(AİHS m. 6, 34, 35, 41, 44) (TALİPOĞLU - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no. 34656/03)
KARAR
STRAZBURG
22 Eylül 2009
İşbu karar AİHSnin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli düzeltmelere tâbi olabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 34656/03 nolu davanın nedeni Cüneyt Mehmet Barker adlı T.C. vatandaşının (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) 9 Temmuz 2003 tarihinde, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşmenin (AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.
Başvuran, AİHM önünde İstanbul Barosu avukatlarından K. Koç tarafından temsil edilmiştir.
OLAYLAR
DAVA KOŞULLARI
Başvuran 1949 doğumludur ve İstanbulda yaşamaktadır. 15 Ağustos 1988 tarihinde Erdek Asliye Hukuk Mahkemesinde Hazineye karşı bir dava açarak bir arsanın adına tescil edilmesini talep etmiştir.
17 Nisan 1990 tarihinde mahkeme başvuranın talebini kabul etmiş, Hazine temyize gitmiştir.
Başvuran temyiz davasının akıbetini her sorduğunda birinci derece mahkemesi kendisine davanın halen sürdüğü bilgisini vermiştir. Ancak 1998 yılında başvuran, temyiz yargılamasının aslında çok önce, 28 Ekim 1992de sonuçlandığını Yargıtaydan öğrenmiştir. Başvuranın yazdığı dilekçeye cevaben Erdek Asliye Hukuk Mahkemesi, dava dosyasının kendilerine gönderilmediğini ve sonrasında kayıp görünen dava dosyasını yeniden oluşturmaya çalıştıklarını belirtmiştir.
8 Mayıs 1998 tarihinde Hazine, 28 Ekim 1992 tarihli kararın düzeltilmesi talebiyle Yargıtaya başvurmuştur. 28 Eylül 1998 tarihinde Yargıtay, yeniden oluşturulan dava dosyasının yeterli olmadığı ve böyle bir inceleme yapılması için dava dosyasının aslının bulunması gerektiği gerekçesiyle Hazinenin talebinin incelenemeyeceğine karar vererek dava dosyasını Erdek Asliye Hukuk Mahkemesine geri göndermiştir. Tarafların ilettiği bilgiye göre dava halen sürmektedir.
2001 yılında Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğüne bağlı Tapu Tescil Komisyonu bir tapulama tescili yaparak ilgili arsayı K.T. adlı şahıs ve Hazine adına kaydetmiştir.
30 Mayıs 2001 tarihinde başvuran Erdek Kadastro Mahkemesinde bir dava açarak tapulama tespit çalışmasına itiraz etmiştir. 18 Mayıs 2004 tarihinde arsa üzerinde bir inceleme yapılmış, 20 Ekim 2004 tarihinde Erdek Kadastro Mahkemesi başvuranın talebini kısmen kabul etmiştir.
10 Kasım 2005 tarihinde Yargıtay sözkonusu kararı onamış ve Hazinenin kararın düzeltilmesi talebini 26 Şubat 2007 tarihinde reddetmiştir.
HUKUK
I. AİHSNİN 6/1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
Başvuran, Erdek Asliye Hukuk Mahkemesi ve Erdek Kadastro Mahkemesinde görülen yargılama sürelerinin AİHSnin 6/1 maddesinde öngörülen makul süre şartına uymamasından şikâyetçi olmuş, Hükümet iddiaya karşı çıkmıştır.
Dava dosyasındaki unsurlardan, Erdek Asliye Hukuk Mahkemesindeki davanın 15 Ağustos 1988de başladığı ve henüz sonuçlanmadığı anlaşılmaktadır. Bu haliyle dava iki aşamalı yargıda 21 yıl sürmüş durumdadır.
AİHM, Erdek Kadastro Mahkemesi önündeki davaya ilişkin olarak yargılamanın 30 Mayıs 2001 tarihinde başlayıp 26 Şubat 2007 tarihinde sona erdiğini kaydeder. Bu nedenle dikkate alınması gereken süre iki yargı aşamasında 5 yıl 9 aydır.
AİHSnin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde başvurunun dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, başvurunun başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle başvuru kabuledilebilir niteliktedir.
Esasa ilişkin olarak AİHM, Erdek Asliye Hukuk Mahkemesi önündeki davayla ilgili olarak dava dosyasının aslının kayıp olduğunun ve yargılamanın, yeniden oluşturulan dava dosyasının eksik olması nedeniyle Hazinenin düzeltme talebini inceleyemediği görülen Yargıtayda derdest olduğunun taraflar arasında ihtilaf konusu olmadığını kaydeder.
Erdek Kadastro Mahkemesindeki yargılamaya ilişkin olarak ise AİHM davanın, karmaşık olmayan yapısına rağmen sözkonusu birinci derece mahkemesinde yaklaşık 3 yıl 5 ay sürdüğünü kaydeder. AİHM özellikle davanın 30 Mayıs 2001de açılmış olmasına karşın keşfin ancak 18 Mayıs 2004 tarihinde yapılmış olduğunu, bu süreçte yetkililer tarafından hiçbir önemli işlem yapılmadığını belirtir.
AİHM, somut başvurudakine benzer sorunlar ortaya çıkaran davalarda sıklıkla AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiştir (bkz. Talipoğlu - Türkiye, no. 64236/01).
Tarafına sunulan tüm delilleri inceleyen AİHM, somut davada farklı bir sonuca ulaşmasını sağlayacak ikna edici hiçbir tespit ve delilin Hükümet tarafından sunulmadığı kanaatindedir. Konu ile ilgili içtihadını dikkate alarak somut davada yargılama süresinin hem Erdek Asliye Hukuk Mahkemesi hem Erdek Kadastro Mahkemesi önünde aşırı olduğu ve AİHSnin 6/1 maddesinde öngörülen makul süre şartına uymadığı görüşündedir.
Bu nedenle AİHSnin 6/1 maddesi ihlal edilmiştir.
II. AİHSNİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
AİHSnin 41. maddesine göre:
Mahkeme işbu Sözleşme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.
A. Tazminat ve yargılama masraf ve giderleri
Başvuran maddi ve manevi tazminat olarak toplam 70,000 Euro ödenmesini talep etmiş, Hükümet talebe karşı çıkmıştır.
Maddi tazminat talebine ilişkin olarak AİHM, başvuranın talebini destekler nitelikte herhangi bir belge sunmamış olması nedeniyle talebi reddeder.
Bununla birlikte başvuranın sadece ihlal tespiti ile yeterli olarak tazmin edilemeyecek manevi zarara uğradığını kabul etmektedir. Somut dava koşulları ve içtihadını dikkate alarak başvurana 21,000 Euro ödenmesini uygun bulmaktadır.
Başvuran yargılama masraf ve giderlerinin ödenmesi konusunda herhangi bir talepte bulunmamıştır. Bu nedenle bu başlık altında ödeme yapılmaması uygundur.
B. Gecikme faizi
AİHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi faizlerine uyguladığı orana üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar vermiştir.
BU GEREKÇELERE DAYANARAK AİHM OYBİRLİĞİYLE,
1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna;
2. AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
3. (a) Sorumlu devletin başvurana, AİHSnin 44/2 maddesi uyarınca kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihinde geçerli olan kur üzerinden Türk lirasına çevrilmek üzere:
(i) 21,000 (yirmi bir bin) Euro manevi tazminat;
(ii) bu miktara uygulanabilecek her tür vergiyi ödemesine;
(b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten ödemenin yapılmasına kadar geçen süre için Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredilere uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın gecikme faizi olarak uygulanmasına;
4. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddine
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar İngilizce olarak hazırlanmış ve AİHM İç Tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragrafları uyarınca 22 Eylül 2009 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy