(AİHS m. 1, 34, 41, 44, 1 NOLU PROTOKOL) (BRUMARESCU V. - ROMANYA KARARI)
(Başvuru no. 21482/03)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
(Adil tazmin)
STRAZBURG
5 Nisan 2011
İşbu karar AİHS'nin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli düzeltmelere tabi olabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 21482/03 no'lu davanın nedeni, Zekeriye Yıldırır ("başvuran") adlı Türk vatandaşının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne 21 Mayıs 2003 tarihinde, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşme'nin ("Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin - AİHS") 34. maddesi uyarınca yapmış oldukları başvurudur.
HUKUK
AİHS'nin 41. maddesine göre:
"Mahkeme işbu Sözleşme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder."
A.Maddi tazminat
1.Tarafların savları
(a)Başvuran
Başvuran adil tazmin talebini yinelemiş, AİHM'den 57.977 Euro maddi tazminat ödenmesine hükmetmesini talep etmiştir. Bu bağlamda, başvuran, Ankara Sulh Ceza Mahkemesi'nin tespit davası kararıyla kabul ettiği 2 Haziran 2003 tarihli ekspertiz raporunu sunmuştur.
Başvuran AİHM'den yukarıda belirtilen meblağa, başvurusunu AİHM'ye sunduğu tarihten itibaren işleyecek şekilde faiz eklenmesini talep etmiştir.
(b)Hükümet
Başvuran, esas hakkındaki kararın verilmesinin ardından yeni bir talepte bulunmadığından, Hükümet, adil tazmin talebinin reddedilmesi gerektiğini belirtmiştir. Ayrıca başvuranın talep ettiği meblağın, yerel mahkemelerden talep edilmediğini, bu nedenle AİHM tarafından reddedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
Hükümet, ayrıca, başvuranın talep ettiği meblağın yüksek olduğunu iddia etmiştir. Başvuranın mülkünün değerinin eksper tarafından 2003 yılında 57.977 TL olarak tespit edildiğini, mülkün değerinin düşmesinde konumunun önemli bir etken olduğunu kaydetmiştir. Bu bağlamda, Kızılcahamam Belediyesi'nde görevli bir memur tarafından değerlendirme raporu hazırlanmış, raporda başvuranın 2003 yılındaki zararının aslında 42.588.9 TL olduğu ifade edilmiştir. Ayrıca, idarenin yıktığı binalar, Ankara'ya içme suyu sağlayan Kurtboğazı Barajı civarındaki sit alanı içerisindeydi. Buna göre, başvuran sözkonusu mülkü üçüncü şahıslara satmak isteseydi, geçerli piyasa fiyatından satamayacaktı.
Hükümet ayrıca Maliye Bakanlığı Milli Emlak Genel Müdürlüğü'nün hazırladığı 6 Mayıs 2010 tarihli bir değerlendirme raporu sunmuştur. Genel Müdürlük başvuranın sözkonusu mülkünün değerini, başvuranın sunduğu 2003 tarihli ekspertiz raporunu güncelleyerek yeniden hesaplamış ve mülkün mevcut değerinin 100.071.87 TL olduğunu tespit etmiştir. Hükümet Genel Müdürlüğün tarafsız ölçütler kullandığını, tespit edilen meblağın, bugün satılması mümkün olsaydı, sözkonusu mülkün azami değeri olduğunu kaydetmiştir.
2.AİHM'nin değerlendirmesi
Hükümet'in, başvuranın esas hakkındaki kararın arkasından adil tazmin için yeni talepte bulunmadığına ilişkin savlarına ilişkin olarak, AİHM, 18 Mart 2010 tarihli bir mektupla, başvuranın adil tazmin taleplerini yinelediğini ve bu mektubun Hükümet'e, Sekretarya'ya kayıtlı 13 Temmuz 2010 tarihli mektupla iletildiğini kaydeder. Buna göre, AİHM, Hükümet'in bu konuya ilişkin iddialarını reddeder.
Hükümet'in başvuranın yerel mahkemelere adil tazmin talebinde bulunamadığına ilişkin iddiasına ilişkin olarak, AİHM, bu soruyu esas hakkındaki kararda Hükümet'in iç hukuk yollarının tüketilmediğine ilişkin itirazını incelerken zaten incelediğini ve reddettiğini yineler. Dolayısıyla bu savın reddedilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.
AİHM, ihlal tespit edilen bir kararın, Savunmacı Devlet'e, ihlalin sona erdirilmesi ve durumu olabildiğince ihlalden önceki haline döndürerek sonuçlarının onarılması yönünde hukuki bir yükümlülük yüklediğini yineler (bkz. Brumarescu - Romanya (adil tazmin) (BD), 28342/95).
Bir davaya taraf Yüksek Sözleşmeci Devlet, ilke olarak, AİHM'nin ihlal tespit ettiği bir kararı uygulayacağı araçları seçmekte özgürdür. Bir kararın uygulanma biçimine dair bu takdir yetkisi, AİHS'nin 1. maddesi kapsamındaki, Yüksek Sözleşmeci Taraflar'ın, teminatı verilen hak ve özgürlükleri garanti altına alma yönündeki birincil yükümlülüğüne bağlı seçme özgürlüğünü yansıtır. İhlalin niteliği eksiksiz olarak eski duruma dönüşe (restitutio in integrum) izin veriyorsa, bunu uygulamak Yüksek Sözleşmeci Devlet'e düşer. Öte yandan ulusal kanunlar ihlalin sonuçlarının telafi edilmesine kısmen izin veriyorsa ya da hiç vermiyorsa, 41. madde AİHM'ye, mağdur tarafı uygun gördüğü ölçüde tazmin etme yetkisi verir (bkz. Papamichalopoulos ve Diğerleri - Yunanistan).
AİHM, esas hakkındaki kararında, başvuranın mülkünün kaybını telafi edebilecek iç hukuk yolunun bulunmamasının, mülkiyet hakkından tam anlamıyla yararlanmasını engellediğini tespit etmiştir. Dolayısıyla, mevcut davanın koşullarında, sözkonusu maddi zarara ilişkin tazminata hükmedilmesinin, başvuran için en uygun adil tazmin yolu olacağı anlaşılmaktadır.
Bu bağlamda, AİHM, tespit edilen ihlalin kaynağı, el koymanın yasadışı tabiatından ziyade tazminat verilmemesi ise, tazminatın mülkiyetin tam değerini yansıtmasının gerekmediğini yineler (bkz. I.R.S. ve Diğerleri - Türkiye (adil tazmin), 26338/95; Scordino - İtalya (no. 1) (BD), 36813/97 ve Stornaiuolo - İtalya, 52980/99).
Böyle davalarda, uygun tazminatın belirlenmesinde, AİHM, AİHS'ye Ek 1 No'lu Protokol'ün 1. maddesine ilişkin, değeriyle makul biçimde bağlantılı bir meblağ ödenmeden mülkten mahrum bırakmanın normalde, AİHS'ye Ek 1 No'lu Protokol'ün 1. maddesi kapsamında haklı biçimde değerlendirilemeyecek ölçüde orantısız bir müdahale teşkil edeceğinin tespit edildiği kararlarında belirtilen ölçütlere dayanmalıdır. Öte yandan, "kamu yararının" meşru amaçları, tam piyasa değerinin karşılanmasından daha azını gerektirebileceğinden, hüküm, her koşulda tam tazminat hakkının teminatını vermemektedir (bkz. The Holy Monasteries - Yunanistan ve Jahn ve Diğerleri - Almanya (BD), 46720/99, 72203/01 ve 72552/01).
Yukarıda belirtilenler ışığında, AİHM, başvuranın, 2003 yılında hazırlanan ekspertiz raporuna dayanarak, makamların yıktığı mülkünün mevcut değerini edinmek için, faizine ek olarak 57.977 TL (yaklaşık 29.000 Euro) talep ettiğini kaydeder. Bu bağlamda, Hükümet, mülkün mevcut azami değerinin 100.071.87 TL (yaklaşık 50.400 Euro) olduğuna işaret eden yeni bir değerlendirme raporu tanzim etmiştir.
Yukarıdakiler ışığında AİHM, başvuranın makamların yıktığı evinin yaklaşık değeri için tazminat alma yönündeki meşru beklentileriyle örtüşecek götürü usulü bir meblağın belirlenmesinin uygun olduğuna karar verir. Buna göre başvurana 50.000 Euro maddi tazminat ödenmesinin uygun olduğuna hükmeder.
B.Manevi tazminat
Başvuran, ailesinin maruz kaldığı stres ve endişe için 100.000 TL (yaklaşık 46.500 Euro) manevi tazminat talep etmiştir.
Hükümet ihlal tespit edilmesinin dava koşullarında yeterli adil tazmin teşkil edeceğini ifade etmiştir.
AİHM, başvuranın, ihlalin niteliğiyle ilişkili olarak hayal kırıklığı ve stres yaşadığı kanısındadır. Bu nedenle başvurana 2500 Euro manevi tazminat ödenmesine karar verir (bkz. Schembri ve Diğerleri - Malta (adil tazmin), 42583/06).
C.Yargılama giderleri
Başvuran yargılama gideri için talepte bulunmamıştır.
Hükümet, başvuranın bu başlık altında talepte bulunmadığı göz önünde bulundurulduğunda, AİHM'den tazminata hükmetmemesini talep etmiştir.
AİHM, talep olmadığı gerekçesiyle bu başlık altında tazminat ödenmemesine hükmeder (Mahkeme İç Tüzüğü'nün 60. maddesi).
D.Gecikme faizi
AİHM, gecikme faizinin, Avrupa Merkez Bankası'nın marjinal kredi faiz oranına üç puanlık bir artış eklenerek belirlenmesini uygun görmektedir.
AİHM YUKARIDAKİ GEREKÇELERE DAYANARAK, OYBİRLİĞİYLE
1. (a) Savunmacı Devlet'in, başvurana, AİHS'nin 44. maddesinin 2. fıkrası uyarınca kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme gününde geçerli olan kur üzerinden Türk Lirasına çevrilmek üzere, izleyen meblağları ödemesine;
a. her türlü vergi ve kesintiden muaf tutularak, 50.000 (elli bin) Euro maddi tazminat;
b. her türlü vergi ve kesintiden muaf tutularak, yargılama giderleri için 2500 (iki bin beş yüz) Euro.(b) Yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona erdiği tarihten ödemenin yapılmasına kadar geçen süre için, sözkonusu meblağlara, Avrupa Merkez Bankası'nın anılan dönem için geçerli olan marjinal kredi faiz oranına üç puanlık bir artış eklemek suretiyle belirlenecek basit faiz uygulanmasına;
2.Başvuranın adil tazmin taleplerinin kalan kısmının reddine,
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar İngilizce hazırlanmış, AİHM İç Tüzüğü'nün 77. maddesinin 2. ve 3. fıkraları uyarınca 5 Nisan 2011 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy