaya katıldığı cihetle AİHM önünde mağduriyet iddiasında bulunamayacağını savunmaktadır.
Başvuran bu sava itiraz etmektedir. Bu çerçevede başvuran 3402 sayılı Kadastro Kanununun 29. maddesine atıfta bulunmaktadır.
AİHM, başvuran bu duruşmalardan hiçbirine katılmasa da avukatının bazı duruşmalara katıldığını tespit etmektedir. Bu itibarla başvuran vekili vasıtasıyla davayı şu ya da bu biçimde takip etmekteydi. Ayrıca ilgili yasada, davanın, tarafların gıyabında dahi devam edebilmesi öngörülmektedir. Dolayısıyla başvuran uzun yargılama süresi nedeniyle mağduriyet iddiasında bulunabilir.
Dolayısıyla Hükümetin bu itirazı da reddedilmelidir. Ayrıca mevcut başvurunun başka herhangi bir kabuledilemezlik gerekçesinin bulunmadığını belirleyen AİHM başvuruyu kabuledilebilir ilan eder.
B. Esasa ilişkin
Hükümet taşınmaz mallara ilişkin davaların diğer davalardan daha karmaşık olduğunu savunmaktadır. Hükümete göre bu tür davalar taşınmaz malların cinsinin ve konumunun incelenmesini gerektirmektedir. Bunun için mahkemenin sürecin her aşamasına ilişkin belgeleri incelemesi gerekmektedir. Hükümet, başvuranın ya da babasının belgelerin toplanması konusunda katkı sağlamadığını dolayısıyla yargılamanın uzamasına neden olduklarını ileri sürmektedir.
Bir yargılama süresinin makul nitelikte olup olmadığı, AİHM içtihadıyla ortaya konulan kıstaslara ve davanın koşullarına, bilhassa da davanın karmaşıklığına, başvuranın ve yetkili makamların tutumuna ve davanın ilgililer açısından arz ettiği öneme bakılarak değerlendirilir (bkz., diğer birçokları arasında, Frydlender - Fransa, no: 30979/96, prg. 43).
Kendisine sunulan tüm unsurları inceleyen AİHM başvuranın, babasının ve avukatının duruşmalarda hazır bulunmamasının mevcut dava koşullarında yargılama süresinin uzamasının asıl nedeni olarak mütalaa edilemeyeceği kanaatindedir.
Duruşma tutanaklarından yargılama süresinin aslında davaya müdahil olan üçüncü şahısların katılımı, belgelerin toplanması, bilirkişi raporlarının tanzim edilmesi gibi hususlara bağlı olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle davanın belli bir karmaşıklık arz ettiğini kabul etmek gerekmektedir. Ancak bu karmaşıklık yargılamanın on altı yıl altı ay sürmesini haklı çıkaracak düzeyde değildir.
Konuyla ilgili içtihadını ve yukarıda ifade olunanları göz önünde bulunduran AİHM mevcut davadaki ihtilaflı yargılama süresinin uzun olduğu ve makul süre koşulunu karşılamadığı hükmüne varmaktadır.
Dolayısıyla AİHSnin 6/1 maddesi ihlal edilmiştir.
II. AİHSNİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA
A. Tazminat
Maddi tazminata ilişkin herhangi bir talepte bulunmayan başvuran maruz kaldığını iddia ettiği manevi zararın tazmini için 25.000 YTL (12092 Euro) talep etmektedir.
Hükümet bu talebe itiraz etmektedir.
AİHM başvuranın belli bir haksızlığa uğradığı kanaatindedir. Bu konuyla ilgili emsalleri göz önünde bulunduran AİHM talep edilen meblağın makul olduğu kanaatindedir. Bu itibarla AİHM talep ettiği meblağın tamamının başvurana ödenmesine hükmeder.
B. Yargılama masraf ve giderleri
Başvuran ayrıca, ulusal mahkemeler önünde yaptığı masraf ve harcamalar için 3.000 YTL talep etmektedir. Başvuran AİHM önünde yaptığı masraf ve harcamalar için de 3.000 Euro talep etmektedir. Başvuran bu talepleriyle ilgili olarak herhangi bir belge sunmamıştır.
Hükümet AİHMyi bu talepleri reddetmeye davet etmektedir.
AİHM içtihadına göre bir başvuran yaptığı masraf ve harcamaların iadesini ancak bu masraf ve harcamaların gerçekliğini, gerekliliğini ve makul nispette olduğunu ispatladığı müddetçe elde edebilir. Mevcut davada elindeki unsurları ve yukarıda anılan kıstasları göz önünde bulunduran AİHM başvuranın yargılama masraf ve giderlerine ilişkin taleplerini reddeder.
C. Gecikme faizi
AİHM, Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYANARAK AİHM, OYBİRLİĞİ İLE
1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna;
2. AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
3. a) AİHSnin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden YTL ye çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet tarafından, miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak manevi tazminat başlığı altında başvurana 12.092 Euro (on iki bin doksan iki Euro) ödenmesine;
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet tarafından, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;
4. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddine;
Karar vermiştir.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHMnin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragraflarına uygun olarak 7 Ekim 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy