(AİHS m. 6) (765 S. K. m. 102, 104, 146) (EZEL TOSUN - TÜRKİYE DAVASI) (MAHMUT ASLAN - TÜRKİYE DAVASI) (EGE - TÜRKİYE DAVASI) (GÜMÜŞTEN - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no. 287/03)
KARAR
STRAZBURG
10 Haziran 2008
İşbu karar AİHSnin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli düzeltmelere tabi olabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 287/03 başvuru numaralı davanın nedeni T.C. vatandaşları Ferit Çengelli ve Süleyman Eryılmazın (başvuranlar) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine 23 Eylül 2002 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (Sözleşme) 34. maddesi uyarınca yapmış oldukları başvurudur.
Başvuranlar, İstanbul Barosu avukatlarından C. Yücel ve M. Çelik tarafından temsil edilmiştir.
OLAYLAR
DAVANIN KOŞULLARI
Başvuranlar sırasıyla 1955 ve 1957 doğumludurlar ve İstanbulda ikamet etmektedirler.
3 ve 15 Mart 1981 tarihlerinde başvuranlar yakalanmıştır.
26 Mayıs 1981 tarihinde, Ankara Sıkıyönetim Mahkemesi tutuklanmalarına karar vermiştir.
16 Haziran 1981 tarihinde, Adana Sıkıyönetim Mahkemesine bağlı Cumhuriyet Savcısı, başvuranların da dahil olduğu 343 kişi hakkında bir iddianame sunmuş ve başvuranları Dev-Yol (Devrimci Yol) isimli yasadışı örgüte üyelikle suçlamıştır.
17 Haziran 1986 tarihinde, Adana Sıkıyönetim Mahkemesi, başvuranları iddia makamının talebine uygun biçimde mahkum etmiştir.
Belirli olmayan bir tarihte, başvuranlar temyiz başvurusunda bulunmuşlardır.
20 Mart 1991 tarihinde, Askeri Yargıtay, ilk derece mahkemesinin kararını bozmuş ve ilk derece mahkemesi bu süre içinde kapatıldığından davayı Ankara Sıkıyönetim Mahkemesine göndermiştir.
1991 yılında belirli olmayan bir tarihte, başvuranların tutuksuz yargılanmasına karar verilmiştir.
Sıkıyönetim mahkemelerinin yargı yetkisini kaldıran 3953 sayılı Kanunun 27 Aralık 1993 tarihinde yürürlüğe girmesini müteakip, başvuranların davasında Ankara Ağır Ceza Mahkemesi yetkili hale gelmiştir.
18 Haziran 2001 tarihinde, Ankara Ağır Ceza Mahkemesi, Süleyman Eryılmazı Ceza Kanununun 146/1 maddesi uyarınca mahkum etmiş ve ölüm cezasına çarptırmıştır. Bu ceza daha sonra müebbet hapis cezasına çevrilmiştir. İlk derece mahkemesi, Ceza Kanununun 102. ve 104. maddeleri uyarınca kanuni zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle Ferit Çengelli hakkındaki cezai kovuşturmanın sona erdirilmesini emretmiştir.
Cezası on beş yılı aştığı gerekçesiyle Süleyman Eryılmaza ilişkin Ankara Ağır Ceza Mahkemesi kararı otomatik olarak Yargıtaya iletilmiştir.
İddiaya göre, başvuranlar, 24 Temmuz 2002 tarihinde, bir arkadaşları vasıtasıyla Ankara Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davanın sonucunu öğrenmişlerdir.
7 Şubat 2003 tarihli bir yazı ile, başvuranların eski avukatı, AİHMye, 18 Haziran 2001 tarihli kararın Ferit Çengelliye, talebi üzerine, 3 Şubat 2003 tarihinde tebliğ edildiğini ve Süleyman Eryılmaz hakkındaki yargılamanın Yargıtayda halen derdest olduğunu bildirmiştir. (Dava dosyasından, Devletin, Ferit Çengelliye kararı daha önce tebliğ etmeye çalıştığı ancak, yanlışlıkla başka bir adrese gönderildiği anlaşılmıştır.)
Savunmacı Hükümet tarafından AİHMye sunulan belgelere göre, 30 Ekim 2003 tarihinde, Yargıtay, Ankara Ağır Ceza Mahkemesinin Süleyman Eryılmaza ilişkin 18 Haziran 2001 tarihli kararını bozmuş ve davayı Ankara Ağır Ceza Mahkemesine iade etmiştir.
Dava dosyasındaki bilgilere göre, Süleyman Eryılmaz hakkındaki dava halen Ankara Ağır Ceza Mahkemesinde devam etmektedir.
HUKUK
I. KABULEDİLEBİLİRLİĞE İLİŞKİN
Hükümet, ilk olarak, başvurunun zaman bakımından (ratione temporis) AİHMnin yetkisi dışında kaldığını; zira, başvuranların şikayetlerinin, büyük ölçüde, 28 Ocak 1987 tarihinde Türkiyenin kişisel başvuru hakkını tanımasından önce yürütülen yargılamaya ilişkin olduğunu ileri sürmüştür.
Hükümet, ayrıca, Ferit Çengellinin, AİHSnin 35/1 maddesinde ortaya konan altı ay kuralına uymadığını iddia etmiştir. Bu bakımdan, başvuranın, Ankara Ağır Ceza Mahkemesinin kararının kesinleştiği tarihten itibaren altı ay içinde AİHMye başvurmuş olması gerektiğini ve kararın verildiği tarihten haberdar olmak için gerekli titizlikle yargılamayı takip etmenin başvuranın yükümlülüğü olduğunu ileri sürmüştür.
Başvuranlar, Hükümetin iddialarına karşı çıkmıştır. Altı ay kuralı meselesine ilişkin olarak, Ferit Çengelli, ilgili Türk kanunlarına göre, Ankara Ağır Ceza Mahkemesinin kararının, mahkeme katipliğinden gerekçeli kararı temin ettiği tarih olan 3 Şubat 2003 tarihine kadar kesinleşmediğini; zira, Devletin, kararın tebliği görevini yerine getiremediğini iddia etmiştir.
AİHM, geçmiş davalarda, Hükümetin zaman bakımından (ratione temporis) uyuşmazlık iddiasına ilişkin benzer itirazlarını incelemiş ve reddetmiş olduğunu yinelemiştir (bkz., Şahiner - Türkiye, no. 29279/95; Ezel Tosun - Türkiye, no. 33379/02, 10 Ocak 2006). Bu davada, yukarıda belirtilen davalardaki kararlarından sapmasını gerektirecek özel bir durum görmemiş ve bu nedenle Hükümetin bu konudaki itirazını reddetmiştir.
Ferit Çengellinin altı ay kuralına uyup uymadığı hususunda, AİHM, yerel mahkemenin nihai kararının ex officio yazılı olarak ilgiliye tebliğ edilmesi gerektiği durumlarda, AİHSnin 35/1 maddesinin gereğini en iyi şekilde yerine getirmek için altı ay süresinin yazılı kararın tebliğ tarihinden itibaren işlemesi gerekmektedir. (bkz. Worm - Avusturya, 29 Ağustos 1997 tarihli karar).
AİHM, somut davada, Hükümetin, Ferit Çengellinin 18 Haziran 2001 tarihli kararı 24 Temmuz 2002 tarihinde, yani kararın verildiği tarihten yaklaşık bir yıl sonra, bir arkadaşı vasıtasıyla öğrendiği konusuna itiraz etmediğini kaydetmiştir. Dava dosyasındaki belgeler, Devletin başvurana kararı daha önce tebliğ etmeye çalıştığını; ancak yanlış adrese gönderme nedeniyle tebliğin başarısız olduğunu ortaya koymuştur. Hükümet, bu konuda, AİHMye herhangi bir açıklama sunmamış veya başvuranların iddialarına cevap verememiştir. AİHM, ayrıca, 23 Eylül 2002 tarihinde, yani kararı öğrendikten sonra iki ay içinde, Ferit Çengellinin AİHMye başvurduğunu gözlemlemiştir. Üstelik, başvuruda bulunduktan kısa bir süre sonra, 3 Şubat 2003 tarihinde, başvuran, Ankara Ağır Ceza Mahkemesi katipliğinden gerekçeli kararın bir kopyasını temin etmiştir. Bu davanın şartları karşısında ve özellikle başvuran hakkındaki cezai yargılamanın toplam süresini göz önüne alarak, AİHM, başvuranın davası hakkındaki gelişmeleri önceden araştırmayıp kararın resmi tebliğini beklemesini makul değerlendirmektedir (bkz., Mahmut Aslan - Türkiye, no. 74507/01, 2 Ekim 2007). Sonuç olarak, AİHM, başvuranın AİHSnin 35/1 maddesine uyduğu görüşündedir ve bu nedenle Hükümetin itirazını reddetmiştir.
AİHSnin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde başvurunun dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca, başvurunun başka açılardan bakıldığında da kabuledilmezlik unsuru taşımadığını tespit etmiştir. Bu nedenle başvuru kabuledilebilir niteliktedir.
II. AİHSNİN 6/1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
Başvuranlar, haklarında başlatılan cezai yargılama süresinin AİHSnin 6/1 maddesinde ortaya konan makul süre şartını aştığı konusunda şikayetçi olmuşlardır. Söz konusu madde şöyledir:
Herkes, ... cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan ... bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde ... görülmesini istemek hakkına sahiptir.
A. Dikkate alınması gereken süreç
AİHM, yargılamanın, başvuranların sırasıyla yakalandıkları tarihler olan 3 ve 15 Mart 1981 tarihlerinde başladığını kaydetmiştir. Ferit Çengellinin yargılaması 18 Haziran 2001 tarihinde sona ermiş ve dolayısıyla davanın üç kere incelendiği iki aşamalı bir yargıda toplam yirmi yıl üç aydan fazla sürmüştür. Dava dosyasındaki bilgilere göre, Süleyman Eryılmaz hakkındaki yargılama, yirmi yedi yıldan uzun bir süre sonra, mevcut kararın alındığı tarihte Ankara Ağır Ceza Mahkemesinde halen devam etmekteydi.
AİHMnin zaman bakımından (ratione temporis) yetkisi, ancak Türkiyenin kişisel başvuru hakkını tanıdığı tarih olan 28 Ocak 1987 tarihinden itibaren olan süreyi değerlendirmesine müsaade etmektedir. Dolayısıyla, Ferit Çengelli açısından dikkate alınması gereken süreç, iki aşamalı bir yargıda on dört yıl dört aydan fazladır. Süleyman Eryılmaz açısından göz önünde bulundurulması gereken süreç ise davanın iki kere incelendiği iki aşamalı bir yargıda yirmi bir yıl dört aydan fazladır. Ancak, AİHM, kişisel başvuru hakkını tanıdığı tarihteki yargılama durumunu göz önüne almalıdır (bkz., yukarıda anılan Şahiner; Cankoçak - Türkiye, no. 25182/94 ve no. 26956/95, 20 Şubat 2001). Söz konusu kritik tarihte, yargılama hali hazırda beş yıl on aydan fazla sürmüştür.
B. Yargılama süresinin makuliyeti
Hükümet, somut dava şartlarında, cezai yargılama süresinin makul olmadığının değerlendirilemeyeceğini ileri sürmüştür. Bu bakımdan, davanın karmaşıklığına ve sanık sayısına atıfta bulunmuştur.
Başvuranlar iddialarında ısrar etmişlerdir.
AİHM yargılama süresinin uygunluğunun, davanın şartları ışığında ve özellikle de davanın karmaşıklığı, başvuranların ve ilgili mercilerin tutumunun dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiğini yineler (bkz. birçok içtihat arasında, Pélissier ve Sassi - Fransa (BD), no. 25444/94).
AİHM bu başvurudaki konularla benzer konular ortaya koyan davalarda sıklıkla AİHSnin 6/1 maddesinin ihlalini tespit etmiştir (bkz., özellikle, Ege - Türkiye, no. 47117/99, 29 Mart 2005; Gümüşten - Türkiye, no. 47116/99, 30 Kasım 2004).
Kendisine sunulan tüm belgeleri inceleyen AİHM, Hükümetin, kendisini bu davada farklı bir sonuca varmaya ikna edebilecek bir delil veya iddia sunmadığı görüşündedir. Konuya ilişkin içtihadını dikkate alan AİHM, yargılama süresinin aşırı olup makul süre şartına uymadığı kararını vermiştir.
Dolayısıyla, AİHSnin 6/1 maddesi ihlal edilmiştir.
III. AİHSNİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
AİHSnin 41. maddesi şöyledir:
Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.
A. Tazminat
Başvuranların her biri 40.000 Amerikan Doları (yaklaşık 26.942 Euro) maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
Hükümet, AİHMden, herhangi bir tazminat ödememesi talebinde bulunmuştur.
AİHM, başvuranların, maddi tazminat taleplerine destek olarak herhangi bir belge sunmadıklarını gözlemlemiş ve dolayısıyla bu talebi reddetmiştir.
Ancak, AİHM, başvuranların, tek başına ihlal tespitiyle yeterli olarak tazmin edilemeyecek ölçüde büyük manevi zarar görmüş olduğunu kabul etmiş ve karşılaştırılabilir davaları dikkate alarak bu başlık altında Ferit Çengelliye 10.800 Euro ve Süleyman Eryılmaza 19.200 Euro tazminat ödenmesine karar vermiştir.
B. Yargılama masraf ve giderleri
Başvuranların her biri, yerel mahkemelerde yapılan yargılama masraf ve giderlerine karşılık 6.000 Amerikan Doları (yaklaşık 4.041 Euro) ve AİHMde yapılan yargılama masraf ve giderlerine karşılık 9.200 Amerikan Doları (yaklaşık 6.197 Euro) talep etmiştir.
Hükümet bu taleplere itiraz etmiştir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihadına göre, başvuran, ancak mahkeme masraflarının zorunlu olarak ve gerçekten yapıldığı ve miktarının makul olduğu kanıtlandığı durumda mahkeme masraflarının ödenmesi hakkına sahiptir. Bu davada, sahip olduğu bilgileri ve yukarıda belirtilen kriterleri göz önünde tutan Mahkeme, başvuranların taleplerini destekleyici bir belge sunmadıkları gerekçesiyle yargılama masraf ve giderlerine ilişkin tazminat talebini reddetmiştir.
C. Gecikme faizi
Gecikme faizi Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı orana üç puanlık bir artış eklenerek belirlenecektir.
BU GEREKÇELERE DAYANARAK, AİHM OYBİRLİĞİ İLE
1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna;
2. AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
3. a) AİHSnin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Yeni Türk Lirasına çevrilmek üzere ve bu miktara tabi olabilecek her türlü vergi ile birlikte Savunmacı Hükümet tarafından başvuranlara aşağıdaki manevi tazminat miktarlarının ödenmesine;
(i) Ferit Çengelliye 10.800 Euro (on bin sekiz yüz Euro);
(ii) Süleyman Eryılmaza 19.200 Euro (on dokuz bin iki yüz Euro)
b) Söz konusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa Merkez Bankasının o dönem marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda faiz uygulanmasına;
7. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddine
Karar Vermiştir.
İşbu karar İngilizce olarak hazırlanmış ve AİHM İç Tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragrafları gereğince 10 Haziran 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy