(AİHS. m. 6, 13, 34, 35, 41, 44) (2709 S. K. m. 143) (765 S. K. m. 168) (SALDUZ - TÜRKİYE DAVASI ) (ÖCALAN - TÜRKİYE DAVASI) (GENÇEL - TÜRKİYE DAVASI) (GÜLBAHAR VE TUT - TÜRKİYE DAVASI) (HÜSEYİN ŞİMŞEK - TÜRKİYE DAVASI) (İNCAL - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no: 5243/03)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
5 Mayıs 2009
İşbu karar AİHSnin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup, şekli bazı düzeltmelere tabi olabilir.
USUL
T.C. vatandaşı Gürsel Çelik (başvuran) tarafından Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, 23 Ağustos 2002 tarihinde, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşmenin (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi - AİHS) 34. maddesi uyarınca yapılan 5243/03 numaralı başvuru sonucu bu dava görülmektedir.
Başvuran Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde Diyarbakır Barosu avukatlarından M.S. Tanrıkulu tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
Başvuran 1966 doğumludur. Bu başvurunun yapıldığı dönemde hükümlü bulunmaktaydı.
PKK mensubu olmakla suçlanan başvuran 29 Eylül 1998 tarihinde yakalanarak gözaltına alınmıştır.
Başvuran gözaltında bulunduğu sırada avukat yardımı talep etmemiş, sözü edilen örgütün mensubu olduğunu itiraf ederek örgüt içinde üstlendiği görevin ayrıntılarını vermiştir.
Başvuran 8 Ekim 1998 tarihinde cumhuriyet savcısı tarafından dinlenmiş, savcıya jandarmalara verdiği ifadeyi yinelemiştir.
Başvuran 9 Ekim 1998 tarihinde Bismil Asliye Ceza Mahkemesi önüne çıkarılmış, burada hakkında yapılan suçlamaları kısmen kabul etmiştir. Hakim başvuranın tutuklanmasına karar vermiştir.
Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Cumhuriyet Savcısı 2 Kasım 1998 tarihli bir iddianame ile aralarında başvuranın da yer aldığı yirmi yedi kişiyi yasadışı bir örgütün mensubu olmak suçu ile itham etmiştir.
Başvuran iç hukuktaki mahkemeler nezdindeki bütün yargılama sürecinde avukat yardımından yararlanmıştır.
DGM 16 Şubat 1999 tarihinde başvuranı dinlemiştir. Başvuran polise vermiş olduğu ifadeyi inkâr ederek, gözaltında baskı altında gerçekleştirildiğini öne sürdüğü soruşturma işlemlerine itiraz etmiştir.
18 Haziran 1999 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Anayasanın 143. maddesinde değişikliğe gitmiş ve Devlet Güvenlik Mahkemelerinin yapısında (savcılıklar da dahil) askeri hakimlerin varlığına son vermiştir. Aynı doğrultuda 22 Haziran 1999 tarihli DGMler hakkındaki kanunda da değişiklik gerçekleştirilmiştir. Sonuç itibarıyla, başvuranın davasına bakan askeri hakimin yerini sivil hakim almıştır.
22 Temmuz 1999 tarihli duruşmada, askeri hakimin yerine atanan sivil hakim ilk kez DGM bünyesinde yer almıştır. DGM, yeni sivil hakimin dava dosyasını ve tutanaklarını halihazırda okuduğunu ifade etmiştir.
Cumhuriyet savcısı 11 Nisan 2000 tarihli duruşmada davanın esası hakkındaki görüşlerini sunmuştur. Hakimler sanıklara ve avukatlarına savunmalarını hazırlamaları için gerekli süreyi tanımıştır.
17 Ağustos 2000 ve 17 Nisan 2001 tarihleri arasındaki duruşmalarda sanık avukatları savunma için ek süre talep etmiştir.
5 Haziran 2001 tarihinde yapılan on dokuzuncu duruşmada sanıkların savunmaları yapılmıştır.
DGM, 5 Haziran 2001 tarihinde eski TCKnın 168. maddesinin 2. fıkrasına dayanarak başvuranı yasadışı bir örgütün mensubu olmaktan suçlu bulmuş ve on iki yıl altı ay hapis cezasına çarptırmıştır. Hakimler karar gerekçesinde başvuranın jandarmalar önünde ve Bismil Asliye Ceza Mahkemesi hakimi karşısında verdiği ifadeleri dayanak olarak göstermiştir.
Başvuran duruşma talebiyle temyize gitmiştir.
Yargıtay duruşma yaparak 12 Mart 2002 tarihinde kararı onamıştır. Karar 13 Mart 2002 tarihinde tefhim edilmiştir.
HUKUK
AİHSnin 6/1 maddesine atıfta bulunan başvuran kendisini yargılayıp mahkum eden Devlet Güvenlik Mahkemesindeki duruşmanın bir bölümüne askeri hakimin katılması nedeniyle davasının bağımsız ve tarafsız bir mahkemede görülmediğini ileri sürmektedir. Başvuran gözaltında iken avukat yardımından yararlanamaması nedeniyle savunma haklarının ihlal edildiğini iddia etmekte ve AİHSnin 6/3 maddesinin c) fıkrasını öne sürmektedir.
Hükümet başvuranın ulusal mahkemeler önündeki yargılamalarda askeri hakimin varlığı nedeniyle Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsızlığı ve tarafsızlığı hakkında hiçbir surette şikayetçi olmadığını ifade ederek iç hukuk yollarının tüketilmediğini savunmaktadır. Hükümet gözaltında avukat yardımı ile ilgili olarak, başvuranın son gözaltı tarihinin 9 Ekim 1998 olması dolayısıyla bu şikayetin altı ay kuralına uygun yapılmadığını belirtmektedir. Başvuranın avukat yardımı talebinde bulunmadığını ifade eden Hükümet Ahmet Yavuz-Türkiye (no: 38827/02, 21 Kasım 2006) kararına atıfta bulunmaktadır.
AİHM bu başvurudakine benzer itirazların daha önce de reddedildiğini hatırlatır (Bkz. Özer vd.-Türkiye kararı, no: 48059/99, 22 Nisan 2004 ve Salduz-Türkiye kararı no: 36391/02, 27 Kasım 2008). AİHM mevcut bu başvuruda daha farklı bir sonuca varılmasını gerektirecek herhangi bir özel durumun bulunmadığına itibar etmekte ve AİHSnin 35. maddesinin kabuledilemezliğine dair hiçbir gerekçenin bulunmadığını kaydetmektedir. Bu durumda yapılan şikayetler kabuledilebilir niteliktedir.
AİHM esas ile ilgili olarak, askeri hakimin varlığına son verilmesinin ardından başvuranın savunma haklarına ilişkin o ana kadar alınan tedbirlerin ne gözden geçirildiğini ne yenilendiğini not etmektedir (Bkz. Öcalan-Türkiye kararı, no: 46221/99 ve Incal-Türkiye kararı, 9 Haziran 1998). Bu şartlar altında, mahkeme heyetinde yapılan değişikliğin, başvuranın kendisini yargılayan mahkemenin objektif bağımsızlığı ve tarafsızlığı hakkındaki şüphelerini dağıtmaya yetmediğine itibar etmektedir (Bkz. Şimşek-Türkiye kararı, no: 68881/01, 20 Mayıs 2008). Bu durumda AİHSnin 6/1 maddesi ihlal edilmiştir.
AİHM, AİHSnin 6/3 maddesinin c) fıkrasına dayalı olarak başvuranın gözaltı esnasında avukat yardımından yoksun kaldığı şikayeti hususunda Salduz kararına atıfta bulunmakta ve aynı gerekçelere dayanarak AİHSnin 6/1 maddesi ile birlikte sözkonusu bu hükmün de ihlal edildiği sonucuna varmaktadır (Bkz. Gülbahar ve Tut-Türkiye kararı no: 24468/03, 24 Şubat 2009).
Başvuran AİHSnin 6/1 maddesine atıfta bulunarak hakkında yürütülen cezai yargılama sürecinin uzunluğundan şikayetçi olmaktadır. Başvuran ayrıca tutukluluk süresinin uzunluğunun AİHSnin 6/2 maddesinin ihlaline yol açtığını öne sürmektedir. Başvuran son olarak AİHSnin 13. maddesine atıfta bulunmaktadır.
AİHM bu şikayetlere ilişkin, AİHS ile güvence altına alınan hak ve özgürlüklerin herhangi birinin ihlalinin sözkonusu olmadığına kanaat getirir. Dayanaktan yoksun bulunan bu şikayetlerin AİHSnin 35. maddesinin 3. ve 4. paragraflarına uygun olarak reddedilmesi gerekir.
Geriye AİHSnin 41. maddesinin uygulanması kalmaktadır. Başvuran 70.000 Euro manevi tazminat ve AİHM önünde yapmış olduğu yargılama masraf ve giderleri için 5.040 Euro talep etmektedir. Başvuran kanıtlayıcı belge niteliğinde avukatlık ücreti makbuzunu ve Diyarbakır barosunun avukatlık ücret tarifesini sunmaktadır.
AİHM başvurana hakkaniyete uygun 1.000 Euro ödenmesini kararlaştırmaktadır.
AİHM ilke olarak en uygun telafi yönteminin başvuranın, talep etmesi halinde, bağımsız ve tarafsız bir mahkemede en kısa zamanda yeniden yargılanması olacağı kanısındadır (Bkz. Gençel-Türkiye kararı no: 53431/99, 23 Ekim 2003 ve sözü edilen Öcalan kararı prg. 210).
AİHM yargılama masraf ve giderleri hakkında başvurana yapmış olduğu tüm harcamalar için 1.000 Euro ödenmesini uygun görmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE,
1. Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsızlığı ve tarafsızlığı hakkındaki şikayetlerin ve gözaltında avukat yardımından yararlanılmadığı yönündeki başvurunun kabuledilebilir olduğuna;
2. Başvurunun kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;
3. Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsız ve tarafsız bir mahkeme olmaması nedeniyle AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
4. Başvuranın gözaltında avukat yardımından yararlanmaması nedeniyle AİHSnin 6/1 maddesiyle bağlantılı olarak AİHSnin 6/3 maddesinin c) fıkrasının ihlal edildiğine;
5. a) AİHSnin 44 / 2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, miktara yansıtılabilecek her türlü vergi ve masraflarla birlikte, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL.ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümet tarafından başvurana manevi tazminat olarak 1.000 (bin) Euro ve yargılama masraf ve giderleri için 1.000 (bin) Euro ödenmesine;
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar Hükümet tarafından, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda faiz uygulanmasına;
6. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddine;
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHMnin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragraflarına uygun olarak 5 Mayıs 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy