(AİHS. m. 3, 6, 14, 34, 35, 41, 44) (E.K. - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no: 620/03)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
21 Nisan 2009
İşbu karar AİHSnin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli düzeltmelere tabi olabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (620/03) nolu davanın nedeni 1952 doğumlu olan ve Ankarada ikamet eden (T.C. vatandaşı) Hasan Coşkunun (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine 4 Aralık 2002 tarihinde İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşmenin (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi - AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış oldukları başvurudur.
Başvuran, Ankara Barosu avukatlarından S. Bozkurt ve Ö. Bozkurt tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOŞULLARI
1996 yılında, başvuran, doçentlik sınavına başvuruda bulunmuştur.
9 Temmuz 1996 tarihinde, akademik çalışmalarının büyük bir kısmı Almanca olduğu gerekçesi ile jürinin Almancaya vakıf üyelerden oluşması yönünde başvuranın yapmış olduğu talep Üniversitelerarası Kurul tarafından reddedilmiştir.
6 Eylül 1996 tarihinde, başvuran, Üniversitelerarası Kurul kararının iptali davası açmış ancak sözkonusu dava, Danıştay 8. Dairesinin 4 Mayıs 1998 tarihli kararı ile reddedilmiştir.
Jüride Almancaya vakıf üyelerin bulunmamasının başvuranın çalışmalarına uygun inceleme yapılmasını etkilediğini belirterek 15 Ocak 1999 tarihinde Danıştay Genel Kurulu sözkonusu kararı bozmuştur.
17 Haziran 1999 tarihinde, bozma kararını yerine getirerek Danıştay 8. Dairesi dava konusu işlemi iptal etmiştir.
Bu süre zarfında, 2 Haziran 1999 tarihinde, bu alanda Almanca bilen profesörün bulunmadığı göz önüne alınarak, bir Alman ve yabancı dili İngilizce olan iki Türk profesör Üniversitelerarası Kurul tarafından jüri üyesi olarak atanmıştır.
6 Temmuz 1999 tarihinde, jüri başvuranın doçentliğinin reddine karar vermiştir. Sadece Alman jüri üyesi başvuran lehine görüş bildirmiştir. Başvuran, 2 Haziran ve 6 Haziran 1999 tarihli işlemler hakkında iptal davası açmıştır. Sözkonusu iptal davası, 10 Ekim 2000 tarihinde, Danıştay 8. Dairesi tarafından reddedilmiştir.
18 Mayıs 2001 tarihinde, Danıştay Genel Kurulu, önceki kararında belirtilen aynı gerekçelerle sözkonusu kararı bozmuştur.
21 Nisan 2003 tarihinde, Danıştay 8. Dairesi dava konusu işlemleri iptal etmiştir.
17 Kasım 2003 tarihinde jüri başvurana doçentlik unvanı vermiştir.
HUKUK
AİHSnin 3. maddesine atıfta bulunarak, başvuran, hak ettiği akademik unvanın verilmesindeki gecikmenin aşağılayıcı bir muamele teşkil ettiği kanaatindedir. AİHSnin 14. maddesine atıfta bulunarak da başvuran, meslektaşları ile kıyaslandığında ayrımcılığa uğradığı kanısındadır.
Sahip olduğu unsurların tamamını göz önüne alan ve ileri sürülen iddiaları değerlendirmeye yetkili olan AİHM, şikayetin bu bölümüne ilişkin olarak AİHS ve Protokolleri tarafından güvence altına alınan hak ve özgürlüklere ilişkin hiçbir ihlal bulunmadığını belirtmektedir. AİHSnin 35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları uyarınca başvurunun bu kısmının kabuledilemez ilan edilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.
AİHSnin 6/1 maddesine atıfta bulunan, başvuran, yargılama süresinin makul süre ilkesine aykırı olduğu kanaatindedir. Başvuran, lehinde verilen ilk hukuki kararın uygulanmadığını ve bunun uzun bir yargılamaya yol açtığını ileri sürmektedir.
Başvuranın nihai olarak 21 Nisan 2003 tarihinde sona eren yargılamanın sonunu beklemeden başvurusunu AİHMye sunduğuna kanaat getiren Hükümet, altı ay kuralına riayet edilmediğinden AİHMye sözkonusu başvuruyu reddetmesi çağrısında bulunmaktadır.
AİHM, bir başvuranın, prensip olarak, başvuruda bulunmadan önce çeşitli iç hukuk yollarına başvurma zorunluluğu olduğunu, sözkonusu başvuru yollarının son aşamasının, AİHMnin kabuledilebilirliğe ilişkin kararını vermeden önce tamamlanması kaydıyla başvurunun yapılmasından sonra sona ermesine müsamaha ettiğini geçmişte ifade etmiştir (bkz, mutatis, mutandis, E.K.-Türkiye, başvuru no: 28496/95, 25 Kasım 2000). Sonuç olarak, Hükümetin bu konudaki itirazının reddedilmesi gerekmektedir. Ayrıca AİHM, bu şikayete ilişkin hiçbir kabuledilemezlik gerekçesi tespit edememektedir. Sözkonusu başvuru kabuledilebilir niteliktedir.
Esasa ilişkin olarak ise AİHM, Danıştayda yürütülen iki yargılamanın bir bütün olarak düşünülmesi gerektiği kanaatindedir. İptalleri talep edilen idari işlemler teknik olarak ayrı olsa bile başvurular esas bakımından benzerdir. Dolayısıyla dikkate alınacak dönem 6 Eylül 1996 tarihinde başlamış ve 21 Nisan 2003 tarihinde sona ermiştir. Böylece sözkonusu yargılama iki dereceli yargıda yaklaşık altı yıl yedi ay sürmüştür. AİHM mevcut davada ortaya konan sorunlara benzer sorunları incelemiş ve konuya ilişkin yerleşik içtihadından çıkan kriterleri göz önüne alarak makul süre gerekliliğine riayet edilmediğini tespit etmiştir (Frydlender-Fransa, başvuru no: 30979/96).
İşbu davada farklı bir sonuca ulaşmak için hiçbir gerekçe göremeyen AİHM, AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiği tespitinde bulunmak gerektiği kanaatindedir.
AİHSnin 41. maddesinin uygulanmasına ilişkin olarak ise başvuran, 27.550 Euro maddi, 20.000 Euro manevi tazminat ve yargılama masraf ve giderleri için 5.320 Euro talep etmektedir. Başvuran, bazı faturaları ve avukatlık sözleşmesini belge olarak sunmaktadır.
Hükümet, aşırı bulduğu miktarlara itiraz etmektedir.
AİHM, tespit edilen ihlalle iddia edilen maddi tazminat arasında bir illiyet bağı görememekte ve sözkonusu talebi reddetmektedir.
Buna karşın AİHM, hakkaniyete uygun olarak başvurana 3.500 Euro manevi tazminat ödenmesi gerektiği kanaatindedir. Başvuran tarafından sunulan belgeler ışığında AİHM, yargılama masraf ve giderleri için 1.000 Euro ödenmesine hükmetmektedir.
Sözkonusu miktarlara Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi faizlerine uyguladığı üç puanlık gecikme faizi uygulanacaktır.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,
1. Başvurunun yargılama süresinin uzunluğuna ilişkin kısmının kabuledilebilir geri kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;
2. AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
3. a) AİHSnin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilmek üzere Savunmacı Devlet tarafından başvurana aşağıdaki miktarların ödenmesine:
(i) her türlü vergiden muaf tutularak 3.500 Euro (üç bin beş yüz Euro) manevi tazminat;
(ii) her türlü vergiden muaf tutularak yargılama masraf ve giderleri için 1.000 Euro (bin Euro);
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet tarafından, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;
4. Adil tatmine ilişkin diğer tüm taleplerin reddine;
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHMnin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragraflarına uygun olarak 21 Nisan 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy