(AİHS. m. 6, 34, 41, 44) (3713 S. K. m. 6)
(Başvuru No: 6016/03)
STRAZBURG
16 Haziran 2009
USUL
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (6016/03) nolu davanın nedeni 1955 doğumlu olan ve İstanbulda ikamet eden (T.C. vatandaşı) Cem Alptekinin (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine 28 Kasım 2002 tarihinde İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşmenin (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi - AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış oldukları başvurudur.
Başvuran, İstanbul Barosu avukatlarından A. Kaya Alptekin tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOŞULLARI
19 Haziran 1998 tarihinde, Adalet Bakanlığı, MİTe ait belgeleri yasa dışı bir biçimde ele geçirdiği, mahkemeye kanıt olarak sunduğu, belgelerin içeriğini açıkladığı, MİTi hedef alan onur kırıcı ve aşağılayıcı ifadeler kullandığı gerekçesi ile avukat olan başvuran hakkında soruşturma açılmasına izin vermiştir.
8 Eylül 1998 tarihinde, Bakanlık, başvuran hakkında kovuşturma başlatılmasına izin vermiş ve soruşturma dosyasını Beyoğlu Cumhuriyet Savcılığına göndermiştir. Savcılık 24 Eylül 1998 tarihli iddianame ile başvuran hakkında dava açmıştır.
6 Ekim 2000 tarihli bir kararla, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi başvuranın beraatına karar vermiştir. Buna karşın 15 Mart 2001 tarihinde Yargıtay, 3713 sayılı Kanunun 6. maddesi uyarınca suçlamaların bir kısmının Devlet Güvenlik Mahkemesinin yetki alanına girdiği gerekçesi ile sözkonusu kararı bozmuştur. Bu durumda davanın sözkonusu kısmı İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesine havale edilmiştir. 1 Mayıs 2002 tarihinde İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi başvuranın beraatına karar vermiştir. Temyiz başvurusu yapılmadığından 9 Mayıs 2002 tarihinde sözkonusu karar nihai hale gelmiştir.
16 Mayıs 2002 tarihinde, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi, suçlamaların geri kalan kısmı ile ilgili olarak başvuran hakkında beraat kararı vermiştir. Savcılık sözkonusu karar hakkında temyiz başvurusunda bulunmuştur. Dosya unsurlarına göre, işbu kararın kabul edildiği tarihte dava halen Yargıtay önünde derdesttir.
HUKUK
AİHSnin 6/1 maddesine atıfta bulunarak, başvuran, dava süresinin uzunluğundan şikayetçidir.
Hükümet, altı ay kuralına riayet edilmediğini belirtmektedir. Hükümet, mevcut davada son iç hukuk kararının 1 Mayıs 2002 tarihli Devlet Güvenlik Mahkemesinin kararı olduğunu savunmaktadır. Başvuranın yargılama süresine ilişkin şikayetini ulusal mahkemeler önünde sunmadığına dikkat çeken Hükümet, iç hukuk yollarının tüketilmediğini belirtmektedir. Başvuran, sözkonusu argümanlara itiraz etmektedir.
AİHM, başvurunun, İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesinde 1 Mayıs 2002 tarihli kararla sonlanan yargılama süresi ile ilgili olmayıp Yargıtay önünde halen derdest olan yargılama süresi ile ilgili olduğunu gözlemlemektedir. Dolayısıyla AİHM, Hükümetin birinci kabuledilemezlik itirazını reddetmektedir. Bir hakimin bireysel sorumluluğunun, başvuranın yargılama süresinin uzunluğu kapsamında yapmış olduğu şikayetin telafisi olarak düşünülemeyeceğine kanaat getiren AİHM, Hükümetin ikinci itirazını reddetmektedir. AİHM, sözkonusu şikayetin hiçbir kabuledilemezlik unsuru içermediğini belirtmektedir. Dolayısıyla başvuru kabuledilebilir niteliktedir.
Esasa ilişkin olarak ise, AİHM, dikkate alınacak dönemin, ön soruşturma izin tarihi olan 19 Haziran 1998 tarihinde başladığını ve dosya unsurlarına göre halen devam ettiğini belirtmektedir.
Dolayısıyla yargılama iki dereceli yargıda yaklaşık on yıl on bir ay sürmüştür. AİHM, müteaddit defalar mevut davadakine benzer sorunları ortaya koyan davaları incelemiş ve konuya ilişkin yerleşik içtihadından doğan kriterleri göz önüne alarak makul süre gerekliliğinin ihlal edildiğini tespit etmiştir (Pélissier ve Sassi-Fransa, başvuru no: 25444/94).
İşbu davada farklı bir sonuca ulaşmak için hiçbir neden göremeyen AİHM, aynı gerekçelerle AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiği tespitinde bulunmak gerektiği kanaatindedir.
AİHSnin 41. maddesinin uygulanmasına ilişkin olarak ise başvuran, 420.000 Amerikan Doları (yaklaşık 316.000 Euro) maddi tazminat, 500.000 Amerikan Doları (yaklaşık 376.000 Euro) manevi tazminat talep etmektedir. AİHM önünde yapmış olduğu çeviri masrafları için 309 Türk Lirası (yaklaşık 150 Euro) talep etmekte ve çeviri masrafları ile ilgili olarak iki fatura sunmaktadır.
Hükümet, AİHMye sözkonusu talepleri reddetme çağrısında bulunmaktadır.
AİHM, tespit edilen ihlalle iddia edilen maddi tazminat arasında illiyet bağı görememekte ve sözkonusu talebi reddetmektedir. Buna karşın AİHM, başvurana 7.000 Euro manevi tazminat ve talep edilen yargılama masraf ve giderlerinin tamamının ödenmesine hükmetmektedir.
Sözkonusu miktarlara, Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi faizlerine uygulanan üç puanlık artış eklenerek belirlenen gecikme faizi uygulanacaktır.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,
1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna;
2. AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
3. a) AİHSnin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde ulusal para birimine çevrilmek üzere Savunmacı Devlet tarafından başvurana aşağıdaki miktarların ödenmesine:
(i) manevi tazminat olarak her türlü vergiden muaf tutularak 7.000 Euro (yedi bin Euro)
(ii) yargılama masraf ve giderleri olarak her türlü vergiden muaf tutularak 150 Euro (yüz elli Euro)
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet tarafından, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;
4. Adil tatmine ilişkin diğer tüm taleplerin reddine;
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHMnin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragraflarına uygun olarak 16 Haziran 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy