(AİHS m. 6, 34, 35, 41, 44) (765 S. K. m. 456) (1412 S. K. m. 386)
(Başvuru no:34506/03)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
2 Ekim 2007
İşbu karar AIHS 'nin 44§2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli düzeltmelere tabi olabilir.
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan ve (34506/03) başvuru nolu davanın nedeni bu ülke vatandaşı olan Mehmet Bolluk'un, 8 Temmuz 2003 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ("Sözleşme") İnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri güvence altına alan 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.
Başvuran, Balıkesir Barosu avukatlarından M. A. Kaan tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
I. DAVANIN UNSURLARI
Başvuran, 1936 yılı doğumludur ve Balıkesir'de ikamet etmektedir.
17 Ekim 2002 tarihinde, K.T. başvuranın da aralarında olduğu üç kişiden müessir fiil suçundan dolayı şikayetçi olmuştur.
21 Ekim 2002 tarihinde polis tarafından sorgulanan başvuran, kendisi aleyhindeki tüm suçlamaları reddetmiştir.
20 Ocak 2003 tarihinde, Balıkesir Cumhuriyet Başsavcılığı başvuran aleyhinde kamu davası açmış ve öldürme kastı olmaksızın bir başkasının fiziksel ve ruhsal bütünlüğüne yönelik saldırıyı cezalandıran TCK'nın 456/4. maddesinin uygulanmasını talep etmiştir.
30 Ocak 2003 tarihinde, Sulh Ceza Mahkemesi hiç duruşma gerçekleştirmeksizin başvuranı yaklaşık 102 Euro'ya tekabül eden 181.753.415 TL ağır para cezasına çarptırmıştır. Bunun için, Sulh Ceza Mahkemesi, ceza kararnamesi verilmesine olanak sağlayarak basitleştirilmiş yargılamayı öngören Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 386. maddesini temel almaktadır.
13 Mart 2003 tarihinde, başvuran, Balıkesir Asliye Ceza Mahkemesi'nde sözkonusu mahkumiyete itiraz etmiştir. 7 Nisan 2003 tarihli bir karar ile Balıkesir Asliye Ceza Mahkemesi de duruşma gerçekleştirmeksizin bu itirazı reddetmiştir.
HUKUK AÇISINDAN
I. AİHS'NİN 6. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuran, mahkemelerin duruşma yapmamasından dolayı davasının hakkaniyete uygun olarak görülmediğini ileri sürmektedir. Böylelikle, başvuran, duruşmalara katılma ve uygun bir şekilde savunmasını sunma hakkından yoksun bırakılmıştır. Başvuran, AİHS'nin 6. maddesine atıfta bulunmaktadır.
Hükümet bu iddialara karşı çıkmaktadır ve ceza kararnamesinin adil bir yargılamanın sonunda ve hukuk kurallarına riayet edilerek verildiğini belirtmektedir. Hükümet, önemsiz olarak adlandırılan davalarla ilgili yargılamaları basitleştirerek mahkemelerin iş yükünü azaltmayı amaçlayan bir yargılamanın söz konusu olduğuna dikkat çekmektedir. Üstelik Hükümet, ceza kararnamesinin hüküm olarak düşünülemeyeceğini de belirtmektedir. Hükümet, Türk Hukuku'nun, Asliye Ceza Mahkemeleri'ne itirazda bulunmak suretiyle ceza kararnamelerine karşı etkili bir başvuru yolu sunduğu hususunda AİHMnin dikkatini çekmektedir. Hükümet, buradan ceza kararnamesi usulünün AİHSnin 6. maddesinin gereklerine uygun olduğu sonucuna ulaşmaktadır.
Hükümet, 1 Haziran 2005 tarihinden beri yürürlükte olan Tük Ceza Kanunun ve cezai yargılamadaki yeniliklerin kabul edilmesinden itibaren ceza kararnamesi usulünün Türk Hukukunda artık bulunmadığını eklemektedir.
Başvuran, iddialarını yinelemektedir.
A. Kabuledilebilirliğe İlişkin
AİHS'nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde başvurunun dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca, başvurunun başka açılardan bakıldığında da kabuledilmezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle başvuru kabuledilebilir niteliktedir.
B. Esasa İlişkin
AİHM, yargılamanın hiçbir aşamasında başvuranın ulusal mahkemeler önünde duruşmadan faydalanmadığını not etmektedir. Ne ceza kararnamesi çıkaran Ceza Mahkemesi ne itiraz üzerine hükme varan Asliye Ceza Mahkemesi duruşma yapmıştır. Başvuran, kendisini yargılamaya çağrılan hakimler önüne hiçbir zaman vicahi olarak çıkma olanağına sahip olmamıştır.
AİHM, mevcut davadakine benzer sorunları ortaya koyan birçok dava incelemiş ve AİHS'nin 6. maddesinin 1. paragrafının ihlal edildiğini tespit etmiştir (Bkz. diğerleri arasından, Karahanoğlu, Tanyar ve Küçükergin-Türkiye, başvuru no: 74242/01, Gençer ve diğerleri-Türkiye, başvuru no: 6291/02, 21 Aralık 2006, Sümer-Türkiye, başvuru no:27158/02, 6 Şubat 2007 ve Taner karalan).
Mevcut davada, AİHM, gözlemlerinde, Hükümet'in farklı bir sonuca ulaştıracak ikna edici hiçbir tespit ve delil sunmadığını not etmektedir. Ayrıca, AİHM, sözkonusu sonuçların reddedilmesi için hiçbir gerekçe görememektedir.
Olayın unsurlarının tamamı ışığında ve içtihadını göz önüne alarak, AİHM, başvuranın davasının, davaya bakan mahkemeler tarafından hakkaniyete uygun olarak görülmediğinden AİHS'nin 6. maddesinin 1. paragrafının ihlal edildiğini düşünmektedir.
AİHS'nin 6. maddesinin 1. paragrafı kapsamında ulaşılan ihlal tespitini göz önüne alarak, AİHM, mevcut başvuruda ortaya konulan başlıca hukuki sorunu incelediği kanaatindedir. AİHM, AİHS'nin 6. maddesi kapsamında yapılan şikayetlerin geri kalan kısmının ayrı olarak incelenmesine gerek olmadığını düşünmektedir.
A. Tazminat
Başvuran, maddi tazminat olarak 20.000 Euro ve manevi tazminat olarak 30.000 Euro talep etmektedir.
Hükümet, bu miktara itiraz etmektedir.
AİHM, belirtilen ihlallerin olmamasından dolayı Türk mahkemelerinin ulaştıkları sonuçlar üzerinde düşünme gereği duymamakta ve başvuranın maddi tazminat talebini reddetmektedir.
Manevi tazminata ilişkin olarak, AİHM, ihlal tespitinin kendisinin manevi tazminat için yeterli adil tatmin oluşturduğu kanaatindedir.
B. Yargılama masraf ve giderleri
Başvuran, AİHM ve yerel mahkemeler önünde yapmış oldukları masraf ve harcamalar için 7.000 Yeni Türk Lirası (YTL) talep etmektedir.
Hükümet, bu talebe itiraz etmektedir.
AİHM yerleşik içtihadına göre, AİHS'nin 41. maddesi uyarınca, masraf ve harcamaların ödenmesi, gerçekliğinin, zorunluluğunun ortaya konulmasını ve miktarlarının makul oranda olmasını öngörmektedir (latridis-Yunanistan (adil tazmin), başvuru no: 31107/96).
AİHM, başvuranın masraf ve harcamalarına ilişkin iddialarını belgelendirmediğini gözlemektedir. Dolayısıyla, bu talebin reddedilmesi uygun olacaktır.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK AİHM OYBİRLİĞİYLE,
1.Başvurunun kabuledilebilir olduğuna;
2. Ulusal yargılama çerçevesinde bir duruşma gerçekleştirilmediğinden AİHS'nin 6. maddesinin ihlal edildiğine;
3. AİHS'nin 6. maddesi kapsamındaki diğer şikayetlerin ayrı olarak incelenmesine gerek olmadığına;
4. Mevcut kararın kendisinin başvuranın maruz kaldığı manevi tazminat için yeterli adil tatmin oluşturduğuna;
5. Adil tatmine ilişkin diğer tüm taleplerin reddine;
Karar Vermiştir
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM iç tüzüğünün 77/2. ve 77/3. maddelerine uygun olarak 20 Eylül 2007 tarihinde yazıyla bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy