(AİHS. m. 34, 41, 44, 1 Nolu Protokol) (AKKUŞ - TÜRKİYE DAVASI) (AK - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no: 30302/03)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
2 Haziran 2009
İşbu karar Sözleşmenin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup şekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.
USUL
T.C. vatandaşı Ali Kemal Doğangün (başvuran) tarafından Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, 25 Mart 2003 tarihinde, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşmenin (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi - AİHS) 34. maddesi uyarınca yapılan 30302/03 numaralı başvuru sonucu bu dava görülmektedir.
Başvuran Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde Ankara Barosu avukatlarından H. Solhan tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOŞULLARI
Başvuran 1935 doğumlu olup Ankarada ikamet etmektedir.
Başvuran 4 Eylül 2000 tarihinde Keçiören Belediyesi hakkında (İdare) Ankara Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) dava açmıştır. Belediyenin arsasına kamulaştırmasız el attığı iddiasıyla 2.000.000.000 TL. (o dönemde yaklaşık 3.410 Euro) maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
Mahkeme sözkonusu arsanın değerinin tespiti için bilirkişi incelemesi yapılmasını istemiştir.
25 Mayıs 2001 tarihinde hazırlanan bilirkişi raporunda arsanın değeri 42.510.000.000 TL (o dönemde yaklaşık 45.095 Euro) olarak belirlenmiştir.
14 Haziran 2001 tarihinde Mahkeme, 6 Eylül 1995 tarihinden itibaren geçerli yasal faiz oranıyla birlikte başvurana talep ettiği 2.000.000.000 TL. (o dönemde yaklaşık 1.905 Euro) tazminatın ödenmesine karar vermiştir.
İdare bu kararı temyize götürmüştür.
Yargıtay 18 Mart 2002 tarihli bir karar ile yasal faizin geçerli olacağı tarihin başvuranın ilk derece mahkemesine başvurduğu 4 Eylül 2000 olacağı düzeltmesiyle birlikte kararı onamıştır.
İdare kararın düzeltilmesi başvurusunda bulunmuştur.
Yargıtay 27 Haziran 2002 tarihinde İdarenin bu talebini reddetmiş ve 18 Mart 2002 tarihli kararını tüm hükümleriyle onamıştır.
Mahkeme 26 Aralık 2002 tarihinde başvuran tarafından yapılan ek başvuru üzerine 25 Mayıs 2001 tarihli bilirkişi raporuna uygun olarak 4 Eylül 2000 tarihi itibarıyla geçerli olacak yasal faiz oranı ile birlikte başvurana 40.510.000.000 TL (o dönemde yaklaşık 24.060 Euro) ek kamulaştırma tazminatı ödenmesine karar vermiştir.
İdare tarafından bu meblağ ödenmediğinden başvuran icra takibi başlatmıştır.
14 Haziran 2001 tarihli icra kararı üzerine İdare 7 Ekim 2005 tarihinde başvurana 8.057 YTL (o dönemde yaklaşık 4.875 Euro) tutarında ödeme yaparak icra işlemini durdurmuştur.
15 Ekim 2007de, 26 Aralık 2002 tarihli kararın ifası için taraflar arasında bir ödeme protokolü imzalanmıştır. Bu mutabakata göre İdare başvurana yapacağı ödemeyi taksitlendirerek gerçekleştirecekti.
Ödeme tarihi Ödeme tutarı
15 Ekim 2007 40.000 YTL (23.760 Euro)
30 Ekim 2007 40.000 YTL (23.355 Euro)
15 Kasım 2007 40.000 YTL (23.205 Euro)
30 Kasım 2007 40.000 YTL (22.800 Euro)
17 Aralık 2007 40.000 YTL (23.395 Euro)
8 Ocak 2008 7.540 YTL (4.380 Euro)
9 Ocak 2008 7.533,42 YTL (4.415 Euro)
11 Ocak 2008 1.250 YTL (735 Euro)
HUKUK
Başvuran kesinleşmiş yargı kararına rağmen alacaklı olduğu meblağın İdare tarafından ödenmediğinden şikayetçi olmaktadır. Başvuran mülkiyet hakkına riayet edilmediğini öne sürmekte ve Ek 1 nolu Protokolün 1. maddesine atıfta bulunmaktadır.
Hükümet başvurana alacaklı olduğu tüm miktarın ödenmesiyle birlikte başvuranın mağduriyetinin ortadan kalktığını ifade etmektedir.
Başvuran Hükümetin bu tespitine karşı çıkmakta ve İdarenin AİHMye başvurulmasının ardından ödemeyi yaptığını öne sürmektedir. Başvuran alacaklı olduğu miktarın kendisine geç ödenmesinin ve yasal faizin yetersiz kalmasının hatırı sayılır ölçüde maddi zarara uğrattığını ileri sürmektedir.
AİHM yerleşik içtihadından ileri gelen kıstaslar (Bkz. özellikle Bourdov-Rusya (no2), no: 33509/04, 15 Ocak 2009, Bourdov-Rusya (no1) no: 59498/00, 7 Mayıs 2002, sözü edilen Akkuş) ve mahkemeye sunulan delillerin tamamı ışığında, başvuranın Ek 1 nolu Protokolün 1. maddesi uyarınca mağdur olduğunu öne sürebileceğine itibar etmektedir. AİHM başvurunun esastan incelenmesini uygun görmektedir. Başvurunun dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM ayrıca başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle başvuru kabuledilebilir niteliktedir.
AİHM esas ile ilgili olarak yerleşik içtihadından ileri gelen kıstas uyarınca talep edilebilirliği yeterince ispat edildiği takdirde bir «alacağın» Ek 1 nolu Protokolün 1. maddesi çerçevesinde bir «mülkü» oluşturacağını hatırlatır (Bkz. Stran ve Stratis Andreadis Yunan Rafinerileri-Yunanistan kararı, 9 Aralık 1994, A serisi no: 301-B, sözü edilen Bourdov (no1 ve 2) kararları). Bu ilke mevcut başvuruya da uygulanabilmektedir.
AİHM başvuranın 14 Haziran 2001 tarihli kararın, 27 Haziran 2002de nihai hale geldiğini ve ödemenin tamamının icra takibi başlatılmasından sonra 15 Ekim 2007de ödendiğini tespit etmektedir. 26 Aralık 2002 tarihli hükmün ifasına ilişkin AİHM, İdarenin başvuranın alacağını 15 Ekim 2007 tarihinden itibaren ödemeye başladığını gözlemlemektedir.
AİHM, İdarenin borcunu ödediğini ve Akkuş kararında benimsenen içtihat uyarınca başvuranın herhangi bir reel kaybının bulunmadığını kabul etmektedir (AİHMnin benimsediği hesaplama yöntemi için bkz. sözü edilen Akkuş kararı prg. 35). Buna karşılık, AİHMye göre sözkonusu meblağların başvurana gecikmeli olarak ve icra takibi vasıtasıyla ödenmesi İdarenin mahkeme kararlarını yerine getirmekte uzun süre direnmesine uygun bir telafi sayılmaz (Bkz. sözü edilen Ak kararı, Metaxas-Yunanistan kararı, no: 8415/02, 27 Mayıs 2004 ve Karahalios-Yunanistan kararı no: 62503/00, 11 Aralık 2003).
Öte yandan AİHM, Devletin bir kurumunun adli bir karar sonucu oluşan bir borcun ödenmemesi için kaynak yetersizliği bahanesini öne süremeyeceğini hatırlatır (Bkz. sözü edilen Ak prg. 24, Bourdov (no1) prg. 41 kararları).
Sonuç itibarıyla, Ankara Asliye Hukuk Mahkemesinin kararlarına uymayan İdare, geçen bu süre zarfında başvuranı yalnızca ödemenin yapılacağı tarih konusunda bir belirsizliğe itmekle kalmamış, aynı zamanda adı geçenin taşınmazlarından arzu ettiği şekilde istifade etmesine de engel olmuştur (Bkz. sözü edilen Bourdov prg.87 ve Bourdov (no1) prg.41).
Bu nedenle AİHSye Ek 1 nolu Protokolün 1. maddesi ihlal edilmiştir.
Geriye AİHSnin 41. maddesinin uygulanması kalmaktadır. Başvuran 300.000 Euro maddi tazminat ve 300.000 Euro manevi tazminat talep etmektedir. Başvuran yargılama gider ve masraflarına ilişkin herhangi bir rakam telaffuz etmemekte, bu konuyu AİHMnin takdirine bırakmaktadır.
AİHM tespit edilen ihlal kararı ile öne sürülen maddi tazminat arasında hiçbir illiyet bağı kuramamakta ve bu talebi reddetmektedir. AİHM buna karşın, başvurana 5.000 Euro manevi tazminat ödenmesini kararlaştırmaktadır. AİHM yargılama masraf ve giderleri ile ilgili herhangi bir kanıtlayıcı belge sunulmadığından bu yönde bir ödeme yapılmasını gerekli görmemektedir.
AİHM Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE,
1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna;
2. Ek 1 nolu Protokolün 1. maddesinin ihlal edildiğine;
3. a) AİHSnin 44 / 2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TLye çevrilmek ve her türlü vergiden muaf tutulmak üzere Savunmacı Hükümet tarafından başvurana maddi tazminat olarak 5.000 (beş bin) Euro ödenmesine;
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar Hükümet tarafından, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda faiz uygulanmasına;
4. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddine;
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHMnin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragraflarına uygun olarak 2 Haziran 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy