(AİHS m. 6, 35, 41, 44)
(Başvuru no. 30001/03)
KARAR
STRAZBURG
14 Ekim 2008
İşbu karar AİHSnin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli düzeltmelere tabi olabilir.
USULİ İŞLEMLER
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan 3001/03 nolu davanın nedeni T.C. vatandaşı Tunç Tarımcının (başvuran), Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine 18 Ağustos 2003 tarihinde Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlükler Sözleşmesinin (AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.
Başvuran, İstanbul Barosu avukatlarından H.K. Elban ve Serpil Yalçın tarafından temsil edilmiştir.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOŞULLARI
Başvuran 1941 doğumludur ve Antalyada yaşamaktadır.
Başvuran Antalyada bir daire sahibidir. 14 Ekim 1991 tarihinde Antalya Belediyesinin çıkardığı inşaat iznine dayanılarak komşu arsa üzerine apartman yapmak üzere inşaat çalışmaları başlatılmıştır. Binanın yüksekliği hususundaki sınırlamalara riayet edilmemiş ve sonuç olarak, yeni inşa edilen bina başvuranın altıncı kattaki dairesinin deniz manzarasını kapatmıştır.
Belirsiz bir tarihte başvuran, inşaat izninin kaldırılması için Antalya Belediyesi aleyhinde idari dava açmıştır. İznin, şehir planlama yönetmeliğini ihlal ettiğini ileri sürmüştür. 27 Haziran 1995te Antalya İdare Mahkemesi, başvuran lehine karar vermiş ve inşaat iznini iptal etmiştir. 13 Mart 1996da Danıştay, Antalya İdare Mahkemesinin kararını onamıştır.
Başvuran, Antalya Belediyesinden Antalya İdare Mahkemesinin kararını yürürlüğe koymasını istemiştir. Ancak isteği reddedilmiştir.
18 Ekim 1998de başvuran, Belediyenin 13 Mart 1996 tarihli mahkeme kararını uygulamaya koymaması nedeniyle Antalya İdare Mahkemesine başvurarak tazminat davası açmıştır. Mahkemenin inşaat iznini iptal eden nihai kararının uygulamaya konmamasının dairesinin değer kaybetmesine yol açtığını belirtmiş ve hem maddi hem de manevi tazminat talep etmiştir.
19 Kasım 1998de Antalya İdare Mahkemesi, başvuranın talebini kısmen onaylamış, kendisine maddi tazminat ödenmesine karar vermiş ancak manevi tazminat talebini reddetmiştir.
26 Nisan 2000de Danıştay, Antalya İdare Mahkemesinin maddi tazminat hususundaki kararını onamıştır. Ancak başvuranın, manevi tazminat almaya da hakkı olduğu sonucuna varmış ve bu husustaki kararı bozmuştur. Sözkonusu kararı müteakiben Belediye, başvurana maddi tazminat ödemiştir.
1 Kasım 2000de Antalya İdare Mahkemesi, başvurana manevi tazminat olarak 250,000,000 Türk Lirası (TRL) ödenmesine karar vermiştir.
16 Nisan 2002de manevi tazminat miktarını yeterli bulmayan Danıştay, Antalya İdare Mahkemesinin kararını bir kez daha bozmuştur.
19 Aralık 2002de Antalya İdare Mahkemesi, kararında ısrar etmiştir. Başvuran temyiz etmiştir.
16 Haziran 2005te Danıştay, Antalya İdare Mahkemesinin 19 Aralık 2002 tarihli kararını bozmuştur.
29 Aralık 2005te Antalya İdare Mahkemesi, Danıştayın kararına uymuş ve başvurana, 18 Ekim 1996dan itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte manevi tazminat olarak 1,000,000,000 TRL ödenmesine karar vermiştir.
27 Haziran 2006da Danıştay, Belediyenin itirazını reddetmiştir. Belediye, başvurana sözkonusu meblağı ödemiştir.
HUKUK
I. AİHSNİN 6. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
1. Başvurunun kapsamı
Başvuran öncelikle adil yargılanma hakkının, yerel makamların Antalya İdare Mahkemesinin kararını uygulamaya koymamaları nedeniyle ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Ancak taraflar arasındaki yazılı görüş alış verişinden sonra şikayetinden vazgeçmiştir. Dolayısıyla mahkemenin konuyu incelemesine gerek kalmamıştır.
Bu nedenle dava, başvuranın dava işlemleri görülürken AİHSnin 6/1 maddesinde öngörülen makul süre gereğine uyulmadığına ilişkin ikinci şikayeti ile sınırlanmıştır.
Hükümet, bu iddiaya itiraz etmiştir.
2. 6. maddenin uygulanması
AİHMnin Hüseyin Cahit Ünver/Türkiye kararındaki (karar no. 36209/97, 26 Eylül 2000) içtihadına değinen Hükümet, AİHSnin 6. maddesinin söz konusu davaya uygulanamayacağını belirtmiştir.
AİHM, Ünver davasında başvuranın yerel mahkemeler önünde evinin değerini yitirdiğini hiç ileri sürmemiş olması nedeniyle 6. maddenin, davaya uygulanamayacağına karar vermiştir. Söz konusu davada başvuranın tek isteği, deniz manzarasını ve bölgenin doğal güzelliğini korumaktır. Ancak mevcut davada başvuran, Antalya İdare Mahkemesi ve Danıştay önünde evinin değerinin, komşu binanın yasal olmayan bir inşaat iznine dayanılarak inşa edilmesi nedeniyle düştüğünü ileri sürmüştür. Ayrıca AİHM, yerel mahkemelerce başvurana kaybı için maddi tazminat ödenmesine karar verildiğini kaydetmektedir. Sonuç olarak AİHM, davanın sonucunun başvuranın şahsi ve/veya maddi hakları hususunda belirleyici olduğu kanısına varmıştır.
Bu nedenle AİHM, Hükümetin bu husustaki ön itirazını reddeder ve 6. maddenin sözkonusu davaya uygulanabileceği sonucuna varır.
3. Birinci dava
Hükümet, sözkonusu başvuru ile ilgili iki ayrı dava olduğunu belirtmiştir. İlk dava süreci komşu binaya ilişkin inşaat izninin iptaline ilişkindir ve Danıştayın 13 Mart 1996 tarihli kararı ile sonuçlanmıştır. Ancak 18 Ağustos 2003e kadar AİHMye başvuru yapılmamıştır. Şikayetin bu bölümü, bu nedenle, AİHSnin 35/1 maddesince öngörülen altı aylık süre kuralına uyulmaması nedeniyle reddedilmelidir.
AİHM, bu incelemeyi kabul etmekte ve bu nedenle başvurunun sözkonusu kısmını, AİHSnin 35. maddesinin 1. ve 4. paragrafları gereğince reddetmektedir.
4. İkinci dava
AİHM, yukarıda bahsedilen 1996 tarihli mahkeme kararının icra edilmemesi nedeniyle ikinci davanın 18 Ekim 1998de başladığını ve Danıştayın bir başka kararı ile 27 Haziran 2006da sona erdiğini gözlemlemektedir. Bu süre içerisinde ilk derece mahkemesi ve Danıştay ayrı ayrı dört karar vermiştir. Dava iki aşamalı yargılamada yedi yıl sekiz ay sürmüştür.
AİHM, AİHSnin 35/3 maddesi çerçevesinde şikayetin söz konusu kısmının dayanaktan yoksun olmadığını kaydetmektedir. Ayrıca başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru taşımadığını belirtmektedir. Bu nedenle başvuru kabuledilebilir niteliktedir.
Bir yargılama süresinin makul nitelikte olup olmadığı, davanın koşullarına, bilhassa da davanın karmaşıklığına, başvuranın ve yetkili makamların tutumuna ve davanın ilgililer açısından arz ettiği öneme bakılarak değerlendirilir (bkz., diğer birçokları arasında, Frydlender - Fransa, no: 30979/96, prg. 43).
AİHM, mevcut davadakine benzer konuların ortaya çıktığı davalarda sıklıkla 6/1 maddenin ihlal edildiğini tespit etmiştir.
Mevcut davada yerel mahkemeler, yedi yıl sekiz ay içerisinde sekiz karar vermiştir. Ancak AİHM, Danıştay önünde geçen sürelerin haddinden fazla olduğu gerçeğini göz ardı edemez. Hükümetin, bu hususta hiçbir açıklamada bulunmaması ve başvuranın gecikmeye katkıda bulunduğuna dair kanıt olmaması nedeniyle yerel mahkemelerin yeterli titizliği göstermediği anlaşılmaktadır.
Konuyla ilgili içtihadını göz önünde bulunduran AİHM mevcut davadaki yargılama süresinin uzun olduğu ve makul süre koşulunu karşılamadığı hükmüne varmaktadır.
Dolayısıyla 6/1 madde ihlal edilmiştir.
IV. AİHSNİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
AİHSnin 41. maddesine göre:
Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın adil tazminine hükmeder.
A. Tazminat
Başvuran, maddi tazminat olarak 15,000 Euroya (EUR) denk olan 27,964 yeni Türk Lirası (TRY) ve manevi tazminat olarak 2,700 Euroya denk olan 5,000 TRY talep etmiştir.
Hükümet bu taleplere itiraz etmiştir.
AİHM talep edilen maddi tazminat ve tespit edilen ihlal arasında illiyet bağı bulunmadığını kaydetmektedir. Bu nedenle söz konusu talebi reddetmiştir. Ancak, manevi tazminat hususunda, dava koşullarını ve içtihadını göz önüne alan AİHM başvurana talep ettiği meblağın tamamı olan 2,700 Euronun ödenmesine karar vermiştir.
B. Yargılama masraf ve giderleri
Başvuran, ayrıca avukatlık ücreti için 4,800 Euroya (EUR) denk olan 9,000 yeni Türk Lirası (TRY) ve yargılama masraf ve giderleri için 70 Euroya denk olan 130 TRY talep etmiştir. Başvuran, avukatlık ücreti sözleşmesi sunmuş ve avukatının, AİHMye sunacağı başvuruyu hazırlamak için 36 saatini harcadığını belirtmiştir.
Hükümet, sözkonusu talebe itiraz etmiştir.
AİHM içtihadına göre, bir başvuran gerçekliğini ve gerekliğini kanıtladığı makul miktarlardaki yargı giderlerini elde edebilir. AİHM, sözkonusu davada, kendisine sunulan bilgiye ve yukarıdaki ölçütlere dayanarak, başvurana bu başlık altında toplam 1,000 EUR ödenmesini makul bulmaktadır.
C. Gecikme Faizi
AİHM, Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYANARAK AİHM, OYBİRLİĞİ İLE
1. İkinci idari davanın uzunluğuna ilişkin şikayetin kabuledilebilir ve başvurunun kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;
2. AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
3. (a) AİHSnin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Yeni Türk Lirasına çevrilmek üzere aşağıda kaydedilen meblağların ödenmesine;
(i) manevi tazminat olarak 2,700 Euro (iki bin yedi yüz Euro) ve ödenebilecek her tür
vergi;
(ii) yargılama masraf ve giderleri için 1,000 Euro (bin Euro) ve ödenebilecek her tür
vergi;
(b)Yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli olan marjinal kredi kolaylığı oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;
4. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddedilmesine karar vermiştir.
İşbu karar İngilizce olarak hazırlanmış ve AİHM İçtüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragrafları gereğince 14 Ekim 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy