(AİHS. m. 10, 29, 34, 35)
(Başvuru no. 36075/03)
Kabuledilebilirliğe İlişkin Nihai Karar
3 Mayıs 2007
OLAYLAR
Başvuran Orhan Sapan, 1963 doğumlu olup İstanbul'da ikamet etmekte olan bir Türk vatandaşıdır. AIHM huzurunda İstanbul'da görev yapmakta olan avukat E. Kanar tarafından temsil edilmiştir.
A. Dava Olayları
Dava olayları, taraflarca sunulduğu şekliyle şöyle özetlenebilir:
Başvuran, "Grandis İletişim Tanıtım ve Halkla İlişkiler Ltd (Chiviyazıları Yayınevi) " adlı yayımcılık şirketinin sahibidir. Başvuran, 2003 yılında, Marquis de Sade'ın "Juliette -Vice Amply Rewarded" adlı kitabının Türkçe tercümesini yayımlamıştır.
3 Nisan 2003'te, İstanbul Emniyet Müdürlüğü, Ceza Kanunu'nun 426. Maddesi uyarınca kitabın kamu ahlakını bozduğunu iddia ederek, kitapla ilgili olarak suç ihbarında bulunmuştur.
7 Nisan 2003'te, Kadıköy Sulh Ceza Mahkemesi hakimi, Kadıköy Cumhuriyet Savcısı'nın isteği üzerine, kitabın duyguları provoke ve istismar ettiğini ileri sürerek kitap nüshalarına el konulması emrini çıkarmıştır. Aynı gün, ceza mahkemesinin kararı, bölgedeki emniyet müdürlüklerine, ceza mahkemelerine ve Cumhuriyet Savcılıklarına iletilmiş ve başvurana bildirilmiştir.
Polis tarafından hazırlanan ve 8 Nisan 2003'te yayımcılık şirketinin bir çalışanı tarafından imzalanan el koyma protokolünde, kitaplar daha önceden kitapçılara dağıtılmış olduğu için, yayınevinde kitap nüshalarının bulunmadığı kayıtlıdır. Başvurana göre, el koyma emrinden haberdar olan kitapçılar, kitap nüshalarını kendisine geri göndermiştir.
8 Nisan 2003'te, Kadıköy Cumhuriyet Savcısı, başvuranın ifadesini aldıktan sonra, 4.542.890.000 Türk Lirası (TRL) tutarında ön ödeme emri çıkarmıştır. Bu emre göre, merin çıktığı günden itibaren on gün içerisinde bu miktarın ödenmesi halinde, başvuran aleyhinde hiçbir suçluluk isnadında bulunulmayacaktır.
15 Nisan 2003'te, başvuran, AİHS'nin 9 ve 10. Maddelerinde teminat altına alınan haklarına karşı gerekçesiz bir müdahalede bulunulduğunu iddia ederek, el koyma emrine itiraz etmiştir. 17 Nisan 2003'te, Kadıköy Ceza Mahkemesi, başvuranın itirazını reddetmiştir.
Başvuran, belirtilen miktarı ödememiştir. Sonuç olarak, Kadıköy Cumhuriyet Savcısı, 24 Nisan 2003'te, Ceza Kanunu'nun 426. Maddesi uyarınca başvuranı müstehcen ve ahlaka aykırı kitaplar yayımlamakla suçlayan bir ithamname vermiştir.
30 Ekim 2003'te, Kadıköy İlk Derece Ceza Mahkemesi, 7 Ağustos 2003 tarihinde yapılan bir değişikliğin ardından, edebi çalışmaların Ceza Kanunu'nun 426. Maddesi'nin uygulama alanından çıkarıldığını belirtmiştir. Sonuç olarak, mahkeme başvuranı beraat ettirmiş ve kitapların zararının ödenmesi emrini çıkarmıştır.
ŞİKAYET
Başvuran, kitap nüshalarına el konmasının, AİHS'nin 10. Maddesi'nde güvence altına alınan haklarını ihlal ettiğinden şikayetçi olmuştur.
HUKUK
Başvuran, AİHS'nin 10. Maddesi'nde teminat altına alınan ifade özgürlüğü hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir. Bunun için, AİHS'nin 10. Maddesi'ni ileri sürmüştür.
Başvuran, sonuç olarak beraat etmiş olsa da, el koyma emri nedeniyle cezai kovuşturma sırasında 10. Madde ihlalinden mağdur olduğunu ifade etmiştir. Başvuran, el koyma emrinin ardından bütün kitapçıların kitap nüshalarını kendisine gönderdiğini ve bunun ardından da bu kitapları ne satabildiğim ne de basabildiğim ileri sürmüştür.
Hükümet, başvuranın aleyhindeki suçlamalardan beraat ettiğini ileri sürmüştür. Ayrıca, kitabın bütün nüshaları kitapçılara dağıtılmış olduğu için, makamlar el koyma emrini yerine getirememiştir. Hükümet, bu nedenle, başvuranın AİHS'nin 10. Maddesi'nin ihlalinden mağdur olduğunu iddia edemeyeceğini belirtmiştir.
AİHM, sözkonusu kitabın edebi bir çalışma olması ve bu nedenle de Ceza Kanunu'nun 426. Maddesi uyarınca başvuranın eylemlerinin cezai bir suç oluşturmaması nedeniyle, başvuranın beraat ettiğini gözlemlemektedir. AİHM, el koyma emriyle ilgili olarak, tarafların el koyma emrinin hiçbir zaman uygulanmamış olması gerçeğini tartışmadığını belirtmektedir. Ancak, bu emir nedeniyle, başvuran altı ay boyunca kitabını pazarlayamamıştır. Bununla beraber, Kadıköy İlk Derece Ceza Mahkemesi'nin kararının ardından, normal satışlar başlatılmıştır.
AİHM, ayrıca, başvuranın bu altı aylık zaman dilimi boyunca hangi yönde etkilendiğini göstermediğini belirtmektedir. Özellikle de, sonraki satışlarla karşılanmayan herhangi bir zararın varlığından veya bu dönemde kaçırmış olduğu bir fırsattan bahsetmemiştir (bkz, Erol ve Diğerleri/Türkiye (karar), no. 37350/97, 27 Ocak 2004).
Bu koşullar altında, AİHM, 34. Madde'nin anlamı çerçevesinde, başvuranın AİHS'nin 10. Maddesi'nin ihlalinden mağdur olduğunu iddia edemeyeceği görüşündedir. AİHM, başvurunun AİHS'nin hükümlerine ratione personae aykırı olduğu ve 35 §§ 3 ve 4. Maddeler uyarınca reddedilmesi gerektiği sonucuna varmıştır.
Bu sonuca göre, AİHS'nin 29 § 3 Maddesi'nin bu davaya uygulanmasından vazgeçilmelidir.
Bu gerekçelere dayalı olarak, AİHM oyçokluğuyla
Başvuruyu kabuledilmez ilan etmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy