(AİHS m. 1, 34, 41, 44, 1 NOLU PROTOKOL) (2942 S. K. m. 35) (AKA - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no: 6489/03)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
(Adil tatmin)
STRAZBURG
14 Eylül 2010
İşbu karar AİHSnin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli düzeltmelere tabi olabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan ve (6489/03) numaralı başvurunun nedeni T.C. vatandaşları Mustafa Karaman ve Nimet Karaman (başvuranlar) tarafından 24 Ocak 2003 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 34. maddesi uyarınca yapılan başvurudur.
AİHM 15 Ocak 2008 tarihli (esas) kararı ile Ek 1 nolu Protokolün 1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıştır.
Başvuranlar AİHSnin 41. maddesine dayalı olarak adil tatmin başlığı altında 866.000 YTL (yaklaşık 420.400 Euro) tazminat talep etmiş, manevi tazminat ve yargılama giderleri için herhangi bir rakam telaffuz etmemişlerdir.
AİHSnin 41. maddesinin bu aşamada uygulanamayacağını kaydeden AİHM, Hükümeti ve başvuranları altı ay içinde bu mesele hakkındaki yazılı görüşlerini bildirmeye ve bilhassa dostane çözüm anlaşması yoluyla varacakları her türlü uzlaşmadan kendisini haberdar etmeye davet etmiştir.
Ne başvuranlar ne de Hükümet herhangi bir yazılı görüş sunmuştur.
HUKUK
Başvuranlar sözkonusu taşınmazın mülkiyetini edinmenin imkânsız oluşunun altını çizmekte, taşınmazın güncel değerini yansıtan bir tazminatın ödenmesini talep etmektedir. Başvuranlara göre sözkonusu bölgenin güncel metre kare değeri üzerinden (400 ila 500 YTL) taşınmazın yüzölçümüne (2.165 m2) karşılık gelen bu meblağ 866.000 YTLdir (yaklaşık 420.400 Euro). Başvuranlar bu taleplerine dayanak olarak herhangi bir bilirkişi incelemesini sunmamakta, ayrıca manevi tazminat ve yargılama giderleri için hiçbir talepte bulunmamaktadır.
Hükümet AİHMyi bu meblağları reddetmeye davet etmektedir.
AİHM, ihlalin tespit edildiği bir başvuruda Savunmacı Hükümetin ihlali gidermek ve ihlalden önceki duruma mümkün olduğunca dönülmesini sağlayacak şekilde ihlalin sonuçlarını ortadan kaldırmak yükümlüğünün bulunduğunu hatırlatır (Bkz. örneğin Brumarescu-Romanya (adil tatmin) no: 28342/95).
Bir davaya taraf Sözleşmeci Devletlerin, prensip olarak, ihlale hükmedilen bir kararın gereklerini yerine getirmek için başvuracakları yolları seçme serbestliği bulunmaktadır. Bir kararın nasıl icra edileceğine ilişkin takdir yetkisi ile Sözleşmeci Devletlerin, AİHSnin temel yükümlülüğü olan güvence altına alınan hak ve özgürlükleri tanıma (1. madde) yükümlülüğü ile uyumlu bir seçme hakkı kastedilmektedir. İhlalin doğası restitutio in integruma müsaitse, bunu yerine getirmek Savunmacı Devlete düşer, zira AİHMnin bunu bizzat yapmaya ne yetkisi ne imkânı bulunmaktadır. Buna karşılık ulusal hukuk ihlalin sonuçlarını ortadan kaldırmaya olanak tanımıyor ve/veya ancak kısmen giderebiliyorsa, bu durumda AİHSnin 41. maddesi AİHMyi, mağdura uygun göreceği bir telafiyi sağlama yetkisi vermektedir (ibidem).
AİHM ancak AİHSnin ihlalinden kaynaklanan zararlarda adil tatmine hükmedilebildiğini hatırlatır (Bkz. örneğin, Gentilhomme vd.-Fransa no: 48205/99, 48207/99 ve 48209/99, 14 Mayıs 2002).
AİHM mevcut başvuruda dava konusunun bir taşınmazın kamu yararı adına kullanılmasından ileri geldiğini hatırlatır. Bu amaçla taşınmazın yalnızca bir bölümünün kullanılmasına karşın, İdare kalan kısmın başvuranlara geri verilmesine karşı çıkmaktadır. AİHM herhangi bir kamu yararına kullanılmayan ve el atılan taşınmazın kamu amacına hizmet etmemesi doğrultusunda başvuranların sözü edilen taşınmazın ilgili bölümünün kendilerine verilmesini talep edebilecekleri kanısındadır. AİHM nezdinde bu türden bir hak Ek 1 nolu Protokolün 1. maddesi bağlamında -en azından- «mamelek değer» olarak sayılabilmektedir.
AİHM ayrıca iç hukuktaki süreçte 29 Haziran 2000 tarihinde mahkemenin başvuranların taleplerini yerinde bularak sonuç itibarıyla, 1998 Aralık ayında üçüncü şahıslara satılan birinci hisseye karşılık (2.037 m2) ve ikinci hisse ile ilgili (127,90 m2) belediyenin tapusunun iptal edilerek başvuranlar adına tescil edilmesine ve İdare tarafından yasal faiz oranıyla birlikte başvuranlara 10.187 milyon TLnin ödenmesine karar verdiğini anımsatır. Buna karşın, ilk derece mahkemesinin bu kararı Yargıtay tarafından Kamulaştırma Kanununun 35. maddesi uyarınca ihtilaf konusu taşınmazın eski malikleri olarak başvuranların hiçbir mülkiyet haklarının bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir.
AİHM esas kararında, Yargıtayın Kamulaştırma Kanununun 35. maddesi uyarınca eski maliklerin bir mülkiyet hakkını öne süremeyeceklerini ve bir kamu yararı bulunmaksızın taşınmazların İdareye devredilmesinden herhangi bir tazminatı talep edemeyecekleri yönünde yapmış olduğu değerlendirmeyle birlikte, taşınmazın kamu yararına kullanılmamasının genel menfaatin gerektirdikleri ile bireysel hakların korunması zorunluluğu arasında hüküm sürmesi gereken adil dengeyi bozduğu sonucuna varmıştır.
Yukarıda dile getirilen gerekçeler ışığında ve başvuran tarafın taşınmazın güncel değerine ilişkin yapmış olduğu tahminin herhangi bir bilirkişi değerlendirmesine veyahut hukuki çerçevede yapılan bir incelemeye dayanmaması ölçüsünde, AİHM 29 Haziran 2000 tarihinde alınan hükümde karar kılmaktadır. İhtilaf konusu taşınmazın toplam yüzölçümünün 2.164,9 m2 olduğu, 1998 Aralık ayında satışının gerçekleştirildiği dikkate alındığında, ilgili dönemdeki gecikme faizi ve enflasyon etkisi ile birlikte bu meblağın 98.505 TL, yani 47.817 Euroya ulaştığı anlaşılmaktadır (Bkz. mutatis mutandis, Aka-Türkiye 23 Eylül 1998).
AİHM, bu unsurlar ışığında ve hakkaniyete uygun olarak başvuranlara ortaklaşa 47.817 Euro ödenmesini uygun görmektedir.
AİHM, Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına 3 puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, MAHKEME OYBİRLİĞİYLE,
1. a) AİHSnin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TLye çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet tarafından başvuranlara ortaklaşa 47.817 (kırk yedi bin sekiz yüz on yedi) Euro maddi tazminat ödenmesine;
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet tarafından, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;
2. Adil tatmine ilişkin diğer tüm taleplerin reddine;
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHMnin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragraflarına uygun olarak 8 Haziran 2010 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy