(AİHS m. 6, 10, 11, 34, 35, 44) (765 S. K. m. 169) (3713 S. K. m. 5) (KOŞTİ VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI) (ÖZTÜRK - TÜRKİYE DAVASI) (SAVGIN - TÜRKİYE DAVASI) (YAŞAR KAPLAN - TÜRKİYE DAVASI) (YILMAZ VE KILIÇ - TÜRKİYE DAVASI) (ŞİRİN - TÜRKİYE DAVASI) (SOSYALİST PARTİ VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no: 3224/03)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
30 Kasım 2010
İşbu karar Sözleşme'nin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup şekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan (3224/03) numaralı başvurunun nedeni T.C. vatandaşı Turan Biçer'in (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) 26 Ağustos 2002 tarihinde Temel İnsan Hakları ve Özgürlüklerini güvence altına alan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.
Başvuran Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde İzmir barosu avukatlarından S. Çetinkaya tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOŞULLARI
Başvuran 1975 doğumlu olup İzmir'de ikamet etmektedir.
26 Nisan 2001 tarihinde İzmir'in Bornova ilçesi Mevlana semtinde üzerinde "Yaşa lider Apo " yazılı pankartın açıldığı bir eylem yapılmıştır.
29 Mayıs 2001 tarihinde saat 22 sularında aynı semtte benzer bir gösteri daha düzenlenmiştir. Bu iki gösteri yetkililerden önceden izin alınmaksızın gerçekleştirilmiştir. İlk gösteriye on beş, ikinci gösteriye yüz kadar kişi katılmıştır.
Başvuran ikinci gösteri sırasında kaçmaya çalıştığı gerekçesiyle güvenlik güçleri tarafından yakalanmıştır.
1 Haziran 2001 tarihinde İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) nöbetçi hakimi tarafından dinlenen başvuran hakkında tutukluluk kararı verilmiştir.
11 Temmuz 2001 tarihinde cumhuriyet savcısı iddianameyi sunmuş ve TCK'nın 169. maddesi gereğince başvuranı yasadışı bir örgüte yardım ve yataklık etmekle itham etmiştir.
Başvuranın avukatı 5 Aralık 2001 tarihli esas hakkındaki görüşlerinde dosyada yer alan deliller ışığında müvekkilinin yalnızca 29 Mayıs 2001 tarihinde yapılan ve "yaşasın halkların kardeşliği" sloganının atıldığı gösteriye katıldığını öne sürmüştür. Bu türden eylemlerin AİHS ile güvence altına alınan ifade ve toplantı özgürlüğü kapsamında yer aldığını belirterek müvekkilinin serbest bırakılmasını talep etmiştir.
DGM aynı gün başvuranın sözkonusu gösterilere katıldığı ve PKK lehine sloganlar attığı gerekçesiyle TCK'nın 169. ve Terörle Mücadele Kanunu'nun 5. maddesinin uygulanmasına istinaden adı geçeni üç yıl dokuz ay hapis cezasına çarptırmıştır. Başvuranın tutuklu bulunduğu süreyi göz önünde bulunduran Mahkeme bu sürenin uzatılmasını kararlaştırmıştır.
Belirtilmeyen bir tarihte başvuran temyize gitmiştir.
27 Mart 2002 tarihinde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tebliğnamesini sunmuş ve ilk derece mahkemesinin kararının onanmasını talep etmiştir. Bu tebliğname başvurana tebliğ edilmemiştir.
Mahkumiyetinin Yargıtay'ın 12 Haziran 2002 tarihli kararı ile onanması üzerine cezaevine konulmuştur.
6 Ağustos 2003 tarihinde hükümlülerin topluma kazandırılması hakkındaki 4959 sayılı Kanun yürürlüğe girmiştir.
Devlet Güvenlik Mahkemesi 14 Ağustos 2003 tarihli bir karar ile başvuranın 4959 sayılı Kanun'dan yararlanabileceğini kabul etmiş ve mahkumiyetini kaldırmıştır. Sözü edilen mahkumiyet kararı adli sicil kaydından da silinmiş, başvuran aynı gün serbest bırakılmıştır.
HUKUK
I. AİHS'NİN 11. MADDESİ'NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuran barışçı yollardan yapılan bir gösteriye katıldığını ve amacının yalnızca AİHM önündeki davasında Öcalan'ı desteklemek olduğunu öne sürmektedir. Mahkumiyet kararına değinen başvuran AİHS'nin 11. maddesinin ihlal edilmesiyle mağdur olduğunu iddia etmektedir.
A. Kabuledilebilirliğe dair
Hükümet başvuranın mağdur sıfatının bulunmadığı, iç hukuk yollarının tüketilmediği ve AİHS'nin 11. maddesinin uygulanamayacağı gibi üç ayrı kabuledilemezlik itirazında bulunmaktadır.
1. Başvuranın mağdur sıfatı hakkında
Başvuranın mahkumiyetinden ileri gelen tüm sorunların sonuçlarının yasal olarak giderildiğini hatırlatan Hükümet, AİHM'yi AİHS'nin 34. maddesi uyarınca başvuranın artık mağdur olmadığı kararını vermeye davet etmektedir. Bu bağlamda, Doğan Hatun ve Düzgün Bulut-Türkiye (no: 69501/01, 30 Kasım 2006) ve Koşti vd.-Türkiye (no: 74321/01, 3 Mayıs 2007) kararlarına atıfta bulunmaktadır.
AİHM'nin yerleşik içtihadına göre, başvurana yönelik alınan bir kararın veya uygulamanın, başvuranın "mağdur" statüsünü ortadan kaldırması, ancak, ulusal makamların Sözleşme'nin ihlal edildiğini açıkça veya esastan kabul etmeleri ve bunu telafi yoluna gitmeleri ile mümkündür. (Bkz. Öztürk-Türkiye kararı no: 22479/93, /73, AİHM 1999-VI). Bu başvuruda AİHM, başvuranın yararlanmış olduğu 4959 sayılı yasanın 14 Ağustos 2003 yılında yani başvuranın tutukluluk süresinin başlamasından iki yıl sonra kabul edildiğini gözlemlemektedir. 29 Mayıs 2001 tarihinde mahkum edilen, 5 Aralık 2001 tarihinde serbest bırakılan ve daha sonra yeniden mahkum olan başvuran hükmedilen cezanın neredeyse yarısını çekmiştir (Bkz. Savgın-Türkiye no: 13304/03, 2 Şubat 2010).
AİHM bu durumda 14 Ağustos 2003 tarihli kararın başvuran hakkında yürütülen ceza davasının sonuçlarını gideremeyeceğine itibar etmektedir (Bkz. mutatis mutandis, Yaşar Kaplan-Türkiye no: 56566/00, 24 Ocak 2006).
Hükümetin argümanlarında atıfta bulunduğu davalar ile ilgili olarak AİHM, bu başvurunun sözü edilenlerden farklı olduğunu hatırlatır. Doğan Hatun ve Düzgün Bulut kararında ikinci başvuran tutuklanmamış ve hakkında verilen hürriyetinden yoksun bırakma cezası 4616 sayılı Kanun gereğince infaz edilmemiştir.
Diğer sözü edilen Koşti vd. kararında ise 4616 sayılı Kanun'un uygulanmasına istinaden anılan mahkemedeki ceza sürecinin şartlı askıya alınması dolayısıyla AİHM başvuranların bağımsız ve tarafsız bir mahkemede yargılanma konusunda mağdur olmadıkları sonucuna varmıştır.
AİHM bu nedenle Hükümetin itirazını reddetmektedir.
2. İç hukuk yollarının tüketilmemesi hakkında
Hükümet hiçbir surette başvuranın toplanma özgürlüğüne karşı bir sürecin başlatılmadığını savunmaktadır.
Benzer bir itiraz AİHM tarafından daha önce incelenmiş ve reddedilmiştir (Bkz. Yılmaz ve Kılıç-Türkiye no: 68514/01, 17 Temmuz 2008). AİHM İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi'ne 5 Aralık 2001 tarihinde sunulan esas hakkındaki görüşlerinde başvuranın avukatı aracılığıyla suç unsurunu oluşturan olayların AİHS ile güvence altına alınan ifade ve toplanma özgürlüğü kapsamına girdiğini kabul ettiğini tespit etmektedir.
Bu durumda bu itiraz da reddedilmektedir.
3. AİHS'nin 11. maddesinin uygulanabilirliği hakkında
Hükümet AİHS'nin 11. maddesinin barışçıl yollardan düzenlenen gösteriye katılması dolayısıyla değil, terör örgütüne yardım etmesi ve örgütü desteklemesi dolayısıyla mahkum edilen başvuranın durumuna uygulanamayacağını savunmaktadır. Bu bağlamda başvuranın katıldığı gösteriler barışçıl yollardan düzenlenen gösteriler olarak nitelendirilemez.
Başvuran bu iddiaya karşı çıkmaktadır. Sözü edilen gösterilere iştirak ettiğini kabul eden başvuran, Öcalan'a adil bir yargılanma hakkı verilmesi talebinin belki alışılagelmiş bir durum olmadığını, hatta halkın büyük kesimini şok edici bir düşünce olarak sayılabileceğini, fakat hiçbir terörist eylemin ya da terörün desteklenmesinin söz konusu olmadığını ileri sürmektedir.
AİHM, 11. maddenin uygulanma alanının daha ziyade özellikle başvuranın toplanma özgürlüğüne karşı bir müdahalenin varlığı ile ilintili olduğunu saptamaktadır. AİHM bu durumda yapılan şikayeti davanın esasına birleştirerek inceleyecektir.
AİHM, AİHS'nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde şikayetin dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle yapılan şikayet kabuledilebilir niteliktedir.
B. Esasa hakkında
Hükümet dava konusu olayların hiçbir şekilde başvuranın toplanma özgürlüğüne karşı bir müdahaleyi teşkil etmediğini savunmakta bu bağlamda AİHS'nin 11. maddesinin uygulanabilirliği hakkındaki argümanlarını yinelemektedir.
İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin başvuranın mahkum edilmesindeki delil unsurlarında yalnızca katılmış olduğu gösterilerde dile getirdiği sloganlara dayandırdığı tespitinden hareketle AİHM, başvuranın toplanma ve ifade özgürlüğü hakkına yönelik bir müdahalenin olduğu sonucuna varmakta ve Hükümetin ön itirazını reddetmektedir (Bkz. mutatis mutandis, sözü edilen Yılmaz ve Kılıç, a contrario, Şirin-Türkiye no: 47328/99, 27 Nisan 2004).
AİHM sözkonusu müdahalenin AİHS'nin 11/2 maddesi gereğince yasa ile öngörüldüğünü ve ulusal güvenliğin sağlanması ve kamu düzeninin korunması gibi meşru amaçları içerdiğini gözlemlemektedir. Geriye bu tür bir müdahalenin demokratik bir toplumda gerekli olup olmadığını incelemek kalmaktadır.
AİHM daha önce de buna benzer şikayetlerin dile getirildiğini ve 10. madde (Bkz. sözü edilen Savgın, Yılmaz ve Kılıç) ve 11. maddenin (Bkz. Çetinkaya-Türkiye no: 75569/01, 27 Haziran 2006 ve Oya Ataman) ihlal edildiği sonucuna vardığını anımsatır
AİHM mevcut davayı kendisine sunulan bütün unsurlar ışığında incelemiş ve Hükümetin bu davada farklı bir sonuca ulaşmasını sağlayacak ikna edici hiçbir tespit ve delil sunmadığını tespit etmiştir. AİHM izinsiz olarak düzenlenen bir gösteri sözkonusu olduğunda (sözü edilen Oya Ataman ile karşılaştırınız), hüküm kararının gerekçesine ve başvurana hükmedilen cezanın ağırlığına özel bir önem verdiğini ifade etmektedir.
AİHM dava dosyasından edinilen bilgilere göre düzenlenen iki gösteride herhangi bir şiddet eyleminin meydana gelmediğini gözlemlemektedir. İlk gösteride toplanan yaklaşık on beş kişi ve ikinci gösteride yaklaşık yüz kişi daha ziyade Öcalan'ı desteklediklerini göstermek ve adı geçenin AİHM önündeki davasına kamuoyunun dikkatini çekmek amacıyla bir araya gelmiştir. Dava dosyası gösterilerin ve eylemlerin şiddet içerikli olduğunu gösterir herhangi bir delili, ya da unsuru içermemektedir (Bkz. mutatis mutandis, Sosyalist Parti vd.-Türkiye kararı 25 Mayıs 1998).
Her ne kadar başvuranın toplantı özgürlüğüne karşı yapılan müdahale ulusal yetkililer tarafından kamu düzenin korunması amacıyla meşru sayılsa da, bilhassa gösterilerin saati ve yeri dikkate alındığında başvurana hükmedilen üç yıl dokuz ay hapis cezası öngörülen cezanın niteliği ve ağırlığı izlenen meşru amaca nazaran orantısız bulunmaktadır. Başvuranın 4959 sayılı Kanun'dan yararlanarak cezasının yalnızca bir bölümünü çekmesi bu sonucu gidermeye yetmemektedir.
Yukarıda dile getirilen hususlar ışığında AİHM, ulusal mahkemelerin başvuranın toplanma özgürlüğüne karşı getirilen "gerekli" kısıtlamasının ötesine geçmiş bulunmaktadırlar.
Bu nedenle AİHS'nin 11. maddesi ihlal edilmiştir.
II. AİHS'NİN 6/1 MADDESİ'NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuran Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nın görüşünün kendisine tebliğ edilmediğinden yakınmakta ve AİHS'nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğini öne sürmektedir.
Hükümet bu iddiaya karşı çıkmaktadır.
AİHM, AİHS'nin 11. maddesine ilişkin varmış olduğu sonucun aksine başvurana hükmedilen cezanın kaldırılmasının AİHS'nin 6/1 maddesi hakkındaki şikayete değin tüm sonuçları gidermeye yettiğini kaydetmektedir. Başvuran bu durumda mezkur mahkumiyetten etkilenmiş sayılmamaktadır ve AİHS'nin 34. maddesi uyarınca bu şikayetin incelenmesinin sürdürülmesinde herhangi bir yarar bulunmamaktadır (Bkz. sözü edilen Emir).
Yapılan bu şikayetin AİHS'nin 35/3 ve 4. maddelerinin uygulanarak reddedilmesi gerekmektedir.
III. AİHS'NİN 41. MADDESİ'NİN UYGULANMASINA İLİŞKİN
A. Tazminat
Başvuran tüm yargı süreci ve mahkum olduğu dönemde uğradığı maddi zarar karşılığında 5.000 Euro maddi tazminat ve ayrıca 10.000 Euro manevi tazminat talep etmektedir.
Hükümet bu taleplerin dayanaksız olduğunu savunmaktadır.
AİHM başvuranın maddi tazminat talebini hiçbir kanıt unsuru ile desteklemediğini not etmekte ve bu talebi reddetmektedir. Buna karşılık AİHM, yukarıda ilgili paragrafta varmış olduğu sonuç ışığında ve hakkaniyete uygun olarak başvurana 9.000 Euro manevi tazminat ödenmesini kararlaştırmaktadır.
B. Yargılama masraf ve giderleri
Başvuran iç hukukta ve AİHM önünde yapmış olduğu yargılama giderleri için 4.300 TL talep etmekte bu talebini destekler mahiyette Türkiye Barolar Birliği'nin uyguladığı asgari tarifeyi sunmaktadır.
Hükümet bu talebin ispat edilmemiş olduğunu savunmaktadır.
AİHM'nin yerleşik içtihadına göre bir başvuran gerçekliğini, gerekliğini kanıtladığı makul miktarlardaki yargı giderlerini elde edebilir. Bu başvuruda AİHM, mahkemeye sunulan deliller ve sözü edilen kıstaslar ışığında yargılama masraf ve giderlerine ilişkin talebi reddetmektedir.
C. Gecikme faizi
AİHM, gecikme faizinin Avrupa Merkez Bankası'nın marjinal kredi faiz oranına üç puanlık bir artış eklenerek belirlenmesini uygun görmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE,
1. Hükümetin AİHS'nin 11. maddenin uygulanabilirliğine ilişkin itirazının esasa birleştirilmesine ve reddedilmesine;
2. AİHS'nin 11. maddesi hakkındaki şikayetin kabuledilebilir, bunun dışında kalanların kabuledilemez olduğuna;
3. AİHS'nin 11. maddesinin ihlal edildiğine;
4. a) AİHS'nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL'ye çevrilmek ve her türlü vergiden muaf tutulmak üzere Savunmacı Hükümet tarafından başvurana 9.000 (dokuz bin) Euro manevi tazminat ödenmesine;
b) yukarıda belirtilen sözkonusu sürenin sona erdiği tarihten ödemenin yapılmasına kadar geçen süre için, sözkonusu meblağlara, Avrupa Merkez Bankası'nın anılan dönem için geçerli olan marjinal kredi faiz oranına üç puanlık bir artış eklemek suretiyle belirlenecek basit faiz uygulanmasına;
5. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddine;
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM'nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragraflarına uygun olarak 30 Kasım 2010 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy